yakışmaz

C2 seviye
TR → EN
"yakışmaz" kelimesinin İngilizcesi: indecorous, nefarious, offensive, unbecoming, undue. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelindecorous
Genelnefarious
Geneloffensive
Genelunbecoming
Genelundue

Atasözü & Deyim

“Güzele ne yakışmaz (yaraşmaz)”

Diğer Dillerde

attack, offensive, strike, assault, onslaught, raid, offence
çekim: çoğul Angriffe · tamlayan Angriffes
eş: Anfeindung, Anschlag, Ansturm, Attacke, Einmarsch, Erstürmung
köken: From Middle High German angrif, anegrif, from Old High German *anagrif, from Proto-West Germanic *anagripi, equivalent to an- + Griff. Related to German angreifen.
aile: angriffslustig, in Angriff nehmen
Steht uns die Barmherzigkeit nicht gut? — Şefkat bize yakışmaz mı?
in Angriff nehmen.
infamous, nefarious, villainous · disgusting, repugnant
çekim: çoğul infâmes
köken: Learned borrowing from Latin īnfāmis.
La compassion nous va-t-elle si mal? — Şefkat bize yakışmaz mı?
Puis, elle ajoutait en le repoussant d'un geste langoureux: — Vous êtes tous des infâmes!
ugly · in poor condition · bad, gross, mean, nasty
çekim: üstünlük feísimo
eş: antiestético, bagarto, horrible, de mal augurio, de mala educación, indecente
zıt: guapo, bonito, bello, hermoso
köken: From Latin foedus (“hideous”). According to Corominas borrowed from Asturian feu, displacing native hedo. Cognate with Portuguese feio. Compare English fedity.
aile: afear, bailar con la más fea, bichofeo, feamente, feo del baile, fea del baile, feo, fuerte, y formal, hacer un feo, más feo que Carracuca, más feo que pegar a un padre
No soy como Rama, ¡que admite a una mujer que ha dormido en la casa de otro hombre! — Başka bir adamın evinde onunla beraber olan bir kadını almak, Rama'ya yakışmaz.
diabolic, diabolical · wicked
eş: demoniaco, satanico, mefistofelico, cattivo, imprevedibile, incredibile
köken: From Latin diabolicus.
aile: diabolicamente
Forse la compassione non si addice a noi? — Şefkat bize yakışmaz mı?
Rusçaата́ка, бесче́стный, гну́сный, ме́рзкий, наступа́тельный, наступле́ние
Неужели нам не к лицу сочувствие? — Şefkat bize yakışmaz mı?
Arapçaحَمْلَة, شَائِن, هَجْمَة, هُجُوم
الا يبدو التعاطف جيداً معنا؟ — Şefkat bize yakışmaz mı?
Farsçaحمله, هجوم /ham.ˈla/
attack
çekim: çoğul حملات
zıt: دفاع
köken: Etymology tree Arabic حَمَلَ (ḥamala) Arabic حَمْلَة (ḥamla)bor. Persian حمله Borrowed from Arabic حَمْلَة (ḥamla), from حَمَلَ (ḥamala).
aile: حمله کردن, حملهٔ انتحاری, حملهور
حملهٔ تروریستی
پردلان در جنگ هم از بیم جان، حمله کرده سوی صف دشمنان
humiliating, dishonoring, offensive · lowering, making lower
çekim: karşılaştırma daha alçaldıcı · üstünlük ən alçaldıcı
köken: From alçalt- + -ici.
Kazakçaшабуыл
attack
çekim: çoğul шабуылдар · tamlayan шабуылдың
aile: кибершабуыл, шабуылдау, шабуылдаушы
Özbekçehamla, hujum
attack, assault
çekim: çoğul hamlalar
köken: From Arabic حَمْلَة (ḥamla).
Tatarcaһөҗүм
an act of aggression; assault, attack · a sudden convulsion; attack, seizure
çekim: çoğul aanvallen
köken: From Middle Dutch aenval. Deverbal from aanvallen, equivalent to aan (“on”) + val (“fall”).
aile: aanvalspositie, aanvalsvlag, bomaanval, ddos-aanval, hartaanval, schijnaanval, tegenaanval
Staat medeleven ons slecht? — Şefkat bize yakışmaz mı?
De aanval op Polen.
offensive, aggressive, relating to attack · attacking, offensive (having to do with play directed at scoring) · adjectival
çekim: karşılaştırma επιθετικότερος · üstünlük επιθετικότερος
zıt: αμυντικός
köken: From Ancient Greek ἐπιθετικός (epithetikós).
Δεν μας ταιριάζει η συμπόνια; — Şefkat bize yakışmaz mı?
Japonca侮辱的な, 攻勢, 攻撃, 攻撃側の, 攻撃的な, 気に障る /ko̞ːse̞ː/
the offensive, aggressive action
zıt: 守勢
なら くだらないことはやめにしよう — Şefkat bize yakışmaz mı?
Korece공격, 공세, 사악(邪惡)하다 /ˈko̞(ː)ŋɡjʌ̹k̚/
attack · charge; accusation
köken: Sino-Korean word from 攻擊, from 攻 (“striking”) + 擊 (“hitting”)
aile: 공격전, 공격하다, 미세공격
동정하지 않는것이 우리를 좋아 보이게 하지 않을까요? — Şefkat bize yakışmaz mı?
백두산 번개처럼 공격! / 정일봉 우뢰처럼 공격! / 공격 공격 공격전이다!
offensive, outrageous, objectionable, indecent
köken: anstöt + -lig. Compare Danish anstødelig, Norwegian anstøtelig, Dutch aanstootelijk, German anstößig
Jag är inte som Rama, som tar en kvinna som sovit i en annan mans hus. — Başka bir adamın evinde onunla beraber olan bir kadını almak, Rama'ya yakışmaz.
Lehçeatak, obraźliwy, ofensywa, ofensywny (eril) /ˈa.tak/
attack (attempt to cause damage, injury to, or death of opponent or enemy) · attack (time in which one attacks; the offence of a battle) · verbal abuse (type of psychological/mental abuse that involves the use of oral, gestured, and written language directed to a victim)
çekim: çoğul ataki · tamlayan ataku
eş: ofensywa, natarcie, uderzenie, działania zaczepne, napad, napad
zıt: obrona, defensywa
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂éd Proto-Italic *ad Proto-Italic *ad- Latin ad- Italian a- Proto-Indo-European *dwóh₁ Proto-Indo-European *d(w)is- Proto-Italic *dis- Latin dis- Old French des- Proto-Indo-European *(s)teyg- Proto-Germanic *stikaną Proto-West Germanic *stekander. Old French atachier Old French destachier Middle French destacherbor. Italian distaccare Italian staccare Italian…
Czy nie do twarzy nam ze współczuciem? — Şefkat bize yakışmaz mı?
Ukraynacaзлочинний, на́ступ, наступа́льний, нечесний, нечестивий, ниций /zɫɔˈt͡ʃɪnːei̯/
criminal, felonious
köken: From зло́чин (zlóčyn, “crime”) + -ний (-nyj).
злочи́нний на́мір
detrimental, hurtful, harmful, damaging, injurious · hostile, inimical, spiteful, offensive · wrong, censurable
çekim: çoğul अपकारियों
köken: Borrowed from Sanskrit अपकारिन् (apakārin). By surface analysis, अपकार (apkār) + -ई (-ī).
खल बिनु स्वारथ पर अपकारी।
Fincehyökkäävä, hyökkäys, hyökkäys-, hyökkäyskannalla, katala, loukkaava (hurtful) /ˈhyø̯kːæːʋæ/
aggressive, belligerent
çekim: karşılaştırma hyökkäävämpi · üstünlük hyökkäävin
aile: hyökkäävyys, hyökkäävästi
Eikö myötätunto puekin meitä? — Şefkat bize yakışmaz mı?
shameful, disgraceful
çekim: karşılaştırma hanebnější · üstünlük nejhanebnější
eş: podlý, hnusný, nestoudný, ohavný, trestuhodný, opovrženíhodný
köken: From hanba + -ný.
Já nejsem jako Ráma. kdo si vezme ženu co spala v domě jiného muže! — Başka bir adamın evinde onunla beraber olan bir kadını almak, Rama'ya yakışmaz.
abject
köken: Borrowed from French abject, from Latin abiectus.
Aşa-i că această compasiune ne face să arătam bine? — Şefkat bize yakışmaz mı?
Macarcaalávaló, bántó, durva, goromba, gyalázatos, offenzíva /ˈɒlaːvɒloː/
despicable, nefarious, contemptible
çekim: karşılaştırma alávalóbb · üstünlük legalávalóbb
köken: From alá + való.
aile: alávalóan, alávalóság
Én nem vagyok olyan, mint Ráma, hogy visszafogadjak egy nőt, aki másik férfinál aludt. — Başka bir adamın evinde onunla beraber olan bir kadını almak, Rama'ya yakışmaz.
İbraniceהַתְקָפָה
איך החמלה מסתכלת עלינו? — Şefkat bize yakışmaz mı?
Latincenefārius, offensus, repudiōsus, taeter /ɔfˈfẽː.sʊs/
having been hit, struck · offensive, odious
çekim: çoğul offēnsūs · tamlayan offēnsūs
köken: Perfect passive participle of offendō.
aile: inoffēnsus
Dancaanstødelig, offensiv, stødende
offensive, obscene, indecent
köken: From anstød + -e- + -lig. Compare Swedish anstötlig, Norwegian anstøtelig, Dutch aanstootelijk, German anstößig
aile: anstødelighed
Ypperlig Tale er ej for en Dåre, end mindre da Løgnfor den, som er ædel. — Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.
Norveççeavskyelig, ondsinnet, ryggesløs, skjendig
Det sømmer sig ikke for dåren å tale store ord, enn mindre for den høibårne å tale løgn. — Kurumlu sözler ahmağa nasıl yakışmazsa, Soyluya da yalancı dudaklar hiç yakışmaz.
Endonezcemenyinggung, tidak sopan /məˈɲiŋɡuŋ/
active of singgung
köken: From meng- + singgung.
Aku tidak seperti Rama, yang akan mengambil kembali perempuan yang telah tidur di rumah lelaki lain! — Başka bir adamın evinde onunla beraber olan bir kadını almak, Rama'ya yakışmaz.

Örnek Cümleler

Şefkat bize yakışmaz mı?
Doesn't compassion look well on us?
Hapsetmek kardeşliğe yakışmaz.
Skating is a loose fraternity.
Çocuk edinmek, Allah'a yakışmaz.
It does not behove God to have a son.
Çocuk edinmek Rahman'a yakışmaz.
When it does not behove the Merciful to have a son.
Rahman'a çocuk edinmek yakışmaz.
When it does not behove the Merciful to have a son.
Böyle bir davranış size yakışmaz.
Such conduct does not beseem you.
Öfkeli olmak bir filozofa yakışmaz.
Anger does not befit a philosopher.
Bir oğul edinmek Allah'a asla yakışmaz.
It does not behove God to have a son.
Bir öğretmene bu tarz bir davranış yakışmaz.
Such conduct is unworthy of a teacher.
Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz.
It does not behove God to have a son.
Halbuki çocuk edinmek Rahman'ın şanına yakışmaz.
When it does not behove the Merciful to have a son.
Çocuk edinmek, Allah'a yakışmaz. O'nun şanı yücedir.
It does not befit Allah to appoint someone as His son – Purity is to Him!
yakışmaz ile daha fazla örnek cümle →