Ana içeriğe geç
Sözlük
/
şaşmaz

şaşmaz

adj
TR → EN
"şaşmaz" kelimesinin İngilizcesi: infallible, straight, infallible, unfailing, steady. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelinfallibleadj
Genelstraight
Genelinfallible
Genelunfailing
Genelsteady
Genelinfallible
Genelinfallible
Genelinfallible

Tanım

•Bir soyadı.
•Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan

Diğer Dillerde

upright, erect, tall · yet present, not yet brought to fall · unbowed, brave, resolute
çekim: karşılaştırma aufrechter · üstünlük am aufrechtesten
köken: From Middle High German ūfreht, from Old High German ūfreht. Analyzable as auf + recht. Compare Dutch oprecht, English upright.
Schöpfung aus dem Nichts. — Yapımcılığını Raci Şaşmaz yapmıştır.
Die beklagte Partei lebt in aufrechter Ehe mit D.
properly (the way it should be done) · properly, really (intensifier)
eş: comme du monde, comme il se doit, correctement, normalement
köken: Literally, “as it behoves, as it must be”.
C'est instinctif de ma part. — Bu konuda şaşmaz benim içgüdüm.
des gens comme il faut
İspanyolcacashato, convencional, derecho, escalera, franco, hétero /kaˈʃato/
spiky or having straight hair
Información de la película El Niño Invisible. — Filmin yapımcılığı da Necati Şaşmaz'a aittir.
conventional
eş: accettato, concordato, invalso, in uso, prestabilito, usato
aile: convenzionalmente
Una giornata di gioia...indimenticabile (22 maggio 2012)". — Erişim tarihi: 4 Temmuz 2014. ^ Yudum Şaşmaz (12 Ekim 2012).
Rusçaверный, безошибочный
Он творит удивительные вещи. — Yapımcılığını Raci Şaşmaz yapmıştır.
Arapçaثابت, عَلَى طُول, مُسْتَقِيم /θaː.bit/
constant · continuing · stable, fixed, static, unchanging
çekim: çoğul ثَوَابِت · tamlayan ثَابِتٍ
köken: Derived from the active participle of ثَبَتَ (ṯabata, “to be firm, to persist”).
طرق الله ليست طرقنا". — "İşçinin Yolu Şaşmaz".
Farsçaرک, مستقیم /ɹokʰʲ/
direct, frank, straightforward
çekim: karşılaştırma رکتَر · üstünlük رکتَرین
Azericeaçıq, doğru, düz, müntəzəm, müstəqim, qaydada olan /ɑˈt͡ʃɯχ/
open (not closed) · bare (not covered) · light (not dark)
çekim: karşılaştırma daha açıq · üstünlük ən açıq
zıt: bağlı, örtülü, tünd
köken: From aç- (“to open”) + -ıq.
aile: açıq-saçıq, açıq-aşkar, başıaçıq, əliaçıq
açıq qapı günü
Görəsən dükan hələ açıqdır ?
açıq yaşıl
direct, immediate · direct, blunt, frank
çekim: karşılaştırma directer · üstünlük directst
eş: rechtstreeks, onmiddellijk, eerlijk, ontactvol, onbeleefd, respectloos
zıt: indirect
köken: Borrowed from Middle French direct, from Latin dīrēctus.
aile: directheid, drek
Laat een gevallen peret (de enkele druif) voor de armen liggen. — Necati Şaşmaz ve Raci Şaşmaz kardeşlerin en küçüğüdür.
Portekizcealmofadinha, careta, coxinha, direito, direto, em linha (dişil) /aw.mo.faˈd͡ʒĩ.ɲɐ/
diminutive of almofada · toe bean (digital pad of a cat or dog's paw)
çekim: çoğul almofadinhas
köken: From almofada (“cushion”) + -inha (feminine diminutive suffix), literally “little cushion”.
Falta-lhe o nosso verdadeiro instinto. — Bu konuda şaşmaz benim içgüdüm.
Ele é um almofadinha: sempre usa camisa social e fala em um tom refinado.
immediately, at once, straight away · synonym of άμεσα (ámesa, “directly, immediately”) (without anything intervening; without intermediation)
eş: ακαριαία, ακαριαίως, αστραπιαία, αυθωρεί, αυτοστιγμεί, ευθύς
köken: Learned borrowing from Koine Greek ἀμέσως (amésōs). By surface analysis, άμεσ(ος) (ámes(os)) + -ως (-os).
Near-synonym: αμελλητί (amellití, “promptly”)
Japoncaストレート, ノンケ, まっすぐな, 安定した, 率直, 直列 /sɨ̥to̞ɾe̞ːto̞/
straightforward · straight (unbent; or often of hair, uncurled) · straight (heterosexual)
köken: Borrowed from English straight.
「福祉国家の道は採らない。 — "İşçinin Yolu Şaşmaz".
Korece곧장, 똑바로, 똑바르다, 스트레이트 /ko̞t̚t͡ɕ͈a̠ŋ/
straight away, right away · straight ahead
반면에 전에는, 우리가 신뢰한다고 확신하는 대형 브랜드를 받아들였습니다. — Oysa daha önce, bildiğimiz, tanıdığımız büyük markalardan şaşmazdık.
오른쪽으로 돌아 곧장 가세요.
heterosexual
köken: hetero- + sexuell
Han var en ivrig anhängare av EU. — Şaşmaz bir Avrupa Birliği taraftarıdır.
Lehçeprosto, prosty, strit /ˈprɔs.tɔ/
straight · direct, directly · synonym of zwykle
eş: prościutko, prościuteńko, prościuśko, prościusieńko
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *per-der.? Proto-Indo-European *per-der.? Proto-Indo-European *pér Proto-Indo-European *-o Proto-Indo-European *próder. Proto-Indo-European *steh₂-der. Proto-Slavic *prȍstъ Old Polish prosty Polish prosty Proto-Slavic *-o Old Polish -o Polish -o Polish prosto From prosty + -o.
aile: prościusieńko, prościuśko, prościuteńko, prościutko
"Szlachta nie pracuje". — "İşçinin Yolu Şaşmaz".
Ukraynacaбезпосере́дній, безпосере́дньо, відве́ртий, гетеросексуа́л, пра́вильний, про́сто
Трудовому народу негоже відвертатися». — "İşçinin Yolu Şaşmaz".
immovable, stationary, static
çekim: çoğul अचलाएँ
köken: Borrowed from Sanskrit अचला (acalā).
heterosexual
çekim: çoğul heteroseksuaalit · tamlayan heteroseksuaalin
köken: From hetero- + seksuaali.
aile: hetero
clean · pure (of a branch of science) · neat
çekim: karşılaştırma čistější · üstünlük nejčistější
eş: vyčištěný, nezamazaný, čisťounký, ryzí, pouhý, nesmíšený
zıt: špinavý, aplikovaný
köken: Inherited from Old Czech čistý, from Proto-Slavic *čistъ.
aile: čistokrevný, čistý jako lilie, čisťoučký, čisťoulinký, čisťounký, čistě, blesk z čistého nebe, čistá matematika, čistka, čistopis
Sýkora hrál neoprávněně. — Klipte Vatan Şaşmaz da oynamıştır.
Rumencedrept, ferm, fixat /drept/
right (referring to the direction or side) · right, just, moral · straight
çekim: çoğul drepturi · tamlayan dreptului
zıt: stâng
köken: From the older form dirept, derept, from Late Latin drictus or Vulgar Latin *dērēctus, from Latin dīrēctus. Doublet of direct, a later borrowing.
Este un fervent susținător al Unirii. — Şaşmaz bir Avrupa Birliği taraftarıdır.
piciorul meu drept
straight · straightforward, honest, open · direct
çekim: karşılaştırma egyenesebb · üstünlük legegyenesebb
zıt: görbe, sunyi, képmutató, megtévesztő, fordított
köken: From the obsolete noun egyen (“flat ground”) + -es, from egy (“one”) + -en (case suffix).
aile: egyenesedik, egyenesen, egyenesít, egyenesség, egyenest, egyenesszárnyú, egyenesszög
Az Előre! erősen Európai Unió-párti. — Şaşmaz bir Avrupa Birliği taraftarıdır.
egyenes vonal
egyenes arány
egyenes ütés
İbraniceיָשִׁיר, יָשָׁר, סטרייט, קֶנְטָה, רֶצֶף
Straight, heterosexual.
köken: From English straight.
בעבר, הלכנו עם המותגים הגדולים אשר חשבנו שאנו בוטחים בהם. — Oysa daha önce, bildiğimiz, tanıdığımız büyük markalardan şaşmazdık.
Latincedīrēctus, rēctā, rectus, stabilis /ˈreːk.tʊs/
led straight along, drawn in a straight line, straight, upright. · right, correct, proper, appropriate, befitting. · morally right, correct, lawful, just, virtuous, noble, good, proper, honest.
zıt: prāvus, iniūrius
köken: Perfect passive participle of regō (“to keep or lead straight, to guide”). Inherited from Proto-Italic *rektos, corresponding to Proto-Indo-European *h₃reǵtós (“having moved in a straight line”), from Proto-Indo-European *h₃reǵ- (“to straighten, direct”).
Quae rectis lineis suos ordines servant
Via stultī rēcta in oculīs eius; quī autem sapiēns est audit cōnsilia.
heterosexual
Norveççeheterofil
Endonezcelurus /lu.rus/
straight · upright · being honest, innocent, guiltless
çekim: karşılaştırma lebih lurus · üstünlük paling lurus
köken: From Malay lurus, from Classical Malay lurus, from Proto-Malayic *lurus, form Proto-Malayo-Sumbawan *lərəs, form Proto-Malayo-Polynesian *lərəs.
aile: berselurus, kelurusan, melurus, meluruskan, memperlurus, pelurus, pelurusan, terlurus
Vietnamcadị tính, thẳng, thẳng thắn /zi˧˨ʔ tïŋ˧˦/
heterosexual
köken: Sino-Vietnamese word from 異性.
Bulgarcaдиректно, изправен, квинта, кента, напра́во, неотклонен /isˈpravɛn/
upright, erect, standing · in good order, working, functioning, proper
çekim: karşılaştırma по́-изпра́вни · üstünlük на́й-изпра́вни
köken: By surface analysis, изпра́вя (izprávja) + -ен (-en).
А досега ние предпочитахме големите марки, за да сме сигурни, че можем да им се доверим. — Oysa daha önce, bildiğimiz, tanıdığımız büyük markalardan şaşmazdık.
хо́дя изпра́вен
Автомоби́лът е техни́чески изпра́вен.

Etimoloji

(Bu girdinin köken kısmı şimdilik eksiktir. Lütfen eklenmesine yardımcı olun ve sonrasında {{kökenisteniyor}} şablonunu kaldırın.)

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Rabbim şaşmaz ve unutmaz."
My Lord neither errs nor forgets."
Ve din, şaşmaz bir olgudur.
The Judgement will indeed take place.
Allah'ın şaşmaz vaadidir bu.
Here they will abide for ever.
Şaşmaz bir Avrupa Birliği taraftarıdır.
He was a supporter of a more united Europe.
Bu onlara verilmiş olan şaşmaz vaattir.
They will be among the inmates of Paradise: A true promise they have been made.
Şeyda Şaşmaz tarafından canlandırılmıştır.
Others were inexplicably raised.
Yükseltti onu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.
He raised the sky and set the Balance
Cehennem onların tümünün şaşmaz buluşma yeridir.
For whom the ordained place is surely Hell,
Ne olurdu, şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz!
If you only knew with knowledge of certainty...
Sana şaşmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
And go on worshipping your Lord till the certainty (of death) comes upon you.
Zaten yanımızda her şeyin kayıtlı olduğu şaşmaz bir sicil vardır.
With Us is a Record that preserves everything.
Oysa daha önce, bildiğimiz, tanıdığımız büyük markalardan şaşmazdık.
Whereas before, we went with the big brands that we were sure we trusted.
şaşmaz ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod