inayet
noun
TR → EN
"inayet" kelimesinin İngilizcesi: blessing, grace, mercy, solicitude, solicitude. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelblessing
Genelgrace
Genelmercy
Genelsolicitude
Genelsolicitude
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)inayeti
Çoğul (-ler)inayetler
Tanım
•isim, eskimiş: lütuf
Diğer Dillerde
AlmancaAkt der Gnade, Anmut, Aufschub, Barmherzigkeit, Erbarmen, Fristverlängerung /ˈanmuːt/
grace (elegant movement, poise or balance) · elegance
eş: Eleganz, Schönheit
köken: From Middle High German anemuot.
aile: anmutig, anmutsvoll
Einer hatte den Titel: Bitte, Bitte, Liebe Mich. — İnayet isminde bir de kızı vardı. ^ istihkâm: İstihkâm.
Fransızcabénédicité, Grace, grâce, grâces, miséricorde, pitié (eril) /be.ne.di.si.te/
grace (short prayer before or after a meal)
çekim: çoğul bénédicités
köken: Borrowed from Latin benedīcite, a plural imperative of benedīcō (“to bless, to praise”) found as the first word of several grace prayers. Doublet of bénissez, second-person plural imperative of bénir.
Quel puissant renfort vous m'apportez! ». — En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir.
to award · to shower (with) · to make (someone) look graceful
çekim: geçmiş agracié · ortaç agraciado · şimdiki agracia
eş: favorecer
köken: From a- + gracia + -ar.
Les enseña a aceptar la autoridad, la revelación y la fe, en lugar de a insistir siempre en la evidencia. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
İtalyancaabbellire, adornare, benedicite, benevolenza, commiserazione, compassione /ab.belˈli.re/
to embellish, to adorn, to beautify · to embellish, to exaggerate · to become beautiful
çekim: geçmiş abbellìto · ortaç abbellìto · şimdiki abbellìsce
eş: adornare, arricchire, decorare, guarnire, impreziosire, infiocchettare
zıt: imbruttire
köken: From a- + bello + -ire.
aile: abbellirsi
Li insegna ad accettare l'autorità, la rivelazione, la fede, invece di insistere sempre sulla prova. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
RusçaАгла́я, благоволе́ние, благода́ть, благоскло́нность, гра́ция, Грейс
женское имя
Для меня большая честь быть вашим преемником». — En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir.
Arapçaرَأْفَة, رَحْمَة, شَفَقَة, غريس, لُطْف
يعلم الاستسلام للسلطة والوحي والايمان.. ..كبديل عن البحث في البراهين والادلة. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
womb
köken: Borrowed from Arabic رَحِم (raḥim).
aile: بیرحم
رحم آر بر دل من کز مهر روی خوبت شد شخص ناتوانم باریک چون هلالی
Azericelütf, mərhəmət, rəhm, şəfqət
goodwill, grace · benevolence, favour, goodwill
çekim: çoğul lütflər · tamlayan lütfün
köken: From Arabic لُطْف (luṭf).
aile: lütfkar, lütflü, lütfən
Allahın lütfilə
lütf ediniz
Kazakçaқайырымдылық, мейірімділік
charity, philanthropy
Özbekçelutf, marhamat, rahm, shafqat
grace, dignity
çekim: çoğul lutflar · tamlayan lutfning
köken: Borrowed from Arabic لُطْف (luṭf).
aile: lutfkorlik
Felemenkçebarmhartigheid, elegantie, erbarmen, genade, gratie, uitstel van betaling (dişil) /ˌbɑrmˈɦɑr.təx.ɦɛi̯t/
mercy · charity
çekim: çoğul barmhartigheden
köken: From Middle Dutch barmharticheit. Equivalent to barmhartig + -heid.
Een besluit is verbindend in al zijn onderdelen voor degene(n) tot wie zij is gericht. — O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.
lack, shortage · scarcity · necessity of emotional connection
çekim: çoğul carências
köken: Learned borrowing from Latin carentia.
Ensina-as a aceitarem a autoridade, a revelação e a fé em vez de insistirem sempre na evidência. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
γυναικείο όνομα
Κύριε, βοήθησέ με... — İnayetin üstümüze olsun.
elegant, refined
ge(ヂェ)、gi(ヂ)。 — İnayet Giray (ö.
インテリジェントで、しかも優雅で温良な人柄が、全身から放散しているような気がした。
sympathy; compassion
köken: Sino-Korean word from 同情.
호는 오리(梧里). — İnayet Giray (ö.
İsveççeanstånd, barmhärtighet, bevärdiga, bistånd, bordsbön, grace (nötr)
standstill, ceasefire · break, reprieve, respite, moratorium
çekim: çoğul anstånds · tamlayan anstånds
köken: From Middle Low German anstant.
Ack, ve över eder för er otacksamhet, att Ni så föraktar Guds nåd, då denna kan fås så billigt!" — Yüce Allah'tan temennim umuma yaptığınız bu hizmetinizde sizlere başarı inayet etmesidir."
Lehçedziękczynienie, gracja, Gracja, łaska, litość, miłosierdzie (nötr) /d͡ʑɛŋk.t͡ʂɘˈɲɛ.ɲɛ/
thanksgiving · formal thanks · grace (short prayer before or after a meal)
çekim: çoğul dziękczynienia · tamlayan dziękczynienia
köken: Etymology tree Old Polish dziękczynienie Polish dziękczynienie Inherited from Old Polish dziękczynienie. By surface analysis, dziękczynić + -enie.
Uczy, by zaakceptować władzę, objawienia i wiarę zamiast stale wymagać dowodów. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
Ukraynacaми́лість, милосе́рдя
Вона вчить людей признавати авторитети, одкровення та віру замість того, щоб завжди вимагати докази. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
performing, carrying out; manner · beauty; elegance; grace
çekim: çoğul अदाएँ
köken: Borrowed from Classical Persian ادا (adā), from Arabic أَدَاء (ʔadāʔ).
Fincearmeliaisuus, armo, juhlistaa, komistaa, myötätunto, onni /ˈɑrmeliɑi̯suːs/
mercy, mercifulness; pity, compassion (tendency toward forgiveness, pity, or compassion) · synonym of hyväntekeväisyys (“charity”)
çekim: çoğul armeliaisuudet · tamlayan armeliaisuuden
eş: armahtavuus, säälivyys
köken: armelias + -isuus
aile: armeliaisuuskuolema, armeliaisuuslaitos, armeliaisuusmurha, armeliaisuustyö
Se opettaa heitä hyväksymään auktoriteetin, uskon ja ilmoitukset. sen sijaan että vaatisivat aina todisteita. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
Çekçemilosrdenství, milost (nötr) /ˈmɪlosr̩dɛnstviː/
mercy
çekim: çoğul milosrdenstvím
köken: From milosrdný + -ství.
Učí je, aby přijímali autoritu, zjevení, a víru, místo aby vždy vyžadovali důkaz. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
Rumencebinecuvântare, compasiune, compătimire, eleganță, grație, har (dişil) /bi.ne.ku.vɨnˈta.re/
blessing (some kind of divine or supernatural aid, or reward)
çekim: çoğul binecuvântări · tamlayan binecuvântări
köken: From binecuvânta + -re.
Îi învață să accepte autoritate, revelație și credință în loc să insiste întotdeauna asupra dovezilor. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
Macarcaasztali áldás, asztali ima, báj, bocsánat, díszít, ékesít /ˈbaːj/
charm, grace, gracefulness
çekim: çoğul bájak
aile: bájos
İbraniceבִּרְכַּת הַמָּזוֹן, חֵן, חנה, חֶסֶד, רַחֲמִים (dişil)
to camp · to park
çekim: geçmiş חָנִיתָ
köken: Related to חַנּוּן (ḥanún, “merciful, gracious, compassionate”).
שבהישג ידינו. היא מלמדת אנשים לקבל כעובדה את הסמכות, את ההתגלות ואת האמונה במקום לתבוע תמיד ראיות. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
וַיִּסְעוּ מֵרְפִידִים, וַיָּבֹאוּ מִדְבַּר סִינַי וַיַּחֲנוּ בַּמִּדְבָּר; וַיִּחַן־שָׁם יִשְׂרָאֵל נֶגֶד הָהָר.
Latincegratia, gratia deis (dişil) /ˈɡraː.ti.a/
grace · thankfulness · thanks (see grātiās agō, grātiās habeō)
çekim: çoğul grātiae · tamlayan grātiae
köken: From grātus (“pleasing”) + -ia. Related to Sanskrit गूर्ति (gūrtí, “praise, welcome, benediction”).
aile: ars grātiā artis, exemplī grātiā, grātia grātiam parit, grātiās ago, grātiōsus
alicui grātiās agere
Deō grātiam habeāmus
apud Lentulum pōnam tē in grātiam
Dancabarmhjertighed, nåde /b̥ɑːmˈjaɐ̯d̥iˌheðˀ/
mercifulness, charitableness, compassion
çekim: tamlayan barmhjertigheds
köken: From barmhjertig + -hed.
Det lærer dem at acceptere autoritet, åbenbaringer og tro i stedet for altid at kræve beviser. — İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.
Norveççebarmhjertighet, betalingsutsettelse, bordbønn, nåde
request
köken: Inherited from Malay pinta, from Javanese ꦥꦶꦤ꧀ꦠ (pinta), from Old Javanese pinta, ultimately from Sanskrit हित (hita). Doublet of minta.
aile: berpinta, dipinta, pintaan, terpinta
Ia juga selalu sopan terhadap siapa saja, bahkan terhadap musuh-musuhnya. — O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish عنایت (inâyet), Derived from Arabic عِنَايَة (ʕināya).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelerinayet ile daha fazla örnek cümle →
İnayet Giray (ö.
"Kairi (QLD)".
İnayetin üstümüze olsun.
Thy Kingdom come...
Allah büyük lütuf ve inâyet sahibidir.”
God is Possessor of Sublime Grace.
Allah çok büyük lütuf ve inâyet sahibidir.
And Allah is the Owner of Great Bounty.
En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir.
Great whatever you call it".
Zaten Allah müminlere bol lütuf ve inayet sahibidir.
God is Gracious towards the believers.
Bütün lütuf ve inayet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir.
They should know that all favors are in the hands of God. He grants them to whomever He wants.
Buradan sağdıcın evine gidiliyor ve damat burada inayet alıyor.
Then they leave for the best man's home, where the groom seeks blessing.
O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.
Hence, his journey of Fana(annihilation) completes and he becomes the Universal Man.
İnayetullah Han, Afgan tahtına çıktıktan sonra Kalakani'ye bir barış elçisi gönderdi.
After accessing to the Afghan throne, Inayatullah Khan sent a peace envoy to Kalakani.
Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).
You alone we worship, and to You alone turn for help.
Allah'tan, lütfünü, inayetini dileyin, çünkü şüphe yok ki Allah her şeyi tamamıyla bilir.
Ask God for His favours. Surely God has knowledge of everything.