fırtınalı

/fɯɾtɯnɑɫɯ/
adj
C2 seviye
TR → EN
"fırtınalı" kelimesinin İngilizcesi: dirty, intemperate, rough, rugged, stark. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldirty
Genelintemperate
Genelrough
Genelrugged
Genelstark
Genelstormy
Geneltempestuous
Genelwild
Genelwindy
Genelstormy
Genelstormy

Görsel

Uçak gökyüzünde fırtınalı bulutlar arasındaFırtınalı gökyüzünde goril ve maymun siluetiWhitby fırtınalı deniz ve dalga fotoğrafıTasmanya fırtınalı sahili deniz feneri manzarası

Tanım

•çok rüzgârlı
•Çok tartışmalı, karışık olaylarla dolu
•Çok rüzgârlı

Diğer Dillerde

to make dirty, stain (also figurative)
çekim: geçmiş beschmutzte · ortaç beschmutzt · şimdiki beschmutzt · ulaç beschmutzend
eş: verdrecken, verschmutzen, herabwürdigen
köken: be- + schmutzen
aile: Beschmutzer, Beschmutzung, das eigene Nest beschmutzen
Es war eine dunkle und stürmische Nacht. — Karanlık ve fırtınalı bir geceydi.
to demean, debase, degrade
çekim: geçmiş avili · ortaç avili · şimdiki avilit · ulaç avilissant
köken: From a- + vil + -ir.
Orage, grêle, brouillardweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
La plus salope était une bourge à particule, sa famille avait encore un château en ruines et elle aimait s'avilir dans les bars.
filthy; scummy; dirty · rotted: spoiled; ruined
köken: From Nahuatl xococ (“sour”).
aile: atol chuco, irse chuco
Tormenta eléctrica con nieblaweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
wild · untamed · unconstrained, unfettered, unhindered
eş: indomito, libero, selvaggio, selvatico, all’aperto, primitivo
köken: Probably from Latin barbarus. Compare bravo.
Temporale, grandine e nebbiaweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Rusçaштормовой, бурный
weather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Arapçaبَرِّيّ, قَذِر, مُتَوَحِّش, وَسَّخَ, وَسِخ
weather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Farsçaپلید, دد, کثیف, وحشی /pa.ˈliːd/
unclean; impure; dirty · evil; wicked
çekim: karşılaştırma پلیدتَر · üstünlük پلیدتَرین
aile: پلیدی
روح پلید
Azericeçirkli, kirli, vəhşi /t͡ʃirkˈli/
dirty, filthy
çekim: karşılaştırma daha çirkli · üstünlük ən çirkli
zıt: təmiz
köken: Morphologically çirk (“dirt”) + -li.
Kazakçaбатпақты, жабайы, кір, лас
simple, ordinary, usual · wild, untamed · primitive
köken: Derived from Classical Persian یابایی (yābāyī, “desertic; wild, untamed, undomesticated; uncultivated”), a Transoxianan variant of یابانی (yābānī /yâbâni). Compare Bashkir ябай (yabay), Kyrgyz жапайы (japayı), Uzbek yovvoyi, Uyghur ياۋايى (yawayi), ياۋا (yawa), Turkmen ýabany, Turkish yabani, etc.
Özbekçebulgʻanch, iflos, kir, loy
mud, sediment
çekim: çoğul loylar
köken: Inherited from Chagatai لای (lāy), from Classical Persian لای (lāy).
Felemenkçebevuilen, grof, obsceen, oneerlijk, schunnig, smerig /bəˈvœy̯.lə(n)/
to sully (to corrupt or damage) · to dirty, to soil, to defile, to stain, to sully (to make dirty or impure)
çekim: geçmiş bevuilden · ortaç bevuild · şimdiki bevuilt · ulaç bevuilend
köken: From Middle Dutch bevulen. Equivalent to vuil + be- -en.
Onweer mistweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Portekizcebravio, conspurcar, selvagem, silvestre, sujar, sujar-se /bɾaˈvi.u/
feral, wild · uneducated, uncivilized · difficult to traverse, untraversable, impenetrable
çekim: çoğul bravios
eş: silvestre, brabo, bravo, intransitável, infrutífero, estéril
köken: bravo + -io.
aile: bravia, braviamente, braviozinho, braviozão
Nevoeiro, Granizo e Tempestade com Trovoadaweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
undomesticated, untamed, feral, wild · wild, uncultivated · uncouth, unsociable, uncivilised (UK), uncivilized (US)
çekim: karşılaştırma αγριότερος · üstünlük αγριότερος
köken: From Ancient Greek ἄγριος (ágrios).
weather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Japonca汚い, 汚れている, 野生の /kʲi̥ta̠na̠i/
dirty · untidy, messy · mean, unfair
zıt: 清い, 奇麗
定説は 嵐のような現在には役立たない この時代は — "Sakin geçmişin dogmaları fırtınalı bugün için yetersizdir."
汚いシャツ
部屋が汚い
Korece폭풍의
weather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
İsveççebli smutsig, fläcka, ful, fult, grumlig, ojuste
to stain (usually so as to make dirty) · to tarnish
çekim: geçmiş fläckade · ortaç fläckad · ulaç fläckande
köken: From fläck (“stain, spot”) + -a.
Åskväder, dimmaweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Jag fläckade ner tröjan
Skandalen hade fläckat ner han rykte
Lehçebrudny, brudzący, brudzić, dziki, haniebny, kalać /ˈbrud.nɘ/
dirty
çekim: karşılaştırma brudniejszy · üstünlük najbrudniejszy
eş: zabrudzony, zanieczyszczony, gw. (Górny Śląsk) zmazany, uświniony, zasyfiony, upierdolony
zıt: czysty
köken: Etymology tree Proto-Slavic *brudьnъ Polish brudny Inherited from Proto-Slavic *brudьnъ. By surface analysis, brud + -ny.
aile: brudnopis
Burza, mgławeather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Ukraynacaбрудни́й
Гроза, град, туманweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
dirty, filthy, unclean · vile, horrible, evil-minded
zıt: साफ़
köken: Borrowed from Classical Persian گَنْدَه (ganda).
छी, ये कपड़े इतने गंदे कैसे हुए?
impure · unclean · out of tune
çekim: karşılaştırma epäpuhtaampi · üstünlük epäpuhtain
köken: epä- + puhdas
aile: epäpuhtaasti, epäpuhtaus
Oli synkkä ja myrskyinen yö. — Karanlık ve fırtınalı bir geceydi.
Çekçedivoký, nefér, špinavě, špinavý, špinit, sprostý /ˈɟɪvokiː/
wild
çekim: karşılaştırma divočejší · üstünlük nejdivočejší
eş: nekonvenční, extravagantní
zıt: krotký
köken: Inherited from Old Czech divoký, from Old Czech diví + -oký, from Proto-Slavic *divьjь.
aile: divočák, divočina, divokost
weather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
unleashed
çekim: geçmiş of dezlănțui · ortaç of dezlănțui
köken: Past participle of dezlănțui.
weather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Macarcakoszos, mocskos, piszkos, vad /ˈkosoʃ/
dirty
çekim: karşılaştırma koszosabb · üstünlük legkoszosabb
zıt: tiszta
köken: kosz + -os
aile: koszosan, koszosodik, koszosság
Vihar, jégeső és ködweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
İbraniceבַּר, הכתים, לכלך, מלוכלך, מלוכלך \ מְלֻכְלָךְ, פֶּרֶא
to stain, discolor · to stigmatize
çekim: geçmiş הִכְתַּמְתָּ
סופות רעמים ערפלweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
השמן הכתים את החולצה שלה.
Latincecrudelis, ferōx, ferus, foedō, immanis, impuratus /kruːˈdeː.lɪs/
unfeeling, rude · ruthless, cruel, merciless
çekim: karşılaştırma crūdēlior · üstünlük crūdēlissimus
zıt: mītis, misericors, tranquillus, placidus, quietus, clemens
köken: From crūdus.
Dancabeskidt, grumset, uren /beˈsɡid/
dirty · filthy, mucky, grimy, grubby
çekim: karşılaştırma mere beskidt · üstünlük mest beskidt
eş: snavset, smudsig, tarvelig, gemen
zıt: ren
köken: Originally past participle of beskide (“soil, defile”), from Middle Low German beschiten.
aile: møgbeskidt
Tordenvejr, hagl, tågeweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition
Norveççeskitten, skittent, ureinslig, urenslig, vill
Det gjennomsnittlige antallet tornadoer per år er 139. — Yılda fırtınalı gün sayısı ortalama 9,2' dir.
Endonezcekotor, mengotori /ˈkotor/
dirty · gross · dirty, dishonest, bad, evil
zıt: baik, patut, bersih, neto
köken: From Malay kotor.
Kabut Hujan Es Badai Petirweather condition — Gök Gürültülü Fırtınalı Sisweather condition

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish فرطونهلی (fırtınalı), from fırtına (“storm”) + -lı.

Örnek Cümleler

Hava fırtınalı.
It's stormy.
Hava fırtınalı olacak.
It's going to be ugly.
Önceki gün fırtınalıydı.
It was stormy the day before yesterday.
Gökyüzü fırtınalı görünüyor.
The sky looks angry.
Öğlen hava çok fırtınalıydı.
It was very stormy in the afternoon.
Fırtınalı olabilme riski var.
There is a risk that it may become stormy.
Gemi fırtınalı denizde battı.
The ship foundered in the stormy sea.
Onun öldüğü akşam fırtınalıydı.
The evening he died was stormy.
Karanlık ve fırtınalı bir geceydi.
It was a dark and stormy night.
Bizim fırtınalı bir zamanımız oldu.
We had a rough time.
Fırtınalı Havada Scheveningen Sahili
Beach at Scheveningen in Stormy Weather
Fırtınalı denizlerde onu deniz tuttu.
She became seasick in rough seas.
fırtınalı ile daha fazla örnek cümle →