inayet ile cümle

inayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
58
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.Hence, his journey of Fana(annihilation) completes and he becomes the Universal Man.
İnayet Giray (ö."Kairi (QLD)".
En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir.Great whatever you call it".
Senin lütuf yolun cahillerin acılarını inayetle hafifletsin ve onları Işığın krallığına yükseltsin."Come, Holy Spirit, fill the hearts of Thy faithful and enkindle in them the fire of Thy love.
Yüce Allah'tan temennim umuma yaptığınız bu hizmetinizde sizlere başarı inayet etmesidir."The God whom you worship has commanded that you be brought out".
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.It teaches them to accept authority, revelation and faith, instead of always insisting on evidence.
İnayetin üstümüze olsun.Thy Kingdom come...
Allah'tan, lütfünü, inayetini dileyin, çünkü şüphe yok ki Allah her şeyi tamamıyla bilir.Ask God for His favours. Surely God has knowledge of everything.
Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).You alone we worship, and to You alone turn for help.
Rahmetini, nübüvvetini dilediği kuluna has kılar. Allah büyük lütuf ve inâyet sahibidir.”He may choose whom He likes for His favours, for great is His bounty.
O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükâfat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Allah çok büyük lütuf ve inâyet sahibidir.And Allah is the Owner of Great Bounty.
Allah büyük lütuf ve inâyet sahibidir.”God is Possessor of Sublime Grace.
Zaten Allah müminlere bol lütuf ve inayet sahibidir.God is Gracious towards the believers.
Bütün lütuf ve inayet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir.They should know that all favors are in the hands of God. He grants them to whomever He wants.
Buradan sağdıcın evine gidiliyor ve damat burada inayet alıyor.Then they leave for the best man's home, where the groom seeks blessing.
İnayetullah Han, Afgan tahtına çıktıktan sonra Kalakani'ye bir barış elçisi gönderdi.After accessing to the Afghan throne, Inayatullah Khan sent a peace envoy to Kalakani.
İnayet isminde bir de kızı vardı. ^ istihkâm: İstihkâm.Einer hatte den Titel: Bitte, Bitte, Liebe Mich.
En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir.Quel puissant renfort vous m'apportez! ».
Anne, siz sevdiklerimi muhafaza edin ve Allah'ın inayetiyle onların huzurunu temin edin.Accomplissez donc la Salat, acquittez la Zakat et attachez-vous fortement à Allah.
Onun kişiliği Tanrı’nın gücünü gösteriyordu, yüceliği kendi yaptıklarının sonucu değil, inayetinin sonucuydu.Cela ne vient pas de vous, c'est un don de Dieu ; ce n'est pas le fruit d'œuvres que vous auriez accomplies.
Onun kişiliği Tanrı’nın gücünü gösteriyordu, yüceliği kendi yaptıklarının sonucu değil, inayetinin sonucuydu.Ciò che l'uomo poteva vedere di Dio non era il Dio in se stesso (la sua sostanza) ma i suoi effetti.
Yüce Allah'tan temennim umuma yaptığınız bu hizmetinizde sizlere başarı inayet etmesidir."Кто ты есть (твоя сущность) определяется тем, что ты делаешь (твоя экзистенция).
En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir.Для меня большая честь быть вашим преемником».
Onun kişiliği Tanrı’nın gücünü gösteriyordu, yüceliği kendi yaptıklarının sonucu değil, inayetinin sonucuydu.Он считает их делом милости Божией, а не плодом личных усилий.
O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.Een besluit is verbindend in al zijn onderdelen voor degene(n) tot wie zij is gericht.
Yüce Allah'tan temennim umuma yaptığınız bu hizmetinizde sizlere başarı inayet etmesidir."Ack, ve över eder för er otacksamhet, att Ni så föraktar Guds nåd, då denna kan fås så billigt!"
Onun kişiliği Tanrı’nın gücünü gösteriyordu, yüceliği kendi yaptıklarının sonucu değil, inayetinin sonucuydu.Hun viser Guds magt, idet hendes storhed ikke skyldtes hende selv, men Guds nåde.
O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.Ia juga selalu sopan terhadap siapa saja, bahkan terhadap musuh-musuhnya.
Anne, siz sevdiklerimi muhafaza edin ve Allah'ın inayetiyle onların huzurunu temin edin.御老母様隨分隨分御機嫌よく御渡り遊され候(さう)らえと、相述(あひのべ)る。
İnayet Giray (ö.ge(ヂェ)、gi(ヂ)。
Yüce Allah'tan temennim umuma yaptığınız bu hizmetinizde sizlere başarı inayet etmesidir."反之,監督所贊同的,就是討上帝喜悅的,這樣凡你們所行的必定妥當有效。
O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.그분께서 의로우시고 그분의 모든 행동이 올바르며, 그분의 모든 길이 자비와 진리이기 때문이다(3,2).
İnayet Giray (ö.호는 오리(梧里).
İnayetin üstümüze olsun.Κύριε, βοήθησέ με...
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Agama mengajarkan mereka untuk menerima otoritas, wahyu dan iman bukannya selalu menuntut bukti.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Det lærer dem at acceptere autoritet, åbenbaringer og tro i stedet for altid at kræve beviser.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Det lär dem att acceptera auktoritet, uppenbarelse och tro istället för att alltid kräva bevis.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Ensina-as a aceitarem a autoridade, a revelação e a fé em vez de insistirem sempre na evidência.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Het leert hen om gezag, openbaring en geloof te aanvaarden in plaats van altijd op bewijs aan te dringen.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Het leert hen om gezag te aanvaarden, openbaring en geloof in plaats van altijd te zoeken naar bewijzen.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Îi învață să accepte autoritate, revelație și credință în loc să insiste întotdeauna asupra dovezilor.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.종교는 언제나 증거를 요구하는 대신에 권위와 계시, 믿음을 수용하라고 가르칩니다.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Les enseña a aceptar la autoridad, la revelación y la fe, en lugar de a insistir siempre en la evidencia.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Li insegna ad accettare l'autorità, la rivelazione, la fede, invece di insistere sempre sulla prova.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Se opettaa heitä hyväksymään auktoriteetin, uskon ja ilmoitukset. sen sijaan että vaatisivat aina todisteita.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Sie lehrt sie, Autorität, Offenbarung und Schicksal zu akzeptieren anstelle immer einen Beweis einzufordern.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Učí ich akceptovať autority, zjavenia a vieru, namiesto stáleho trvania na dôkazoch.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Učí je, aby přijímali autoritu, zjevení, a víru, místo aby vždy vyžadovali důkaz.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Uči jih sprejemati avtoriteto, razodetje in vero, namesto da bi vztrajali pri dokazih.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Uczy, by zaakceptować władzę, objawienia i wiarę zamiast stale wymagać dowodów.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Τους διδάσκει να αποδέχονται την εξουσία, την αποκάλυψη και την πίστη αντί να επιμένουν πάντα σε αποδείξεις.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Вона вчить людей признавати авторитети, одкровення та віру замість того, щоб завжди вимагати докази.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.Тя ги учи да приемат авторитет, откровения и вяра, вместо винаги да настояват за доказателства.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.היא מלמדת לקבל כעובדה את הסמכות, ההתגלות והאמונה
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.שבהישג ידינו. היא מלמדת אנשים לקבל כעובדה את הסמכות, את ההתגלות ואת האמונה במקום לתבוע תמיד ראיות.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.يعلم الاستسلام للسلطة والوحي والايمان.. ..كبديل عن البحث في البراهين والادلة.
İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken.ただ権威と天啓と信仰を受け入れることを教えるのです この壮麗な写真は ダグラス・アダムスの著書 『最後の光景』に載っています
İlgili Sayfalar