aile: contrat à durée déterminée, contrat à durée indéterminée, durée de vie
Ma cousine ne pouvait plus payer son ecole, et elle est brillante donc j'ai paye son ecole — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
period, phase · deadline, term (time limit) · installment, payment
çekim: çoğul plazos
köken: Inherited from Old Spanish plazo, plazdo, from Latin placitus [diēs] (“agreed day”), perfect passive participle of placeō (“to be pleasing”). Compare Portuguese prazo.
aile: a corto plazo, a largo plazo, a medio plazo, a plazo fijo, aplazar, correr el plazo, en tres plazos, largoplacista
Mi prima no tenía para las cuotas escolares y ella es brillante. Yo pagaba sus cuotas. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
köken: From scadere + -enza; compare French échéance.
Mia cugina finì i soldi per la sua retta scolastica, e lei è una tipa in gamba. Così le pagai io la retta. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
understanding, comprehension · understanding, empathy · notion, concept, term
çekim: çoğul begrippen
eş: concept
zıt: onbegrip
köken: From Middle Dutch begrip, from Old Dutch *bigrip. Formed as a deverbal from begrijpen from the original nominative form of greep.
aile: begrippenkader
Mijn nicht had geen geld en is heel slim. Ik betaalde haar schoolgeld. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
deadline (date on or before which something must be completed) · expiration date · a period of time
çekim: çoğul prazos
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese prazo, from Latin placitus [diēs] (agreed day), perfect passive participle of placeō (“to be pleasing”). Compare Spanish plazo.
aile: a prazo, curto prazo, longo prazo, médio prazo
Calcular os vossos empréstimos, olhar com cepticismo para as estatísticas governamentais, esse tipo de coisas. — Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeyler
national service, military service · career · tenure, term of office, period of office
çekim: çoğul θητείες · tamlayan θητείας
Να υπολογίσεις την υποθήκη σου, να κρίνεις τα στατιστικά νούμερα της κυβέρνησης, τέτοια πράγματα. — Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeyler
a concept (something understood and retained in the mind) · an understanding of something · a thing, a household name (something or someone well known)
çekim: çoğul begrepps · tamlayan begrepps
köken: From begripa (“to understand”), see also grepp (“a grasp, a hold”), like German Begriff.
determiner (class of words) · definition, term (statement of the meaning of a word or word group or a sign or symbol) · term (subject or the predicate of a proposition)
çekim: çoğul określenia · tamlayan określenia
eş: scharakteryzowanie, sprecyzowanie
köken: Etymology tree Polish określić Polish -enie Polish określenie From określić + -enie.
Kuzynce skończyły się pieniądze na czesne, jej też pomagałam. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
condition, term, requirement · candidacy in an election or for public office (used for equivalents of running for office in the US or standing for election in the UK) · constraint
çekim: çoğul ehdot · tamlayan ehdon
köken: Probably eht- + -o, from the same root as ehtiä, but here with the meaning "to be able to, to be possible". The word likely originally meant "ability, possibility". Samic words like Northern Sami eaktu are probably borrowed from Finnic. Cognate with Karelian ehto.
Verişoara mea nu avea bani pentru educaţie şi era foarte inteligentă. I-am plătit taxele şcolare. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
köken: From Latin cyclus, from Ancient Greek κύκλος (kúklos, “circle”).
aile: szonettciklus
Mondjuk, megérteni a jelzáloghiteleket, szkeptikusan szemlélni az állami statisztikákat, ilyesmik. — Mortgage taksitlerinizi hesaplamak için hükumetin resmi istatistiklerine kuşkuyla yaklaşabilmek gibi şeyler
לבת דודה שלי נגמר הכסף לבית הספר, והיא ממש חכמה. שילמתי את שכר הלימוד שלה. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
köken: From Middle Low German begrip, cf. German Begriff. Belongs to the verb begribe (“understand”), from Middle Low German begrīpen, German begreifen.
term: a word or phrase, especially one from a specialised area of knowledge · any nounal word or phrase which indicates a particular person, place, class, or thing; name · language (particular words used)
çekim: çoğul istilah-istilah
köken: From Malay istilah, from Arabic اِصْطِلَاح (iṣṭilāḥ).
aile: mengistilahkan, pengistilahan, peristilahan, istilah kekerabatan, istilah khusus, istilah umum
Pemerintah kolonial waktu itu memberikan hak konsesi khusus selama 25 tahun. — Köylüler bu krediyi 25 yıl içerisinde eşit taksitlerle devlete ödedi.
köken: Sino-Vietnamese word from 條件 (“condition”).
Em họ tôi không có tiền đóng học, và nó rất thông minh tôi đã giúp nó — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
Братовчедка ми нямаше пари за училищи такси, а тя е наистина умна. Плащах и нейните такси. — Kuzenim, çok akıllı bir kızdır, okul ücretini karşılayamayınca taksitlerini ben ödedim.
Moje platby smerovali priamo do banky. Moje platby smerovali priamo do banky. — Taksitlerimi, yani faiz ve anaparayı, direk olarak bana bu konut kredisini açmış olan bankaya ödüyorum.