fenalık

TR → EN
"fenalık" kelimesinin İngilizcesi: evil. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelevil

Tanım

•kötülük
•Bayılacak gibi olma, baygınlık hissetme durumu.
•Alçakça davranış
•Rahatsızlık veren şey

Diğer Dillerde

Almancaböse, Böse, übel, Übel /ˈbøːzə/
evil; malicious; wicked · bad; naughty · mean, dark (of jokes, satire, tricks, etc.)
çekim: karşılaştırma böser · üstünlük am bösesten
zıt: gut, brav
köken: From Middle High German bœse, bōse, from Old High German bōsi, from Proto-West Germanic *bausī, from Proto-Germanic *bausuz (“inflated, puffed up, arrogant, bad”), from Proto-Indo-European *bʰew-, *bew- (“to blow, inflate, swell”), akin to Yiddish בייז (beyz), Dutch boos, and English boast.
aile: bitterböse, bösartig, boshaft, Bosheit, böswillig
Fremde jedoch habe sie auf den falschen Weg geführt und tagelang herumirren lassen. — Bunun üzerine Ali Bey fenalık geçirir, günden güne deliliğe gider.
Unsere Taten können schlimme Folgen haben, selbst wenn wir keine bösen Absichten hatten.
jemandem Böses wollen
Böse Kinder kriegen nichts vom Sankt Nikolaus.
infamous, nefarious, villainous · disgusting, repugnant
çekim: çoğul infâmes
köken: Learned borrowing from Latin īnfāmis.
Elle l'accuse alors de l'avoir abusée et se lamente des jours durant. — Bunun üzerine Ali Bey fenalık geçirir, günden güne deliliğe gider.
Puis, elle ajoutait en le repoussant d'un geste langoureux: — Vous êtes tous des infâmes!
Malvado
Todos los sufrimientos y dolores, todo el mal, el egoísmo. — Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...
wicked, naughty · captive, captured, imprisoned · unhappy, miserable
çekim: üstünlük cattivissimo
eş: bieco, crudele, duro, empio, iniquo, insensibie
zıt: degno, giusto, buono, bravo, gentile, simpatetico
köken: Inherited from Latin captīvus (“captive” → “caught by the devil” → “bad”). Compare the semantic development of French chétif (“puny, scrawny”) and Galician cativo.
aile: cattiveria
Ho un cattivo presentimento.
Rusçaзло, злой, ли́хо, поро́чный, ху́до /zɫo/
evil, bad, wrong · harm · malice, rage, anger, grudge
çekim: çoğul *зла · tamlayan зла
eş: вред
köken: Inherited from Old East Slavic зъло (zŭlo), from Proto-Slavic *zъlo.
aile: во зло́, Phrases, зла не хвата́ет
Вся боль и скорбь, все зло, эгоизм. — Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...
Arapçaسَوْء, شَرّ, شَرِير, شِرِّير
Farsçaبدکار, پلید, شرور, شرورانه, فژ /pa.ˈliːd/
unclean; impure; dirty · evil; wicked
çekim: karşılaştırma پلیدتَر · üstünlük پلیدتَرین
aile: پلیدی
روح پلید
Azericeşər, yamanlıq
evil · defamation · place of mourning for a deceased person
çekim: çoğul şərlər
köken: From Arabic شَرّ (šarr).
aile: şər-böhtan
kiməsə şər atmaq
Kazakçaжамандық, жауыздық, қас, қастық, мейірімсіз /ʒɑmɑnˈdəq/
evil, wickedness, malevolence
köken: жаман (jaman) + -дық (-dyq).
Özbekçesharr, yomonlik, yovuzlik
evil, badness
çekim: çoğul yomonliklar · tamlayan yomonlikning
köken: From yomon (“bad”) + -lik.
Tatarcaявызлык
mad, angry · upset, frustrated · evil
çekim: karşılaştırma bozer · üstünlük meest boos
eş: toornig
köken: From Middle Dutch bôse, from Old Dutch bōsi, from Proto-West Germanic *bausī, from Proto-Germanic *bausuz.
aile: boosheid
Marie Antoinette leed daar erg onder. — Bu korkunç manzarayı gören Marie Antoinette fenalık geçirerek bayıldı.
Er zijn boze geesten in deze bossen.
Portekizcemau /ˈmaw/
evil, wicked · harmful
çekim: karşılaştırma pior · üstünlük o pior
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese mao, from Latin malus, from Proto-Italic. Cognate with Galician mao and Spanish malo.
aile: má-criação, má-formação, mau-olhado, maus-tratos, mauzinho, mauzito
Quando Maria Antonieta recebeu a notícia, desmaiou de dor. — Bu korkunç manzarayı gören Marie Antoinette fenalık geçirerek bayıldı.
Ele é um mau condutor.
Ela tem maus hábitos.
Caim era mau.
Yunancaκακία, κακό, κακός, φαύλος (dişil) /kaˈci.a/
evil · malice, rancour · grudge
çekim: çoğul κακίες · tamlayan κακίας
köken: From Ancient Greek κακία (kakía).
Japonca悪い, 邪心, 邪悪, 邪悪な /β̞a̠ɾɯ̟i/
bad, wicked, evil · wrong, to blame · inferior
köken: From classical わろし (waroshi). Compare まるい (marui) < まろし (maroshi).
また、利子は半年ごとに支払われ、償還日には一括償還される。 — Bunun üzerine Ali Bey fenalık geçirir, günden güne deliliğe gider.
上にも下にも頭がある、気持ち悪いヤツ。口からはレーザーを吐く。
青白い肌をした、気味の悪い正体不明のモンスター。
悪かった。
wickedness; evil; viciousness
eş: 악, 간악, 간사
köken: Sino-Korean word from 邪惡.
İsveççeelak, ondska /ˈeːˌlɑːk/
mean, cruel, malicious
çekim: karşılaştırma elakare · üstünlük elakast
köken: From Old Swedish elaker, from e- (“always”) + *laker (from Old Norse lakr, cognate with English lack).
aile: elakartad, elakhet
Lehçezło, zły (nötr) /ˈzwɔ/
evil · act of evil or evil event
çekim: çoğul zła · tamlayan zła
eş: niegodziwość, nieszczęście
köken: Inherited from Old Polish zło, from Proto-Slavic *zъlo.
aile: mniejsze zło
Jego chyba najsłynniejszym utworem są Kłopoty starego komendanta. — Eski idarelerin, eski hükümet sistemlerinin en büyük fenalıklarından biridir.
Ukraynacaзлий /zɫɪi̯/
bad, evil · angry
çekim: karşılaştırma злі́ший
köken: From Proto-Slavic *zъlъ.
Hintçeदुष्ट, दुष्टता, पापी, बदी, बुरा, बुराई (eril) /d̪ʊʂʈ/
rascal, rogue, wicked person
çekim: çoğul दुष्टों
köken: Borrowed from Sanskrit दुष्ट (duṣṭa). Related to the verb दुष्यति (duṣyati, “to be bad, sin, spoil (the mind)”).
तुम इन दुष्टों को यहाँ से हटाती हो कि नहीं?
wicked, mean, vicious, evil
çekim: karşılaştırma häijympi · üstünlük häijyin
köken: Unknown; the only possible cognate Karelian häjy is probably from Finnish.
aile: häijysti, häijyys, häijynilkinen
Çekçezlo, zlý (nötr) /ˈzlo/
evil
çekim: çoğul zla · tamlayan zla
eş: škoda, úkor
zıt: dobro
köken: Inherited from Old Czech zlo, from Proto-Slavic *zъlo.
Všechny bolesti a utrpení, všechno zlo, sobeckost. — Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...
callous, cruel, hardhearted, heinous
köken: From câine + -os.
Toate durerile si tristeţile, tot răul, egoismul. — Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...
Macarcagonosz /ˈɡonos/
evil, evil-minded, malicious, wicked, vile · naughty, mischievous
çekim: karşılaştırma gonoszabb · üstünlük leggonoszabb
köken: Borrowed from a Slavic language. Compare Serbo-Croatian гнус / gnus (“filth”), Czech hnus (“disgust, abomination”), Russian гнусь (gnusʹ, “filth, foul thing”).
aile: gonoszan, gonoszkodik, gonoszság, gonoszlelkűség, gonosztett, gonosztevő
İbraniceמרושע, רע, רַע, רָעָה, רשע, רֶשַׁע (eril) /raʕ/
An evil, trouble; something bad.
çekim: çoğul רֵעִים
aile: יֵצֶר הָרַע, לָשׁוֹן הָרַע, עין הרע
Latincemalignus, malum, malus /maˈlɪŋ.nʊs/
wicked, malicious, stingy · spiteful · malignant, malign
zıt: benignus
köken: Formed as an antonym of benignus (“kind, generous”), from male (“badly”) + -gnus (“-born”).
aile: malignitās
bad, unwell, poor
çekim: karşılaştırma værre · üstünlük værst
köken: A merger of two words: 1. Old Norse dáligr, derived from dá n (“coma”), from Proto-Germanic *dawą, related to *dawjaną (“die”); and 2. Middle Low German dōrlik (“foolish”), derived from dōre (“fool”), from Proto-West Germanic *dauʀō, cognate with German Tor (cf. also Danish dåre).
aile: dårligt, dårligdom
Norveççeonde, ondskap

Etimoloji

fena + -lık

Örnek Cümleler

"Onları fenalıklardan koru.
And protect them from evils.
İyilik ve fenalık bir değildir.
Good and evil are not alike.
Kendilerinde fenalık fikri yoktur.
We'll stand no damned nonsense from them.
Başına bir fenalık gelince feryat eder,
If evil befalls him he is perturbed;
Ona fenalık dokununca da ümitsizliğe kapılır.
And when evil touches him he is in great despair.
Böylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz.
It is expected that this will produce piety in you.
İşledikleri fenalıkların cezası başlarına geçti.
Then the worst of what they had done overtook them.
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.
And he who confines it will surely come to grief.
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
If evil befalls him he is perturbed;
Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı.
They used not to prevent one another from the wrongs they used to commit.
Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder.
And He forbids immorality, and injustice, and oppression.
Onlara fenalık dokunmaz ve onlar üzülecek de değillerdir.
Neither will evil touch them nor regret.
fenalık ile daha fazla örnek cümle →