ihtiras
/ih.ti.ɾas/
noun
TR → EN
"ihtiras" kelimesinin İngilizcesi: passion, mammon, passion, lust, lust. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelpassionnoun
Genelmammon
Genelpassion
Genellust
Genellust
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)ihtirası
Yönelme (-e)ihtirasa
Bulunma (-de)ihtirasta
Çıkma (-den)ihtirastan
Tamlayan (-in)ihtirasın
Çoğul (-ler)ihtiraslar
Tanım
•isim: Aşırı, güçlü istek
•tutku
Diğer Dillerde
Almancabegehren, Begehren, Freude, Leidenschaft, Lust, Passion /bəˈɡeːʁən/
to desire · to ask, to demand
çekim: geçmiş begehrte · ortaç begehrt · şimdiki begehrt · ulaç begehrend
eş: gelüsten, betteln
köken: From Middle High German begërn, prefixed form of earlier gërn, from Old High German gërōn. Related to gern (“willingly, gladly”). Cognate with Luxembourgish begieren. More at English yearn.
aile: Begehrer, Begehrung, begehrend, begehrt
Ich bewundere deinen Ehrgeiz. — Senin ihtirasına hayranım.
Fransızcaambition, Ambition (dişil) /ɑ̃.bi.sjɔ̃/
ambition
çekim: çoğul ambitions
eş: orgueil, idéal, aspiration
köken: Learned borrowing from Latin ambitiō.
aile: ambitionner
Il aurait le cœur en ce sens qu'il aurait la passion et du cœur et de l'âme. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
İspanyolcaalegría, amalayar, ambicionar, codiciar, desear, deseo (dişil) /aleˈɡɾia/
joy, happiness · Any of various amaranths · Mexican candy made from amaranth seeds with honey or sugar
çekim: çoğul alegrías
eş: sésamo
köken: From alegre + -ía.
aile: alegría de la casa, alegría de la huerta
Corazón porque debe tener pasión, corazón y alma. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
İtalyancalibidine, libido, lussuria, passione, Passione (dişil) /liˈbi.di.ne/
lust, lechery
çekim: çoğul libidini
eş: appetito, brama, brama sessuale, concupiscenza, desiderio, desiderio sfrenato
köken: Inherited from Latin libīdinem.
Thomas era frugale e assai diligente. — Ama Pietro gayet ihtiraslı ve pek sabırsız kişi idi.
Rusçaвожделение, страсть, страстное желание, жажда
У него есть сердце, страстно и беззаветно преданное делу. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
Arapçaآلَام, شَغَف, شَغْف, شَهْوَة, عَاطِفَة, عَزْم
ومن السهل جدًّا الوقوع في فخ الحماسة التي توحي — Şöyle bir ihtirasa yakalanmak kolaydır:
Farsçaشهوت, مصائب /ʃah.ˈwat/
lust, sexual desire, sex drive, libido
köken: Etymology tree Arabic شَهْوَة (šahwa)bor. Persian شهوت Borrowed from Arabic شَهْوَة (šahwa).
aile: شهوتی, شهوتانگیز
پدر و مادر را بر من چه حق است که ایشان را غرض شهوت بود نه مقصود من بودم.
عاقبت بینی نشان نور تست شهوت حالی حقیقت گور تست
passion (any great, strong, powerful emotion, especially romantic love) · eager desire, thirst
çekim: çoğul ehtiraslar · tamlayan ehtirasın
köken: From Arabic اِحْتِرَاص (iḥtirāṣ).
aile: ehtiraslandirmaq, ehtiraslanmaq, ehtiraslı, ehtirassız
oxumaq ehtirası
azadlıq ehtirası
Kazakçaқұймырлық, құмарлық, құштарлық, ынтықтық
lust
Özbekçeehtiros, qizgʻinlik, shahvat
lust
çekim: çoğul shahvatlar · tamlayan shahvatning
köken: Borrowed from Arabic شَهْوَة (šahwa).
aile: shahvatparast
Tatarcaшәһвәт
Felemenkçe(zinnelijke) begeerte, begeerte, begeren, hartstocht, lust, lusten (dişil) /bəˈɣeːr.tə/
desire, craving
çekim: çoğul begeerten
köken: From Middle Dutch begeerte, variant of begeerde. Equivalent to begeren + -te.
aile: wijsbegeerte
Ze zou 'hart' hebben onder de vorm van passie en hart en ziel. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
Hij koesterde al lang de begeerte om een eigen bedrijf te starten.
Haar grootste begeerte was om te kunnen reizen en nieuwe culturen te ontdekken.
burning sensation · ardor (warmth of feeling) · spirit; enthusiasm
çekim: çoğul ardores
köken: From Old Galician-Portuguese, from Latin ārdōrem.
Teria coração no sentido em que teria paixão e coração e alma. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
YunancaΆγια Πάθη, επιθυμία, έρωτας, λαγνεία, πάθη, πάθος (dişil)
desire, yearning · wish
çekim: çoğul επιθυμίες · tamlayan επιθυμίας
Θα είχε καρδιά με την έννοια του πάθους και καρδιά και ψυχή. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
suffering; hardship; agony · passion (suffering of Christ)
情熱に駆られて見込んでしまう人も いるかもしれません — Şöyle bir ihtirasa yakalanmak kolaydır:
受難の時代
sexual desire · appetence · appetency
köken: Sino-Korean word from 性慾 (“lust, sexual desire”)
열정에 사로잡힌 나머지 이렇게 생각하기가 쉽거든요 — Şöyle bir ihtirasa yakalanmak kolaydır:
İsveççeaffekt, åtrå, begär, glöd, hänförelse, kärlek
desire, craving (sexual or otherwise)
çekim: tamlayan åtrås
köken: From å (“on”) + trå (“desire”). Compare Danish attrå.
Hans spelstil var manlig, mänsklig och full av fantasi och temperament. — Adamın karısı, kıskanç ve ihtiras dolu.
Hennes skönhet väckte hans åtrå.
Jag greps av åtrå efter hennes skönhet.
Lehçechuć, męka, namiętność, pasja, pożądanie, pragnienie (eril) /ˈxut͡ɕ/
a male surname
çekim: çoğul chucie · tamlayan chuci
eş: chęć, ochota, wola działania, pożądanie
aile: chutliwy, chutliwość
Stosował on terror wobec politycznych przeciwników. — Siyasi ihtirasları uğruna Korkut Bey'i yönlendirir.
Ukraynacaза́пал, пожа́дливість, по́хіть, при́страсть, стра́сті, хти́вість
Поступаємося добрими намірами заради задоволення хвилинної пристрасті. — Taahhüt edilen erdemler anlık ihtirasların kurbanı olurlar.
higher love (e.g. the love of music or art) · strong desire · love
çekim: çoğul अनुरागों
köken: Borrowed from Sanskrit अनुराग (anurāga).
Fincehimo, himoita, ikävä, ikävöinti, ilo, intohimo /ˈhimo/
lust, desire, passion, craving, appetite
çekim: çoğul himot · tamlayan himon
köken: From Proto-Finnic *himo (compare Estonian himu, Veps himo, Võro himo).
aile: -himoinen, himokas, himoton, himoita, himota, himottaa, alkoholinhimo, himomurha, himomurhaaja, himopelaaja
Rumat keltaiset silmäsi pudotkoon päästäsi kun tuijotat minua niin hekumaisesti, Ravana — Senin o çirkin sarı renkli gözlerin, bana ihtirasla baktıkça, yerlerinden çıkıp yere düşsünler, Ravana.
lust
çekim: çoğul chtíče · tamlayan chtíče
eş: choutka, vášeň, pud, smyslnost, žádostivost, chlípnost
köken: From chtít + -č.
Má mít srdce, které má v sobě vášeň a cit a duši. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
Rumenceconcupiscență, desfrânare, luxură, pasiune, patimi (dişil)
concupiscence
çekim: çoğul concupiscențelor · tamlayan concupiscențe
köken: Borrowed from French concupiscence.
Ar avea inimă în sensul că ar avea pasiune şi inimă şi suflet. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
Macarcabuzgalom, buzgóság, elszántság, hév, indulat, kíván /ˈbuzɡɒlom/
ardor, fervor, zeal
çekim: çoğul buzgalmak
köken: buzog (“to bubble, well”) + -alom (noun-forming suffix)
aile: buzgalmú, ügybuzgalom, vakbuzgalom
Kell legyen szív, azaz szenvedély, szív és lélek. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
Defective spelling of התאווה.
צריך להיות בה לב בכך שתהיה בה תשוקה ולב ונשמה. — İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
Latincecupido, Passiō, perturbatio (dişil) /kʊˈpiː.doː/
desire, longing, especially amorous desire, eagerness · lust, passion, greed
çekim: çoğul cupīdinēs · tamlayan cupīdinis
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *kwep- Proto-Indo-European *kup-yé-tider. Proto-Italic *kupiō Latin cupiō Proto-Indo-European *-Hōder. Latin -ēdō Latin -īdō Latin cupīdō From cupiō (“to desire”) + -īdō.
cupīdō caeca
desire, lust, covet
çekim: tamlayan begærs
köken: From Middle Low German beger(e).
aile: magtbegær, videbegær
Lovede dyder bliver ofre for øjeblikkets lyster. — Taahhüt edilen erdemler anlık ihtirasların kurbanı olurlar.
Norveççebegjær, kjødslyst, lidenskap, pasjon
Etimoloji
Osmanlıca احتراص ihtirâs, Arapça اِحْتِرَاصْ.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
İhtiraslı olma.
Do not bestow favours in expectation of return,
Tom'un ihtirası yok.
Tom has no ambition.
Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı.
It was a very passionate love affair.
İhtiras Tramvayı (1951) Şebeke (1976)
A Streetcar Named Desire (1951) Network (1976)
(Zevklere kapılma, ihtiras, maddi tutkular.)
Enduring and endearing, a patient moves in.
İhtiraslı, verimli ve canlı bir kalbe... ...sahip olacak.
It would have "heart" in that it would have passion and heart and soul.
Tom ve Mary yıllardır ihtiraslı bir ilişki sürdürüyorlardı.
Tom and Mary had been carrying on a torrid affair for years.
Taahhüt edilen erdemler anlık ihtirasların kurbanı olurlar.
Promised virtues fall prey to the passions of the moment.
İhtirası imparatorluk ailesi ile ihtilafa düşmesine neden oldu.
His ambition apparently led to conflict in the imperial family.
De ki: “Size, ihtirasla istediğiniz o şeylerden çok daha iyisini bildireyim mi?
Say: "Shall I tell you of (things) even better?