Ana içeriğe geç
Sözlük
/
distress

distress

/dɪˈstɹɛs/2 hece
B2 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"distress" kelimesinin Türkçesi: acıklı., sıkıntı, üzüntü, keder, ıstırap. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelacıklı.
Genelsıkıntı
Genelüzüntü
Genelkeder
Genelıstırap
Geneltehlike
Genelhaciz
Genelsıkmak
Geneldert
Genelıstırap çektirmek
Genelsıkıntı vermek
Genel(huk.) borca karşılık bir kimsenin eşyasına el koymak. distressing keder verici
Genel(huk.) borca karşllık eşyaya el konulması
Genelfelakete sürüklemek
Genelkeder vermek

Görsel

Yazılım geliştirici teknik sunum yaparken data ingestion kavramını ekranda açıklıyorKemerli Beyaz Açıklıktan Görünen Modern Lüks Villa ve Yüzme HavuzuOrman açıklıklı sabah ışığı - sisli manzaraYuvarlak Açıklıktan Görünen Mavi Işıklı Beyaz Futuristik Otomobil Tasarımı

Tanım

•cause mental pain to
•the seizure and holding of property as security for payment of a debt or satisfaction of a claim

Atasözü & Deyim

“Acıklı başta akıl olmaz”

Diğer Dillerde

Fransızcadétresse
Arapçaمِحْنَة
İbraniceמוּעָקָה
Norveççenødsituasjon
Endonezcedistres, gawat
İrlandacaangar, crá, cráigh
Arnavutçashqetësoj
Svahilidhiki

Örnek Cümleler

Ey Resulüm!
We know what they say distresses you.
Izdırap, 6.
Distress, 6.
Eskitilmiş mi?
Do you want them distressed? You want boot cut, tapered, blah blah."
O çok üzücüydü.
It was very distressing.
Tom sıkıntılıydı.
Tom was distressed.
Jane sıkıntılıydı.
Jane was distressed.
Bu acıklı bir hikaye.
That is a distressing story.
Tom çok sıkıntılıydı.
Tom was very distressed.
Onun dırdırı onu üzdü.
His nagging distressed her.
O son derece üzücüydü.
It was extremely distressing.
Tehlike çağrısı yoktu.
There was no distress call.
Sıkıntılı görünüyorsun.
You look distressed.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod