kötücül
/cø.tyˈd͡ʒyl/
adj
TR → EN
"kötücül" kelimesinin İngilizcesi: malicious, malevolent, vicious, malign, wicked. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelmaliciousadj
Genelmalevolentadj
Genelvicious
Genelmalign
Genelwicked
Genelmalevolent
Genelevil
Genelmalevolent
Genelevil
Tanım
•kötü huylu
•kötü niyetli
•kötülük isteyen
•Kötülük isteyen kimse
•Habis hastalık veya ruh
•Kötülük eden, zarar veren
Diğer Dillerde
malicious; vicious; malevolent · pernicious; virulent · malignant
çekim: karşılaştırma bösartiger · üstünlük am bösartigsten
eş: böswillig
köken: From Böse + -artig.
Dietegen Guggenbühl: Hexen. — Azaşulbus: Kötücül cadılar.
Fransızcachanmé, diablement, génial, infâme, maléfique, malfaisant (eril/dişil) /ʃɑ̃.me/
méchant, evil or wicked · excellent, very enjoyable, wicked
eş: super, énorme, cool, génial, trop fort, mortel
köken: Verlan form of méchant.
Nocturna, sorcière maléfique. — Azaşulbus: Kötücül cadılar.
Le concert était chanmé !
İspanyolcaasombroso, avieso, bacán, celerado, escelerado, mal /asomˈbɾoso/
amazing, wondrous, breathtaking, awesome (inspiring awe, wonder or admiration) · amazing, astonishing, staggering, astounding, stunning, surprising, startling, stupefying (bewildering with surprise) · uncanny (unsettled by experiencing something strange, unusual or otherworldly)
köken: From asombro + -oso.
aile: asombrosamente
Córdoba: Brujas. — Azaşulbus: Kötücül cadılar.
İtalyancacattivo, corrotto, demoniaco, diabolico, fantastico, figo /katˈti.vo/
wicked, naughty · captive, captured, imprisoned · unhappy, miserable
çekim: üstünlük cattivissimo
eş: bieco, crudele, duro, empio, iniquo, insensibie
zıt: degno, giusto, buono, bravo, gentile, simpatetico
köken: Inherited from Latin captīvus (“captive” → “caught by the devil” → “bad”). Compare the semantic development of French chétif (“puny, scrawny”) and Galician cativo.
aile: cattiveria
Ho un cattivo presentimento.
Rusçaнедоброжелательный, вредный
Чёрт: Чёрт — злой дух. — Azabuk: Kötücül ruhlar.
Arapçaسَوْء, شَرّ, شَرِير, شِرِير, شِرِّير
وأيضاً -- أن ذلك , بالطبع , برغم شيطانية الامر -- ماهي الامور التي يجب أن لا نفعلها , على الاقل أولاً . — Ve önce, ki bu ekonominin kötücülleştiği bir nokta tabii, neleri yapmamamız gerektiğini yazmanızı istiyorum.
unclean; impure; dirty · evil; wicked
çekim: karşılaştırma پلیدتَر · üstünlük پلیدتَرین
aile: پلیدی
روح پلید
Azericeşər, yamanlıq
evil · defamation · place of mourning for a deceased person
çekim: çoğul şərlər
köken: From Arabic شَرّ (šarr).
aile: şər-böhtan
kiməsə şər atmaq
evil, wickedness, malevolence
köken: жаман (jaman) + -дық (-dyq).
Özbekçesharr, yomonlik, yovuzlik
evil, badness
çekim: çoğul yomonliklar · tamlayan yomonlikning
köken: From yomon (“bad”) + -lik.
Tatarcaявызлык
Felemenkçeboos, boosaardig, euvel, kwaad, kwaadaardig, kwade /boːs/
mad, angry · upset, frustrated · evil
çekim: karşılaştırma bozer · üstünlük meest boos
eş: toornig
köken: From Middle Dutch bôse, from Old Dutch bōsi, from Proto-West Germanic *bausī, from Proto-Germanic *bausuz.
aile: boosheid
Ze kunnen fijngetand of gaaf zijn. — İyicil veya kötücül olabilirler.
Er zijn boze geesten in deze bossen.
Portekizcebárbaro, da hora, legal, mau, muito louco /ˈbaʁ.ba.ɾu/
barbarian; uncivilised · wicked; evil; cruel · awesome; wicked; brilliant; excellent
çekim: çoğul bárbaros
köken: From Old Galician-Portuguese barbaro, from Latin barbarus (“foreign, savage”), from Ancient Greek βάρβαρος (bárbaros, “foreign, strange”), of onomatopoeic origin, mimicking the sound of foreign languages. Doublet of berbere and, possibly, of bravo /brabo.
aile: Bárbara, barbaramente, barbaria, barbaridade, barbárie, barbarismo
awesome, ace, smashing, great, super, dope (of the highest quality)
eş: εκπληκτικός, εξαιρετικός, φοβερός
zıt: απαίσιος, άχρηστος, άθλιος, σκατά
köken: γαμώ (gamó, “to fuck”) + -άτος (-átos).
aile: γαμάτα
Αθήνα: Ψυχογιός. — Azabuk: Kötücül ruhlar.
Το νέο του άλμπουμ είναι γαμάτο, αγόρασέ το!
すごいの漢字表記。
最初にやるべきではない事を書いてください リストの一番下に来るのは 何でしょうか — Ve önce, ki bu ekonominin kötücülleştiği bir nokta tabii, neleri yapmamamız gerektiğini yazmanızı istiyorum.
to be bad (various meanings) · to be bad; to be evil; to be ill-natured · to be bad, to be immoral
eş: 악하다, 못하다
zıt: 좋다, 착하다, 옳다
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 낟ᄇᆞ다〮 (Yale: nàt-pò-tá), equivalent to unattested verb *낟다〮 (Yale: *nàt-tá) + ᄫᆞ (Yale: -Wo-, adjective-deriving suffix). Middle Korean meaning: "to be insufficient". Later largely displaced 궂다〮 (Yale: kwùc-tá), the Middle Korean generic word for "bad", nowadays used mainly in reference to the weather and in idiomatic…
용의 안식처는 용들이 찾아와 일생을 마치는 곳이라고 한다. — Onun sesini duyan kötücül ejderhalar kaçacak yer ararlar.
기분 나쁜 날
이 나라는 살기 나쁜 나라다.
나쁜 인간
mean, cruel, malicious
çekim: karşılaştırma elakare · üstünlük elakast
köken: From Old Swedish elaker, from e- (“always”) + *laker (from Old Norse lakr, cognate with English lack).
aile: elakartad, elakhet
wicked, dishonorable, despicable · insufficient, inadequate · of little value, worthless, wretched
çekim: karşılaştırma nikczemniejszy · üstünlük najnikczemniejszy
eş: podły, haniebny
köken: Univerbation of ni ku czemu + -ny.
aile: nikczemnica, nikczemnik, nikczemność
Wacław Panek: Czarownice nad Opolem. — Azaşulbus: Kötücül cadılar.
Ukraynacaзлий /zɫɪi̯/
bad, evil · angry
çekim: karşılaştırma злі́ший
köken: From Proto-Slavic *zъlъ.
Нечаєва П. — Kötücül cin. a.
wicked, immoral, depraved, corrupt
çekim: çoğul दुराचारियों
köken: Borrowed from Sanskrit दुराचारिन् (durācārin). By surface analysis, दुराचार (durācār) + -ई (-ī).
Fincehäijy, ilkeä, paha, pahanilkinen, pahantahtoinen, pähee /ˈhæi̯jy/
wicked, mean, vicious, evil
çekim: karşılaştırma häijympi · üstünlük häijyin
köken: Unknown; the only possible cognate Karelian häjy is probably from Finnish.
aile: häijysti, häijyys, häijynilkinen
Seidat tosilappi.fi. — Kötücül cin. a.
dense · viscous · good, cool
çekim: karşılaştırma hustší · üstünlük nejhustší
eş: vazký, viskózní, boží, cool
zıt: řídký
köken: Inherited from Old Czech hustý, from Proto-Slavic *gǫstъ.
aile: houstnout, hustota, zahustit
A samozřejmě - tady se ekonomie stává ďáblem - napiště si věci, kterým se máme vyhnout. — Ve önce, ki bu ekonominin kötücülleştiği bir nokta tabii, neleri yapmamamız gerektiğini yazmanızı istiyorum.
Rumencecâinos, decăzut, depravat, desfrânat, hain, rău /kɨjˈnos/
callous, cruel, hardhearted, heinous
köken: From câine + -os.
Gheorghe: Băi, ești tâmpit? — Azabuk: Kötücül ruhlar.
Macarcagonosz /ˈɡonos/
evil, evil-minded, malicious, wicked, vile · naughty, mischievous
çekim: karşılaştırma gonoszabb · üstünlük leggonoszabb
köken: Borrowed from a Slavic language. Compare Serbo-Croatian гнус / gnus (“filth”), Czech hnus (“disgust, abomination”), Russian гнусь (gnusʹ, “filth, foul thing”).
aile: gonoszan, gonoszkodik, gonoszság, gonoszlelkűség, gonosztett, gonosztevő
Gonzui: Lélek szívó. — Azabuk: Kötücül ruhlar.
An evil, trouble; something bad.
çekim: çoğul רֵעִים
aile: יֵצֶר הָרַע, לָשׁוֹן הָרַע, עין הרע
נורדשט - טיפשים. — Azahortan: Kötücül hortlaklar.
wicked, malicious, stingy · spiteful · malignant, malign
zıt: benignus
köken: Formed as an antonym of benignus (“kind, generous”), from male (“badly”) + -gnus (“-born”).
aile: malignitās
bad, unwell, poor
çekim: karşılaştırma værre · üstünlük værst
köken: A merger of two words: 1. Old Norse dáligr, derived from dá n (“coma”), from Proto-Germanic *dawą, related to *dawjaną (“die”); and 2. Middle Low German dōrlik (“foolish”), derived from dōre (“fool”), from Proto-West Germanic *dauʀō, cognate with German Tor (cf. also Danish dåre).
aile: dårligt, dårligdom
Han spurgte, om det ville betyde, at hver eneste person som kom til Færøerne sommeren 2015 skulle afhøres. — Bunların hepsi, Ağustos 2015'te CIA için geliştirilmiş olduğu iddia edilen bir kötücül yazılımla ilgiliydi.
Norveççeonde, ondskap
Han har opparbeidet seg et rykte for å være bråkmaker, men egentlig ønsker han bare å beskytte alle rundt seg. — Bu durumdan onun kötücül bir varlık olması gerektiği akla gelir fakat tam aksine çocukları korumaktadır.
Etimoloji
By surface analysis, kötü + -cül. Coined by Turkish Language Association in 1935.
Örnek Cümleler
Azahortan: Kötücül hortlaklar.
GoodReads: Babi Dewet.
Antik dönem Gnostikleri maddesel dünyanın içkin olarak kötücül olduğuna inanıyorlardı.
The ancient Gnostics believed that this material world was innately malevolent.
Kullanıcılar, "tehlikesiz gözüken" ancak kötücül olan linklere tıklamamaları konusunda eğitilebilir.
Users could be educated to not click "benign-looking", but malicious, links.
İlgili Sorular
Sence Amerika kötücül mü? Açık bir soru.
Ateistleri kötücül ve ahlaksız olarak tasvir eden grupların bu tutumu hatalı mı?
Gerçekten bilmek ister miydiniz? Diyelim ki %100 doğru, kötücül şeytanlar gerçekten var ve bizim aramızda yaşıyorlar?
Siyasi münazaralar neden daha medeni bir hâle getirilemiyor? Bunun arkasında o kötücül, komünistleri destekleyen liberal gruplar mı var?
Yedi ruhun Vahiy'deki rolü nedir? Yasayı arındıramayan ve daha kötücül kabul edilen başka yedi ruh var mı?