kaçırmak
/ka.t͡ʃɯɾˈmak/
verb
B2 seviye
TR → EN
"kaçırmak" kelimesinin İngilizcesi: carry, drive, lose, miss, slip. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelcarry
Geneldrive
Genellose
Genelmiss
Genelslip
Genelthrow
Genelhijacking
Genelkidnap
Genelhijacking
Genelkidnap
Çekim Tablosu
Geniş zamankaçıramam
Şimdiki zamankaçırabiliyor
Gelecek zamankaçıracak
Geçmiş zamankaçıramadı
Şartkaçıramasa
Gereklilikkaçıramamalı
Emirkaçır
Tanım
•Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak.
•Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek.
•Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek.
•Bir işi belirlenen zamanda yapamamak.
•Birini veya bir şeyi göstermemek.
•Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek.
•delirmek.
•Futbol veya basketbolda savunma yaptığı oyuncunun topla yanından geçmesine engel olamamak.
Diğer Dillerde
Almancaabnehmen, Fehlschuss, Frau, Fräulein, loswerden, mangeln /ˈapˌneːmən/
to take off (to remove something that is attached to something or on top of it) · to shave off (a beard, especially a full beard or moustache) · to amputate (a limb)
çekim: geçmiş nahm ab · ortaç abgenommen · şimdiki nimmt ab · ulaç abnehmend
eş: herunternehmen, herunterholen, ablegen, amputieren, übernehmen, abkaufen
zıt: zunehmen
köken: From Middle High German abenemen, from Old High German abaneman, from Proto-Germanic *abanemaną. Equivalent to ab- + nehmen. Cognate with Dutch afnemen.
aile: Abnehmer, Abnehmung, Abnahme
Sita zu entführen. — Sita'yı kaçırmaktı.
den Deckel von einem Topf abnehmen
die Brille abnehmen
Blut abnehmen
to remove, take off, take away, clear · to take off, remove (clothes) · to kidnap, abduct
çekim: geçmiş enlevé · ortaç enlevé · şimdiki enlève · ulaç enlevant
zıt: mettre
köken: From en- + lever.
aile: enlèvement, enlever la poussière, enlève ta soutadère que je te monte, enlever une épine du pied
Il serait dommage de le rater. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Elle enleva ses lunettes et j'aperçus sa beauté.
İspanyolcaañorar, bajar (de peso), dejar pasar, desaprovechar, echar de menos, errar /aɲoˈɾaɾ/
to miss or yearn; to pine for
çekim: geçmiş añoré · ortaç añorado · şimdiki añora
köken: Borrowed from Catalan enyorar. Doublet of ignorar.
- Y no dejes pasar la en curso. — - Ve ders kaçırmak yok.
İtalyancamancare, no capire, perdere, signorina, smarrire /manˈka.re/
to be lacking, to be missing (of objects) · to lack (of a person) [with di] · to be left, to be remaining
çekim: geçmiş mancàto · ortaç mancàto · şimdiki mànca · ulaç mancànte
eş: contravvenire, fallire, non riuscire, peccare, sbagliare, tralasciare
köken: From manco (adjective) + -are, or from a Vulgar Latin *mancāre, from Latin mancus.
aile: mancanza
Sarebbe un peccato perdere. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
mi mancano cinque dollari
lui manca di coraggio
mancare a un concerto
Rusçaуводить, угонять, похищать, упускать; пропускать; опаздывать
упускать; пропускать; опаздывать
Было бы жаль упустить. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Arapçaآنِسَة, أَخْطَأَ, اِشْتَاقَ, اِفْتَقَدَ, خَسِرَ, فَاتَ
وسيكون من المؤسف أن نضيعها ". — Onu kaçırmak çok yazık olurdu. "
Farsçaاز دست دادن, باختن, دختر خانم, دور انداختن, دوشیزه, زدودن /ʔaz ˈdast daː.ˈdan/
to lose, especially something of emotional value, e.g. a loved one
çekim: geçmiş از دست ده · ortaç از دست دهنده · şimdiki از دست میده · ulaç از دست دهنده
zıt: به دست آوردن
köken: Literally, “to give out of hand”. Compare Northern Kurdish ji dest dan, Azerbaijani əldən vermək.
امیدت رو از دست نده. کار زیاده، بالاخره یکی پیدا میکنی
Azericedarıxmaq, itirmək, məğlub olmaq, qaçırmaq, uduzmaq, xanımqız
to miss, long for · to be bored · worry, be worried (mostly in 'don't worry')
çekim: geçmiş darıxmış · ortaç darıxmış · şimdiki darıxır
köken: From Proto-Turkic. Cognate with Turkmen darykmak and Chuvash тарӑх (tarăh).
Mən sənin üçün çox darıxıram.
Yenə darıxdım, yenə sənsizəm, Özüm özümlə bacarmıram mən.
Darıxma, dostum, hər şey yaxşı olacaq!
Kazakçaжоғалту
Özbekçeyoʻqotmoq
Tatarcaюгалту
to lose
Мәҗнүн сөйгән, яраткан, / Кара кайгыга баткан, / Аннан башын югалткан.
Бөтенләй югалтсам нишләрмен?
Felemenkçeafvallen, ergens overheen kijken, ergens overheen lezen, juffrouw, mejuffrouw, mislukking /ˈɑfɑlə(n)/
to fall off · to lose weight, slim down · to drop out, to no longer be able to partake
çekim: geçmiş vielen af · ortaç afgevallen · şimdiki valt af · ulaç afvallend
eş: vermageren
köken: From Middle Dutch afvallen. Equivalent to af + vallen.
aile: afval, afvaller, afvallig, afvalrace, afvalster
Het zou jammer om het te missen. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Portekizcedesperceber, emagrecer, falhar, não compreender, não perceber, perder de vista /des.peʁ.seˈbe(ʁ)/
to overlook (to fail to notice)
çekim: geçmiş despercebi · ortaç despercebido · şimdiki despercebe
köken: des- + perceber
- E não deixar passar o em curso. — - Ve ders kaçırmak yok.
Yunancaαδυνατίζω, αστοχία, αστοχώ, δεσποινίδα, δεσποινίς, ηττώμαι /a.ði.naˈti.zo/
to lose weight, become thin · to weaken
çekim: geçmiş αδυνάτισα · ortaç αδυνατισμένος · şimdiki αδυνατίζει · ulaç αδυνατίζοντας
zıt: παχαίνω, δυναμώνω, ενισχύω
Θα ήταν κρίμα να το χάσετε. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
someone else's daughter · young lady, miss (form of address) · Miss (form of address)
eş: 嬢さん, 嬢ちゃん, お嬢様
köken: Of お (honorific prefix) + 嬢 (jō, “unmarried woman; daughter”) + さん (honorific suffix)
とても興味深い男で — Sita'yı kaçırmaktı.
旦那さんはお嬢さんを家に置いておきたかったんだ。でもお金を持っているのはお嬢さんだからね。ルールを決めるのは彼女ってことだ。
そこのお嬢さん
to kidnap
çekim: geçmiş 납치했다
eş: 랍치하다
köken: 납치(拉致) (napchi, “kidnapping”) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving active verbs).
그것은 그것을 놓칠 유감 것입니다. " — Onu kaçırmak çok yazık olurdu. "
a barrier (in the form of a pole that can be raised/lowered or opened/closed) · a miss, failure to hit · a boom (sail)
çekim: çoğul bommar · tamlayan boms
köken: From Dutch boom.
aile: bakom lås och bom
Det skulle vara synd att missa den. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Lehçechybiać, chybić, chybienie, cknić się, cnić się, gubić /ˈxɘ.bjat͡ɕ/
to miss, miss the mark (to not hit something)
çekim: geçmiş chybiano · şimdiki chybia
eş: pudłować
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *kʷsewbʰ-der. Proto-Slavic *xybъ Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-eh₂yéti Proto-Balto-Slavic *-ā́ˀtei Proto-Slavic *-ati Proto-Slavic *xybati Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *xybiti Polish chybić ▲ Proto-Slavic…
Byłoby szkoda go przegapić. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Ukraynacamadam) па́ні, ба́ришня, втра́тити, втрача́ти, губи́ти, загуби́ти
Було б шкода втратити. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
maiden, a young unmarried girl · miss (title for unmarried women)
çekim: çoğul कुमारियाँ
köken: Learned borrowing from Sanskrit कुमारी (kumārī). Doublet of कुँआरी (kũārī).
Finceampua ohi, ei ehtiä, ei osua, ei päästä, ei tajuta, ei ymmärtää
Olisi sääli jättää sitä käyttämättä. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Çekçechybět, minout, netrefit, postrádat, přehlédnout, prohrát /ˈxɪbjɛt/
to be absent · to be missed and longed for
çekim: geçmiş chyběla · ortaç chyběla · şimdiki chybí
eş: scházet, nedostávat se
köken: From chyba + -ět.
Unesl Sítu. Což je docela zajímavé protože ... zajmout Sítu. Unést Sítu. — Sita'yı kaçırmaktı.
Rumencedomnișoara, Dra, evita, îi fi dor, îi lipsi, îi scăpa
definite nominative/accusative singular of domnișoară
Ar fi păcat să-l ratezi. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Macarcaelhagy, elhibáz, elkerül, elkerüli a figyelmét, elmulaszt, elnéz /ˈɛlɦɒɟ/
to leave someone or something, to abandon, to desert · to lose something, to mislay, to misplace (to put something somewhere and then forget its location)
çekim: geçmiş elhagytak
köken: el- + hagy
aile: elhagyatott, elhagyás, elhagyhatatlan, elhagyható
Nem lenne kár lenne elmulasztani. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
to miss, be off target
çekim: geçmiş הֶחְטֵאתָ
- ואל תוותרו על בקורס. - אוקיי. — - Ve ders kaçırmak yok. - Tamam.
Latinceamitto, āmittō, careō, deerro, desidero, dēsīderō /aːˈmɪt.toː/
to let go, let slip, let fall · to remit, pardon · to lose
çekim: ortaç āmissus · şimdiki āmittit · ulaç āmittēns
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂ep Proto-Indo-European *-o Proto-Indo-European *h₂epó Proto-Italic *ap Latin abder. Latin ab- Proto-Indo-European *mey-? Proto-Indo-European *meyth₂- Proto-Indo-European *-eti Proto-Indo-European *méyth₂eti Proto-Italic *meitō Old Latin mītō Latin mittō Latin āmittō From ab- (“away”) + mittō (“send”).
miss (fail to hit)
çekim: çoğul forbiere · tamlayan forbiers
köken: From forbi (“past, by”).
Det ville være en skam at gå glip af det. " — Kaçırmak yazık olurdu. "
Norveççeoverse, tape
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish قاچرمق (kaçırmak). By surface analysis, kaç- (“to flee”) + -ır (causative suffix).
Deyimler
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
- Ve ders kaçırmak yok.
- And don't pass up the in course.
Kaçırmak yazık olurdu. "
It would be a pity to miss it."
Bir şey kaçırmak istemem.
I wouldn't want to miss a thing.
Vergi kaçırmakla suçlandı.
He was accused of evading tax.
Bunu kaçırmak istemiyorum.
I wouldn't want to miss this.
Bunu kaçırmak istemiyorum!
I don't want to miss it!
Uçuşu kaçırmak istemiyorum.
I don't want to miss the flight.
Uçağı kaçırmak istemiyorum.
I don't want to miss the plane.
Bir şey kaçırmak istemedim.
I didn't want to miss anything.
Partiyi kaçırmak istemedim.
I wouldn't want to miss the party.
Sınavı kaçırmak istemiyorum.
I don't want to miss the exam.
O adam kaçırmakla suçlanıyor.
He's being accused of kidnapping.
İlgili Sorular
Kalabalık bir ortamda istemeden gaz kaçırmak ahlaki bir sorun mu yaratır?
Bir grup insanın önünde istemeden gaz kaçırmak nezaket kurallarına aykırı mı?
Bir avukat tutmalı mıyım yoksa kendim savunmalı mıyım? Sınavlar yaklaşıyor ve kaçırmak istemiyorum.
İş yerimde patronun vergi kaçırmak için çalışanları resmi kayıtlara almadan ödeme yaptığını fark ettim, ne yapabilirim?
Sabahları okula gitmek için kalktığımda mide bulantısı ve ishal yaşıyorum, annem evde kalmamı söylüyor; bir süre dinlendikten sonra tamamen iyileşiyorum. Okulu kaçırmak istemiyorum. Ne olabilir?