asılsız
/a.sɯɫˈsɯz/
adj
C2 seviye
TR → EN
"asılsız" kelimesinin İngilizcesi: originless, delusion, false, footless, baseless. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneloriginlessadj
Geneldelusion
Genelfalse
Genelfootless
Genelbaseless
Genelillusive
Genelprecarious
Genelunsubstantial
Genelgroundless
Tanım
•dayanaksız
•gerçek olmayan
•temelsiz
•Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan;, sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan
Diğer Dillerde
Almancafalsch, Irreführung, Täuschung, unecht, unwahr, Wahn /falʃ/
false, unfactual, untrue · wrong (incorrect) · wrong (disadvantageous)
çekim: üstünlük am falschesten
eş: fehlerhaft, verkehrt, gelogen, erdichtet, unwahr, betrügerisch
zıt: wahr, wahrhaftig, richtig, korrekt, günstig, echt
köken: From Middle High German valsche, valsch, from Old High German *falski, from Proto-West Germanic *falskī (“false, counterfeit”).
aile: Falschgeld, Falschheit
Es ist ein völlig unbegründetes Gerücht. — O, tamamen asılsız bir söylenti.
eine falsche Beschuldigung
eine falsche Antwort
eine falsche Entscheidung
Fransızcaartificiel, délire, faux, idée délirante, illusion, incorrect /aʁ.ti.fi.sjɛl/
artificial
zıt: naturel
köken: Borrowed from Latin artificiālis. By surface analysis, artifice + -iel.
aile: artificiellement, insémination artificielle, intelligence artificielle, neige artificielle, respiration artificielle, sélection artificielle
C'est une rumeur complètement infondée. — O, tamamen asılsız bir söylenti.
delirium · delusion
çekim: çoğul delirios
eş: despropósito, disparate
köken: From Latin dēlīrium, from dēlīrō (“to deviate from the path”).
aile: delirio de grandezas
Ese es un rumor totalmente infundado. — O, tamamen asılsız bir söylenti.
İtalyancabugiardo, convinzione errata, errato, finto, illusione, posticcio /buˈd͡ʒar.do/
lying, false, deceitful, untruthful
çekim: çoğul bugiardi
eş: fallace, falso, finto, illusorio, ingannevole, insincero
zıt: sincero
köken: From bugia + -ardo.
aile: bugiardamente
Be', uno stereotipo comodo ma infondato che a volte fa male anche più della stessa austerità. — Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.
Rusçaнеобоснованный, голословный; вымышленный
необоснованный, голословный; вымышленный
Как выяснилось впоследствии, эти обвинения были ошибочными. — Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.
Arapçaبَاطِل, خِدَاع, زَائِف, ضَلَالَة, غَرُور, كَاذِب
لم اشأ ان تكون الاميرة محاطة بكل تلك الاشاعات — Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.
Farsçaغلط /ɣa.ˈlat/
wrong · incorrect · mistaken
çekim: çoğul غلطها
köken: Etymology tree Arabic غَلَط (ḡalaṭ)bor. Persian غلط Borrowed from Arabic غَلَط (ḡalaṭ).
aile: غلطانیدن, غلتانیدن, غلطان, غلتان, غلطک, غلتک, غلتنگ, غلطبان
Felemenkçeongegrond
specious (seemingly well-reasoned, but fallacious) · unfounded, groundless, baseless · gratuitous
çekim: karşılaştırma ongegronder · üstünlük ongegrondst
zıt: gegrond
köken: From on- + gegrond.
Deze beschuldigingen bleken later ongegrond. — Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.
Portekizceartificial, delírio, delusão, errado, ilusão /aʁ.t͡ʃi.fi.siˈaw/
artificial (made by human hand)
köken: Learned borrowing from Latin artificiālis. By surface analysis, artifício + -al.
aile: ânus artificial, artificialidade, artificialismo, artificialista, artificialmente, inseminação artificial, inteligência artificial, seleção artificial
As nossas lágrimas correm mesmo ao pesarmos que o infeliz expirou. — Ülkücüler koşarak dershaneye gelirken, ihbarın asılsız olduğu anlaşıldı.
Yunancaαυταπάτη, κίβδηλος, νόθος, πλάνη, πλαστός, ψευδαίσθηση (dişil)
self-deception, delusion
çekim: çoğul αυταπάτες · tamlayan αυταπάτης
köken: αυτό + απάτη
Δεν ήθελα η Πριγκίπισσα να περιτριγυρίζεται από αυτές τις ψεύτικες φήμες. — Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.
a delusion
çekim: geçmiş 妄想した
aile: 誇大妄想, 被害妄想, 妄想症: paranoia
上記の例は定数項の無い斉次の場合であった。 — Ancak önceki iddia gibi bu iddia da asılsızdır.
Korece거짓 /ˈkɘ(ː)d͡ʑit̚/
falsehood; untruth
eş: 와위, 허위
zıt: 참
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 거〯즛〮 (Yale: kěcús).
aile: 거짓말
(4) 케이건 교수님의 '학점을 잘 주지 않는 교수' 로서의 평판은 근거가 없는 거예요. — (4) " Kagan'ın kıt notlu bir hoca olduğu iddiası asılsız.
그는 거짓 주장을 했어요.
İsveççefalskt, konstgjord, osann
indefinite neuter singular of falsk
Dessa anklagelser har senare visat sig vara ogrundade. — Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.
Lehçebłędny, fałszywy, nieprawdziwy, omam, omamienie, przywidzenie /ˈbwɛnd.nɘ/
wrong, erroneous, incorrect, mistaken, false (being mistaken or containing mistakes) · distracted (characteristic of a person who is tired, sick, or confused) · synonym of nieprzytomny
çekim: karşılaştırma bardziej błędny · üstünlük najbardziej błędny
eş: niepoprawny, niewłaściwy
zıt: bezbłędny, poprawny, arastny, arcydobry, ach i och, ambrozyjski
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰlendʰ-der. Proto-Balto-Slavic *blandás Proto-Slavic *blǫdъ Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Proto-Slavic *blǫdьnъ Old Polish błędny Polish błędny Inherited from Old Polish błędny. By surface analysis, błąd + -ny.
aile: bezbłędny, błędnawy, błędne koło, błędnodruk, błędność, błędny ognik, błędny rycerz, nerw błędny, chodzić jak błędna owca
Mocowany był do podobnej zawieszki jak poprzednio (wym. — Ancak önceki iddia gibi bu iddia da asılsızdır.
błędny wzrok
błędne spojrzenie
Ukraynacaілю́зія, неправди́вий, ома́на, поми́лка, по́милка, хи́ба
counterfeit, spurious · false · alloyed, impure
zıt: खरा
köken: From Sanskrit कूट (kūṭa, “fraud, deception”), by way of Hindi खोट (khoṭ).
खोटी मुद्राएँ बनाना एक अपराध है।
खोटी चाँदी बहुत सस्ती होती है।
Finceepälojaali, epärehellinen, epätosi, epävireinen, falski, harhaanjohtaminen /ˈepæˌlojɑːli/
disloyal
köken: epä- + lojaali
aile: epälojaalisti, epälojaalisuus, epälojaalius
delusion
çekim: çoğul bludy · tamlayan bludu
eş: klam, iluze
köken: Inherited from Old Czech blud, from Proto-Slavic *blǫdъ, from Proto-Balto-Slavic *blandás, from Proto-Indo-European *bʰlendʰ-.
Ti se ho hned ujali a vše probíhalo bez komplikací. — Hakkında tez yapıldı ve bunlar asılsız çıktı.
Rumenceamăgire, contrafăcut, fals, înșelare, neadevăr (dişil)
delusion
çekim: çoğul amăgiri · tamlayan amăgiri
köken: From amăgi + -re.
Ulterior s-a dovedit că acuzația era nefondată. — Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.
false, fake, sham, phoney, make-believe, bogus, pseudo-, counterfeit
zıt: igazi, valódi, valós, valóságos, tényleges
Nem akartam, hogy a hercegnőt ilyen hamis szóbeszédek vegyék körül. — Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.
illusion · delusion
aile: אשלייתי, אַשְׁלָיָתִי
ככל הנראה היו אלו האשמות חסרות שחר. — Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.
אפרת גוש, גם אני הייתי שם האם את מקיפה את עצמך באשליה? ha'ím at makifá et atsmékh b'ashlayá?
deceived, tricked, cheated, disappointed, having been deceived · mistaken, having been mistaken, having deceived myself · appeased, beguiled, having been appeased
çekim: çoğul falsī · tamlayan falsī
köken: Perfect passive participle from fallō (“deceive, trick; mistake”).
false · fake · counterfeit
çekim: tamlayan falsks
köken: Borrowed from Middle Low German valsch, from Old Saxon *falski, from Proto-West Germanic *falskī (“false, counterfeit”).
aile: dokumentfalsk
Lige lidt kom der ud af det, og sagen forblev uopklaret. — Hakkında tez yapıldı ve bunlar asılsız çıktı.
Endonezcebertakhayul, buatan, delusi, paranoid, salah, waham /buˈatan/
creation · making (the process of making) · artefact
köken: From buat (“to make”) + -an.
aile: buatan manusia, buatan pabrik, buatan tangan
Itulah sudut pandangku, dan saya berpegang pada itu secara mutlak dan tanpa syarat. — Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.
Ini poster buatan kami, pak.
perisa buatan
Vietnamcahoang tưởng, sai /hwaːŋ˧˧ tɨəŋ˧˩/
suffering delusion · paranoid
köken: Sino-Vietnamese word from 慌 and 想.
Bulgarcaгрешен, заблу́да, изкуствен, илю́зия, неверен, фалшив /ˈɡrɛʃɛn/
sinful · wrong, incorrect
çekim: karşılaştırma по́-гре́шни · üstünlük на́й-гре́шни
köken: From Proto-Slavic *grěšьnъ; equivalent to грях (grjah) + -ен (-en).
По-късно обвиненията се оказват неоснователни. — Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.
Litvancadirbtinis, klaidingas, neteisingas, netikras (eril) /dʲɪrʲpʲˈtʲɪnʲɪs/
artificial, man-made
zıt: gamtinis, natūralus, tikras
köken: dirbti + -inis
aile: dirbtinumas
Vienas iš 7 advokatų, be atlyginimo gynusių kaltinamuosius Kražių byloje. — Davada, 7 sanığın tutuklanmasına neden olan ihbar asılsız çıkmıştır.
dirbti̇̀nis intelèktas
Ši̇̀s prodùktas pagami̇̀ntas bè dirbti̇̀nių aromãtinių mẽdžiagų.
Letoncakļūdains, mākslīgs, nepareizs, viltots
erroneous, faulty, wrong, incorrect (such that it contains errors)
çekim: karşılaştırma kļūdaināks · üstünlük viskļūdainākais
köken: From kļūda (“error”) + -ains.
kļūdains rakstsu darbs
kļūdaina valoda
kļūdains aprēķins
Etimoloji
By surface analysis, asıl + -sız.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
O şüpheler asılsızdı.
Those suspicions were unfounded.
İddialar tamamen asılsız.
The allegations are completely unfounded.
Bu söylenti tamamen asılsız.
This rumor is completely unfounded.
Sizin eleştiriniz asılsızdır.
Your criticism is unfounded.
Bu yöndeki haberler asılsızdır.
Reports indicating this are incorrect.
O, tamamen asılsız bir söylenti.
That's a completely unfounded rumor.
Asılsız iddalar ! şüpheli deliller.
Deceitful statements, unfound charges.
Gerçek söylentinin asılsız olmasıdır.
The fact is that the rumor is groundless.
Sullivan, "Bu iddia tamamen asılsızdır.
"This is completely incorrect," Sullivan said.
Söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür.
They surely utter what is unseemly and a lie.
Tom'un korkuları tamamen asılsız değildi.
Tom's fears weren't exactly unfounded.
Wu Song, burada asılsız iddalarda bulundun,
Wu Song, you're making unfounded charges here,