Ana içeriğe geç
Sözlük

zaaf ile cümle

zaaf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Çok sık arkadaşlarının zaafından yararlanıyor.She imposes on her friends too often.
İnsan zaafına müsamaha göstermek zorundasın.You have to allow for human weakness.
Onun hiciv romanı, insan doğasının zaaflarını eleştirdi.His satirical novel criticized the foibles of human nature.
Tom'un Mary'ye karşı zaafı var.Tom has a soft spot for Mary.
Paraya karşı zaafım var.I have a weak spot for cash.
Ancak ortaya çıkan bir zaaf, önceki tüm planları değiştirdi.However, an identified weakness changed all the previous plans.
Kadınlara olan aşırı zaafı yüzünden başı çeşitli dertlere girer.He is best known for his canvases depicting women in various settings.
Güce ve paraya karşı zaafı vardır.But it's about power and money.
Günler geçtikçe Güntülü'ye karşı bir zaafı oluşur.However worse days are ahead for Sadık.
Zaafları olan anti-kahramanlardır.Thus, they are anti-heroes.
Olayla ilgili Rus Devlet Güvenlik Servisi'nin açıkça bir zaafiyet gösterdiği iddia edilmiştir.Some claim that the Russian secret services were behind the affair.
Büyük bir kusuru vardı ki, o da, paraya karşı olan zaafıydı.This was bad enough; what was worse, he had been living on his wife's money.
Küreselleşmenin iki zaafı far.There are two Achilles' heels of globalization.
İkinci zaafı karmaşıklığıdır. Bir büyüme kırılganlığı, büyüme hassasiyeti.The second Achilles' heel is complexity -- a growing fragility, a growing brittleness.
Sana karşı zaafı olduğunu biliyorum.I know she is lacking compared to you.
Şimdi, Allah yükünüzü hafifletti. Bilmiştir ki, sizde bir zaaf var.Now God has lightened it for you, knowing that there is weakness in you.
Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi.Now God has lightened it for you, knowing that there is weakness in you.
O zaman da, Allah, bütün ahlâkî zaaflarınızı ortaya çıkarırdı.Thus, He would make your malice become public.
Bu terslikler Birlik içinde uzun süredir görülen zaaf ve ayrılıkları ortaya koyuyor.These setbacks appeared to expose lingering weaknesses and divisions within the Union.
AK’ye göre uygulama açısından hâlâ birçok zaaf mevcut.In practice, according to the EC, many weaknesses are still apparent.
SETimes'a konuşan Lama, "Hükümetin bağımsız kurumları kontrol altına alma yönünde bir zaafı var."There is a temptation from the government to put control on independent institutions.
Hazes'in sağlıksız yaşadığı biliniyordu, bira ana zaaflarından biriydi.Hazes was known to live unhealthily, beer being his main vice.
Özellikle kadın küloduna zaafı vardır.Frauen leiden vor allem unter starkem Juckreiz.
Ancak ortaya çıkan bir zaaf, önceki tüm planları değiştirdi.Es zeigte eine starke Veränderung zu den vorherigen Werken auf.
Bazen de onların zaaflarından yaralanılır.Dann verletzten sie oft auch die eigenen Reihen.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Hafer ist ein Selbstbestäuber.
Bu süre zaafında 5.2 sayı ve 3.8 ribaunt ortalamasıyla oynadı.Hierbei konnte er im Schnitt 3,5 Punkte und 1,8 Rebounds erzielen.
Kızlara zaafı vardır.Les filles s'ennuient !
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Sa captivité est un calvaire.
Ancak ona göre acı ve korkuyu yenebilen insan ancak insanlığın zaaflarının dışına çıkabilir.Concluant que seul Dieu, les Ténèbres et la Mort peuvent le vaincre avec certitude.
Dostoyevski'nin kumara zaafı vardı.Dostoievski tenía debilidad por el juego.
Erkeğin zaafı kadının gücüdür.Las debilidades de los hombres son la fuerza de las mujeres.
Bu süre zaafında 3 kez forma giydi.Jugó 3 temporadas con esta casaca.
Ancak ortaya çıkan bir zaaf, önceki tüm planları değiştirdi.La Schiessbecher estaba destinada a reemplazar a todos los modelos anteriores.
Mustafa İtalyan kızından iyi bir ders almıştır; İtalyan kızlarına olan zaafından vazgeçer.Mustafà si dichiara pronto a tornare all'amore della moglie: basta con le italiane.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Nasconde le sue vere intenzioni dietro una maschera di fascino e rispettabilità.
Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.Del resto questo era anche il tema della sua tesi di laurea.
Kızlara zaafı vardır.Difficoltà per le ragazze.
Büyük bir kusuru vardı ki, o da, paraya karşı olan zaafıydı.Manca soltanto l'ultimo bandito, che aveva con sé la gran parte dell'oro.
Kızlara zaafı vardır.Стесняется девушек.
Bu zaaf bir durum dışında genelde ortaya çıkmaz, yonga bozulması.Обычно всегда спокойная за исключением тех случаев, когда ей приходится делать что-то без Юмэ.
En büyük zaafı ise kız konusudur.Самая распространенная из них о Девичьей горе.
Kızlara zaafı vardır.بنات في ورطة.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.وثقته بنفسه تصل إلى حد الغرور .
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.A vergonha era seu segredo.
Kızlara zaafı vardır.As garotas se lamentam.
En büyük zaafı ise kız konusudur.O principal suspeito, naturalmente, é a jovem viúva.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Agitava os braços com o aspecto alegre de uma boa mensagem.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Zijn schande is bijna voelbaar.
Bu süre zaafında 3 kez forma giydi.Hij stak er drie keer de punt van zijn schaar in.
Böylelikle çocuğun altına olan zaafını kontrol edeceklerdir.Hiervoor werd de bodem van het 'kind' ingekeept achteraan de toetsen.
Büyük bir kusuru vardı ki, o da, paraya karşı olan zaafıydı.Miała problemy z gangsterami, którym była winna pieniądze.
Dosta düşmana karşı daima dik durmuş asla zaafiyet göstermemiştir.Okrutność wobec wroga nigdy nie jest za wielka.
Kızlara zaafı vardır.Damerna har tråkigt.
Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.Detta är även den enklaste formen av inlärning.
Shaquille O'neal'ın en büyük zaafı kariyeri boyunca çok kötü serbest atış kullanması olmuştur.Så har till exempel Shaquille O'Neal högre skottprocent på sina vanliga skott än på sina straffkast.
Ancak ortaya çıkan bir zaaf, önceki tüm planları değiştirdi.Den nya planen som tas fram fokuserar på förändringar som skett utifrån den tidigare lagda planen.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Lirula nervisequa är en svampart.
Sporcu açısından da kadro zaafımız vardı.Na boku byly sportovní polepy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod