gözlem

/ɟøzˈlem/
noun
B2 seviye
TR → EN
"gözlem" kelimesinin İngilizcesi: observation, observation, sight, observation, observation. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelobservationnoun
Genelobservation
Genelsight
Genelobservation
Genelobservation
Görsel
Astronomik gözlemevi kubbesi - bilimsel yapıAhşap tabakta peynirli gözleme, avokado ve portakal suyuyla kahvaltıAltın saatlerde terk edilmiş gözlemevi ve yıldızlı gökyüzü manzarasıAğaç Kabuğunda Gözlem Yapan Renkli Papağanın Etkileyici Doğa Portresi
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)gözlemi
Yönelme (-e)gözleme
Bulunma (-de)gözlemde
Çıkma (-den)gözlemden
Tamlayan (-in)gözlemin
Çoğul (-ler)gözlemler
Tanım
•bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat
•bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede
•bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla alakalı gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi
•çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem
•inceleme sonucu elde edilen değer, müşahede, bulgu, gözlem raporu
•Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi
•Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi
•Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi
Diğer Dillerde
to target
çekim: geçmiş visierte an · ortaç anvisiert · şimdiki visiert an · ulaç anvisierend
eş: zielen, anpeilen
aile: anvisierend, anvisiert
Siehe Diskografie. — Gözlem diskleri.
Fransızcaapercevoir, curiosité, mire, monuments, principales attractions, quelque chose à voir /a.pɛʁ.sə.vwaʁ/
to see, to glimpse, to catch sight of · to realize, to become aware (of), to notice
çekim: geçmiş aperçu · ortaç aperçu · şimdiki aperçoit · ulaç apercevant
eş: entrevoir
köken: Inherited from Old French apercevoir (“to become aware of”), from percevoir.
Книга спостережень. — Gözlem Kitap.
Elle s'aperçoit que l'aube se lève.
Je m'aperçois de mon erreur.
Oui, je m'en suis aperçu.
İspanyolcaanotación, apuntar, avistar, comentario, juicio, lugar de interés (dişil) /anotaˈθjon/
annotation · record
çekim: çoğul anotaciones
köken: Borrowed from Latin annotātiōnem.
Cumplir las vigilias. — Gözlemlere dayanır.
to sight, to spot, to catch sight of
çekim: geçmiş avvistàto · ortaç avvistàto · şimdiki avvìsta · ulaç avvistànte
eş: distinguere, vedere, intravedere, scorgere, ravvisare
köken: From a- + vista + -are.
aile: avvistamento, riavvistare
Osservatorio meridionale. — Avrupa Güney Gözlemevi.
Rusçaнаблюдение (nötr) /nəblʲʉˈdʲenʲɪje/
observation · supervision · surveillance
çekim: çoğul наблюде́ния · tamlayan наблюде́ния
eş: надзор, слежение, заключение, вывод
Дозорная книга. — Gözlem Kitap.
Arapçaرَصْد, مُرَاقَبَةٌ, مُشَاهَدَة, مَشْهَد, مَنْظَر
كتاب الإستبصار. — Gözlem Kitap.
Farsçaارصاد, مشاهده, نپاهش /mu.ʃaː.ha.ˈda/
observation; watching, looking. witnessing; view
çekim: çoğul مشاهدهها
köken: Etymology tree Arabic شَاهَدَ (šāhada) Arabic مُشَاهَدَة (mušāhada)bor. Persian مشاهده Borrowed from Arabic مُشَاهَدَة (mušāhada), from شَاهَدَ (šāhada).
aile: مشاهده کردن
مشاهدۀ آن صحنه او را متأثر کرد.
از دریچۀ چشم مجنون بایستی در جمال لیلی نظر کردن تا سر مشاهدۀ او بر تو تجلی کند.
Azericemüşahidə /myʃɑ(ː)hiˈdæ/
observation · surveillance
çekim: çoğul müşahidələr · tamlayan müşahidənin
köken: From Arabic مُشَاهَدَة (mušāhada).
aile: videomüşahidə
Kazakçaбақылау
superintendence, supervision, control
aile: бақылаушы
Özbekçenazorat
appearance, aspect
çekim: çoğul aanblikken
köken: From Middle Dutch aenblic. Equivalent to aan + blik.
Scherp toezicht. — Aktif gözlem ^
Portekizcecomentário, espetáculo, mirar, observação (eril) /ko.mẽˈta.ɾi.u/
comment, observation, remark · commentary · note, annotation
çekim: çoğul comentários
köken: Learned borrowing from Latin commentārius (“notebook”).
aile: comentarista
Vigilância absoluta. — Aktif gözlem ^
accusative masculine singular of αξιοθέατος (axiothéatos) · nominative/accusative/vocative neuter singular of αξιοθέατος (axiothéatos)
Εκδόσεις Παρατηρητής. — Gözlem Yayıncılık.
Japoncaサイト, 情景, 所見, 照準具, 照準器, 見物 /sa̠ito̞/
site · website
köken: Borrowed from English site.
公式サイト
to take aim at (target); to aim at · to take measure of (dimension)
çekim: geçmiş 겨누었다
köken: First attested in the Sinjeung yuhap (新增類合 / 신증유합), 1576, as Middle Korean 견후다 (Yale: kyenhwuta).
aile: 겨누기, 겨눔, 눈겨눔, 막대겨눔
sight (visual impressions when looking at something) · sight (what something or someone looks like – could also be interpreted as the first sense)
çekim: çoğul anblickar · tamlayan anblicks
köken: an- + blick
aile: vid första anblicken
NASA Earth Observatory. sådan. — NASA Dünya Gözlemevi.
Lehçeatrakcja turystyczna, celować, celownik, dojrzeć, komentarz, obserwacja /t͡sɛˈlɔ.vat͡ɕ/
to aim (to direct or point something at a particular object; to direct, as a missile, an act, or a proceeding, at, to, or against an object) · to aim (to point or direct a missile, or a weapon which propels as missile, towards an object or spot with the intent of hitting it) · to aim, to endeavor (to direct the intention or purpose; to attempt the accomplishment of a purpose; to try to gain)
çekim: geçmiş celowano · şimdiki celuje
eş: mierzyć
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *deh₂-der. Proto-Indo-European *deh₂y-der.? Proto-Germanic *tiląder. Proto-West Germanic *tilder. Old High German zilder. Middle High German zilbor. Old Czech cílbor. Old Polish cel Polish cel Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish celować From cel + -ować.
aile: celujący
Za książkę Achtung! — Gözlem Kitap.
Ukraynacaдиви́тися, на́гляд, нагляда́ння, назира́ння, незвича́йність, па́м'ятка
Спостерігається цілорічно. — Aktif gözlem ^
observation, watching
çekim: çoğul अवलोकनों
köken: Borrowed from Sanskrit अवलोकन (avalokana).
aile: अवलोकन करना
Fincehavainnointi, havainto, havaitseminen, havaituksi tuleminen, huomautus, huomio /ˈhɑʋɑi̯nːoi̯nti/
observation, perception
çekim: çoğul havainnoinnit · tamlayan havainnoinnin
köken: havainnoida + -nti
aile: etähavainnointi, itsehavainnointi
Euroopan eteläinen observatorio. — Avrupa Güney Gözlemevi.
pozoruhodnost
Většinou se ale jedná o pozorování. — Genellikle bir gözlemcisi bulunur.
observation
çekim: çoğul observări · tamlayan observări
köken: From observa + -re.
Acțiune în constatare. — Aktif gözlem ^
an unusual sight, spectacle, tourist attraction
çekim: çoğul látnivalók
köken: látni + való
A NASA jogelődje. — NASA Dünya Gözlemevi.
Oszoljanak, kérem, nincs itt semmi látnivaló.
Az óvárosban sok a szép templom, műemlék és más látnivaló.
İbraniceאֲתָר, כוונת, מַרְאֶה, צְפִיָּה, תַּצְפִּית (dişil)
sight, scope
çekim: çoğul כוונות
Latinceanimadversiō, notātiō, observātiō, visitatio, visus (dişil)
sight, appearance · visit · visitation, punishment
çekim: çoğul vīsitātiōnēs · tamlayan vīsitātiōnis
köken: Etymology tree Latin vīsitō Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *-Hō Proto-Indo-European *-tiHō Proto-Italic *-tiō Latin -tiō Latin vīsitātiō From vīsitō + -tiō.
comment, remark
çekim: çoğul bemærkninger · tamlayan bemærknings
köken: From bemærke (“comment, remark”) + -ning (“-ing”)
Og afhængig af iagttagelser. — Gözlemlere dayanır.
Norveççeobservasjon, severdighet, turistattraksjon
hasil membidik
Etimoloji
By surface analysis, gözle- (“to observe”) + -m. Coined by Turkish Language Association in 1942 during the language reform to replace the Arabic borrowing müşahede.
Deyimler
diplomatik gözlem
dış gözlem
gözlem araç
yakın gözlem
gözlem altına almak
UFO gözlemi
Kelime Ailesi
AWOS
gözlem ağı
gözlemce
gözlemevi
gözlemse
HRW
kuş gözlem kulübü
kuş gözlem topluluğu
Otomatik Meteorolojik Gözlem Sistemi
olgu
dünya kuş gözlem günü
gözlem gücü
gözlem istasyonu
gözlem uydusu
gözlemci
gözlemcik
gözlemken
gözlemle
Örnek Cümleler
Tom gözlemliyor.
Tom is observing.
Ne gözlemlediniz?
What have you observed?
Neyli gözleme var?
What type of gözleme do you have?
Gözleme yapıyorum.
I'm making pancakes.
Tom gözlem altında.
Tom is under observation.
Sadece bir gözlemdi.
It was just an observation.
Kuş gözlemeyi sever.
She likes to observe birds.
Gözleme çok lezzetli.
The waffle is very tasty.
Bilim gözleme dayanır.
Science rests upon observation.
O hiç gözleme yapmadı.
He has never made a waffle.
Gözlemevinin yeri güzel.
The observatory has a good location.
Hiç gözleme istemiyorum.
I don't want any pancakes.
gözlem ile daha fazla örnek cümle →
İlgili / Bileşik Terimler
Genelwatchtower