bulaştırmak
/bu.ɫaʃ.tɯɾˈmak/
verb
C2 seviye
TR → EN
"bulaştırmak" kelimesinin İngilizcesi: bedaub, besmear, blur, communicate, contaminate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbedaub
Genelbesmear
Genelblur
Genelcommunicate
Genelcontaminate
Geneldefile
Geneldraggle
Genelfoul
Genelimbrue
Genelimplicate
Genelinfect
Genelprofane
Genelpropagate
Genelsmirch
Genelspread
Geneltaint
Çekim Tablosu
Geniş zamanbulaştıramam
Şimdiki zamanbulaştırabiliyor
Gelecek zamanbulaştıracak
Geçmiş zamanbulaştıramadı
Şartbulaştıramasa
Gereklilikbulaştıramamalı
Emirbulaştır
Tanım
•Bir işe dâhil edilmek, bir işin parçası yapılmak
•Etkisi altında bırakarak bir kötülüğünün başkasına geçmesine sebep olmak
•Sürmek, sıvaştırmak, sıvaşıp yapışmasına sebep olmak.
•Üzerine bir şey sürerek kirletmek
•Yakalandığı hastalığı başka birine geçirmek, sirayet ettirmek
•Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak
Diğer Dillerde
Almanca(Schnitte) schmieren, abscheulich, abstoßend, arm, Aufstrich, auftragen / ʔabˈʃɔʏ̯.lɪç /
abominable, hideous · abhorrent, detestable
çekim: karşılaştırma abscheulicher · üstünlük am abscheulichsten
eş: grauenvoll, widerwärtig, verabscheuungswürdig
köken: Abscheu + -lich
aile: Abscheulichkeit
Also muss wirklich niemand die Erzeugung von Schall mit öden Vibrationen vermasseln. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
ein abscheulicher Anblick
ein abscheuliches Verbrechen
Fransızcadiffuser, disperser, divulguer, écarter, éparpiller, étaler /di.fy.ze/
to diffuse · to broadcast
çekim: geçmiş diffusé · ortaç diffusé · şimdiki diffuse · ulaç diffusant
köken: From diffus.
Comme ça, plus besoin de mal représenter comment un son est produit en faisant vibrer des fils. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
İspanyolcaalimento untable, apestoso, cometer una falta, cundir, difundir, dispersar /apesˈtoso/
stinking, smelly
eş: fétido, maloliente
köken: From apestar + -oso.
aile: apestosito
Así, nadie necesita simular la producción del sonido con vibraciones de alambres. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
İtalyancaallargare, diffondere, disgustoso, fallo, imbandigione, imbrattare /al.larˈɡa.re/
to widen, to expand · to let out (clothing) · to spread, to lay out (e.g. items on a table)
çekim: geçmiş allargàto · ortaç allargàto · şimdiki allàrga · ulaç allargànte
eş: accrescere, aumentare, ampliare, diffondere, dilatare, dispiegare
köken: From a- + largo + -are.
aile: allargamento, allargarsi, allargatese, allargatoio, allargatore, allargatubi, allargatura
Dunque non c'è bisogno di impazzirsi per produrre suoni facendo vibrare delle corde. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Rusçaбезобра́зный, вульга́рный, га́дкий, гря́зный, запу́тывать, запутываться /zɐˈputɨvət͡sə/
to get tangled/entangled/enmeshed · to become more confused/complicated · to be misled, to get confused, to get mixed up
çekim: geçmiş запу́тывавшийся · ortaç запу́тывавшийся · şimdiki запу́тывается · ulaç запу́тывающийся
köken: запу́тывать (zapútyvatʹ) + -ся (-sja)
Вообще, никому нет смысла портить звук вибрациями проволоки. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
бечёвка запу́тается
Arapçaاِنْتِشَار, مُخَالَفَة, نَشَرَ
وسوف يستخدمون ادوات مثل فيروس سكوينست — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
to scatter, disperse
çekim: geçmiş افشاند · ortaç افشانده · şimdiki میافشاند · ulaç افشاننده
köken: From Middle Persian [script needed] (ʾpšʾn-tn' /afšāndan/), from Proto-Iranian *Hápa (“away”) + the Iranian root *šan (“to shake”). Compare Old Khotanese ṣāñ (“to shake down”), Baluchi شانگ (šánag, “to vomit, throw, shake out”), Northern Luri شںنێ (şənı, “to throw”), Gilaki فشادن (fišādən, “to disperse”), Northern Kurdish reşandin (“to sprinkle, throw, vomit”) (with prefix *fra), Hindi छनना…
aile: آتشفشان, افشانه, زرافشان, نورافشان
غزل گفتی و در سفتی بیا و خوش بخوان حافظ که بر نظم تو افشاند فلک عقد ثریا را
Azericeaçmaq, aralamaq, sürtmək, yaxmaq, yayılmaq, yaymaq /ɑt͡ʃˈmɑχ/
to open · disclose, reveal, open oneself, confide · to spread (to extend, stretch out (limbs etc))
çekim: geçmiş açmış · ortaç açmış · şimdiki açır
köken: Inherited from Old Anatolian Turkish آچمق (açmaq), from Proto-Turkic *ač- (“to open”) Cognate with Gagauz açmaa, Turkish açmak and Turkmen açmak.
aile: açarçılıq, açarçı, açarlı, açarlıq, açar, açdırma, açdırmaq, açıq-açığına, açıq-aşkar, açıq-aydın
Tez ol, qapını aç!
Dostum mənə sirrini açdı.
kiməsə ürəyini açmaq
Felemenkçe(zich) verspreiden, besmeren, besmeuren, bestrijken, pasta, smeren /bəˈsmeːrə(n)/
to grease, to dirty, to apply grease or dirt to
çekim: geçmiş besmeerden · ortaç besmeerd · şimdiki besmeert · ulaç besmerend
köken: From Middle Dutch besmeren, from Old Dutch *bismiren, *bismirwen, from Proto-West Germanic *bismirwijan. Equivalent to be- + smeren. Cognate with German beschmieren and English besmear. A variant Hollandic form gave rise to besmeuren.
Ze maken zelfs gebruik van tools als Scuinst Trojan om je computer te infecteren met een Trojaans paard. — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
Portekizcealastrar, chimia, cometer uma falta, detestável, espalhamento, espalhar /a.lasˈtɾa(ʁ)/
to ballast; to load a ship with ballast, so that it is stable · to spread; to proliferate
çekim: geçmiş alastrei · ortaç alastrado · şimdiki alastra
köken: From a- + lastrar (“to ballast”).
smearing, spreading, anointment · greasing
çekim: çoğul αλείμματα · tamlayan αλείμματος
köken: Inherited from Ancient Greek ἄλειμμα (áleimma), from ἀλείφω (aleíphō), ἀλειφ- + -μα (-ma, suffix for neuter nouns).
Έτσι κανείς δεν χρειάζεται να προσομοιώσει την παραγωγή του ήχου με δονήσεις χορδών. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
a foul
eş: 反則
köken: Borrowed from English foul.
トロイの木馬に感染させ — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
Korece다리를 벌리다, 파울 /pʰa̠uɭ/
foul
köken: Borrowed from English foul.
정부는 Scuinst Trojan과 같은 프로그램으로 — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
İsveççe(bredbart) pålägg, befläcka, bokuppslag, bre, breda, foula
to stain (literally) · to stain (figuratively), to defile, to taint
çekim: geçmiş befläckade · ortaç befläckad · ulaç befläckande
köken: Calque of German beflecken, equivalent to be- + fläcka
Henne jag halfdöd finner med blod-befläckade kläder.
Min Gud, glöm dem aldrig, ty de har befläckat prästämbetet, prästernas och leviternas förbund.
Lehçefaulować, podzielić, rozłożyć, rozprzestrzeniać, rozprzestrzeniać się, rozsmarować /fawˈlɔ.vat͡ɕ/
to foul (to make contact with an opposing player in order to gain advantage) · to play dirty (to act dishonestly or unfairly) · to foul each other
çekim: geçmiş faulowano · şimdiki fauluje
köken: Etymology tree English foulbor. Polish faul Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish faulować From faul + -ować.
Nie trzeba niejasno tłumaczyć produkcji dźwięku wibracjami w ośrodku sprężystym. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Ukraynacaпоши́рення, поши́рювати, розповсю́дження, розповсю́джувати
Нікому, власне кажучи, немає змісту псувати звук вібраціями дротів. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Hintçeपसारना /pə.sɑːɾ.nɑː/
to spread, stretch out, expand, extend
çekim: geçmiş पसारता · şimdiki पसारता है
köken: Hindi verb set पसरना (pasarnā) पसारना (pasārnā) पसराना (pasrānā) Inherited from Prakrit 𑀧𑀲𑀸𑀭𑁂𑀇 (pasārei, “extends”), from Sanskrit प्रसारयति (prásārayati, “stretches out, extends”). Compare Punjabi ਪਸਾਰਣਾ (pasārṇā), Bengali পসারা (pośara), Odia ପସାରିବା (pasāribā), Maithili पसारब (pasārab), Awadhi पसारब (pasārab), Bhojpuri पसारल (pasāral), Gujarati પસારવું (pasārvũ) and Marathi पसरणें (pasarṇẽ).
aile: आँख पसारना, आँचल पसारना, पल्ला पसारना, पाँव पसारना, मुँह पसारना, हाथ पसारना
वह पैर पसारकर बैठ गया।
Finceaukeama, epäpuhdas, ero, häijy, hajottaa, häpeällinen /ˈɑu̯keɑmɑ/
spread (length of two printed pages which are visible at the same time)
çekim: çoğul aukeamat · tamlayan aukeaman
köken: aueta + -ma
aile: keskiaukeama, peltoaukeama, suoaukeama
Artikkeli on aukeaman pituinen.
Çekçedvojstrana, faul, hostina, namazat, pohoštění, pomazánka (eril) /ˈfau̯l/
foul (offence in sports)
çekim: çoğul fauly · tamlayan faulu
köken: Borrowed from English foul.
Takže nikdo nepotřebuje představovat vznik zvuku pomocí vibrací drátů. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Rumenceașterne, împrăștia, întinde
to spread or stretch over a surface (e.g. a carpet) · to lay, spread out on the ground · to strew
çekim: geçmiş așternut · ortaç așternut · şimdiki să așternă
eş: împrăștia, întinde
köken: Inherited from Latin asternere (“prostrate oneself, lie prone”). Compare Aromanian ashternu / ashter.
aile: așternere, așternut
Astfel nimeni nu va trebui să distrugă producerea sunetelor cu vibrații de corzi. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Macarcafalt, ken, oldalpár, szabálytalanság, szétszór, szétterít /ˈfɒlt/
third-person singular indicative past indefinite of fal
köken: fal + -t (personal suffix)
Senki sincs rákényszerítve, hogy húrok rezgésével modellezze a hang keletkezését. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
İbraniceבָּזַק, הפיץ, הִתְפַּשֵּׁט, זָרָה, כְּפוּלָה, מִמְרָח
to spread, scatter, distribute, disseminate
çekim: geçmiş הֵפַצְתָּ
הם ישתמשו אפילו בכלים כמו Scuinst Trojan — Hatta bilgisayarınıza bulaştırmak için
treaty, compact, alliance, truce, league · agreement, bond, contract, compact, pact, pledge, conditions, terms · covenant
çekim: çoğul foedera · tamlayan foederis
köken: Inherited from Proto-Italic *feiðos (“faithful”), from Proto-Indo-European *bʰeydʰ-os, from *bʰeydʰ- (“to trust”). Same root as fīdō, fidēs, fīdus, and Proto-Germanic *bīdaną. Perhaps a corruption from an o-stem.
aile: confoedustus, foederātus, foederō, foedifragus
Inde foedus ictum inter duces
… Nec coniugis umquam / praetendī taedās, aut haec in foedera vēnī.
indefinite plural of fordel
çekim: geçmiş fordelte · ortaç fordelt · ulaç fordelende
köken: See fordel.
aile: fordeling, omfordele, forfordele
Så ingen tvivl om produktion af lyd kræver vibrationer. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Norveççesmørepålegg, spre
Endonezcefarak, menyebar, sebar /ˈfarak/
difference · irregularity · distinction
çekim: çoğul farak-farak
köken: Borrowed from Arabic فَرْق (farq, “separation; difference; discord”).
to smear, to rub over · to apply some material on a surface, to spread · to plaster, to coat, to daub
çekim: geçmiş none · ortaç ма́зан · şimdiki ма́же · ulaç ма́жещ
köken: Inherited from Proto-Slavic *mazati.
aile: домажа, домазвам, замажа, замазвам, измажа, измазвам, намажа, намазвам, омажа, омазвам
На никого не е нужно да разваля звука със струнни вибрации. — Yani kimse ses üretimini elektrik teli titreşimleriyle uğraşarak eline yüzüne bulaştırmak zorunda değil.
Litvancaišskleisti, paskleisti, skleisti
Etimoloji
By surface analysis, bulaş- + -tır.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Bu işe Tom'u bulaştırmak istemedim.
I didn't want Tom involved in this.
Seni bu işe bulaştırmaktan nefret ediyorum.
I hate to put you through this.