Ana içeriğe geç
Sözlük
/
tembih

tembih

noun
TR → EN
"tembih" kelimesinin İngilizcesi: admonition, warning, direction, monition, admonition. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneladmonitionnoun
Genelwarningnoun
Geneldirection
Genelmonition
Geneladmonition
Genelexhortation
Genelexhortation

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)tembihi
Yönelme (-e)tembihe
Bulunma (-de)tembihte
Çıkma (-den)tembihten
Tamlayan (-in)tembihin
Çoğul (-ler)tembihler

Tanım

•isim: Bir şeyin belli biçimde ve yolda yapılmasını söyleme, bunu üsteleyerek hatırlatma
•biyoloji: uyarım

Diğer Dillerde

attention · esteem · respect
köken: From Middle High German ahtunge (“consideration, appreciation”), from Old High German ahtunga, from Proto-West Germanic *ahtungu. By surface analysis, achten + -ung. Compare Yiddish אַכטונג (akhtung), Alemannic German Achtig.
So wollen sie verhindern, dass die Nachricht vom Opfer weitergeleitet wird. — Kimsenin ölüm haberini dışarıya ulaştırmamasını da sıkıca tembih eder.
Fransızcaattention, avertissement, direction (dişil) /a.tɑ̃.sjɔ̃/
attention (mental focus) · vigilance · attention (concern for)
eş: advertance
köken: Borrowed from Latin attentiōnem.
aile: attentionnel, faire attention, prêter attention
İspanyolcaadvertencia, aldabada, aldabonazo, alerta, amonestamiento, animadvertencia (disused) (dişil) /adbeɾˈtenθja/
warning · advice
çekim: çoğul advertencias
köken: From advertir (“to warn”) + -encia.
Aunque hace poco me dijo que no puedo decir que tiene el pelo largo, porque si lo digo — Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.
a warning, a caution · cue, prompt
çekim: çoğul avvertimenti
eş: consiglio, avviso, ammonimento, attenzione, cura, precauzione
köken: From avvertire + -mento.
Sebbene recentemente mi abbia detto che non posso dire che ha i capelli volumizzati, perché se lo dico, — Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.
Rusçaнаставление, внушение, предупреждение, предостережение
предупреждение, предостережение
Играющие говорят ему о своих действиях. — Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi.
Arapçaإِخْرَاج, إِنْذار, اِتِّجَاه, تَحْذِير, تَنْبِيه
رغم انها اخبرتني انه لا يجب ان اقول انها تملك شعرٌ كثيف — Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.
Farsçaجهت, رژی, سمت, طرف, کارگردانی /d͡ʒi.ˈhat/
side; direction · cause; reason · aspect; point of view; respect
çekim: çoğul جهات
köken: Borrowed from Arabic جِهَة (jiha).
از جهت تاریخی
Azericeistiqamət, səmt, tərəf, xəbərdarlıq, yön /istiɡɑ(ː)ˈmæt/
direction · trajectory · current, tendency, trend
çekim: çoğul istiqamətlər · tamlayan istiqamətin
köken: From Arabic اِسْتِقَامَة (istiqāma).
direction, route, course
çekim: çoğul бағыттар · tamlayan бағыттың
aile: бағытсыз, бағытсыздық, бағыттау, бағыттауыш
Özbekçeogohlantirish, tanbeh, taraf, tomon, yo'nalish
side
çekim: çoğul taraflar · tamlayan tarafning
köken: Inherited from Chagatai طرف (ṭrf), from Arabic طَرَف (ṭaraf).
aile: taraflik
Tatarcaтараф, юнәлеш
Felemenkçeopgelet!, richting, verwittiging, waarning, waarschuwing (dişil) /ˈrɪx.tɪŋ/
direction · movement, tendency
çekim: çoğul richtingen
köken: From richten + -ing.
aile: richtingaanwijzer, richtingscoëfficiënt
Ook de eigenaar van het schip denkt aan menselijk falen. — Ayrıca gemi kaptanı uluslararası bir kriz çıkartmaması konusunda da tembihlidir.
studierichting
Portekizcedireção (dişil) /d͡ʒi.ɾeˈsɐ̃w̃/
direction, way · driving (action of operating a motor vehicle) · steering (something used to steer)
çekim: çoğul direções
eş: direcção
köken: Learned borrowing from Latin dīrēctiōnem.
aile: direção artística, direção assistida, direção defensiva, direção elétrica, direção hidráulica, direção mecânica, direção-geral, direcional
Já o pai demostrava desinteresse pelo menino. — Louis henüz çocuk yaştaki oğlunu öç almaması için tembihledi.
Ele estava indo naquela direção [...]
aula de direção
direção hidráulica
Yunancaκατεύθυνση, προειδοποίηση (dişil) /kaˈte.fθin.si/
direction, course
çekim: çoğul κατευθύνσεις · tamlayan κατεύθυνσης
köken: From κατευθύνω (katefthýno) + -ση (-si).
Japonca指揮, 方向, 監督, 警告 /ɕi̥kʲi/
command, direction
çekim: geçmiş 指揮した
(同上) 母曰く、途中でやめてはいけません。 — Küçük kıza, yolda durmamasını tembihler.
Korece감독, 경고, 방향, 지휘 /ka̠mdo̞k̚/
direction, supervision · the director of a cinematic or theatrical production
köken: Sino-Korean word from 監督, from 監 (“oversee”) + 督 (“observe”)
집사람은 그렇게 말하고 다니지 말라고 했지만요. — Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.
İsveççehåll, ledning, regi, riktning, varning (nötr) /hɔl/
a direction · via; through; in the direction of; towards · a range, a distance
çekim: çoğul hålls · tamlayan hålls
köken: Most likely related to hall (“corridor, entryway, hallway”).
Hon tyckte även att de personliga attackerna mot hennes make var obefogade och elaka. — Özellikle kızlarına bunun gereksiz ve sağlıksız olduğunu da tembih ettiğini belirtmiştir.
åt vilket håll?
Vi kör Falkenbergshållet, det är snabbare.
Se upp för trafikköer om du kommer från Partillehållet.
Lehçekierowanie, kierunek, ostrzeżenie, reżyseria, uwaga (nötr) /kjɛ.rɔˈva.ɲɛ/
verbal noun of kierować
çekim: tamlayan kierowania
Tom zdołał przekonać syna, że jeszcze nie jest gotowy na stosunek płciowy. — Louis henüz çocuk yaştaki oğlunu öç almaması için tembihledi.
Ukraynacaзастере́ження, засторо́га, керівни́цтво, керу́нок, на́прям, на́прямок
side, face, direction
çekim: çoğul ओरें
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit *𑀑𑀭 (*ora), from Sanskrit अवर (ávara).
aile: की ओर
verbal noun of johtaa · conducting · derivation
çekim: çoğul johtamiset · tamlayan johtamisen
köken: johta- (“to lead; to conduct; to derive”) + -minen
aile: arvojohtaminen, asiakasjohtaminen, asiakkuusjohtaminen, henkilöstöjohtaminen, ikäjohtaminen, johtamiskyky, johtamismenetelmä, johtamissopimus, johtamistaito, johtamistyyli
Çekçerežie, řízení, směr, varování (dişil) /ˈrɛʒɪjɛ/
direction
çekim: çoğul režií · tamlayan režií
attention · care · gift
çekim: çoğul atenții · tamlayan atenții
köken: Borrowed from French attention, from Latin attentio.
Deși mi-a zis că nu pot să spun că are părul voluminos pentru că, dacă o fac, — Aslında bana onun büyük saçları olduğunu söylememi tembih etti.
Macarcaeligazítás, figyelem, figyelmeztetés, irány, irányítás, iránymutatás /ˈfiɟɛlɛm/
attention (mental focus)
çekim: çoğul figyelmek
köken: The stem is of uncertain origin. Perhaps from an earlier variant of the verb fedd + -elem.
aile: figyel, figyelmes, figyelmetlen, figyelmez → figyelmeztet, elkerüli a figyelmét, figyelembe vesz, figyelemre méltó, figyelmen kívül hagy, figyelmet szentel
İbraniceאַזְהָרָה, בימוי, זְהִירוּת, כיוון \ כִּוּוּן, ניהול
קאראמלו מתאמץ להזהיר את אדונו מפני אנינה. — Caramello Dük'e Anina'dan uzak durmasını tembih eder.
accusative supine of moneō
Dancaadvarsel, retning /advarsəl/
warning · caution (precept or warning against evil or danger) · booking (the issuing of a caution)
çekim: çoğul advarsler · tamlayan advarsels
Norveççeledelse, produksjon
Argumentene besto i at den skulle være stygg og utrygg for barn. — Özellikle kızlarına bunun gereksiz ve sağlıksız olduğunu da tembih ettiğini belirtmiştir.

Etimoloji

From Ottoman Turkish تنبیه, from Arabic تَنْبِيه (tanbīh).

Örnek Cümleler

Bana refakat etmesi tembihlendi.
She was told to accompany me.
Caramello Dük'e Anina'dan uzak durmasını tembih eder.
Caramello does his best to warn the Duke off Annina.
Ağabeylerinin ne yaptıklarını kendisine anlatmasını tembihledi.
Her brother asks her what they should say about him.
Tekrardan akşam 21.30'dan sonra odadan çıkmamaları gerektiği yeniden tembih edilir.
He then reminds her not to leave their bedroom after 9:30 pm.
Tekrardan akşam 21.30'dan sonra odadan çıkmamaları gerektiği yeniden tembih edilir.
He then reminds her not to leave their bedroom after 9:30pm.
Çünkü ona sık sık ayık olmasını tembihliyordum.. [2] Görünüşe göre bana çok kızmış.
To produce a record.
tembih ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod