Ana içeriğe geç
Sözlük
/
olgunlaşmamış

olgunlaşmamış

C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"olgunlaşmamış" kelimesinin İngilizcesi: immature, juvenile, puerile, raw, tender. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelimmature
Geneljuvenile
Genelpuerile
Genelraw
Geneltender
Genelunripe
Genelunseasoned

Görsel

Henüz Olgunlaşmamış Yeşil Muz Salkımı ve Mor Muz Çiçeği AğaçtaOlgunlaşmamış Yeşil Muz Demeti: Taze ve Doğal Muz Salkımı GörseliBeyaz Arka Planda Taze Yeşil Yapraklı Dal ve Olgunlaşmamış MeyvelerDalında asılı duran olgunlaşmamış yeşil limon ve yaprakları bahçe görüntüsü

Tanım

Yenecek kadar olgun olmayan meyve

Diğer Dillerde

tender (for a contract) · tendering, bidding
çekim: çoğul Ausschreibungen · tamlayan Ausschreibungen
Ich halte Tom für unreif.Sanırım Tom olgunlaşmamış.
gross · brut, strong
zıt: net
köken: Inherited from Middle French brut, from Old French brut, from Latin brūtus (“heavy, dull”).
aile: art brut, brut de décoffrage, cidre brut, produit intérieur brut
Immature ou pas, je reste ton employeur.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
produit national brut
sucre brut
ignorant, stupid · uncouth, clumsy
çekim: çoğul brutos
köken: From the Latin brūtus.
aile: a lo bruto, en bruto, fuerza bruta, peso bruto, producto bruto interno, producto interior bruto, producto interno bruto, producto nacional bruto
Quizá sea un papá inmaduro, pero sigo siendo tu jefe.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
without order, reflection, or aim; at random; desultorily
köken: From a caso (“randomly”) + -accio (pejorative suffix).
Penso che Tom sia immaturo.Sanırım Tom olgunlaşmamış.
Parlarono a casaccio per qualche minuto, poi senza una raggione evidente, il teleschermo li zittì con un urlo.
green · inexperienced, raw · sickly, deathly pale (of a face)
çekim: karşılaştırma (по)зелене́е · üstünlük (наи)зелене́йший
eş: бледно-землистый, экологичный
köken: From Proto-Slavic *zelenъ, from Proto-Indo-European *ǵʰelh₃-; whence English yellow, gold, glow and chlorine.
aile: жё̀лто-зелё́ный, мя̀тно-зелё́ный, тё̀мно-зелё́ный
Яблоко ещё не спелое.Bu elma henüz olgunlaşmamış.
ربما أكون أباً غير ناضج ولكنى مازلت رئيسك بالعملOlgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
Farsçaترد, خام /ˈturd/
crispy, crunchy · brittle, fragile, delicate
Azericeçiy, xam /t͡ʃij/
raw, uncooked · lackluster, lusterless · sleepy (voice)
çekim: karşılaştırma daha çiy · üstünlük ən çiy
köken: From Proto-Common Turkic *čïg, *čïg-ïk (“wet, soaking, moist; dew; moisture; raw”). Cognate with Turkish çiğ (“raw”) and Turkish çiy (“dew”), Yakut сиик (siik, “dampness, moisture”), etc.
Kazakçaшикі
Özbekçexom
Tatarcaчи
to offer · to offer oneself, to volunteer, (in sexual contexts) to solicit
çekim: geçmiş boden aan · ortaç aangeboden · şimdiki biedt aan · ulaç aanbiedend
eş: aanmonsteren, solliciteren
köken: From aan + bieden.
aile: aanbiedbaar, aanbieder, aanbieding, aanbod
Onvolwassen of niet, ik ben je werkgever.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim.
feminine singular of cru
Posso ser um pai imaturo, mas ainda sou o teu patrão.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
crude, untreated, unrefined, unprocessed, raw
eş: ανεπεξέργαστος, αλάξευτος
köken: Learned borrowing from Koine Greek ἀκατέργαστος (akatérgastos, “uncultivated; undigested”).
Σε συγχωρώ.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim.
gentle (calm and pleasant) · kind; tender; sweet; considerate; friendly · graceful; gentle (elegant and beautiful)
aile: 優しさ
「わたしより小柄なのに信じられないくらい速く走るのです。Göreceli olarak daha olgunlaşmamışken daha yumuşaktır.
優しい性格
環境に優しい
しかし、相手を思いやる優しいうそ、こういったこともあるでしょう。
사회적 측면에서 그는 아이 같았어요, 완전히 성숙하지는 않았죠.Hayatının sosyal yönünde o tam bir çocuk gibiydi, hiçbir şekilde olgunlaşmamıştı.
a bid, an offer
çekim: çoğul anbuds · tamlayan anbuds
köken: Calque of German Anbot, equivalent to an + bud. Compare Norwegian Bokmål anbud, Dutch aanbod, German Angebot, German Gebot.
Jag vet att du är handikappad av din omognad och förlåter dig.Bak, olgunlaşmamış biri olduğunu biliyorum ve seni affediyorum.
affectionate · tender, sensitive · sensitive (of a measuring instrument)
çekim: karşılaştırma czulszy · üstünlük najczulszy
köken: Etymology tree Proto-Slavic *čulъ Polish czuły Inherited from Proto-Slavic *čulъ.
aile: barwoczuły, nieczuły, czułe miejsce, czułość, naczulić, odczulić, odczulać, rozczulić, rozczulać, uczulić
Może i jestem niedojrzałym ojcem, ale wciąż jestem twoim pracodawcą.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim.
Яблуко ще не стигле.Bu elma henüz olgunlaşmamış.
Hintçeकच्चा, निविदा, रॉ /kət̪.t͡ʃɑː/
raw; uncooked · unripe · unready
köken: Etymology tree Proto-Dravidian *kac-der.? Proto-New Indo-Aryan *कच्च (kacca) Hindi कच्चा Inherited from Proto-New Indo-Aryan *कच्च (kacca, “raw, unripe”) without cluster simplification. Displaced Hindi काँचा (kā̃cā). Compare Sanskrit काषण (kāṣaṇa, “unripe”). Cognate with Punjabi ਕੱਚਾ (kaccā), Bengali কাঁচা (kãca).
यद्यपि वे बलवई घराने के हैं, तौभी न तो उनके वचनों से डरना, और न उनके मुंह देख कर तेरा मन कच्चा हो
tender (sensitive or painful).
çekim: karşılaştırma aristavampi · üstünlük aristavin
Tiedän, että olet epäkypsä etkä voi sille mitään. Saat sen anteeksi.Bak, olgunlaşmamış biri olduğunu biliyorum ve seni affediyorum.
delicate, sensitive, weak (person, their health etc) · delicate, sensitive, tricky (question, matter etc)
çekim: karşılaştırma choulostivější · üstünlük nejchoulostivější
eş: háklivý, delikátní, zimomřivý, vztahovačný, cimprlich, ošemetný
köken: From choulost + -ivý.
Vyber si. Vím, je to hrůza, když jsi dítě. Odpouštím ti.Bak, olgunlaşmamış biri olduğunu biliyorum ve seni affediyorum.
raw, uncooked · unripe · brutal, cruel, barbarous
zıt: copt
köken: Inherited from Latin crūdus.
aile: cruzime
Poate sunt un tată imatur, dar încă sunt patronul tău.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
inexperienced (lacking knowledge because lacking experience)
çekim: karşılaştırma gyakorlatlanabb · üstünlük leggyakorlatlanabb
köken: From gyakorol (“to practice”) + -atlan (“in-, un-, without”, privative adjective-forming suffix).
aile: gyakorlatlanság
Éretlen apa vagyok, de a munkaadód is egyben.Olgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
A gyakorlatlan új munkaerőket egy hónap alatt betanítjuk.
İbraniceחַי, נָא
שיחקתי עם מד-עומק מטיטניום .במקום לשחק עם בובותOlgunlaşmamış bir baba olabilirim. Ama hâlâ patronunum.
Latincecrudus, incoctus, tener /ˈkruː.dʊs/
raw, bloody, bleeding · immature, unripe, premature · unprepared, raw, uncooked
çekim: karşılaştırma crūdior · üstünlük crūdissimus
köken: Disputed. Perhaps from Proto-Indo-European *krewh₂-. * It may be dissimilated from earlier *crūrus, from Proto-Italic *krūros, itself from *kruh₂rós, from *krewh₂- (“raw meat, fresh blood”). Alternatively, Sihler suggests dissimilation from a pre-form *krowros. However, De Vaan argues that the required dissimilation is unusual and "cannot be accepted without further support." * Nussbaum has…
a means of payment, tender
çekim: çoğul betalingsmidler · tamlayan betalingsmiddels
köken: From betaling + -s- + middel.
Jeg ved godt, du er hæmmet af din umodenhed, men jeg tilgiver dig.Bak, olgunlaşmamış biri olduğunu biliyorum ve seni affediyorum.
Norveççetilbud

Örnek Cümleler

Tom olgunlaşmamış.
Tom is immature.
Plan olgunlaşmamış.
The plan is immature.
Sen olgunlaşmamışsın.
You're immature.
Bu çok olgunlaşmamış.
That's so immature.
Onlar olgunlaşmamışlar.
They're immature.
O genç ve olgunlaşmamış.
She is young and immature.
Tom çok olgunlaşmamıştı.
Tom was very immature.
O aptal ve olgunlaşmamış.
He's dumb and immature.
Sanırım Tom olgunlaşmamış.
I think Tom is immature.
Tom genç ve olgunlaşmamış.
Tom is young and immature.
Tom aptal ve olgunlaşmamıştır.
Tom is dumb and immature.
Sizler çok olgunlaşmamışsınız.
You guys are so immature.
olgunlaşmamış ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod