hükmetmek
/ˈhyc.met.mec/
verb
C2 seviye
TR → EN
"hükmetmek" kelimesinin İngilizcesi: award, enact, judge, rule, sway. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelaward
Genelenact
Geneljudge
Genelrule
Genelsway
Geneldominate
Geneldominate
Çekim Tablosu
Geniş zamanhükmedemem
Şimdiki zamanhükmedebiliyor
Gelecek zamanhükmedecek
Geçmiş zamanhükmedemedi
Şarthükmedemese
Gereklilikhükmedememeli
Emirhükmedeme
Tanım
•(mecaz) bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek
•aklına esmek
•düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak
•egemenliği altında bulundurmak
•Bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek
•Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek
•Egemenliği altında bulundurmak, egemenliği altına almak
•Düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak
Diğer Dillerde
Almancaableiten, beherrschen, beurteilen, ein Urteil fällen über, eine Verhandlung führen, einschätzen /ˈʔaplaɪ̯tn̩/
to derive · to dissipate
çekim: geçmiş leitete ab · ortaç abgeleitet · şimdiki leitet ab · ulaç ableitend
eş: abführen, differenzieren, herleiten
köken: From Middle High German abeleiten, from Old High German abaleiten. Equivalent to ab- + leiten. Cognate to Dutch afleiden.
aile: Ableiter, Ableitung
Sie würden Herrschaft durch Unterdrückung bedeuten. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
mediator, arbitrator · referee
çekim: çoğul arbitres
eş: médiateur, regardant
köken: Borrowed from Latin arbiter.
aile: arbitrage, arbitre de chaise, arbitrer
Ils voulaient régner au moyen de la répression. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
İspanyolcaárbitro, canon, dictaminar, dictar, experto, extrapolar / inferir / fiarse de (eril) /ˈaɾbitɾo/
official (e.g. referee or umpire)
çekim: çoğul árbitros
eş: réferi, juez, mediador
köken: Borrowed from Latin arbiter.
Apuntaban a gobernar mediante la represión. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
İtalyancaarbitro, giudicare, giudice, governare, intenditore, regola (eril) /ˈar.bi.tro/
referee, umpire · arbitrator
çekim: çoğul arbitri
eş: padrone, giudice, regolatore, giudice di gara, giacchetta nera
köken: Borrowed from Latin arbitrum.
Volevano dominare con la repressione. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Rusçaвластвовать, господствовать, царствовать, выносить решение, постановление, постановлять
выносить решение, постановление, постановлять
Они намеревались управлять с помощью насилия. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Arapçaحَكَمَ, حُكْم, حُكُومَة, دُسْتُور, قَاضٍ, قَاضِيَة
وهي الحكم بالقمع التام — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Azericehakim, idarə etmək, qayda /hɑːˈkim/
judge · referee (especially in football) · ruler
çekim: çoğul hakimlər · tamlayan hakimin
köken: From Arabic حَاكِم (ḥākim).
hakim partiya
hakim ideologiya
dance
çekim: çoğul билер · tamlayan бидің
köken: From Proto-Turkic *bēg (“lord”). Doublet of бек (bek).
rule
çekim: çoğul qoidalar · tamlayan qoidaning
köken: Borrowed from Arabic قَاعِدَة (qāʕida, “rule, principle”).
aile: qoidalashmoq
Felemenkçeachten, afleiden, bemiddelen, beoordelaar, beoordelen, houden voor /ˈɑxtə(n)/
to regard, consider · to estimate, to reckon
çekim: geçmiş achtten · ortaç geacht · şimdiki acht · ulaç achtend
köken: From Middle Dutch achten, from Old Dutch ahton, from Proto-West Germanic *ahtōn. By surface analysis, acht (“attention, heed, consideration”) + -en.
aile: achtenswaard, achtenswaardig, hoogachtend, minachten, misachten, ongeacht, verachten
Ze wilden ons regeren door middel van repressie. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Ik acht hem heel hoog.
Hij achtte ons nog geen blik waardig.
Hoe waarschijnlijk acht jij dat?
Portekizceconsiderar, governar, juiz, juíza, julgador, julgadora /kõ.si.deˈɾa(ʁ)/
to consider · to think highly of
çekim: geçmiş considerei · ortaç considerado · şimdiki considera
köken: From Old Galician-Portuguese considerar, from Latin cōnsīderāre.
aile: reconsiderar
Eles queriam governar através de meios repressivos. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Yunancaγνώστης, διευθύνω, δικάζομαι, δικάζω, δικαστής, διοικώ (eril)
expert
çekim: çoğul γνώστες · tamlayan γνώστη
eş: ειδήμων, ειδήμονας, ειδικός, εξπέρ, επαΐων, σπεσιαλίστας
Σκόπευαν να κυβερνήσουν μέσω της καταδυνάστευσης. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
rule · Ruhr · loure (dance)
köken: Sense 1 is from English rule.
支配しようとしていました 外交努力でドイツを止めることは不可能でした — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
ルールなし
ルールはひとつ。[…]
North Korea standard form of 규율(規律) (gyuyul, “regulation or rules that enable discipline or order”)
köken: Sino-Korean word from 規律 (“regulation”)
그들은 억압을 통해 지배하고자 했습니다. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
an estate, grounds, property, land
çekim: çoğul ägor · tamlayan ägas
köken: From Old Swedish ǣgha, from Old Norse eiga, from Proto-Germanic *aigǭ, from Proto-Indo-European *eik-.
Hans mor styrde hans hertigdöme under tiden. — O sırada babasına vekaleten Hollanda'ya hükmetmekteydi.
i någons ägo
arbiter (person appointed, or chosen, by parties to determine a controversy between them) · authority (person) · referee (umpire, judge of a game)
çekim: çoğul arbitrzy · tamlayan arbitra
eş: rozjemca, sędzia polubowny, sędzia, autorytet
köken: Etymology tree Latin arbiterlbor. Polish arbiter Learned borrowing from Latin arbiter.
Chcieli rządzić jako oprawcy. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Ukraynacaарбі́тр, владарюва́ти, експе́рт, знаве́ць, керува́ти, панува́ння
Вони хотіли правити за допомогою репресій. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
nuqtaless form of क़ानून (qānūn)
çekim: çoğul कानूनों
Fincearvioida, asiantuntija, erotuomari, hallita, harkita, johtaa /ˈɑrʋioi̯dɑˣ/
to estimate, evaluate, determine, assess, appraise · to rate, judge, assess · to grade, mark (accomplishments at school)
çekim: geçmiş arvioinut · şimdiki arvioi · ulaç arvioiva
köken: arvio (“estimation, evaluation”) + -oida
aile: arvioitu, arvioija, arvioiminen, arviointi, arvioitsija, arvioittaa, aliarvioida, yliarvioida
Çekçeposuzovat, pravidlo, soudce, soudit, soudkyně, sudí /ˈposuzovat/
to judge, assess
çekim: geçmiş posuzovala · ortaç posuzovala · şimdiki posuzuje
Chtěli vládnout prostřednictvím útisku. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
referee · arbiter
çekim: çoğul arbitri · tamlayan arbitrului
köken: Borrowed from French arbitre, from Latin arbiter.
Vroiau să conducă prin represiune. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Macarcaa csúcs, a király, a legjobb, alapelv, alapeset, alapszabály /ˈɒlɒpɛlv/
axiom, basic truth · basic principle, guideline (a fundamental principle that governs an action, procedure, or behavior)
çekim: çoğul alapelvek
köken: From alap (“base, foundation”) + elv (“principle”).
aile: alapelvi, alapelvű
Az elnyomás eszközével akartak uralkodni. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
İbraniceחוק \ חֹק, מָשַׁל, שׁוֹפֵט, שָׁלַט
כוונתם היתה לשלוט באמצעות דיכוי. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Latinceexīstimātor, imperō, iudex, iūdex, iūdicō, lēx (eril) /ˈjuː.dɛks/
judge · decider, umpire · juror
çekim: çoğul iūdicēs · tamlayan iūdicis
köken: From iūs (“law”) + the root of dīcere (“to say, indicate”) + -s.
aile: iūdicābilis, iūdicātiō, iūdicātō, iūdicātum, iūdicātus, iūdiciālis, iūdiciāliter, iūdiciārius, iūdiciolum, iūdicium
judge · magistrate · justice
çekim: çoğul dommere · tamlayan dommers
köken: From Old Norse dómari.
De agtede at regere ved brug af undertrykkelse. — Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
Norveççeregjere
Endonezcejuri
jury · judge (in a competition)
çekim: çoğul juri-juri
Saya tidak ingin memerintah atau menaklukkan siapa pun. — Kimseye hükmetmek veya kimseyi fethetmek istemiyorum.
Etimoloji
Arapça
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Rahman arşa hükmetmektedir.
The ever-merciful, established on the throne (of authority).
Baskıyla hükmetmek istiyorlardı.
They meant to rule by means of repression.
Ardından hepsine hükmetmek için Tek Yüzük’ü yaptı.
"One ring to rule them all".
Bu hükümet ayaktakımına hükmetmek için tasarlandı.
This government was designed to over-rule the mob
Kimseye hükmetmek veya kimseyi fethetmek istemiyorum.
I don't want to rule or conquer anyone.
Doğu Okyanus Ninja kökenimle Dövüş dünyasına hükmetmek
My wish is to rule the boxer's world with my origin of an east ocean ninja.
Efsaneye göre tablete sahip olan herkes evrene hükmetmektedir.
Supposedly, whoever possessed the tablet ruled the universe.
Sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen hükmetmekten geri dur!
So if they come to you (O Muhammad SAW), either judge between them, or turn away from them.
Kötü bir güç tarafından yaratılmışlardır ve amaçları evrene hükmetmektir.
So strong is their passion that it jeopardizes their destinies.
Çünkü İslam'da şura (istişare) hükmetmek için değil, fikir aramak içindir.
This is because the shura (consultation) in Islam is for seeking the opinion and not for ruling.
Bırakacağı son izlenime hükmetmek etmek istemişti ki, mükemmel şekilde başardı.
She wanted the control of her final moment, and she did it amazingly.
Çok büyük bir silahlı gücü elinde tutan Paul Kaufman (Dennis Hopper) şehre hükmetmektedir.
Paul Kaufman (Dennis Hopper) rules the city with overwhelming firepower.