Ana içeriğe geç
Sözlük

soğukluk ile cümle

soğukluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ben de cinsel soğukluk olduğundan korkuyorum.I'm afraid I'm frigid.
O bir soğukluktu.It was a standoff.
Kasım 1895’te, Herzl’i bir merak, umursamazlık ve soğuklukla toplantılarına davet ettiler.In November 1895 they received him with curiosity, indifference and coldness.
Soğukluk, görmezlik bildiren bir köktür.Out Cold is a term for unconsciousness.
O belirgin bir soğukluk, emindi.She was certain, with a marked coldness.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.All along the line, there's nothing but cold and death and loneliness.
Altta yer alan okyanus dondurucu soğuklukta, rengi neredeyse siyah.The ocean below looks freezing cold, it is almost black.
Komünistlerin muhalefette geri adım atmamalarıyla, ülke bir siyasi soğukluk dönemine girdi.With the communists solid in opposition, the country has entered a political standoff.
Kosova sınırındaki soğukluk şiddete dönüştüStandoff at Kosovo border turns violent
Türkiye'de hem AB hem de ABD'ye karşı soğukluk artmaya başladı.Disenchantment with both the EU and the United States has been rising in Turkey.
Bunun üzerine Klaus Mann ile Gründgens arasındaki soğukluk başladı.Daraufhin begann die Entfremdung zwischen Klaus Mann und Gründgens.
Aralarındaki soğukluk birkaç ay sonra çözüldü.Diese waren dann nach einigen Monaten gelöst.
Oysa bu soğukluk sadece olaylara daha geniş bir perspektiften baktıkları içindir.Esta amistad sin embargo parece haber sido más profunda de lo que se mostraba a simple vista.
Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var.En las manos se pueden sentir hormigueos y quizás frío.
Bu esnada grup üyeleri arasındaki soğuklukta hala devam etmekteydi.В это время внутри группы уже чувствуется охлаждение между её членами.
Lemoine: "Videoda yakalamak istediğim: Soğukluk.قال ليمونا: أنا أريد ادراك البرودة في الفيديو.
Kasım 1895’te, Herzl’i bir merak, umursamazlık ve soğuklukla toplantılarına davet ettiler.في نوفمبر 1895 استقبلوه بالفضول واللامبالاة والبرودة.
Kendine soğukluk göstermek suretiyle Tırhala sancağına gönderildi.Foi congelado ao poussar na Terra; descongelado por Frenzy.
Hastalık, soğukluk, sıcaklık gibi.Klimat, pogoda, temperatura.
Bu esnada grup üyeleri arasındaki soğuklukta hala devam etmekteydi.У цей час усередині групи вже відчувається охолодження між її членами.
Şehrin iklimsel sıcak ve soğukluk rekorları ise -43 °C ve +36 °C'dir.Naměřené extrémy toho státu jsou -54 °C a +46 °C.
Bunun üzerine Klaus Mann ile Gründgens arasındaki soğukluk başladı.Itt kezdődött Klaus Mann és Grundgens eltávolodása.
Aralarındaki soğukluk birkaç ay sonra çözüldü.Terveys romahti muutamassa kuukaudessa.
Frijit, cinsel anlamda soğukluk yaşama hastalığıdır.Frigidi tarkoittaa sukupuolisesti kylmää naista.
Hastalık, soğukluk, sıcaklık gibi.Oversvømmelse, kulde, tørke m.m.
Bu esnada grup üyeleri arasındaki soğuklukta hala devam etmekteydi.自此之後,國共摩擦不斷發生。
Soğukluk bölümleri tonozla kapatılmıştır.ניתוק עם מרכיבים טוניים.
Frijit, cinsel anlamda soğukluk yaşama hastalığıdır.סינוסיטיס, מהווה סיבוך של הצטננות.
Bu esnada grup üyeleri arasındaki soğuklukta hala devam etmekteydi.על תקופה זאת העיבו התככים הפנימיים בין חברי הלהקה.
Nesnel duyu belirtileri; dokunma, ağrı, sıcaklık ve soğukluk sayılabilir.Гръбначният мозък има значение за усещането на топло, студено, болка, допир.
Altta yer alan okyanus dondurucu soğuklukta, rengi neredeyse siyah.Oceán, který je níže, vypadá ledově studený, je téměř černý.
Altta yer alan okyanus dondurucu soğuklukta, rengi neredeyse siyah.Woda poniżej jest niemal czarna, zdaję się wręcz lodowata.
Altta yer alan okyanus dondurucu soğuklukta, rengi neredeyse siyah.Океан внизу кажется холодным как лёд, он почти чёрный.
Altta yer alan okyanus dondurucu soğuklukta, rengi neredeyse siyah.Океан знизу виглядає крижаним, він майже чорний.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.Ajattelin, että kaikki on vain kylmää ja kuollutta - kuolemaa ja yksinäisyyttä kaikkialla.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.A lo largo de todo vuestro árbol genealógico sólo hay frialdad, muerte... ...y soledad.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.De-a lungul întregului ºir nu e decât rãcealã ºi moarte... ºi singurãtate.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.Ich dachte: Überall herrschen nur Kälte, Tod und Einsamkeit.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.Ich dachte: Überall herrschen nur Kälte, Tod und Einsamkeit.
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.J'ai pensé... "Tout n'est que froideur, mort "et solitude dans cette famille."
Nesiller boyunca, soğukluk, ölüm ve... yalnızlık dışında bir şey yok.Så tänkte jag att det är bara kyla, död och ensamhet hela vägen.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Bila je določeno, z znatno hladnost.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Bola si istá, s výrazným chlad.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Była pewna, ze znacznym chłód.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Byla si jistá, s výrazným chlad.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Cô nhất định, với một cái lạnh được đánh dấu.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Dia yakin, dengan dingin yang ditandai.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Ea a fost anumite, cu o răceală marcate.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Ela estava certa, com uma frieza marcante.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Ella estaba segura, con una marcada frialdad.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Elle était certaine, avec une froideur marquée.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Hän oli varma, joissa on voimakas kylmyys.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Hon var säker, med en markant kyla.
O belirgin bir soğukluk, emindi.그녀는 표시된 추위로 특정했다.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Lei era certa, con una freddezza marcata.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Ő biztos volt benne, egy jelölt hideg.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Sie war sich sicher, mit einer deutlichen Kälte.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Ze was zeker, met een duidelijke kou.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Ήταν βέβαιο, με έντονη ψυχρότητα.
O belirgin bir soğukluk, emindi.Вона була впевнена, з помітним холодність.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod