sarsıntı
/saɾ.sɯnˈtɯ/
noun
C2 seviye
TR → EN
"sarsıntı" kelimesinin İngilizcesi: jar, joggle, shake, shock. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneljar
Geneljoggle
Genelshake
Genelshock
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)sarsıntıyı
Yönelme (-e)sarsıntıya
Bulunma (-de)sarsıntıda
Çıkma (-den)sarsıntıdan
Tamlayan (-in)sarsıntının
Çoğul (-ler)sarsıntılar
Tanım
•Deprem
•Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri
•Sarsılmak işi, birden sallanma
•Titreme
•Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik
•Titremek eylemi ya da biçimi
•Kaza, beklenmeyen bir olay, bazı ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, fiziksel veya ruhsal olarak birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü
•Sarsılma işi, birden sallanma
Diğer Dillerde
Almancaeinen Stromstoß versetzen, erschüttern, händeschütteln, Milchshake, Schindel, Schlag /ɛɐ̯ˈʃʏtɐn/
to shake, to rock · to shake up, to rattle, to convulse
çekim: geçmiş erschütterte · ortaç erschüttert · şimdiki erschüttert · ulaç erschütternd
eş: aufwühlen
köken: Intensive form of obsolete erschütten, from Middle High German erschütten, erschüten, from Old High German irscutten. Synchronically analyzable as er- + schüttern, the latter component an iterative of schütten (“to pour, stream down”).
aile: erschütterlich, Erschütterung, unerschütterlich
Die Emotionen werden natürlich gereizt. — İlşkileri iyice sarsıntıya uğrar.
Jeder wurde durch das Auftauchen von UFOs erschüttert.
Fransızcaagitation, agiter, choc, choc émotionnel, choquer, se secouer (dişil) /a.ʒi.ta.sjɔ̃/
choppiness (of water), turbulence (in air), swaying (of branch etc.) · restlessness · bustle (of street, room etc.); activity
çekim: çoğul agitations
köken: Borrowed from Latin agitātiōnem. By surface analysis, agiter + -ation.
CO Enfants blessés au cerveau. — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
İspanyolcaafectar, agitar, alterar, anonadación, anonadamiento, anonadar /afeɡˈtaɾ/
to affect, to have an effect on, to influence · to feign, to affect · to speak or act insincerely, adopt an affectation
çekim: geçmiş afecté · ortaç afectado · şimdiki afecta
köken: Borrowed from Latin affectāre. See also the doublets afeitar and ahechar.
aile: afectable, afectado, afectante
"CO Kids With Brain Injury". — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
El alcohol puede afectar su juicio.
No dejes que te afecte.
İtalyancaagitare, agitarsi, atterrire, attimo, ballare, frappé /a.d͡ʒiˈta.re/
to shake, agitate, stir, churn · to wave (the hand) · to incite
çekim: geçmiş agitàto · ortaç agitàto · şimdiki àgita · ulaç agitànte
eş: contorcere, dimenare, muovere, sbatacchiare, sbattere, sconquassare
köken: From Latin agitāre (“to agitate”).
"CO Kids With Brain Injury". — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
Rusçaземлетрясение, сотрясение; колебание; вибрация; дрожание (nötr) /zʲɪmlʲɪtrʲɪˈsʲenʲɪje/
earthquake
çekim: çoğul землетрясе́ния · tamlayan землетрясе́ния
eş: трус
köken: земля́ (zemljá, “earth”) + -е- (-e-) + трясе́ние (trjasénije, “shaking, trembling”)
Их настроения меня заражали. — İlşkileri iyice sarsıntıya uğrar.
Arapçaصَدْمَة, صَعَقَ, صَعْقَة, هَزَّ
ينتشر بجذامير صغيرة. — Ufak sarsıntılarda koparlar.
Farsçaتکاندن
to shake (something)
çekim: geçmiş تکاند · ortaç تکانده · şimdiki میتکاند · ulaç تکاننده
köken: Derived from تکیدن (takidan, “to move, to shake a carpet”)
Azericebulamaq, laxlamaq, laxlatmaq, qurtulmaq, sarsılmaq, sarsıtmaq /bʊɫɑˈmɑχ/
to contaminate, make dirty · to play dirty/mean tricks · to mix fluids
çekim: geçmiş bulamış · ortaç bulamış · şimdiki bulayır
köken: From Proto-Turkic *bulga- (“to stir, stir up”).
aile: bulaşıq, bulaşmaq, bulanıq, bulanmaq
Tokyo o qədər darısqaldır ki, itlər belə quyruqlarını dikinə bulayır.
Kazakçaесеңгіреу
Felemenkçeafschudden, handen schudden, pluk, schok, schokken, schudden /ˈɑfsxʏdə(n)/
to shake off (literal sense) · to shake (off), to rid oneself of a pursuer
çekim: geçmiş schudden af · ortaç afgeschud · şimdiki schudt af · ulaç afschuddend
eş: afsmijten, neerwerpen
köken: From af + schudden.
De onderkant ervan is overdwars opvallend dun. — Ötüşü yüksek sarsıntılı bir trildir.
Achtervolgen ze ons nog? — Nee, we hebben ze afgeschud.
to shake (cause (something) to move from side to side) · to shake (to disturb emotionally) · to affect, unsettle, shock
çekim: geçmiş abalei · ortaç abalado · şimdiki abala
köken: From Old Galician-Portuguese abalar, from Vulgar Latin *advallāre, probably ultimately from Latin vallis (“vale, valley”).
aile: abalado, abalável
A acenando de formas indecifráveis, um golpe, e uma concussão. — Çözülemez şekiller, bir darbe ve sarsıntı sallayarak.
electrocution, electric shock
çekim: çoğul ηλεκτροπληξίες · tamlayan ηλεκτροπληξίας
CO Παιδιά με Εγκεφαλική Κάκωση. — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
shock (sudden emotional disturbance) · financial disturbance · shock (physical impact)
köken: From English shock.
学生アスリート 教師 — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
昨日の発表は正直ショックです。
オイルショック
リーマンショック
to shake, to shiver, to tremble, to shudder
çekim: geçmiş 떨었다
köken: First attested in the Worin seokbo (月印釋譜 / 월인석보), 1459, as Middle Korean ᄠᅥᆯ〯다〮 (Yale: ptěl-tá). Compare to 떨다 (tteolda, “to shake off”)
aile: 떨잠, 털다
CO Kids With Brain Injury 입니다. — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
İsveççechock, elchock, elstöt, överraskning, shejka, skaka
shock
çekim: çoğul chocker · tamlayan chocks
köken: From French choc.
Skulle det inte som gett Sherlock ett ryck? — Sherlock bir sarsıntı olmayacak mıydı bu?
Lehçegont, podać sobie dłonie, porażenie, potrząsnąć, pozbyć się, szok (eril) /ˈɡɔnt/
shake (type of wooden shingle) · shingled roof
çekim: çoğul gonty · tamlayan gontu
eş: reg. śl. szyndzioł
köken: Unknown, perhaps borrowed from Middle High German gant, or a native word. Compare Russian гонт (gont), Ukrainian ґонт (gont).
aile: gonciany, gontowy, gonciak, gonciarka, gonciarnia, gonciarz, gontarstwo
Rośnie w niewielkich kępach. — Ufak sarsıntılarda koparlar.
Ukraynacaзвору́шення, поти́скувати, поти́снути, потряса́ти, потрясі́ння, труси́ти
Хіба це не дали Шерлок поштовху? — Sherlock bir sarsıntı olmayacak mıydı bu?
jerk, sudden movement · twitch, spasm, convulsion · blow, shock
çekim: çoğul झटके
köken: From झटकना (jhaṭaknā, “to jerk”) + -आ (-ā). Compare Punjabi ਝਟਕਾ (càṭkā).
Finceantaa sähköshokki, halkeama, heristää, isku, järkyttää, jymy-yllätys /ˈhɑlkeɑmɑ/
crack, crevice, fissure, rift, split
çekim: çoğul halkeamat · tamlayan halkeaman
köken: haljeta + -ma
aile: hiushalkeama, kallionhalkeama, pakkashalkeama, pitkittäishalkeama, sydänhalkeama, uhrihalkeama
Edistys koskettaa hellästi kotikontujasi. — İlşkileri iyice sarsıntıya uğrar.
moment, split second, flash
çekim: çoğul mžiky · tamlayan mžiku
köken: Inherited from Proto-Slavic *mьžikъ.
aile: mžikat, mžiknout, mžiknutí, okamžik, zamžikat
Nebylo by to dali Sherlock náraz? — Sherlock bir sarsıntı olmayacak mıydı bu?
v mžiku
Rumenceagita, da mâna, dansa, scăpa, scutura, scuturare /a.d͡ʒiˈta/
to agitate
çekim: geçmiş agitat · ortaç agitat · şimdiki agită
köken: Borrowed from French agiter.
aile: agitare, agitator
Fiica mea a suferit o comoție cerebrală. — Kızım beyin sarsıntısı geçirdi.
electric shock (the physical shock caused by the flow of electricity through the body)
çekim: çoğul áramütések
köken: áram (“electricity”) + ütés (“strike, hit”)
Agysérüléses coloradoi srácok. — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
İbraniceזִעְזֵעַ, נִיעֵר
CO ילדים עם פגיעות ראש. — CO Beyin Sarsintisi Gecirmis Cocuklar.
Latincecommotus, commoveō, consternō, impulsus, stupefaciō
woken · provoked, agitated · disturbed
köken: Perfect passive participle of commoveō (“move, stir up, rouse”).
Dancachok, chokere, give hånd på, milkshake, rokke, rusk /sjɔk/
shock (something surprising) · shock (life-threatening medical emergency)
çekim: çoğul chokkene · tamlayan choks
köken: From French choc.
Ville det ikke have givet Sherlock et ryk? — Sherlock bir sarsıntı olmayacak mıydı bu?
Norveççehandhilse, håndhilse, riste, shake, sjokk
I februar 2005, i det som så ut til å være et selvmordsforsøk, tok Wentz en overdose. — 2005 yılında Wentz'in intihar girişimiyle grup sarsıntı yaşamıştır.
Endonezcekejutan, renjatan, syok /kəˈd͡ʒutan/
shock, surprise
çekim: çoğul kejutan-kejutan
köken: Inherited from Malay kejutan. Equivalent to kejut + -an.
Maka mereka kekurangan tenaga pendidik. — Böylece sarsıntıları azaltırlar.
Etimoloji
From Ottoman Turkish صارسمق (sarsmaḳ, “to shake, to joggle”), from Proto-Turkic *sar- (“to treat harshly, to pick on”), morphologically sars- + -ın + -tı.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Ön sarsıntı
Foreshock
Ana sarsıntı
Mainshock
artçı sarsıntı
Aftershock
Ana sarsıntılar
Mainshock
Beyin sarsıntısı
Concussion
Öncü sarsıntılar
Foreshock
Artçı sarsıntılar
Aftershocks
Tom bir sarsıntı yaşadı.
Tom had a concussion.
O gün o sarsıntı sarsar.
The day the convulsive (first blast) shatters convulsively
O gün bir sarsıntı sarsar.
The day the convulsive (first blast) shatters convulsively
O sarsıntının sarsacağı gün,
The day the convulsive (first blast) shatters convulsively
Bir beyin sarsıntın olabilir.
You may have a concussion.
İlgili Sorular
San Francisco'da bir sonraki sarsıntı ne zaman gerçekleşir?
Lisedeyken futbol oynamak için yeterince yetenekli olduğumu düşünüyorum, ama üç kez beynimde sarsıntı yaşadım; yine de oynamalı mıyım?
Lise futbol takımı için yetenekli olduğumu biliyorum ama geçmişte üç kez sarsıntı geçirdim; bu riskle oynamam doğru olur mu?
Lisedeyken futbol oynamak istiyorum fakat üç kez kafamda sarsıntı oldu; receiver ya da savunma pozisyonlarında oynamak daha güvenli olur mu?
Ölümcül bir trafik kazasından sonra 4 kaburgam kırıldı ve beyin sarsıntısı yaşadım. Hastaneden 24 saat içinde taburcu edildim ama hâlâ tek başıma yataktan kalkamıyorum. Avukatım var, sigorta şirketinin tazminatı ne kadar sürede ödeyeceğini öğrenmek istiyorum; karşı taraf sadece sorumluluk sigortasına sahip. Yaralanma, tıbbi giderler, acı‑ızın ve iş kaybı için ayrı ayrı ödeme miktarları bulunuyor mu? Arabada dört başka yolcu vardı; biri hiç yaralanmadı ve birkaç saat içinde serbest bırakıldı, ben bir gece hastanede kaldım ve ertesi akşam eve gönderildim, bir diğeri ise kazadan iki gün sonra taburcu edildi.