Ana içeriğe geç
Sözlük
/
şayan

sayan

name
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"sayan" kelimesinin İngilizcesi: fitting, suitable, worthy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfittingadj
Genelsuitableadj
Genelworthyadj

Görsel

Işıkla Büyülenen Bonsai Ağacı: Saksıdaki Yaşayan Sanat EseriGizemli Parkın Ortasında Yüzyıllardır Yaşayan Efsanevi Dev AğaçEv Konforunda Sanal Gerçeklik Deneyimi Yaşayan Genç Kadın PortresiÇölün Kalbinde Yüzyıllardır Yaşayan Yalnız Ağaç ve Büyüleyici Gökyüzü

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)şayanız

Tanım

sıfat, eskimiş: Uygun, yaraşır, değer, layık

Atasözü & Deyim

Çok yaşayan (okuyan) bilmez, çok gezen bilir

Diğer Dillerde

Almancaangemessen, geeignet, passend, würdig /ˈanɡəˌmɛsn̩/
past participle of anmessen
çekim: karşılaştırma angemessener · üstünlük am angemessensten
eş: adäquat, entsprechend, gebührend, geeignet
köken: Past participle of anmessen (“to make fit”), from an- + messen.
Tom ist eine lebende Legende.Tom bir yaşayan efsanedir.
Dieses Werkzeug ist für die Aufgabe angemessen.
Weitere Untersuchungen sind angemessen.
suitable, appropriate, adequate
köken: From Latin adaequātus.
La plupart d'entre eux étant des personnes âgées.Yaşayanların çoğu yaşlıdır.
inseparable
köken: Past participle of aparejar.
¿Qué pasó con esos infortunados?"Yaşayan ölülere ne oldu?".
suitable or adapted for
çekim: üstünlük adattissimo
eş: acconcio, adeguato, appropriato, atto, confacente, conveniente
zıt: inadatto
köken: Borrowed from Medieval Latin adaptus, from ad- + aptus (“suitable”).
Un uomo che ha vissuto".Ve adam yaşayan can oldu.”
Но где взять покойников?"Yaşayan ölülere ne oldu?".
أنا هو الذي بداخلي.O içimde yaşayan bir erkek.
Azericeuyğun /ujˈɣun/
corresponding, respective · suitable, fitting, fit, appropriate
çekim: karşılaştırma daha uyğun · üstünlük ən uyğun
köken: From uy- + -ğun.
aile: uyğunlaşmaq, uyğunlaşdırmaq, uyğunluq, qanunauyğun, məqsədəuyğun
Felemenkçegeschikt, waardig /ɣəˈsxɪkt/
adequate, suitable, appropriate · friendly, amiable (when talking about a person)
çekim: karşılaştırma geschikter · üstünlük geschiktst
zıt: ongeschikt
aile: geschiktheid, ongeschikt
"Waarom zoekt u de levende onder de doden?""Yaşayan ölülere ne oldu?".
Portekizceapropriado, favorável, valioso /a.pɾo.pɾiˈa.du/
appropriate
çekim: karşılaştırma mais apropriado · üstünlük o mais apropriado
Alfarrabista: A Noite do Boneco Vivo.Kuklakız: Yaşayan kukla.
deserving, worthy
köken: From Ancient Greek ἄξιος (áxios, “worthy”).
Οι περισσότεροι από αυτούς σε προχωρημένη ηλικία.Yaşayanların çoğu yaşlıdır.
to deserve; to be worth; to be worthy
çekim: geçmiş 値した
読むに値する本
私はある意味から見て実際彼の軽蔑に価していたかも知れません。
Korece현인
İsveççelämplig
suitable, appropriate, apposite
çekim: karşılaştırma lämpligare · üstünlük lämpligast
zıt: olämplig
köken: lämpa + -lig. Cognate of German glimpflich, Old English ġelimplīċ.
aile: lämplighet, lämpligen
Han hade manligen farit vida.”Ve adam yaşayan can oldu.”
Lehçegodny, zacny /ˈɡɔd.nɘ/
worthy, dignified · capable; right, appropriate; considerable · synonym of spory
çekim: karşılaştırma godniejszy · üstünlük najgodniejszy
zıt: niegodny
köken: Etymology tree Proto-Slavic *godьnъ Polish godny Inherited from Proto-Slavic *godьnъ.
aile: czcigodny, wiarygodny, godność
Sid, żywa lalka.Kuklakız: Yaşayan kukla.
suitable, fit, appropriate
köken: From ві́дповідь (vídpovidʹ) + -ний (-nyj).
Підродина: Papilioninae.Kuklakız: Yaşayan kukla.
appropriate, proper, fitting · reasonable
zıt: अनुचित
köken: Learned borrowing from Sanskrit उचित (ucitá). Cognate with Bengali উচিত (proper, fitting)
श्री पुण्ड को अपनी बेटी का घर लौटना उचित लगा।
worthy
çekim: karşılaştırma arvollisempi · üstünlük arvollisin
zıt: arvoton
köken: arvo + -llinen
Hyvin eläneet sielut palkitaan taivaassa.Gökyüzünde yaşayan ruhlar.
Çekçevhodný, vyhovující /ˈvɦodniː/
suitable, fit
çekim: karşılaştırma vhodnější · üstünlük nejvhodnější
eş: náležitý, přiměřený
zıt: nevhodný
köken: From v- + hodit + -ný.
aile: vhodnost
To by měl přijmout každý tvořivý člověk.Bunu tüm yaşayanlar kabul eder.
appropriate
köken: Borrowed from French adéquat.
Majoritatea localnicilor sunt bătrâni.Yaşayanların çoğu yaşlıdır.
Macarcaalkalmas, érdemes, illő, megfelelő /ˈɒlkɒlmɒʃ/
suitable, suited, fitting (for a task: -ra/-re; for a post: -nak/-nek) · -session, -visit, -trip (valid for a given number of occasions)
çekim: karşılaştırma alkalmasabb · üstünlük legalkalmasabb
zıt: alkalmatlan
köken: From the alkalm- stem of alkalom (“occasion, opportunity”) + -as (adjective-forming suffix).
aile: alkalmasan, alkalmasság
Csuhé Mester – Egy malac, aki a farmon gondozza a teheneit.Keçi:Çiftlikte yaşayan bir keçidir.
A jelölt túl fiatal, nem alkalmas még vezető pozícióra.
A személyisége alapján kiválóan alkalmas vezetőnek.
Egy tízalkalmas bérlet áráért most egy tizenöt alkalmas bérletet kaphatsz.
suitable, appropriate, fitting, adequate
Latinceaptus, dignus, idōneus /ˈap.tʊs/
suitable, adapted · ready · apt, proper
zıt: incommodus, inūtilis, ineptus, irritus, grātuītus
köken: From Proto-Italic *aptos, which has been connected to the root Proto-Indo-European *h₂ep- (“to join, fit (in)”) or to the perfect passive participle of apiō (“fasten, join”).
aile: ineptus
past participle of egne
zıt: uegnet
aile: egnethed, velegnet
Mange er ældre personer.Yaşayanların çoğu yaşlıdır.
Vietnamcahiền nhân, phù hợp, thích hợp /hiən˨˩ ɲən˧˧/
talented person, virtuous person
köken: Sino-Vietnamese word from 賢人.
worthy, deserving · just
çekim: karşılaştırma по́-досто́йни · üstünlük на́й-досто́йни
zıt: недосто́ен
köken: Inherited from Proto-Slavic *dostojьnъ. Compare сто́йност (stójnost, “cost, worth”), Russian сто́ить (stóitʹ, “to be worth”).
Slovenceustrézen
suitable, adequate, appropriate · pertaining to, belonging to (e.g., a system, a classification, etc.) · typical, characteristic; naturally belonging to
çekim: karşılaştırma piederīgāks · üstünlük vispiederīgākais
köken: From pieder(ēt) + -īgs.
jādomā, ka nav piederīgāka uzvalka kā Kukažiņai, kura nebūtu Kukažiņa, ja tai, piemēram, trūktu raibā galvas lakata
piederīgs strādnieku šķirai
no plēsoņu kārtai piederīgām sugām lielāka nozīme vispirms ir lapsai
Estoncaväärt, väärtuslik /ˈvæːrt/
worthy, valuable (having worth, merit, or value) · stately, well-deserved (being worthy of, deserving of sb/sth)
köken: Derived from Middle Low German wert (“worthy”). Doublet of võrd, which was derived from the Germanic etymon.
aile: väärik, väärikas, vääriline, väärima, väärindama, vääring, vääris, vääristama, vääritu, väärne
pole tänu väärt!
Kalliskivi on oma hinda väärt.

Etimoloji

(Bu girdinin köken kısmı şimdilik eksiktir. Lütfen eklenmesine yardımcı olun ve sonrasında {{kökenisteniyor}} şablonunu kaldırın.)

Örnek Cümleler

Yaşayanlar var.
There are survivors.
Yaşayanlar vardı.
There were survivors.
O yaşayan bir fosil!
He is a living fossil!
Yaşayan bir ruh yoktu.
There wasn't a living soul.
Gayretin övgüye şayan.
Your effort deserves praise.
Hiç yaşayan akrabam yok.
I don't have any living relatives.
O yaşayan bir ansiklopedi.
She's a living encyclopaedia.
Tom bir yaşayan efsanedir.
Tom is a living legend.
Kulübede yaşayan adam kör.
The man living in the cottage is blind.
Buralarda yaşayan biri yok.
There's not a living soul around here.
O evde yaşayan biri var mı?
Is there anyone living in that house?
Orada yaşayan bir ruh yoktu.
There wasn't a living soul there.
sayan ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod