Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çığır

çığır

/t͡ʃɯˈɯɾ/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"çığır" kelimesinin İngilizcesi: snow-path, ice-path, cult, epoch, line. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsnow-pathnoun
Genelice-pathnoun
Genelcult
Genelepoch
Genelline

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)çığıryı
Yönelme (-e)çığırya
Bulunma (-de)çığırda
Çıkma (-den)çığırdan
Tamlayan (-in)çığırnın
Çoğul (-ler)çığırlar

Tanım

(mecaz) yeni bir biçim, yöntem veya yol
Ankara ili Kızılcahamam ilçesine bağlı bir köy.
Bir erkek adı. erkek ad
Bitlis ili Mutki ilçesine bağlı köy
çığın kar üzerinde açtığı iz
Çığın kar üzerinde açtığı iz.
isim, mecaz: Yeni bir biçim, yöntem veya yol:
patika

Diğer Dillerde

gerund of auskleiden
çekim: tamlayan Auskleidens
köken: aus- + kleiden
aile: Auskleidung, ausgekleidet
Sie wimmern und schreien.Çığırışmak, bağrışmak.
to pair up, go together, get into a couple (of two things, to become one) · to unite, put together, join (of two things, to cause to become one) · to mate
çekim: geçmiş accouplé · ortaç accouplé · şimdiki accouple · ulaç accouplant
köken: From a- + coupler.
aile: accouplable, accouplement
La transparence seule ne peut pas amener le changement.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
tape measure, measuring tape
çekim: çoğul cintas métricas
eş: huincha de medir
Ordenaba, hablaba.Çığırmak, çağırmak.
to align · to line up
çekim: geçmiş allineàto · ortaç allineàto · şimdiki allìnea · ulaç allineànte
eş: collocare, sulla stessa linea, disporre, mettere in fila, mettere in linea, sistemare
köken: From French aligner (“to align”). By surface analysis, a- + linea (“line”) + are (first conjugation verbal suffix).
aile: allineamento, allinearsi, allineato, allineatore
Spera di sfondare nel mondo dello spettacolo.Çığır Sahne'de oynadı.
Выстрелы, крики.Çığırışmak, bağrışmak.
الانفتاح لوحده لا يستطيع دفع التغيير.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
order, array · file, rank · line
çekim: çoğul cərgələr · tamlayan cərgənin
eş: sıra
köken: From Middle Mongol ᠵᠡᠷᠭᠡ (ǰerge), whence also Mongolian зэрэг (zereg).
arxa cərgə
qabaq cərgə
ön cərgə
Kazakçaжол, сызық /ʒol/
road, way · walk · luck
çekim: çoğul жолдар · tamlayan жолдың
köken: From Proto-Turkic *yōl (“road, way”). Cognate with Armeno-Kipchak յոլ (yol).
aile: автожол, жолдама
Сенің жолың болды.
letter (written message)
çekim: çoğul xatlar · tamlayan xatning
köken: Etymology tree Arabic خَطَّ (ḵaṭṭa) Arabic خَطّ (ḵaṭṭ)bor. Classical Persian خَطّ (xatt)bor. Uzbek xat Borrowed from Classical Persian خَطّ (xatt), borrowed from Arabic خَطّ (ḵaṭṭ), from خَطَّ (ḵaṭṭa).
offer · supply
eş: aanbieding, assortiment, gamma, concessie, handreiking
köken: Equivalent to aan (“on”) + bod (“offer, bid”), deverbal from aanbieden. Possibly from a Middle Dutch *aenbot. Compare Middle Low German and Middle High German anbot, whence archaic German Anbot (now Angebot).
aile: aanbodgedreven, aanbodgericht, aanbodgestuurd, aanbodeconomie, aanbodkant, aanbodzijde
Openheid zonder meer kan geen verandering aansturen.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
een aanbod doen
vraag en aanbod
Portekizcearco, aresta, caminho, carreira, carta, cult (eril) /ˈaʁ.ku/
arc, curve · arch · bow (weapon)
çekim: çoğul arcos
eş: curva, testeira, tiara
köken: From Old Galician-Portuguese arco, arquo (“arch, bow”), from Latin arcus (“bow”), from Proto-Indo-European *h₂erkʷo- (“bow, arrow”).
aile: arco e flecha, arco-da-velha, arco-íris, arcobotante
Gritar, Gritar!Çığırışmak, bağrışmak.
heresy · sect, a sect's followers
çekim: çoğul αιρέσεις · tamlayan αίρεσης
Η ελευθερία από μόνη της δεν φέρνει την αλλαγή.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
a cult (a sect)
köken: From English cult.
アリスは25年間 苦闘を続けましたAçıklık, tek başına çığır açamıyordu.
개방성만으로는 변화를 끌어낼 수 없습니다.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
a connection
çekim: çoğul anslutningar · tamlayan anslutnings
köken: ansluta + -ning
Enbart öppenhet kan inte påskynda förändring i sig själv.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
Lehçekolejka, krawędź, kultowy, kwestia, lina, linia (dişil) /kɔˈlɛj.ka/
queue · round (serving) · commuter train
çekim: çoğul kolejki · tamlayan kolejki
eş: ogonek
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *kʷelh₁- Proto-Indo-European *-os Proto-Slavic *kolo Proto-Slavic *-ěja Proto-Slavic *kolěja Old Polish koleja Polish kolej Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish kolejka From kolej + -ka.
To była dla LEGO prawdziwa rewolucja.LEGO ürünü için bu,çığır açan birseydi.
Кричим, общ.Çığırışmak, bağrışmak.
thread, string · rope, string, cord
çekim: çoğul डोरियाँ
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit, from Sanskrit दवर (davara, “string”).
line, long line; the longer fiber(s) of flax, hemp, etc.; heckled flax/hemp · synonym of aivinakangas (“line cloth, line fabric”)
çekim: çoğul aivinat · tamlayan aivinan
köken: Uncertain; possibly from Proto-Germanic *aiwīnaz (“everlasting”). The other Finnic terms (Ingrian aivina, Karelian aivina, Votic aivinõ) probably derive from Finnish.
aile: aivinainen, aivinakangas, aivinalanka
Väännä ja huuda.Çığırışmak, bağrışmak.
aivinat ja rohtimet
Çekçečára, fronta, kult, kultovní, lajna, přímka (dişil) /ˈt͡ʃaːra/
line · threadlike mark of pen, pencil, or graver
çekim: çoğul čáry · tamlayan čáry
eş: linka, linie, lajna
köken: Probably derived from čáry (“magic”), čarovat (“to conjure”), meaning a magical line, e.g. the delineation of a magic circle. Possibly connected also with Proto-Indo-European *(s)ker- (“to cut”). First attested in the 14th century.
aile: čárka
Na obou koncích se zužuje.Her iki alanda da çığır açmıştır.
thread, string
çekim: çoğul ațe · tamlayan ațe
köken: Inherited from Latin acia, from Proto-Indo-European *h₂eḱ- (“sharp”).
aile: ațos
Surditate, țiuituri.Çığırışmak, bağrışmak.
to line (with: -val/-vel) (to cover the inner surface of something with a warming, insulating material)
çekim: geçmiş béleltek
köken: First attested in 1559. bél + -el (verb-forming suffix)
aile: bélelt, béleltet, bélés, bebélel, kibélel
Ébredj fel, és ordíts!Çığırışmak, bağrışmak.
A madár puha fűvel béleli a fészkét.
A varrónő selyemmel bélelte a köpenyt.
Az ajándékdobozt selyempapírral béleltem.
מרבה להתחצף ולצעוק.Çığırışmak, bağrışmak.
Latincecultus, euthīa, līnea, līnea rēcta /ˈkʊɫ.tʊs/
tilled, cultivated, having been cultivated · protected, nurtured, having been protected · worshipped, honored, having been worshipped
çekim: çoğul cultūs · tamlayan cultūs
köken: Perfect passive participle of colō (“till, cultivate; worship”).
cultaque diffūsīs saltat amīca comīs
Dancakult-, sekt /ˈsɛɡd/
a sect
çekim: çoğul sekter · tamlayan sekts
köken: From Latin secta.
Der virker også uroligt i nord.Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.
Endonezcebaris, garis, sekte /ˈbaris/
row (a line of objects) · row (a line of entries in a table or the similar) · straight line
zıt: kolom
köken: Inherited from Malay baris.
aile: baris-berbaris, barisan, berbaris, membaris, membariskan, sebaris
Keterbukaan saja tidak dapat mendorong perubahan.Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
current, stream · line · strain, descent
aile: dòng biển, dòng chảy, dòng dõi, dòng điện, dòng giống, dòng họ, Dòng Tên, dòng triều, lội ngược dòng, nạ dòng
Tôi đã chạy trên sân vận động.Çığır Sahne'de oynadı.
xuống dòng
dòng sản phẩm

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish چیغیر (çığır, “snow-path”), from Proto-Turkic *čïgïr (“foot path, narrow track”). Cognate with Azerbaijani cığır and Tatar çığır.

Örnek Cümleler

Çığırışmak, bağrışmak.
And screaming and yelling.
Çığır Sahne'de oynadı.
And it was in the screenplay.
Travesti gibi çığırır.
Reads like a thriller.
Durum çığırından çıktı.
The situation got out of hand.
İşler çığırından çıkıyor.
Things are getting out of hand.
Tom mallıkta çığır açan biri.
Tom is a special kind of stupid.
İşler çığırından çıkmaya başladı.
Things began to spin out of control.
Her iki alanda da çığır açmıştır.
It has a gabled roofs on both areas.
Tom'un yaptığı her şey çığır açandı.
Everything Tom did was groundbreaking.
Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.
Openness alone can't drive change.
LEGO ürünü için bu,çığır açan birseydi.
This was ground breaking for the LEGO product.
Hükümet harcaması biraz çığırından çıkıyor.
Government spending is getting a little out of hand.
çığır ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod