bulletin · newsletter · report card, school report
çekim: çoğul bulletins
köken: From Old French bullette + diminutive suffix -in, or possibly a borrowing from Italian bollettino.
aile: bulletin de vote, bulletin scolaire, système des bulletins électroniques
Ils s’agrippaient à ces informations comme à quelque chose avec lequel s’effrayer. — İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.
çekim: geçmiş anoticié · ortaç anoticiado · şimdiki anoticia
köken: From a- + noticia + -ar.
Se aferraron a esta información como algo con lo cual se pudieran asustar a ellos mismos. — İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.
Si è aggrappata a questa informazione come qualcosa con cui potersi spaventare. — İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.
speech, utterance, statement · word · The Word, Logos.
çekim: çoğul كَلِمَات · tamlayan كَلِمَةٍ
köken: From the root ك ل م (k l m). The Christian meaning is semantic loan from Koine Greek λόγος (lógos).
aile: كَلِمَةُ حَقٍّ يُرَادُ بِهَا بَاطِلٌ
هذه الاكتشافات إيحائيّة، قد تكون هناك عديد الاختلافات الأخرى بين هذه الدّول — Şimdi bu malumatlar fikir verici ama ülkeler bir çok farklı şekilde bir birinden farklı olabilir.
köken: Inherited from Chagatai سوز (söz), from Proto-Common Turkic *söz, from Proto-Turkic *söŕ. Cognate of Uyghur سۆز (söz), Turkish, Azerbaijani, Turkmen, Crimean Tatar, Gagauz, and Karaim söz, Kazakh and Kyrgyz сөз (söz), Karakalpak sóz, Tatar сүз (süz), etc.
to get rid [with van ‘of’] (something unwanted) · to go straight in the direction [with op ‘of’] (often in a threatening manner) · to descend, to come off
çekim: geçmiş kwamen af · ortaç afgekomen · şimdiki komt af · ulaç afkomend
köken: From af + komen.
aile: afkomst
Hoe komen we van deze troep af? Ik kan hem niet meer zien.
Γραπώθηκαν από αυτές τις πληροφορίες σε μια προσπάθεια να τρομάξουν τους εαυτούς τους. — İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.
Dzięki modelom dostajemy informację, wiedzę, a ostatecznie może nawet i mądrość. — Modeller sayesinde malumatımız olur, bilgileniriz ve en sonunda belki bilgeliğe bile ulaşabiliriz.
He ovat pitäneet kiinni näistä uskomuksista voidakseen pelotella niillä itseään. — İnsanlar bu malumata kendilerini korkutacak bir şey olarak tutundular.
verbal noun of hlásit · report (piece of information describing, or an account of certain events given or presented to someone)
çekim: çoğul hlášením
eş: oznámení
köken: From hlásit + -ní.
Poštovní pracovník, kterému se dopis dostane do ruky, a který o případu ví z novin dostane nápad. — Dergiye ulaşmak ve detaylı bir malumat almak isteyenler adresinden dergiye ulaşabilirler.
to give/hand something (over) (to someone -nak/-nek) · to call on someone to speak (-nak/-nek) · to convey, pass on (e.g. someone’s best wishes, to someone -nak/-nek), say hello to someone for someone, send one’s regards to someone on another’s behalf
çekim: geçmiş átadtak
köken: át- + ad
aile: átadás
1901 januárjában felmondott a könyvkereskedésben. — 1901 yılında Malumat Dergisi’nde çıkmıştır.