"measure" kelimesinin Türkçesi: ölçü, miktar, ölçek, mertebe, hudut. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelölçü
Genelmiktar
Genelölçek
Genelmertebe
Genelhudut
Genelhad
Geneltedbir
Genelyol
Genelkanun
Genelmezur
Genelölçmek
Geneltartmak
Genelkarşılaştırmak
Genelsüzmek
Geneluydurmak
Genelölçülmüş
Geneldüzgün
Geneldüzenli
Genelmevzun
Genelhadsiz
Genelölçüm.
Genelölçüm
Genelölçme
Genelderece
Genelher hangi bir ölçü sistemi
Genelmetre şeridi.
Genelayarlamak. measure off uzunluğuna belli bir (kıs.)mı ölçmek. measure out ölçüp ayırmak. measure swords kılıçla çarpışmak
Genelbiri ile boy ölçüşmek. measure up to beklenilen nitelikte olduğunu ispat etmek. measuring rod ölçü değneği
Genelkıymet biçmek
Genelölçüsü olmak
Genelyüz ölçümü değneği. measuring worm yeri ölçermiş gibi yürüyen bir cins tırtıl. measured ölçülü
Genelşiir vezni
Genelölçüsünü almak
Genelsınırlanmış. measureless ölçüsüz
Geneldikkatle bakmak
Genel(müz.) ölçü. angular measure açı ölçüsü. beyond measure hadden aşırı
Genelson derece. full measure tam ölçü. for good measure fazladan
Genelek olarak. in some measure bir dereceye kadar
Genel(kıs.)men. liquid measure sıvı oylum ölçüsü. made to measure ısmarlama yapılmış (elbise) short measure eksik ölçü. take one' measure birinin kabiliyetini sınamak
Genel(fig.) birinin ölçüsünü almak. take measures tedbir almak
Genelhazırlıklı bulunmak. tape measure mezura
Genelhesapsız. measurement ölçü
Görsel
Tanım
•a container of some standard capacity that is used to obtain fixed amounts of a substance
•evaluate or estimate the nature, quality, ability, extent, or significance of
From Middle English mesure, from Old French mesure, from Latin mēnsūra (“a measure”), mētior (“to measure”, supine stem in mēns-) + -tūra. Largely displaced native Old English metan ("to measure" whence modern mete) and ġemet (“a measure”). See also -ure.