Ana içeriğe geç
Sözlük

çığır ile cümle

çığır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.There were hundreds of taxis at the airport, all touting for business.
İngiliz futbolu hayranları bazen çığırından çıkarlar.British soccer fans sometimes get completely out of hand.
Hükümet harcaması biraz çığırından çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
İşler çığırından çıkıyor.Things are getting out of hand.
Berlin Duvarı'nın yıkılışı gerçekten çığır açan bir olaydı.The fall of the Berlin Wall was really an epochal event.
Tom'un yaptığı her şey çığır açandı.Everything Tom did was groundbreaking.
Durum çığırından çıktı.The situation got out of hand.
Modern teleskoplar evren algımızda yeni çığırlar açtı.Modern telescopes have exploded our understanding of the cosmos.
İşler çığırından çıkmaya başladı.Things began to spin out of control.
Tom mallıkta çığır açan biri.Tom is a special kind of stupid.
Çığırışmak, bağrışmak.And screaming and yelling.
Eric B.'nin albümdeki ağırlıklı sample kullanımı hip hop prodüksiyonunda çığır açtı.The album's heavy sampling by Eric B. became influential in hip hop production.
Abdus TPG işe çığır açmıştı ve ilk 1974 yılına kadar Salam başkanlığında yapılmıştı.Abdus had led groundbreaking work at the TPG and was initially headed by Salam until 1974.
Her iki alanda da çığır açmıştır.It has a gabled roofs on both areas.
Çığır Sahne'de oynadı.And it was in the screenplay.
1982'de, Bruce Day ve Steve Warrior ile çığır açıcı Hellhammer grubunu kurdu.Together with Bruce Day and Steve Warrior, he formed the seminal metal band Hellhammer in 1982.
Cavendish, benzersiz ve çığır açan bir kadın yazar olarak savunuluyor ve eleştiriliyor.Cavendish has been championed and criticized as a unique and groundbreaking woman writer.
Özellikle son 2 bölümde büyük savaş büyük bir çığır açmıştır.)In World War II there was in the last days of the war heavy destruction.
Travesti gibi çığırır.Reads like a thriller.
Bunun ne kadar önemli bir çığır açtığını herkesin anlayabileceği şekilde açıklar mısınız lütfen?Could you explain, in layman's terms, how significant a breakthrough this is please?
İki çığır açan cerrahtan nakil eğitimi alma ayrıcalığına eriştim:So I was privileged to train in transplantation under two great surgical pioneers:
O zamanlar, sunmakta olduğum bacaklar protezde çığır açmışlardı.At the time, the legs I presented were groundbreaking in prosthetics.
Açıklık, tek başına çığır açamıyordu.Openness alone can't drive change.
Belki oyun endüstrisinde, bağımsız oyun sektöründe ya da sanat dünyasında bir çığır açmayacaksınız.Maybe you won't change the industry, or the indie scene, or the universe or the arts.
21. yüzyıl parası elde ettik ve bu çığır açıcı bir olaydı. Vay canına!We made 21st century money, and that was groundbreaking.
Biliyorsunuz, robotlar kedileri taşımada bile çığır açıyor.You know, robots are even revolutionizing cat transportation.
Bilim ve Teknoloji: Palentologlar Yunanistan'ın kuzeyinde çığır açan bir keşif yaptılarScience and Technology: Paleontologists make groundbreaking find in northern Greece
Bilim ve teknoloji: Hırvat fizikçi çığır açan MIT araştırmasında görev aldıScience and technology: Croatian physicist part of groundbreaking MIT research
Proje başarılı olduğu takdirde, mayın temizliğinde çığır açabilir.If the project is a success, it would be a breakthrough in mine clearance.
Çığır açıcı özellikteki buluş serebral kanamaları önleyebilir.The ground-breaking find may help prevent cerebral haemorrhages.
Hırvatistan Cumhurbaşkanı Ivo Josipoviç uzlaşma yolunda çığır açmayı hedefliyor. [Getty Images]Croatian President Ivo Josipovic aims to make inroads in reconciliation. [Getty Images]
"Memleket Hikâyeleri, çığır açma bakımından bugünkü köy hikâyelerinin nüvesini teşkil eder."Homeland Stories constitute the core of today's village stories in terms of groundbreaking.
2017'de BAFTA Çığır Açan Britanyalı seçildi.[1]He was named a BAFTA Breakthrough Brit in 2017.[9]
Filmin çekildiği sert MTV tarzı bu günlerde yaygındır, ancak o zamanlar çığır açmıştı.The hardcore MTV manner in which it was filmed is common these days, but was groundbreaking then.
Chekhov ve Shakespeare'in oyunlarının çığır açan prodüksiyonlarıyla dikkat çekti.He was noted for groundbreaking productions of plays by Chekhov and Shakespeare.
1921 sonbaharında Kuratowski, Ph.D. çığır açan çalışması için derecesini aldı.In autumn 1921 Kuratowski was awarded the Ph.D. degree for his groundbreaking work.
AK Erlang'ın (1917) çığır açan buluşundan önce Engset formülünü (1915) geliştirdi.He developed the Engset formula (1915) before the breakthroughs of A. K. Erlang (1917).
Halkın ' 2001'in Çığır Açan Yıldızları"ndan biri seçildi.She was named one of People's "Breakthrough Stars of 2001".
18. yüzyıl sonrası modernite dönemi Avrupa'dan daha fazla çığır açan araştırmacı getirdi.The post-18th century modernity period brought more groundbreaking researchers from Europe.
Çığırışmak, bağrışmak.Sie wimmern und schreien.
Birlikte reklamcılık dilinde yeni bir çığır açtılar.Auch in Sachen Werbung schlug Rauser Advertainment einen neuen Weg ein.
Özellikle son 2 bölümde büyük savaş büyük bir çığır açmıştır.)Um den 2. Platz hingegen entbrannte ein heftiger Kampf.
Orta çığırında (Doğankent-Torul arası) zaman zaman derin ve dar vadiler oluşturur.Deshalb werden (möglichst schmale) Intervalle von Wellenlängen gebildet und vermessen.
Edebi akımlarını ise "edebiyat çığırları" olarak incelemiştir.Pour les livres, il doit s'être apparemment agi de « textes de magie ».
1982'de, Bruce Day ve Steve Warrior ile çığır açıcı Hellhammer grubunu kurdu.Avec Bruce Day et Steve Warrior, il forme Hellhammer en 1982.
Yine de bazı eleştirmenlere göre Yaşayan Ölülerin Gecesi çığır açan bir filmdi.Ses voisins indiquent avoir entendu des hurlements pendant la nuit.
Bir sonraki yıl, 1876’da, insani düşüncesinin gelişiminde çığır açıcı bir noktaydı.El año siguiente, 1876, era un punto fundamental en el desarrollo del pensamiento humano.
Ropotamo'nun aşağı çığırı, 1940'lardan beri doğal rezerv ve koruma altında bölgedir.La sección inferior de la Ropotamo es una reserva natural y un área protegida desde 1940.
Bu çığırtkan herhangi bir parça sırasında çekilip çiftleri müzikle baş başa da bırakabiliyordu.El caller se podía retirar durante una pieza y dejar solas a las parejas y a la música.
1982'de, Bruce Day ve Steve Warrior ile çığır açıcı Hellhammer grubunu kurdu.Junto con Bruce Day y Steve Warrior, formó la banda de metal Hellhammer en 1982.
Çığırtma, üflemeli bir çalgıdır.La llamada es un fuerte grito, estridente.
Çığırmak, çağırmak.Ordenaba, hablaba.
Edebi akımlarını ise "edebiyat çığırları" olarak incelemiştir.Sobre la novela publicó su artículo "Estudios literarios.
Çığırışmak, bağrışmak.Quiero gritar y vocear.
Eric B.'nin albümdeki ağırlıklı sample kullanımı hip hop prodüksiyonunda çığır açtı.Il pesante campionamento di Eric B. nell'album diviene molto influente nelle produzioni hip hop.
Gürleyik, Karasu'nun orta çığırındaki küçük kollarından biridir.Ragazzo nubiano Questo ragazzo vive tra le piramidi del Sudan.
Çığır Sahne'de oynadı.Spera di sfondare nel mondo dello spettacolo.
Çığırışmak, bağrışmak.Выстрелы, крики.
Böylece İtalya'da bulunan Bizans toprakları için yeni bir çığır açılmış oldu.Наглядным тому подтверждением стал так называемый мусорный кризис в Италии.
Patlıcan çığırtması (Azerbaycan)Голодные простаки (азерб.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod