Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ittifakla

ittifakla

"ittifakla" kelimesinin İngilizcesi: solid. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsolid

Tanım

•Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanmış olmasıyla

Diğer Dillerde

flush (smooth, even, aligned; not sticking out) · succinct (short and to the point)
çekim: karşılaştırma bündiger · üstünlük am bündigsten
eş: glatt
Auch andere altgläubige Geistliche nahmen an der Disputation teil. — Yehoşafat'ın yerine geçen Yehoram da aynı şekilde ittifaklar kurdu.
continuous, uninterrupted
zıt: discontinu
köken: Inherited from Old French continu, borrowed from Latin continuus.
aile: basse continue, boîte de vitesses à variation continue, continûment, courant continu, en continu
Les deux provinces avaient un Parti conservateur faible. — Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.
Des communications fréquentes, sinon continues, existaient à l'Éocène entre les contrées du Sud de l'Europe et le continent africain.
continual, constant (done or extending without interruption) · continuous, adjacent (extending from one to another without interruption) · steady, persevering (continuing with one's task without interruption)
çekim: çoğul continuos
eş: constante, discontinuo, duradero, incesante, ininterrumpido, persistente
köken: Borrowed from Latin continuus.
aile: a la continua, acto continuo, bajo continuo, continuamente, continuismo, corriente continua, de continuo, función continua
Ambos lados utilizaron fuerzas asimétricas locales en la región. — Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.
compact, solid · dense · united
çekim: üstünlük compattissimo
eş: coerente, consistente, denso, fitto, folto, massiccio
köken: From Latin compāctus.
aile: compattamente, compattare
Essi tentarono tutti i mezzi diplomatici per assicurarsi alleati e dividere i nemici. — Kurdukları ittifakları güvence altına almak ve düşmanlarını bölmek için tüm diplomatik yollarla denediler.
Можно сказать, что фальшивомонетчики на равных конкурировали с монетными дворами ордена. — Bu yarışmaya katılan ittifaklar diyardaki sarayları fethetmeye çalışırdı.
وتقوم العشائر على روابط الدم أو التبني، ولكن أيضا التحالفات السياسية والاقتصادية. — Aileler kan bağı (veya evlatlık) üzerine dayalıydı ancak aynı zamanda siyasi ve ekonomik ittifaklardı.
Farsçaجامد, جسم, سخت, صلب /d͡ʒaː.ˈmid/
solid, in the solid state
çekim: çoğul جامدات
köken: Borrowed from Arabic جَامِد (jāmid).
یخ همان آب جامد است.
hard, firm · violent (involving extreme force or motion) · fast
çekim: karşılaştırma daha bərk · üstünlük ən bərk
köken: From Proto-Turkic *berk (“mighty”). Cognate with Turkmen and Turkish berk, Chuvash парка (park̬a, “hard, healthy”), Yakut бэрт (bert, “great, excellent”), etc.
aile: bərkdən
Özbekçeqattiq
voltooid deelwoord van aaneenschrijven
Zo werden die twee nederzettingen sterker op militair vlak. — Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.
Portekizcecontínuo, massivo, saciador /kõˈt͡ʃĩ.nu.u/
continuous (without break, cessation, or interruption in time)
çekim: çoğul contínuos
zıt: inconstante, incontínuo, intervalado, descontínuo
köken: Learned borrowing from Latin continuus. Doublet of continuum.
aile: corrente-contínua
Eles tentaram por todos os meios diplomáticos assegurar aliados e dividir seus inimigos. — Kurdukları ittifakları güvence altına almak ve düşmanlarını bölmek için tüm diplomatik yollarla denediler.
solid, complete, whole, pure
Σε αυτές τις δύο κύριες χερσονήσους υπάρχουν δευτερεύουσες χερσόνησοι. — Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.
a solid
eş: 固相
海外での危機管理能力を高めるように 体制を一新します — Amerika, dünyanın dört bir yanındaki güçlü ittifakların merkezinde olmaya devam edecek.
solid
köken: Sino-Korean word from 固體.
또한 근대적 우편제도를 도입하기 위한 우체사가 설립되었다. — Geçici ittifaklar oluşturmak için kartlar da mevcuttur.
caught (unable to move freely), captured · fixed, fastened, unmoving · firm, solid (as opposed to liquid)
çekim: karşılaştırma fastare · üstünlük fastast
zıt: mjölig
köken: From Old Swedish faster, from Old Norse fastr, from Proto-Germanic *fastuz; see it for cognates and further etymology.
aile: sätta fast, åka fast
Då skulle man vara redo att göra temporära allianser. — Geçici ittifaklar oluşturmak için kartlar da mevcuttur.
Bankrånaren är nu fast.
Ge mig en fast punkt, och jag skall flytta världen.
Den är för vattnig. Jag önskar att den hade en fastare konsistens.
hunk, mass, lump, clod (shapeless piece of something) · solid (three-dimensional geometric figure) · mass (spatial shape in architecture and sculpture)
çekim: çoğul bryły · tamlayan bryły
eş: bryła geometryczna
köken: Etymology tree Proto-Slavic *bryla Old Polish bryła Polish bryła Inherited from Old Polish bryła.
aile: bryłowaty
Plemiona celtyckie często wywoływały bunty i powstania. — İstikrarsızlık sürekli yeni ittifaklar ve ihanetler yaratıyordu.
Вони пробували всіма дипломатичними засобами знайти союзників і розділити ворогів. — Kurdukları ittifakları güvence altına almak ve düşmanlarını bölmek için tüm diplomatik yollarla denediler.
Hintçeठोस /ʈʰoːs/
solid · strong, weighty, compelling
zıt: खोखला, पोला
köken: Related to ठस (ṭhas).
ठोस सबूत
solid, watertight (having no holes, both in physical and abstract sense)
çekim: karşılaştırma aukottomampi · üstünlük aukottomin
zıt: aukkoinen
köken: aukko + -ton
aile: aukottomasti, aukottomuus
Vähitellen kehitys johti nykyaikaisten uunien ja takkojen syntymiseen. — İstikrarsızlık sürekli yeni ittifaklar ve ihanetler yaratıyordu.
together · taken together, combined
eş: celkem, úhrnem, souhrnně, společně, spolu, najednou
köken: do + hromada
compact
köken: Borrowed from French compact, from Latin compactus.
Aceasta n-a împiedicat-o să devină Miss Germany. — Bu ,Almanya'nın ittifaklarını yenileyememesine neden oldu.
safe, secure · sure, steady · sure of, certain, confident, positive (with -ban/-ben)
çekim: karşılaştırma biztosabb · üstünlük legbiztosabb
köken: From bízik (“to trust”) + -t (noun-forming suffix) + -os (adjective-forming suffix).
aile: biztosan, biztosít, holtbiztos
A felkelők teljes egészében visszautasították, hogy bármi közük is lenne a támadásokhoz. — Baskınlar, tüm isyan ittifaklarının bağlantıları yok edildiğinden bir başarı olarak mütalaa edildi.
İbraniceאטום, מוצק (eril)
an atom
çekim: çoğul אָטוֹמִים
köken: Internationalism. Through European languages, from Latin atomus (“smallest particle”), from Ancient Greek ἄτομος (átomos, “indivisible”), from ἀ- (a-, “not”) + τέμνω (témnō, “to cut”).
aile: אָטוֹמִי
Latincesolidum, solidus /ˈsɔ.lɪ.dũː/
solid (state of matter, shape)
çekim: çoğul solida · tamlayan solidī
solidum corpus
thorough, exhaustive
çekim: karşılaştırma grundigere · üstünlük grundigst
köken: From grund + -ig
Cicero blev yderst overrasket, da de sammensvorne dræbte Cæsar 15. marts 44 f.Kr. — İktidardaki kısa süreli ittifakları Sezar'ın 15 Mart MÖ 44 tarihinde suikaste uğramasıyla sona erdi.
Det var opprinnelig egne politistyrker i de to grevskapene. — Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.
Endonezcekokoh, padat /ˈkokɔh/
tenacious, solid (especially a building)
çekim: karşılaştırma lebih kokoh · üstünlük paling kokoh
köken: From Malay kukuh, from Proto-Malayo-Polynesian *kukuq (“stick to, adhere firmly”). Doublet of kukuh.
aile: memperkokoh, mengokohkan
Misalnya, ajarannya dianggap obrolan bohong (dusta), bahkan seringkali dianggap sebagai tipu daya (sihir). — Mütevâtir: Yalan söylemek üzere ittifakları âdete nazaran düşünülmeyen bir topluluğun verdiği haberdir.
Vietnamcachất rắn, rắn /t͡ɕət̚˧˦ zan˧˦/
a solid (as a state of matter)
köken: chất (“substance”) + rắn (“hard”).
Còn nhiều điểm bất đồng giữa chính sách quốc gia và chính sách của tỉnh. — Ancak taraflar arasında ittifaklar ve zlenecek siyasi hat ile ilgil sayısız anlaşmazlık yaşanır.

Örnek Cümleler

Güncel ittifaklar
Current alliances
Seçim ittifakları
Fusion tickets and electoral alliances
İlirya isyanı için ittifaklar
Alliances for the Illyrian revolt
Demokrat Parti gibi partilerle ittifaklar aradı.[1]
It sought alliances with parties like the Democratic Party.[20]
Kutsal olanın tanrıların ittifakla anlaştıkları şey olduğunu ileri sürer.
It appears that Guðhere wishes to take the gold that Waldere has with him.
Pedro yine de komşu hükümdarlarıyla stratejik ittifaklar kurmaya başlamıştı.
Peter nevertheless had begun making strategic alliances with his neighbouring monarchs.
Malcolm da dünyanın bir çok yerindeki devrim liderleriyle ittifaklar kuruyordu.
Malcolm developed alliances with revolutionary leaders from around the world.
Hiung-nu, Han Hanedanı memurları ve yetkilileri ile evlilik ittifakları uyguladı.
The Xiongnu practiced marriage alliances with Han dynasty officers and officials.
Tüm bu ittifaklara rağmen Peter, Fransa Krallığı ile olan kötü ilişkisini sürdürdü.
Despite all these alliances, Peter kept his bad relationship with the Kingdom of France.
Uzmanlar, AEI'nin yerel koneylerde hızla ittifaklar kurması gerektiğini belirtiyor.
Experts say the AEI has to quickly create alliances in local councils.
Ayrıca oyunda ülkelerin bir araya gelip oluşturdukları ittifaklar da bulunmaktadır.
Also, game has an alliance mechanic which allows countries to get together and create one.
Eşcinsel-hetero ittifaklar (GSA'lar) ilk kez 1980'lerde okullarda görünmeye başladı.
Gay–straight alliances (GSAs) started to appear in schools the 1980s.
ittifakla ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod