Ana içeriğe geç
Sözlük
/
zaaf

zaaf

/zaˈaf/
noun
TR → EN
↔ ters çevir
"zaaf" kelimesinin İngilizcesi: weakness, disability, failing, foible, frailty. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelweaknessnoun
Geneldisability
Genelfailing
Genelfoible
Genelfrailty
Genelfrailty

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)zaafı
Yönelme (-e)zaafa
Bulunma (-de)zaafta
Çıkma (-den)zaaftan
Tamlayan (-in)zaafın
Çoğul (-ler)zaaflar

Tanım

•isim: düşkünlük
•İrade zayıflığı
•mecaz: Eksiklik, yetersizlik

Diğer Dillerde

Almancaschwäche (dişil) /ˈʃvɛçə/
weakness
çekim: çoğul Schwächen · tamlayan Schwächen
köken: schwach + -e
Zum anderen die Achillesferse der Komplexität. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
emotionale Schwäche
allgemeine Schwäche
FransızcaFaible /fɛbl/
weak · low, small (amount, degree, percentage)
çekim: çoğul faibles
zıt: fort
köken: Inherited from Middle French foible, from Old French feble, foible, from Vulgar Latin *febilis, dissimilated form of Latin flēbilis. Doublet of flébile, a borrowing. Compare English feeble.
aile: affaiblir, faiblement
Les filles s'ennuient ! — Kızlara zaafı vardır.
faible d'esprit
point faible
sexe faible
failing; for want of
aile: a falta de pan, buenas son tortas
El segundo talón de Aquiles es la complejidad. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
weakness
çekim: çoğul cagionevolezze
köken: From cagionevole + -ezza.
Difficoltà per le ragazze. — Kızlara zaafı vardır.
Стесняется девушек. — Kızlara zaafı vardır.
بنات في ورطة. — Kızlara zaafı vardır.
Azericezəiflik /zæifˈlik/
weakness
çekim: çoğul zəifliklər · tamlayan zəifliyin
köken: From zəif (“weak”) + -lik.
Felemenkçezwak, zwakte /zʋɑk/
weak · shabby
çekim: karşılaştırma zwakker · üstünlük zwakst
zıt: sterk, krachtig
köken: From Middle Dutch swac, from Old Dutch *swak, from Proto-West Germanic *swak.
aile: afzwakken, verzwakken, zwakbegaafd, zwakheid, zwakkeling, zwakte, zwakzinnig
De tweede achilleshiel is de complexiteit. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
Portekizcefraco, fraqueza, ponto fraco, queda /ˈfɾa.ku/
weak (lacking in force or ability) · weak (lacking in taste or potency) · who cannot handle their drink
zıt: forte, potente
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese fraco, a semi-learned borrowing from Latin flaccus (“flaccid”). Compare Galician fraco and Spanish flaco. Doublet of flaco, related to flácido.
aile: ponto fraco
As garotas se lamentam. — Kızlara zaafı vardır.
Minha irmã é fraca para bebida. Ela ficou bêbada com duas latas de cerveja.
Yunancaαδυναμία (dişil)
weakness, inadequacy · inability · soft spot, weakness
çekim: çoğul αδυναμίες · tamlayan αδυναμίας
Γονιμοποιούν τα θηλυκά. — Kızlara zaafı vardır.
weakness
zıt: 強さ
女の子が少し苦手。 — Kızlara zaafı vardır.
Korece약점, 약함 /ja̠k̚t͡ɕ͈ʌ̹m/
weakness, weak point, shortcoming
köken: Sino-Korean word from 弱點
두번째 취약성은 복잡성입니다. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
lack · shortage, deficit · deficiency
çekim: çoğul brister · tamlayan brists
aile: arbetsbrist, arbetskraftsbrist, blodbrist, bostadsbrist, bristfällig, bristfällighet, bristläge, bristområde, bristsituation, bristsjukdom
Damerna har tråkigt. — Kızlara zaafı vardır.
matbrist
Det råder brist på öl
Han är inte utan brister
Lehçesłabość (dişil) /ˈswa.bɔɕt͡ɕ/
weakness
çekim: çoğul słabości · tamlayan słabości
eş: bezsilność, niemoc, osłabienie, omdlenie, pociąg, słaba strona
köken: Etymology tree Proto-Slavic *slabostь Polish słabość Inherited from Proto-Slavic *slabostь. By surface analysis, słaby + -ość.
Drugą piętą achillesową jest złożoność. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
По-друге, це її заплутаність. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
inability, incapacity, inefficiency
köken: From अक्षम (akṣam) + -ता (-tā).
Finceheikkous, voimattomuus /ˈhei̯kːous/
A weakness (condition of being weak). · A weakness (special fondness or desire). · feebleness (quality or state of being feeble).
çekim: çoğul heikkoudet · tamlayan heikkouden
köken: heikko + -uus
aile: heikkoudentila, hermoheikkous, lihasheikkous, luonteenheikkous, punaheikkous, puna-viherheikkous, siniheikkous, tahdonheikkous, viherheikkous
Pierevätkö tytöt? — Kızlara zaafı vardır.
Çekçeslabina, slabost (dişil) /ˈslabɪna/
weakness · groin, flank
çekim: çoğul slabiny · tamlayan slabiny
eş: nedostatek, chyba, vada, tříslo, slabizna
köken: From slabý + -ina.
Globalizace má dvě Achillovy paty. — Küreselleşmenin iki zaafı far.
Bodl koně ostruhami do slabin.
Rumencedefect, feblețe
defective
çekim: çoğul defecte · tamlayan defectului
köken: Borrowed from Latin defectus or German Defekt.
Al doilea călcâi al lui Ahile e complexitatea. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
Macarcagyengeség /ˈɟɛŋɡɛʃeːɡ/
weakness, feebleness · frailty · powerlessness
çekim: çoğul gyengeségek
köken: gyenge (“weak”) + -ség (“-ness”)
A globalizációnak ugyanis van két Achilles-sarka. — Küreselleşmenin iki zaafı far.
İbraniceחולשה (dişil)
weakness
çekim: çoğul חוּלְשׁוֹת
עקב האכילס השני הוא המורכבות. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
Latincedebilitās, infirmitas, infirmitās (dişil) /ĩːˈfɪr.mɪ.taːs/
weakness, feebleness, infirmity · sickness
çekim: çoğul īnfirmitātēs · tamlayan īnfirmitātis
zıt: dūritia, fortitūdō, potentia, potestās, salūbritās, salūs
köken: From īnfirmus (“weak, feeble”) + -tās, from in- (“not”) + firmus (“strong, firm”) from Proto-Italic *fermos from root Proto-Indo-European *dʰer- (“to hold, support”).
Dancasvaghed
weakness
çekim: çoğul svagheder · tamlayan svagheds
köken: From svag + -hed.
Sportslige skandaler var der skam også. — Sporcu açısından da kadro zaafımız vardı.
Norveççesvakhet
Musikkstilen var totalt endret fra alt av deres tidligere materiale. — Ancak ortaya çıkan bir zaaf, önceki tüm planları değiştirdi.
mistake, error · fault, defect
çekim: çoğul гре́шки
köken: From грех (greh, “sin”) + -ка (-ka).
Втората ахилесова пета е сложността. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
Slovakçaslabosť (dişil) /slabɔsc/
weakness
köken: Etymology tree Proto-Slavic *slabostь Slovak slabosť Inherited from Proto-Slavic *slabostь.
Druhou Achillovou pätou je zložitosť. — İkinci zaafı karmaşıklığıdır.
Slovencešibkost
Mar mu je znana njegova sramota? — Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.

Etimoloji

From Ottoman Turkish ضعف (zaʼf), from Arabic ضَعْف (ḍaʕf).

Örnek Cümleler

Paraya karşı zaafım var.
I have a weak spot for cash.
Küreselleşmenin iki zaafı far.
There are two Achilles' heels of globalization.
Tom'un Mary'ye karşı zaafı var.
Tom has a soft spot for Mary.
Zaafları olan anti-kahramanlardır.
Thus, they are anti-heroes.
Güce ve paraya karşı zaafı vardır.
But it's about power and money.
Sana karşı zaafı olduğunu biliyorum.
I know she is lacking compared to you.
İnsan zaafına müsamaha göstermek zorundasın.
You have to allow for human weakness.
Çok sık arkadaşlarının zaafından yararlanıyor.
She imposes on her friends too often.
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.
I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Günler geçtikçe Güntülü'ye karşı bir zaafı oluşur.
However worse days are ahead for Sadık.
AK’ye göre uygulama açısından hâlâ birçok zaaf mevcut.
In practice, according to the EC, many weaknesses are still apparent.
Onun hiciv romanı, insan doğasının zaaflarını eleştirdi.
His satirical novel criticized the foibles of human nature.
zaaf ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod