Ana içeriğe geç
Sözlük
/
soğukluk

soğukluk

/so.ˈɰuk.ɫuk/
noun
TR → EN
"soğukluk" kelimesinin İngilizcesi: coldness, indifference, standoff, apathy, cold. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcoldnessnoun
Genelindifference
Genelstandoff
Genelapathy
Genelcold
Genelcoolness
Genelcoldness
Genelcoolness
Genelcoldness

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)soğukluğu
Yönelme (-e)soğukluğa
Bulunma (-de)soğuklukta
Çıkma (-den)soğukluktan
Tamlayan (-in)soğukluğun
Çoğul (-ler)soğukluklar

Tanım

•cinsel istek duymama durumu
•hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer
•kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması
•sevimsiz olma durumu, antipati
•soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet
•soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik
•yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler
•Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer

Diğer Dillerde

AlmancaChnüsel, Erkältung, Gleichgültigkeit, kalt, Kälte, kaltherzig (dişil) /ɛɐ̯ˈkɛltʊŋ/
cold (illness)
çekim: çoğul Erkältungen · tamlayan Erkältungen
eş: Pips, Verkühlung
köken: From erkälten (“to catch a cold”) + -ung.
Sie war sich sicher, mit einer deutlichen Kälte. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Ich habe eine Erkältung.
Erkältungen sind im Winter häufig.
Fransızcafroid, indifférence, rhume /fʁwa/
cold (temperature)
zıt: chaud
köken: Inherited from Middle French froit, from Old French froit, freid, inherited from Latin frīgidus (“cold”) (through a syncopated Vulgar Latin or Late Latin form frigdus, fricdus, attested in the Appendix Probi, or fridus, on a Pompeian inscription). Doublet of frigide, a later borrowing.
aile: chat échaudé craint l'eau froide, coup de froid, douche froide, Guerre froide, sueur froide, vague de froid
Elle était certaine, avec une froideur marquée. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Viento helador.
eş: biruji
Ella estaba segura, con una marcada frialdad. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
İtalyancacolpo d'aria, fare freddo, freddo, gelato, gelido, gelo (eril)
a cold, specifically one caused by bad weather or cold air
çekim: çoğul colpi d'aria
köken: Literally, “air blow”.
Lei era certa, con una freddezza marcata. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Mettiti una maglietta o ti prenderai un colpo d'aria!
Rusçaдесерт, холод (eril) /dʲɪˈsʲert/
dessert
çekim: çoğul десе́рты · tamlayan десе́рта
eş: сладкое
köken: Borrowed from French dessert.
Она была уверена, с заметным холодность. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Arapçaبَارِد, برد, بَرْد, بَرْدَان, برودة, بُرُودَة (eril) /ba.ra.da/
to be or become cold, to cool off · to feel cold · to cool, chill
çekim: geçmiş بَرَدْتُ
كانت معينة ، مع برودة ملحوظة. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
بَرِّدْ حَشَايَ إِنِ ٱسْتَطَعْتَ بِلَفْظَةٍ / فَلَقَدْ تَضُرُّ إِذَا تَشَاءُ وَتَنْفَعُ
Farsçaزکام, سَرْد, سرما, سرماخوردگی /sar.ˈmaː/
cold, coldness
köken: From Middle Persian [script needed] (slmʾk' /⁠sarmāg⁠/). Also see the entry for سرد (sard).
Azericeşaxta, soyuq /ʃɑχˈtɑ/
freezing weather, cold, frost
çekim: çoğul şaxtalar
köken: Apparently from Arabic صَقْعَةٌ (ṣaqʕatun).
aile: Şaxta Baba
coolness
köken: Borrowed from Mongolic, from Proto-Mongolic *salkïn. Compare Mongolian салхи (salxi, “wind”), Turkish salkın, Kyrgyz салкын (salkın).
Özbekçesovuq
cold, frosty
çekim: karşılaştırma sovuqroq · üstünlük eng sovuq
köken: From Proto-Turkic *sogï-k.
aile: sovuqlik, sovuqqonlik, sovuqxona, sovuqchilik
Tatarcaсалкын
Felemenkçeafstandelijk, fris, koel, kou, koud, koude /ˌɑfˈstɑn.də.lək/
standoffish, aloof, distant (cold, unfriendly)
çekim: karşılaştırma afstandelijker · üstünlük afstandelijkst
eş: kil, onverschillig, emotieloos
köken: From afstand + -e- + -lijk.
aile: afstandelijkheid
Ze was zeker, met een duidelijke kou. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Portekizceconstipação, despreparado, estar com frio, fazer frio, frio, gelado (dişil) /kõs.t͡ʃi.paˈsɐ̃w̃/
cold (illness) · constipation
çekim: çoğul constipações
eş: intestino preso, prisão de ventre, vento-virado, resfriado
köken: Borrowed from Latin cōnstīpātiōnem. By surface analysis, constipar + -ção.
Ela estava certa, com uma frieza marcante. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
indifference
çekim: çoğul αδιαφορίες · tamlayan αδιαφορίας
köken: Learned borrowing from Koine Greek ἀδιαφορία (adiaphoría) from ἀδιάφορος (adiáphoros, “indifferent”), ancient sense: "not different" See ἀ- privative (a- privative) & διαφέρω (diaphérō, “I differ”).
Ήταν βέβαιο, με έντονη ψυχρότητα. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
cold (unfriendly), unsympathetic, unkind
"私は、説明すべき"と彼は、私が本当に前に行うには余りにも寒くて疲れだったか"、を追加 — O belirgin bir soğukluk, emindi.
つれなく断る
Çinceбин, лын, хан, 冰冷, 冷漠, 寒冷 /piŋ⁵⁵ lɤŋ²¹⁴⁻²¹⁽⁴⁾/
ice-cold; cold as ice · cold; unfriendly
aile: 冰冷無味, 冰冷无味
自此之後,國共摩擦不斷發生。 — Bu esnada grup üyeleri arasındaki soğuklukta hala devam etmekteydi.
Korece추위 /t͡ɕʰuɥi/
cold
eş: 냉, 한기
köken: Of native Korean origin. From 춥- (chup-) + -이 (-i, noun-deriving suffix).
그녀는 표시된 추위로 특정했다. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
cold (illness)
çekim: çoğul förkylningar · tamlayan förkylnings
köken: förkyla + -ning
Hon var säker, med en markant kyla. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Har förkylningen gått över än?
cold; coolness (low temperature) · coldness (lack of affection) · cold weather
çekim: çoğul chłody · tamlayan chłodu
eş: ziąb
köken: Etymology tree Proto-Slavic *xoldъ Polish chłód Inherited from Proto-Slavic *xoldъ.
Była pewna, ze znacznym chłód. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Ukraynacaбайду́жість, байду́жність, засту́да, зи́мний, рівноду́шшя, холо́дний
Вона була впевнена, з помітним холодність. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
indifference, unconcern, apathy
köken: From उदासीन (udāsīna) + -ता (-tā).
chilly, cool · cold, unfriendly, austere, grim
çekim: karşılaştırma kalseampi · üstünlük kalsein
köken: Unknown; could be compared to Northern Sami gálššas and kalsa, which is from Swedish kall (“cold”).
aile: kalseasti, kalseus
Hän oli varma, joissa on voimakas kylmyys. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
cold (low temperature)
çekim: çoğul chlady · tamlayan chladu
eş: chladno, zima
köken: Inherited from Old Czech chlad, from Proto-Slavic *xoldъ.
Byla si jistá, s výrazným chlad. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
cold, frigidity · fever, chill
çekim: çoğul friguri · tamlayan frigului
zıt: căldură
köken: Inherited from Latin frīgus (“cold”), ultimately from Proto-Indo-European *sriHgos-, *sriges-, *sriHges-.
Ea a fost anumite, cu o răceală marcate. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
Macarcabejelentetlen, elfogulatlanság, előkészítés nélküli, fagyos, fázik, hideg /ˈɛlfoɡulɒtlɒnʃaːɡ/
impartiality, fairness (the quality of being impartial: treating all parties, rivals, or disputants equally)
çekim: çoğul elfogulatlanságok
köken: elfogulatlan + -ság (“-ness, -ity”, noun-forming suffix)
Ő biztos volt benne, egy jelölt hideg. — O belirgin bir soğukluk, emindi.
İbraniceאֲדִישׁוּת, הִצְטַנְּנוּת, צוֹנֵן, קַר, קֹר
ניתוק עם מרכיבים טוניים. — Soğukluk bölümleri tonozla kapatılmıştır.
Latincealgeo, algidus, algor, algus, frigeo, frīgidus /ˈaɫ.ɡe.oː/
to be or feel cold or chilly; to become cold or chilly · to be neglected (left in the cold)
çekim: şimdiki alget · ulaç algēns
köken: Unknown. May be related to Icelandic elgur (“frozen snow”), from Proto-Indo-European *h₂elgʰ- (“frost, cold”).
aile: algēns, algēscō, algidus, algificus, algor, algus, alsior
cold (illness)
çekim: çoğul forkølelser · tamlayan forkølelses
köken: From forkøle + -else.
Oversvømmelse, kulde, tørke m.m. — Hastalık, soğukluk, sıcaklık gibi.

Etimoloji

From soğuk + -luk.

Örnek Cümleler

O bir soğukluktu.
It was a standoff.
O belirgin bir soğukluk, emindi.
She was certain, with a marked coldness.
Soğukluk, görmezlik bildiren bir köktür.
Out Cold is a term for unconsciousness.
Kosova sınırındaki soğukluk şiddete dönüştü
Standoff at Kosovo border turns violent
Ben de cinsel soğukluk olduğundan korkuyorum.
I'm afraid I'm frigid.
Türkiye'de hem AB hem de ABD'ye karşı soğukluk artmaya başladı.
Disenchantment with both the EU and the United States has been rising in Turkey.
Altta yer alan okyanus dondurucu soğuklukta, rengi neredeyse siyah.
The ocean below looks freezing cold, it is almost black.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.
All along the line, there's nothing but cold and death and loneliness.
Kasım 1895’te, Herzl’i bir merak, umursamazlık ve soğuklukla toplantılarına davet ettiler.
In November 1895 they received him with curiosity, indifference and coldness.
Komünistlerin muhalefette geri adım atmamalarıyla, ülke bir siyasi soğukluk dönemine girdi.
With the communists solid in opposition, the country has entered a political standoff.
soğukluk ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod