Ana içeriğe geç
Sözlük
/
iftihar

iftihar

/if.ti.haɾ/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"iftihar" kelimesinin İngilizcesi: honor, pride. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhonornoun
Genelpride

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)iftiharı
Yönelme (-e)iftihara
Bulunma (-de)iftiharda
Çıkma (-den)iftihardan
Tamlayan (-in)iftiharın
Çoğul (-ler)iftiharlar

Tanım

isim: övünme

Diğer Dillerde

initialism of Christopher Street Day; Pride
çekim: çoğul CSDs · tamlayan CSDs
Aber in der Tat, auch Christen glorifizieren die Tatsache dass sie sich Gott unterwerfen.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
pride (positive emotion), self-esteem
çekim: çoğul fiertés
köken: From fier + -té, corresponding to Latin feritātem.
Mais en fait, les chrétiens aussi glorifient le fait de se soumettre au seigneur.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
Ce seigneur avait une fierté convenable à un homme qui portait tant de noms.
to comply with, to obey
çekim: geçmiş acaté · ortaç acatado · şimdiki acata
köken: Inherited from Old Spanish acatar ("look at closely, consider", later "pay homage to"), from Vulgar Latin *accattāre, from Late Latin cattāre, from Latin captāre. Compare Portuguese acatar.
aile: acatable, acatamiento
Pero de hecho los Cristianos también están orgullosos de haber rendido su voluntad a Dios.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
flock (of sheep) · pack (of wolves or dogs) · gang (of people)
çekim: çoğul branchi
eş: armento, gregge, gruppo, mandria, accozzaglia, ammasso
köken: From branca.
aile: imbrancare
Anche se, in realtà, anche i cristiani si vantano di essersi arresi a Dio.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
Rusçaгордость (dişil) /ˈɡordəsʲtʲ/
pride
çekim: çoğul го́рдости · tamlayan го́рдости
köken: го́рдый (górdyj) + -ость (-ostʹ)
Англия гордится своими поэтами.İngiltere şairleri ile iftihar etmektedir.
,You know, Omar me two times smaller than in factÖmer kardeţim de var ya, mahallenin medar-ý iftiharý.
pride, vanity
köken: Borrowed from Arabic غُرُور (ḡurūr).
deep respect, veneration
çekim: çoğul ehtiramlar · tamlayan ehtiramın
köken: From Arabic اِحْتِرَام (iḥtirām)
aile: ehtiramlı, ehtiramsız
Kazakçaабырой
honour · prestige, status
eş: бедел
köken: Borrowed from Classical Persian آبروی (āb-i-rōy, “reputation, standing, honor”). Cognate with Uyghur ئابروي (abroy), Bashkir абруй (abruy), etc.
aile: абыройлы
Özbekçeiftixor, sharaf
pride
çekim: çoğul iftixorlar · tamlayan iftixorning
köken: Borrowed from Arabic اِفْتِخَار (iftiḵār).
aile: iftixorli
honour
eş: eerdat
köken: From Middle Dutch êre, from Old Dutch ēra, from Proto-West Germanic *aiʀu, from Proto-Germanic *aizō.
aile: eren, eerbied, eergevoel, eerlijk, eerloos, eermoord, eervol, eerwraak, eerzuil, eredienst
Maar in feite glorieëren christenen ook in het feit dat zij zich aan God hebben onderworpen.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
wolfpack (collective noun for wolves) · a pack of any fierce beast or being · gang (a group of criminals or wrongdoers working together)
çekim: çoğul alcateias
eş: az
köken: Borrowed from Arabic الْقَطِيعَ (al-qaṭīʕa, “herd”).
aile: alcatear
Mas, de facto, os cristãos também se regozijam por se terem rendido a Deus.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
Lá fóra, ouve-se uivar phantastica alcateia
Deitado na cama, uma alcatéia de zumbis e sacerdotisas pululavam diante da minha mente.
Três leões eram irmãos, filhos do mesmo pai, e pertenciam a uma alcateia alegre de mais de vinte leões e leoas.
herd (of cows) · flock (of sheep, goats) · pack (of wolves)
çekim: çoğul αγέλες · tamlayan αγέλης
köken: From Ancient Greek ἀγέλη (agélē).
Ουσιαστικά, και οι χριστιανοί, διαλαλούν περήφανα ότι έχουν δοθεί ολόψυχα στο Θεό.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
pride (self-esteem) · Pride
eş: 誇り, 自尊心
köken: From English pride.
少し引用しますAma aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
プライドを賭ける
プライドが高い
鉄屑に埋もれてた ネジと歯車とプライド
arrogance, haughtiness, pride, conceit
eş: 교, 교앙, 오만
zıt: 겸손
köken: Sino-Korean word from 驕慢.
aile: 교만(驕慢)하다, 교만(驕慢)히
하지만 사실, 기독교도들도 신에게 굴복했다는 사실을 자랑으로 여깁니다.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
honor, glory; an objectification of praiseworthiness
çekim: çoğul äror · tamlayan äras
köken: Borrowed from Middle Low German ēre, from Old Saxon ēra (“renown, glory, honor”). Cognate with Icelandic æra and Faroese æra.
aile: bortom all ära och redlighet, vanära, ärbar, äregirig, ärelysten, ärelystnad, ärelös, ärevördig, ärlig, ärofull
Form of greeting or farewell used with someone with which one is on a first-name basis with or on informal, familiar terms with; hi; hello; bye
çekim: tamlayan czci
eş: szacunek, honor, hołd
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *kʷey-? Proto-Indo-European *kʷeyt- Proto-Slavic *čь̏stь Old Polish cześć Polish cześć Inherited from Old Polish cześć.
Chrześcijanie też chwalą fakt, że oddali się Bogu.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
Cześć, chcesz coś zjeść?
Видавав поезії цих поетів.Araplar bu şiirlerle iftihar ederlerdi.
arrogance · pride · haughtiness
çekim: çoğul अभिमानों
köken: Borrowed from Sanskrit अभिमान (abhimāna). By surface analysis, अभि- (abhi-) + मान (mān).
worth (the quality or degree of having worth or value) · dignity (state of being dignified or worthy of esteem)
çekim: çoğul arvokkuudet · tamlayan arvokkuuden
köken: arvokas + -uus
Mutta tosiasiassa kristitytkin hellästi ylistävät antautumistaan Jumalalle.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
Çekçečest, ctít, hrdost, pýcha, smečka, uznávat (dişil) /ˈt͡ʃɛst/
honor (US), honour (UK) (objectification of praiseworthiness)
çekim: çoğul cti · tamlayan cti
eş: poctivost, řádnost, čestnost, dobrá pověst, počestnost, pocta
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *kʷey-? Proto-Indo-European *kʷeyt- Proto-Slavic *čь̏stь Old Czech čest Czech čest Inherited from Old Czech čest.
Ale křesťané každopádně také oslavují to, že se odevzdali Bohu.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
dělat čest / být ke cti někomu
urážka na cti
honor, integrity, honesty · treat
çekim: tamlayan cinstei
köken: Borrowed from Old Church Slavonic чьсть (čĭstĭ), from Proto-Slavic *čьstь, from Proto-Indo-European *(s)kʷit-tis.
Dar de fapt, și creștinii glorifică ideea că se supun lui Dumnezeu.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
to estimate (at an amount: -ra/-re or -nak/-nek) · to appreciate, to value (to regard highly; a person: -ban/-ben)
çekim: geçmiş becsültek
köken: becs + -ül
aile: becsület, alábecsül, alulbecsül, felbecsül, kibecsül, lebecsül, megbecsül, túlbecsül
A keresztények is azzal büszkélkednek, hogy alávetik magukat Istennek.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
A férfi életkorát húsz évre becsültük.
Egy kilósnak becsülöm ezt a követ.
Becsülöm a kitartásodat.
בתי השכונה נושקים לשפת המחצבה.Bu arkadaşlarımız mahallenin medaar-ı iftiharıdır.
Latinceaugeō, excolo, honōrō /ˈɛk.skɔ.ɫoː/
to tend or cultivate (figurative) · to improve or perfect · to honour
çekim: ortaç excultus · şimdiki excolit · ulaç excolēns
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₁éǵʰs Proto-Italic *eks Latin ex Latin ex- Proto-Indo-European *kʷelh₁- Proto-Indo-European *kʷélh₁-e-ti Proto-Italic *kʷelō Latin colō Latin excolō From ex- + colō.
deference · the act of being respectful
çekim: çoğul ærbødigheder · tamlayan ærbødigheds
köken: From ærbødig (“respectful”) + -hed.
Endonezceangkuh, Kebanggaan, sombong /ˈaŋkuh/
arrogant, haughty, proud
çekim: karşılaştırma lebih angkuh · üstünlük paling angkuh
köken: Inherited from Malay angkuh. Cognate of Old Javanese aṅkuh (“conceited, stuck up”).
aile: keangkuhan, seangkuh, terangkuh
Tapi faktanya, orang Kristen juga bangga karena mereka berpasrah pada Tuhan.Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.

Etimoloji

From Ottoman Turkish افتخار (iftihar), from Arabic اِفْتِخَار (iftiḵār). See Azerbaijani iftixar.

Örnek Cümleler

İngiltere şairleri ile iftihar etmektedir.
England is proud of her poets.
Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum.
And I guess I count myself among the youth.
Besmele-i Şerife'yi okuyalım, söyleyelim; iftihar edelim.
We may say it, we may be proud with it.
"'Alevi olduğunu söyleme' derlerdi ama ben kimliğimle hep iftihar ettim".
"'Alevi olduğunu söyleme' derlerdi ama ben kimliğimle hep iftihar ettim".
Ama aslında, Hıristiyanlar da Tanrı'ya teslim olmalarıyla iftihar ederler.
But in fact, Christians, too ... glory in the fact that they have surrendered to God.
iftihar ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelboast
Genelbrag
Birleşik Kelimeler
iftihar listesimedarıiftihar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod