Ey Resulüm!
We know what they say distresses you.
Izdırap, 6.
Distress, 6.
Eskitilmiş mi?
Do you want them distressed? You want boot cut, tapered, blah blah."
O çok üzücüydü.
It was very distressing.
Tom sıkıntılıydı.
Tom was distressed.
Jane sıkıntılıydı.
Jane was distressed.
Bu acıklı bir hikaye.
That is a distressing story.
Tom çok sıkıntılıydı.
Tom was very distressed.
Onun dırdırı onu üzdü.
His nagging distressed her.
O son derece üzücüydü.
It was extremely distressing.
Tehlike çağrısı yoktu.
There was no distress call.
Sıkıntılı görünüyorsun.
You look distressed.