Ana içeriğe geç
Sözlük
/
sayan

sayan

name
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"sayan" kelimesinin İngilizcesi: fitting, suitable, worthy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfittingadj
Genelsuitableadj
Genelworthyadj

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)şayanız

Tanım

•sıfat, eskimiş: Uygun, yaraşır, değer, layık

Diğer Dillerde

Almancaangemessen, geeignet, passend, würdig /ˈanɡəˌmɛsn̩/
past participle of anmessen
çekim: karşılaştırma angemessener · üstünlük am angemessensten
eş: adäquat, entsprechend, gebührend, geeignet
köken: Past participle of anmessen (“to make fit”), from an- + messen.
Hrsg.: Singhon (= บุคคลต้นวิชชา. — Çayan (Çadan, Şayan, Çeyen): Scorpius.
Dieses Werkzeug ist für die Aufgabe angemessen.
Weitere Untersuchungen sind angemessen.
suitable, appropriate, adequate
köken: From Latin adaequātus.
(Arachnida: Scorpiones). — Çayan (Çadan, Şayan, Çeyen): Scorpius.
inseparable
köken: Past participle of aparejar.
Esto es algo que simplemente rechaza eso. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
suitable or adapted for
çekim: üstünlük adattissimo
eş: acconcio, adeguato, appropriato, atto, confacente, conveniente
zıt: inadatto
köken: Borrowed from Medieval Latin adaptus, from ad- + aptus (“suitable”).
Plesio Ligomena Lago di Como — Bay-Haak Hariası Sayan Foto Dus (Tuz) gölü
Это - отказ от неё. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
فهي فقط تنكر كل ذلك. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
Azericeuyğun /ujˈɣun/
corresponding, respective · suitable, fitting, fit, appropriate
çekim: karşılaştırma daha uyğun · üstünlük ən uyğun
köken: From uy- + -ğun.
aile: uyğunlaşmaq, uyğunlaşdırmaq, uyğunluq, qanunauyğun, məqsədəuyğun
Felemenkçegeschikt, waardig /ɣəˈsxɪkt/
adequate, suitable, appropriate · friendly, amiable (when talking about a person)
çekim: karşılaştırma geschikter · üstünlük geschiktst
zıt: ongeschikt
aile: geschiktheid, ongeschikt
Hij was een begenadigd tapdanser. — Böylesine takdire şayan biriydi.
Portekizceapropriado, favorável, valioso /a.pɾo.pɾiˈa.du/
appropriate
çekim: karşılaştırma mais apropriado · üstünlük o mais apropriado
Tem uma profunda admiração pela Sakaki. — Bunların kıyafetleri şayanı dikkattir.
deserving, worthy
köken: From Ancient Greek ἄξιος (áxios, “worthy”).
3, κ. 10.), και ο δήμος Έρμος έκειτο πιθανώς ενταύθα". — Milliyet. s. 13. ^ "Seda Sayan dörtledi".
to deserve; to be worth; to be worthy
çekim: geçmiş 値した
温厚な人柄であった。 — Böylesine takdire şayan biriydi.
読むに値する本
私はある意味から見て実際彼の軽蔑に価していたかも知れません。
Korece현인
칼리(성우 : 이시다 아키라) 스카우트. — Çayan (Çadan, Şayan, Çeyen): Scorpius.
İsveççelämplig
suitable, appropriate, apposite
çekim: karşılaştırma lämpligare · üstünlük lämpligast
zıt: olämplig
köken: lämpa + -lig. Cognate of German glimpflich, Old English ġelimplīċ.
aile: lämplighet, lämpligen
Det finns två anmärkningsvärda saker med detta. — Bununla ilgili takdire şayan iki husus var.
Lehçegodny, zacny /ˈɡɔd.nɘ/
worthy, dignified · capable; right, appropriate; considerable · synonym of spory
çekim: karşılaştırma godniejszy · üstünlük najgodniejszy
zıt: niegodny
köken: Etymology tree Proto-Slavic *godьnъ Polish godny Inherited from Proto-Slavic *godьnъ.
aile: czcigodny, wiarygodny, godność
Był postacią niezwykle szanowaną. — Böylesine takdire şayan biriydi.
suitable, fit, appropriate
köken: From ві́дповідь (vídpovidʹ) + -ний (-nyj).
Це - щось, що їй суперечить. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
appropriate, proper, fitting · reasonable
zıt: अनुचित
köken: Learned borrowing from Sanskrit उचित (ucitá). Cognate with Bengali উচিত (proper, fitting)
श्री पुण्ड को अपनी बेटी का घर लौटना उचित लगा।
worthy
çekim: karşılaştırma arvollisempi · üstünlük arvollisin
zıt: arvoton
köken: arvo + -llinen
Tämän maan lapset, te pelastutte. — Bu ülkede ya,sayan Tanrýnýn çocuklarý. Inanarak dua edin, kurtulacaksınız.
Çekçevhodný, vyhovující /ˈvɦodniː/
suitable, fit
çekim: karşılaştırma vhodnější · üstünlük nejvhodnější
eş: náležitý, přiměřený
zıt: nevhodný
köken: From v- + hodit + -ný.
aile: vhodnost
A toto je něco, co jej popírá. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
appropriate
köken: Borrowed from French adéquat.
De remarcat este îmbrăcămintea războinicului. — Bunların kıyafetleri şayanı dikkattir.
Macarcaalkalmas, érdemes, illő, megfelelő /ˈɒlkɒlmɒʃ/
suitable, suited, fitting (for a task: -ra/-re; for a post: -nak/-nek) · -session, -visit, -trip (valid for a given number of occasions)
çekim: karşılaştırma alkalmasabb · üstünlük legalkalmasabb
zıt: alkalmatlan
köken: From the alkalm- stem of alkalom (“occasion, opportunity”) + -as (adjective-forming suffix).
aile: alkalmasan, alkalmasság
A szegények, elesettek állhatatos pártfogója. — Ah zavallılar, sevinçlerini suç sayanlar.
A jelölt túl fiatal, nem alkalmas még vezető pozícióra.
A személyisége alapján kiválóan alkalmas vezetőnek.
Egy tízalkalmas bérlet áráért most egy tizenöt alkalmas bérletet kaphatsz.
suitable, appropriate, fitting, adequate
זה הוא פשוט משהו שמתנגד לכך. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
Latinceaptus, dignus, idōneus /ˈap.tʊs/
suitable, adapted · ready · apt, proper
zıt: incommodus, inūtilis, ineptus, irritus, grātuītus
köken: From Proto-Italic *aptos, which has been connected to the root Proto-Indo-European *h₂ep- (“to join, fit (in)”) or to the perfect passive participle of apiō (“fasten, join”).
aile: ineptus
past participle of egne
zıt: uegnet
aile: egnethed, velegnet
Så der er to bemærkelsesværdige ting her. — Bununla ilgili takdire şayan iki husus var.
Vietnamcahiền nhân, phù hợp, thích hợp /hiən˨˩ ɲən˧˧/
talented person, virtuous person
köken: Sino-Vietnamese word from 賢人.
Người đó là Cao Ngạc. — Böylesine takdire şayan biriydi.
worthy, deserving · just
çekim: karşılaştırma по́-досто́йни · üstünlük на́й-досто́йни
zıt: недосто́ен
köken: Inherited from Proto-Slavic *dostojьnъ. Compare сто́йност (stójnost, “cost, worth”), Russian сто́ить (stóitʹ, “to be worth”).
Това е нещо, което просто го отрича. — Bu ise bunu bir şekilde yok sayan bir şey.
Slovenceustrézen
Vedno je bil tako vesela oseba. — Böylesine takdire şayan biriydi.
suitable, adequate, appropriate · pertaining to, belonging to (e.g., a system, a classification, etc.) · typical, characteristic; naturally belonging to
çekim: karşılaştırma piederīgāks · üstünlük vispiederīgākais
köken: From pieder(ēt) + -īgs.
jādomā, ka nav piederīgāka uzvalka kā Kukažiņai, kura nebūtu Kukažiņa, ja tai, piemēram, trūktu raibā galvas lakata
piederīgs strādnieku šķirai
no plēsoņu kārtai piederīgām sugām lielāka nozīme vispirms ir lapsai
Estoncaväärt, väärtuslik /ˈvæːrt/
worthy, valuable (having worth, merit, or value) · stately, well-deserved (being worthy of, deserving of sb/sth)
köken: Derived from Middle Low German wert (“worthy”). Doublet of võrd, which was derived from the Germanic etymon.
aile: väärik, väärikas, vääriline, väärima, väärindama, vääring, vääris, vääristama, vääritu, väärne
Ring andis välja albumit "Kiired". — Albüm "Sayan Plak" tarafından çıkartılmıştır.
pole tänu väärt!
Kalliskivi on oma hinda väärt.

Etimoloji

(Bu girdinin köken kısmı şimdilik eksiktir. Lütfen eklenmesine yardımcı olun ve sonrasında {{kökenisteniyor}} şablonunu kaldırın.)

Örnek Cümleler

Şayân Kadınefendi
Şayan Kadın
Gayretin övgüye şayan.
Your effort deserves praise.
Sayanlara sor," dediler.
Ask the enumerators of numbers."
İşte sayanlara sor" derler.
Ask the enumerators of numbers."
Dini yalan sayanı gördün mü?
HAVE YOU SEEN him who denies the Day of Judgement?
Gördün mü o, dini yalan sayanı?
HAVE YOU SEEN him who denies the Day of Judgement?
Onun davranışı takdire şayandır.
His behavior is worthy of respect.
Tom'un sadakatı takdire şayandır.
Tom's loyalty is admirable.
Oyunun geri sayan bir sayacı vardır.
The gameplay is an obstacle course with a timer counting down.
Takdire şayan bir şekilde yaptın, Tom.
You've done admirably, Tom.
"Hukuku yok sayan Wikipedia kapatıldı".
"PM can't say what law WikiLeaks has broken".
Sen de mi derdi, gerçek sayanlardansın.
Who used to say: 'Are you one of those who can testify to the truth?
sayan ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod