sandık
/sɑnˈdɯk/
noun
C1 seviye
TR → EN
"sandık" kelimesinin İngilizcesi: chest, trunk, crate, trunk, box. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelchestnoun
Geneltrunknoun
Genelcrate
Geneltrunk
Genelbox
Genelchest
Genelcoffer
Genelbin
Genelchest
Genelcoffer
Genelbox
Genelchest
Genelcoffer
Genelbox
Genelchest
Genelcoffer
Genelbox
Görsel







Çekim Tablosu
Belirtme (-i)sandığı
Yönelme (-e)sandığa
Bulunma (-de)sandıkta
Çıkma (-den)sandıktan
Tamlayan (-in)sandığın
Çoğul (-ler)sandıklar
Tanım
•Bir kurumda para alınıp verilen yer.
•Erzincan ili Kemaliye ilçesine bağlı bir köy.
•İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası.
•Kamu kesiminde çalışan personelin kendi kurumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim.
•Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş:
•kasa
•Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları tulumba.
•sanmak (eylem) sözcüğünün bildirme kipi belirli geçmiş zaman basit birinci çoğul şahıs olumlu çekimi
Diğer Dillerde
AlmancaBox, boxen, Boxhieb, Boxschlag, Brust, Brustkorb (dişil)
singular imperative of boxen
çekim: çoğul Boxen · tamlayan Boxen
eş: Schachtel, Kasten, Kiste, Karton, Kammer, Kämmerchen
köken: Borrowed from English box. Doublet of Büchse (“can”) and Buchse (“bushing, connector”).
aile: Bassbox, Blackbox, Boxenstopp, Gitterbox, Hitbox, Lunchbox, Musikbox, Pferdebox, Plastikbox
Also handelt es sich um eine kleine Kiste. — Küçük bir sandık bulurlar.
In der Box stand ein dunkelbraunes Pferd mit einem Kappzaum und stampfte in dem frischen Stroh umher.
post-1990 spelling of boîte
çekim: çoğul boites
Ils se procurent un petit chalutier. — Küçük bir sandık bulurlar.
initialism of Agencia de Recaudación y Control Aduanero
çekim: çoğul arcas
eş: cofre, baúl, armario, caja de caudales, caja fuerte, cisterna
aile: arca de agua, arca de la Alianza, arca de Noé, arca del cuerpo, arca del diluvio, arca del pan, arca del testamento, arcón, arqueta, arquilla
Dondisia epipactis Rchb. — Bir sandık dolusu RPK.
trunk (luggage) · trunk or boot (of a car) · case
çekim: çoğul bauli
eş: cassa, cofano, cassapanca, cassettone, cassone, forziere
köken: Most likely from Latin bāiulāre, ultimately from bāiulus (“one who bears burdens, porter, carrier”). Compare French bahut.
Set in scatola. — Sandık yerleştirilebilir.
Rusçaкасса, сундук, ящик (dişil) /ˈkas(ː)ə/
pay desk, cash desk, checkout · ticket window, box office · cash
çekim: çoğul ка́ссы · tamlayan ка́ссы
köken: Borrowed from Italian cassa, from Latin capsa. Doublet of ка́псула (kápsula), ка́псюль (kápsjulʹ), кассе́та (kasséta), and шасси́ (šassí).
aile: ка́ссовый, не в ка́ссу, тут же, не отходя́ от ка́ссы, не отходя́ от ка́ссы
И вот они находят сундук. — Küçük bir sandık bulurlar.
ка́сса взаимопо́мощи
Arapçaأَدْرَاجِيَّة, بُقْس, بُكس, تَابُوت, خَزِينَة, شَمْشَاد
لم تكن الهجمة ناجحة كما توقعوا ان تكون. — Sandıkları kadar başarılı olmadı.
Farsçaبوکس زدن, شمشاد /ʃim.ˈʃaːd/
box (Buxus sempervirens) · Metaphor for the beloved's graceful figure.
çekim: çoğul شمشادها
köken: From Middle Persian [Book Pahlavi needed] (šmšʾl /šimšār/), borrowed from Classical Syriac ܫܡܫܪܐ (šemšārā, šamšārā), ܫܡܫܛ (šemšaṭ, “boxwood”), or perhaps the other way around, ultimately of uncertain origin. Cognate with Akkadian 𒅆𒈨𒌍𒊭𒇻𒌋 (ši-meš-ša-lu-u /šimeššalû/), 𒋆𒊭𒇻𒌋 (šim-ša-lu-u /šimšalû, šimšallu/, “a tree; potentially boxwood”).
chest
çekim: çoğul döşlər · tamlayan döşün
köken: From Proto-Turkic *tȫĺ.
aile: döşqabı, döşlük, döşünə döymək, vurmaq, döşünə süd gəlmək, döşünə yatmaq, döşünü qabağa, irəli atmaq, əlini döşünə qoymaq, gah başına, gah döşünə vurmaq
chest, thorax · haughtiness, arrogance
çekim: çoğul көкіректер · tamlayan көкіректің
köken: From Proto-Turkic *kök(i)rek (“chest, breast”). Cognate with Tatar күкрәк (kükräk), Bashkir күкрәк (kükrək), Kyrgyz көкүрөк (kökürök), Karachay-Balkar кёкюрек (kökürek), Uzbek koʻkrak, Uyghur كۈكرەك (kükrek), Turkmen kükrek (“chest, breast”), etc.
Özbekçekoʻkrak, koʻks, loja, quti, sandiq, siyna
Tatarcaсандык, тартма
container, such as a box, a crate, a tray or a tub · a large amount, lots · drinking vessel, usually a cup or mug
çekim: çoğul bakken
eş: aardigheidje, scherts, grol, bajes, lik, nor
köken: From French bac.
aile: afvalbak, asobak, bak troost, bakkenist, bloembak, engelenbak, glasbak, Haags bakkie, klassebak, laadbak
Ze krijgen een kleine letter. — Küçük bir sandık bulurlar.
Het regent bakken met water.
trunk, chest (a large strong, usually wooden, box with a secure convex lid)
çekim: çoğul baús
eş: siri-baú
köken: From Old Galician-Portuguese baul, from Old French bahur (Modern French bahut).
aile: golpe do baú
Weight (álbum) — Sandık (albüm)
fist (a hand with the fingers clenched or curled inward) · punch, blow
çekim: çoğul γροθιές · tamlayan γροθιάς
köken: From Koine Greek γρόνθος (grónthos) + -ιά (-iá).
Στο Ενωμένο Βασίλειο, παραδείγματος χάριν, υπάρχουν 4 κύριες τοποθεσίες για τέτοια παραγωγή. — Sandıklı yöresinde başlıca 4 ova vardır.
box (container) · box (compartment in a theater) · booth (enclosed table with seats at a restaurant)
köken: Borrowed from English box.
aile: 電話ボックス
恐らく小さな箱の蓋。 — Küçük bir sandık bulurlar.
Çince参加拳击比赛, 參加拳擊比賽 /参加拳击比赛, 斗拳, 耳光, 鬥拳 /斗拳, 黃楊木 /黄杨木 /ˀɤɻ²¹⁴⁻²¹ ku̯ɑŋ⁵⁵/
slap on the face (particularly around the ear); box on the ears (Classifier: 記/记 m; 個/个 m) · slap in the face; blow
aile: 打耳光, 摑耳光, 掴耳光
敛以小棺,瘗。 — Küçük bir sandık bulurlar.
chest, breast · breasts, bust, bosom · boobs, tits
eş: 흉부, 흉곽, 심장, 허파, 폐, 유방
köken: First attested as Late Old Korean 軻 in the Jīlín lèishì (鷄林類事 / 계림유사), 1103. In the hangul script, first attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 가ᄉᆞᆷ〮 (Yale: kàsóm).
aile: 가슴고름집, 가슴골, 가슴뼈, 가슴앓이, 가슴주머니, 반달가슴곰, 붉은가슴울새, 붉은가슴흰죽지, 새가슴, 슴가
그들이 생각했던 것만큼 성공적으로 끝나진 못했습니다 — Sandıkları kadar başarılı olmadı.
넓은 가슴
가슴에 품다
울새는 가슴이 빨갛다.
European ash (tree) Fraxinus excelsior · a small box (with a loose lid)
çekim: çoğul askar · tamlayan asks
köken: From Old Swedish asker, from Old Norse askr, from Proto-Germanic *askaz, ultimately from Proto-Indo-European *ōs- (“ash”).
aile: chokladask
Håll musiken igång – 9:40 Ta av dig skorna! — 7:9 Sandıktan gereçleri çıkarma Ex.
Lehçeboksować, budka, bukszpan, fundusz, futerał, klatka piersiowa /bɔkˈsɔ.vat͡ɕ/
to box (to fight against someonoe in a boxing match) · to box (to strike with the fists) · to box (to fight with someone to obtain something, for a long time and with a lot of effort)
çekim: geçmiş boksowano · şimdiki boksuje
köken: Adapted borrowing of English box + -ować, from Middle English box.
Mieści się on w niewielkiej metalowej skrzynce. — Küçük bir sandık bulurlar.
Ukraynacaгру́ди, грудна́ клі́тка, кабі́на, кабі́нка, комо́да, кофр
За якісним складом М.р. — Bir sandık dolusu RPK.
chest · breast, bosom · heart
çekim: çoğul छातियाँ
köken: Inherited from Ashokan Prakrit *𑀙𑀸𑀢𑁆𑀢𑀺 (*chātti).
मेरी छाती में दर्द है।
माँ ने बच्चे को छाती से लिपटा लिया।
मेरी छाती फट जाती है।
Finceaitio, alasuoja, arkku, iskeä, kassa, kassakirstu /ˈɑi̯tio/
box in a theatre or an auditorium etc.
çekim: çoğul aitiot · tamlayan aition
köken: aita + -io
aile: aitiopaikka, jäähyaitio, lihasaitio-oireyhtymä, pelaaja-aitio, rangaistusaitio, todistajanaitio, vaihtoaitio
Hakku Pieni kortti. — Küçük bir sandık bulurlar.
box, crate (container) · television
çekim: çoğul bedny · tamlayan bedny
eş: kisna, telka, televize, televizor
köken: Inherited from Proto-Slavic *bъdьňa, borrowed from Proto-Germanic *budin- from Medieval Latin butina (Vulgar Latin *budina) from Ancient Greek πυτίνη (putínē, “flask”), ultimately from Proto-Indo-European *bʰeHw- (“to swell, puff”). Cognate with Slovak debna, German Bütte. First attested in the 19th century.
aile: bednářský, bednárna, bednář, bednářka, bednářství, bednička, bedýnka
Nakonec vytesali malou kapli. — Küçük bir sandık bulurlar.
shed
çekim: çoğul barăci · tamlayan barăce
köken: Borrowed from French baraque.
O hoardă de cca. — Bir sandık dolusu RPK.
Macarcabedobozol, csomagol, doboz, dobozol, ház, kocka /ˈt͡ʃomɒɡol/
to pack, box, package (into something: -ba/-be) · to pack, do the packing, pack things up (e.g. preparing for moving house)
çekim: geçmiş csomagoltak
köken: From csomag (“package”) + -ol (verb-forming suffix).
aile: csomagolatlan, csomagolás, átcsomagol, becsomagol, elcsomagol, hozzácsomagol, kicsomagol, összecsomagol, újracsomagol, visszacsomagol
A doboz fedőlapja felhajtható. — Sandık yerleştirilebilir.
A treasure (collection of valuables). · A treasury (the collection of a state's funds). · A treasury (building or the like for the storage of valuables).
çekim: çoğul אוֹצָרוֹת
aile: אוצר בלום, אוצר טבע
הוא מופץ בתוך שקיות קטנות. — Küçük bir sandık bulurlar.
וַיִּקַּח אֶת־אֹצְרוֹת בֵּית־יהוה וְאֶת־אוֹצְרוֹת בֵּית הַמֶּלֶךְ וְאֶת־הַכֹּל לָקָח
מִשְׂרַד הָאוֹצָר קִדֵּם אֶת הָרֵפוֹרְמָה בְּשׁוּק הַהוֹן.
וַיְהִי לִיחִזְקִיָּהוּ עֹשֶׁר וְכָבוֹד הַרְבֵּה מְאֹד וְאֹצָרוֹת עָשָׂה־לוֹ לְכֶסֶף וּלְזָהָב
chest, box, coffer, safe (safe place for storing items, or anything of a similar shape) · coffin (box for the dead) · ark (kind of ship that holds things safe)
çekim: çoğul arcae · tamlayan arcae
köken: From Proto-Italic *arkā, possibly from Proto-Indo-European *h₂erk-eh₂ or from the Proto-Italic form *arkeō, ultimately from Proto-Indo-European *h₂erk-.
aile: arcārius, arcella, arcula
Etimoloji
Osmanlı Türkçesi صندق, Arapça صَنْدُق (ṣanduḳ).
Deyimler
Kelime Ailesi
kaza kırım sandığı
sandık başkanı
sandık emini
sandık gözlemcisi
sandık lekesi
sandık müşahidi
seçim sandığı
yardım sandığı
boyacı sandığı
mal sandığı
orta sandığı
sandık balığı
sandık çevresi
sandık kurulu
oy sandığı
sandık eşyası
sandık odası
sandık sepet
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelersandık ile daha fazla örnek cümle →
Onu verilmiş sandık.
We took it for granted.
Bir sandık hâlâ kayıp.
One crate is still missing.
Bu sandık elma içeriyor.
This crate contains apples.
Onu bir Amerikalı sandık.
We mistook him for an American.
Sandık ne zaman açılmıştı?
When was the box opened?
İş, sandıkları gibi değil!
No!
Hayır, sandıkları gibi değil!
Yes, never!* By oath of the moon.
Masanın altında bir sandık var.
There is a crate under the table.
Tom sandıkları dikkatle yığıyor.
Tom is carefully stacking the boxes.
İnsanlar sandıkta karar verecek.
The people will decide at the ballot box.
Sandıkta ne olduğunu bilmiyorum.
I don't know what's in the crate.
1706’da sandıklı toplar yapıldı.
1706 – Zeughaus built.
İlgili Sorular
Indiana'da liberallerin oy pusulaları için yeni sandık yerleri belirlemesinin nedeni nedir?
Bir işçi, depo içinde 17 kg'lik bir sandığı yatay bir ip ile 49,0 N çekiş gücüyle hareket ettiriyor. Sandık ile zemin arasındaki kinetik sürtünme katsayısı 0,214 olduğunda, sandığın ivmesi nasıl bulunur?
17 kg bir sandığı düz bir zeminde itmek için işçi, sandığa bağladığı ipi 49,0 N yatay kuvvetle çekiyor. Sandık ile zemin arasındaki kinetik sürtünme katsayısı 0,214 ise, sandığın ivmesi kaç m/s² olur?
Bir işçi, depo içinde düz bir zeminde 17 kg'lik bir sandığı hareket ettirmek zorunda. Sandık ile zemin arasındaki kayma sürtünme katsayısı 0,214. İşçi, sandığa bağlı bir ipi yatay olarak 49,0 N kuvvetle çekiyor. Sandığın elde edeceği ivme nedir?
O sandıktaki tüm gereksiz şeylerle ne yapacaksın?