pazarlık
noun
B2 seviye
TR → EN
"pazarlık" kelimesinin İngilizcesi: bargaining, bargain, chaffer, deal, dicker. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbargainingnoun
Genelbargain
Genelchaffer
Geneldeal
Geneldicker
Görsel


Çekim Tablosu
Belirtme (-i)pazarlığı
Çoğul (-ler)pazarlıklar
Tanım
•:Bir alış verişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek gayesiyle yaptıkları görüşme.
•Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılan görüşme
•Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme
•Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi
Diğer Dillerde
Almancaabhandeln, Abkommen, Abmachung, Abschluss, Angebot, Anschaffung /ˈapˌhandl̩n/
to deal with, cover (a topic) · to strike a deal to buy
çekim: geçmiş handelte ab · ortaç abgehandelt · şimdiki handelt ab · ulaç abhandelnd
eş: abkungeln, verhandeln, behandeln, darlegen, darstellen, erläutern
köken: ab- + handeln
aile: Abhandlung
Eine Ausprache. — Pazarlık yaptık.
Ich habe ihm seine Briefmarken abgehandelt.
Fransızcaaccord, affaire, agir, bonne affaire, charbonner, contrat (eril) /a.kɔʁ/
chord · agreement · permission, consent
çekim: çoğul accords
köken: Etymology tree Vulgar Latin *accordāre Old French acorder Middle French accorder French accorderdeverb. French accord Deverbal from accorder. Compare with Catalan acord.
aile: accord parfait, accorder, d'accord, d'un commun accord, désaccord
L'Accord. — Pazarlık yaptık.
agreement · compromise
çekim: çoğul acuerdos
eş: memoria, recuerdo
köken: Deverbal from acordar.
aile: acuerdo de honor, acuerdo de paz, acuerdo marco, de acuerdo, de acuerdo con, estar en su acuerdo, estar fuera de su acuerdo, libro de acuerdos, principio de acuerdo
Un comercio. — Pazarlık yaptık.
Llegaron a un acuerdo.
İtalyancaaccordo, assegnare, commerciare, comportarsi, contrattare, contratto (eril) /akˈkɔr.do/
accord, agreement, bond · arrangement · chord
çekim: çoğul accordi
eş: accomodamento, aggiustamento, concordato, consenso, contratto, convenzione
köken: Deverbal from accordare + -o.
aile: accordale, accordicchio, d'accordo
L'accordo. — Pazarlık yaptık.
prendere accordi
Rusçaсделка, переговоры
Сделка состоялась. — Pazarlık yaptık.
Arapçaاِتِّفَاقِيَّة, صَفْقَة
لقد تعاهدنا.. — Pazarlık yaptık.
Felemenkçebehandelen, delen, handelen, koopje, onderhandelen, regelen /bəˈɦɑndələ(n)/
to handle, to treat · to treat (medically) · to deal with, address or discuss as a subject
çekim: geçmiş behandelden · ortaç behandeld · şimdiki behandelt · ulaç behandelend
köken: From be- + handelen.
aile: behandelaar, behandeling, behandelwijze, nabehandelen, voorbehandelen
Ze hebben een deal. — Pazarlık yaptık.
Portekizceacordo, barganha, barganhar, dar, dividir, lidar (eril) /aˈkoʁ.du/
agreement, deal (an understanding to follow a course of conduct) · agreement, accord (agreement or concurrence of opinion) · treaty (a binding agreement under international law)
çekim: çoğul acordos
köken: Deverbal from acordar.
Estou negociando . — Pazarlık yaptık.
Yunancaμοιράζω /miˈɾa.zo/
to divide, cut up · to divide, share out
çekim: geçmiş μοίρασα · ortaç έχοντας μοιράσει · şimdiki μοιράζει · ulaç μοιράζοντας
köken: Inherited from Byzantine Greek μοιράζω (moirázō), from Koine Greek μοιράζω (moirázō). See Ancient Greek μοῖρᾰ (moîră, “part, portion”) for more.
Εμπορική συμφωνία. — Pazarlık yaptık.
to bargain, to haggle
çekim: geçmiş 値切った
これが固定価格です — Pazarlık yoktur.
transaction; trade · give and take (more generally) · comings and goings among neighbors or relatives
köken: Sino-Korean word from 去來, from 去 (“going”) + 來 (“coming”), literally "comings and goings."
aile: 거래(去來)되다, 거래(去來)하다, 거래소(去來所), 거래처(去來處)
마이너계약을 하였다. — Pazarlık yaptık.
a shop, a store · a deal; an agreement between two parties to trade · business (economic activity, more generally)
çekim: çoğul affärer · tamlayan affärs
eş: skandal
köken: From French affaire.
Älvdals kontrakt. — Pazarlık yaptık.
en bra affär
affärsman
en rådgivare i affärer / en affärsrådgivare
Lehçedeal, dil, interes, kontrakt, okazja, porozumienie (eril) /ˈdil/
deal (transaction offered which is financially beneficial; a bargain)
çekim: çoğul deale · tamlayan dealu
köken: Unadapted borrowing from English deal, from Middle English delen, from Old English dǣlan, from Proto-West Germanic *dailijan, from Proto-Germanic *dailijaną, from Proto-Indo-European *dʰail-.
Jest umowa. — Pazarlık yaptık.
Ukraynacaві́дати, ма́ти спра́ву, роздава́ти, розподіля́ти, торгува́ти, уго́да
Ніякого торгу. — Pazarlık yoktur.
deal, exchange (of goods or money)
çekim: çoğul लेन-देनें
köken: Dvandva compound of लेन (len, “taking”) + देन (den, “giving”). Compare Gujarati લેણદેણ (leṇdeṇ). See Azerbaijani alış-veriş for more.
Fincediili, erikoistarjous, hoitaa, homma, jakaa, jakaminen /ˈdiːli/
deal
çekim: çoğul diilit · tamlayan diilin
köken: From English deal.
He tekevät sopimuksen. — Pazarlık yaptık.
Çekçejednat, obchod, obchodovat, pojednávat, prodávat, rozdat /ˈjɛdnat/
to act · to negotiate, to treat · to concern, to be about
çekim: geçmiş jednala · ortaç jednala · şimdiki jedná
aile: dojednat, jednací, jednatel, jednání, pojednat, projednat, rozjednat, sjednat, ujednat, vyjednat
Nevyjednávají. — Pazarlik yapmiyorlar.
Je nejvyšší čas jednat.
Jedná se o nedorozumění.
Praha je hlavní město České republiky. Jedná se o město ležící na řece Vltavě.
business · affair
çekim: çoğul afaceri
köken: From a- + facere, modelled on French affaire.
aile: afacerist
Ele trebuie să negocieze. — Pazarlık yapmalılar.
figure, illustration · graph
çekim: çoğul ábrák
köken: Back-formation from ábrázat or ábrázol. Created during the Hungarian language reform, which took place in the 18th–19th centuries.
aile: ábrajegyzék, folyamatábra, robbantott ábra
Egy kis konkolyozás. — Pazarlık yaptık.
İbraniceדִּיל, חִלֵּק, חָלַק, עִסְקָה
סגרנו עסקה. — Pazarlık yaptık.
Latinceinstipulor, pāciscor, pāctum
Norveççedele ut
Sammensatte avtaler. — Pazarlık yaptık.
to ward off, to remove or to neutralize the effect of something (such as poison, spell, etc.)
köken: Affixation of tawar + meng-.
Ini adalah semacam kebaikan. — İyi bir pazarlık türüdür.
Vietnamcachia bài
Đây là trò mặc cả. — Bu bir pazarlık oyunu.
Bulgarcaелов, имам работа с, коли́чество, пазарлъ́к, раздавам, разда́ване
Те трябва да преговарят. — Pazarlık yapmalılar.
Slovencebarantáti, kupčija
To je pogajalska igra. — Bu bir pazarlık oyunu.
Taycaแจกไพ่, ต่อตาม, ต่อนัดต่อแนง
Katalancacomprar, negociar, tractar, tracte, vendre /komˈpɾa/
to buy · to buy off, to win over
çekim: geçmiş comprí · ortaç comprat · şimdiki compra
köken: Inherited from Vulgar Latin *comperāre, from Latin comparāre (“prepare, procure, get, purchase, obtain”). Compare Occitan crompar, Spanish comprar.
aile: compra, comprable, compradissa, comprador, compravenda
Etimoloji
From Ottoman Turkish پازارلق, equivalent to pazar + -lık.
Deyimler
Örnek Cümleler
Ne pazarlık!
What a bargain!
Bu bir pazarlık.
It's a bargain.
Pazarlık yaptık.
We made a bargain.
Pazarlık yaptık.
Jest umowa.
Pazarlık yoktur.
There's no haggling.
İçten pazarlıklı!
So calculating.
Pazarlık yapmalılar.
They have to negotiate.
Pazarlık payı var mı?
Is there any wiggle room?
Fiyat, pazarlıklıdır.
Price is negotiable.
Pazarlik yapmiyorlar.
They're not negotiating.
O sıkı pazarlık yapar.
He drives a hard bargain.
Bu bir pazarlık oyunu.
This is a bargaining game.
İlgili Sorular
Teknolojik yenilikler, işletmelerin pazarlık gücünü nasıl etkiler?
Teknolojideki yenilikler, pazarlık gücünün büyük bir kaynağı mıdır?
İnovasyon, teknoloji alanında pazarlık gücünü artıran bir faktör müdür?
Yenilikçi teknolojiler, pazarlık gücünü artırmak için etkili bir araç mıdır?
Teknolojideki inovasyon, bir şirketin pazarlık avantajı sağlamasında ne kadar etkilidir?