aydınlatmak

/aj.dɯn.ɫatˈmak/
verb
C2 seviye
TR → EN
"aydınlatmak" kelimesinin İngilizcesi: brighten, clarify, clear, direct, emblaze. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbrighten
Genelclarify
Genelclear
Geneldirect
Genelemblaze
Genelenucleate
Genelexplain
Genelilluminate
Genelillumine
Genelirradiate
Genellight
Genellighten
Genelelicit
Genelenlighten
Genelelicit
Genelenlighten

Çekim Tablosu

Geniş zamanaydınlatamam
Şimdiki zamanaydınlatabiliyor
Gelecek zamanaydınlatacak
Geçmiş zamanaydınlatamadı
Şartaydınlatamasa
Gereklilikaydınlatamamalı
Emiraydınlat

Tanım

•(mecaz) bir sorun üzerine bilgi vermek
•karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak
•Bir sorun üzerine bilgi vermek
•Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklı duruma getirmek

Diğer Dillerde

to clarify, to clear up
çekim: geçmiş klärte ab · ortaç abgeklärt · şimdiki klärt ab · ulaç abklärend
eş: abchecken, analysieren, erforschen, ermitteln, kontrollieren, nachprüfen
köken: From ab- + klären.
aile: Abklärer, Abklärung
Es erhellt den Raum. — O boşluğu aydınlatmakta.
Fransızcaacquitté, acquitter, allumer, au lait, blanchi, clair /a.ki.te/
past participle of acquitter
Si notre but est de rendre le nom de Kony célébre, — Onları aydınlatmak.
İspanyolcaacender, acender (disused), aclarar, aclararse, albarizo, alejado /aθenˈdeɾ/
to light, ignite · to turn on
çekim: geçmiş acendí · ortaç acendido · şimdiki aciende
eş: encender
köken: From Latin accendere.
Está iluminando el espacio. — O boşluğu aydınlatmakta.
İtalyancaaccendere, allegiare, allibare, chiarire, chiaro, chiaro m or f chiara /atˈt͡ʃɛn.de.re/
to light, set alight, ignite, kindle · to turn on (a device) · to fire up
çekim: geçmiş accéso · ortaç accéso · şimdiki accènde · ulaç accendènte
eş: appiccare il fuoco, bruciare, dare alle fiamme, dare fuoco, dare luce, far ardere
zıt: spegnere
köken: Inherited from Latin accendere, from ad- + candeō.
Il nostro obiettivo è di mettere in luce tutto questo — Onları aydınlatmak.
Arapçaأَشْعَلَ, أَضَاءَ, أَوْقَدَ, إِشَارَة ضَوْئِيَّة, إِشَارَة مُرُور, خفيف /xa.fiːf/
light (in weight) · nimble, agile, skillful · insignificant
köken: فَعِيل (faʕīl)-type stative-verb derived from the active participle from the verb خَفَّ (ḵaffa, “to become light”).
هذا هو هدفنا. لنسلط الضوء عليه — Onları aydınlatmak.
فَلَمَّا تَغَشّٰٮهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِ
Farsçaافروختن, افروزانیدن, درگیرانیدن, روشن, روشن کردن, سبک /ʔaf.roːx.ˈtan/
to kindle · to burn · to light
köken: From Middle Persian ʾplwhtn' (abrōxtan, “to light, kindle, illuminate, polish”), is a compound verb, so the elements are *af- from Proto-Iranian *Hápa (“off, away, from”) or Proto-Indo-European *upó (“under, below, towards”) + *rōx- from Proto-Indo-European *lewk- (“bright, to shine, to see”).
گفت ای روبه تو عدل افروختی این چنین قسمت ز کی آموختی
Azericeaydın, işıq, işıqlı, nurlu, yüngül
a male given name
çekim: karşılaştırma daha aydın · üstünlük ən aydın
köken: See aydın. As a given name, attested since at least the 13th century as the name of the Turkoman leader Aydın Bey whose son founded the Beylik of Aydınoğulları.
aile: Aydınov, Aydınova, Aydınzadə
bright, brilliant
çekim: çoğul жарықтар · tamlayan жарықтың
köken: From Proto-Common Turkic *yaruq (“light”).
қадау жарық
weightless · lightweight · not bothered; brainless
Φωτίζει τον χώρο. — O boşluğu aydınlatmakta.
light · hope in adverse circumstances
コニーの名前を知らしめるのがゴールだとしたら、 — Onları aydınlatmak.
私の胸へ光明が一筋しらしらと白んで来た。
Korece가볍다, 개다, 결백(潔白)하다, 경량(輕量)의, 맑다, 명백(明白)하다 /ka̠bjʌ̹p̚t͈a̠/
light (not heavy)
eş: 적다, 사소하다, 경솔하다
zıt: 무겁다
köken: First attested in the Hunminjeong'eum eonhae (訓民正音諺解本 / 훈민정음언해본), 1446, as Middle Korean 가ᄇᆡ〮얍다〮 (Yale: kàpóyyàptá). Also attested in the Beonyeok sohak (飜譯小學 / 번역소학), 1517, as Middle Korean 가븨얍다 (Yale: kapuyyapta).
이것은 공간을 밝혀주고 있어요. — O boşluğu aydınlatmakta.
Hintçeआलोक, उजाला, उज्ज्वल, उज्ज्वलित, गोरा, गोरी (eril) /ɑː.loːk/
sight, appearance · light · flattery
çekim: çoğul आलोकों
köken: Borrowed from Sanskrit आलोक (āloka).
इस आलोक में
Indicates lack of something; -less, un-, in-, non-, -free.
zıt: -llinen
köken: From Proto-Finnic *-t'oin (compare Estonian -tu), from Proto-Uralic *-ktama (compare Northern Sami -heapme and Moksha -фтома (-ftoma), Erzya -(в)томо (-(v)tomo), Udmurt -тэм (-tem)).
Voimakas varjoarmeija. Ja se on meidän tehtävä tuoda heidät valoon. — Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.
aika (“time”) + -ton → ajaton (“timeless”)
järki (“sense”) + -ton → järjetön (“senseless”)
maku (“taste”) + -ton → mauton (“tasteless”)
clear (completely transparent)
çekim: karşılaştırma čiřejší · üstünlük nejčiřejší
eş: průhledný, průzračný, transparentní, úplný, totální
köken: Inherited from Proto-Slavic *ščirъ, from Proto-Indo-European *(s)kei̯ro-. Cognate with dialectal Russian щи́рый (ščíryj), Belarusian шчыры (ščyry), Ukrainian щи́рий (ščýryj), Polish szczery, Slovak číry.
aile: čiro, čirost
To je náš záměr. Vnést trochu světla. — Onları aydınlatmak.
Macarca(fénnyel) eláraszt, ablak, ablaknyílás, apró, bevilágít, eltakarít /ˈɒblɒk/
window (opening on a building or vehicle, usually covered by one or more panes of glass) · teller window, ticket window (windowed part of a counter where transactions are made in a bank, post office, etc.) · program window (rectangular area on a computer screen displaying the output of a program)
çekim: çoğul ablakok
köken: Probably borrowed from Slovak oblok (“arc”).
aile: ablakcsa, ablakocska, ablakos, ablakoz, ablaktalan, ablakú, ablakzat, ablakbélés, ablakbiztosítás, ablakcsere
Hogy napvilágra hozzuk. — Onları aydınlatmak.
A pici ablakot sűrű függöny takarta, mögötte soha nem lehetett látni mozgást.
Ennél az ablaknál egy férfi áll, takarékkönyvét benyújtva pénzt szeretne kivenni.
A felugró ablakban navigáljon a megfelelő képfájlhoz, és kattintson duplán.
İbraniceאוֹר, אוֹרָה, אֵשׁ, בהיר, בָּהִיר, בהירה
light, bright · clear (not cloudy)
aile: בְּהִירוּת
זה המטרה שלנו. רק להאיר על זה אור — Onları aydınlatmak.
Latinceaccendō, clārus
Dancaantænde, banal, belyse, belyst, bleg, flamme /baˈnæˀl/
banal
çekim: karşılaştırma banalere · üstünlük banalest
köken: Borrowed from French banal.
aile: banalitet, banalisere
Det er vores mål. Skal blot shine a light på det — Onları aydınlatmak.
Endonezcebening, cahaya, cerah, jelas, ringan /bəˈniŋ/
clear, transparent · transparent
çekim: karşılaştırma lebih bening · üstünlük paling bening
köken: Inherited from Malay bening.
aile: kebeningan, membening, membeningkan, pembening, pembeningan, terbening
Ini menerangi ruang. — O boşluğu aydınlatmakta.
to kindle, to light · to turn on, to switch on · to start (an engine), to ignite
çekim: geçmiş none · ortaç запа́лван · şimdiki запа́лва · ulaç запа́лващ
Тя осветява пространството. — O boşluğu aydınlatmakta.
Estoncailmne, läitma, süütama, valgus
clear · visible · apparent
çekim: karşılaştırma ilmsem · üstünlük kõige ilmsem
köken: From ilm + -ne.
aile: ilmselt
Katalancaaclarir, aclarir-se, clar, desboscar, encendre, esclarir /ə.kləˈɾi/
to clarify · to clear up
çekim: geçmiş aclarí · ortaç aclarit · şimdiki aclareix
köken: From a- + clar (“clear”) + -ir.
aile: aclariment
past participle of abrir
köken: From Old Galician-Portuguese aberto, from Latin apertus.
aile: abertamente
Baskçaargi, argitu, argiztatu, isiotu, piztu /arɡi/
light, clarity
çekim: çoğul argiak · tamlayan argiren
köken: Unknown. Some have linked this word to the Proto-Indo-European root *h₂erǵ-. Possibly can be compared to Iberian arki.
aile: argitsu, argi kutsadura, ilargi
to kindle · light a fire, ignite · turn on a light
çekim: geçmiş cyneuwyd · şimdiki cyneuo
köken: From Middle Welsh kynneu, from Proto-Brythonic *kund Proto-Celtic *kondauyeti, prefixed from *dauyeti (“to kindle, burn”) (modern deifio). More at deifio.
İrlandacabán-, cruinn, éadrom, follas, follasach, geal- /kɾˠiːnʲ/
round (circular or cylindrical) · exact, accurate · clear (free of ambiguity or doubt; able to perceive straightforwardly)
çekim: karşılaştırma cruinne · üstünlük is cruinne
köken: From Old Irish cruind, from Proto-Celtic *krundis (compare Welsh crwn).
aile: bliosán cruinn, cruinnbhallach, cruinncheannach, cruinneachán, cruinneagán, cruinneas, cruinnigh, cruinnmheá, cruinnmheall, cruinnradharcach
İzlandacabjart, bjartur, björt, fitulítill, fituskertur, fitusnauður
nominative singular neuter of bjartur · accusative singular neuter of bjartur
Ermeniceազատ, բաց, թեթև, լույս, լուսավորել, մաքուր /ɑˈzɑt/
free
çekim: üstünlük ամենաազատ
köken: From Old Armenian ազատ (azat).
ազատ ընտրություն
ազատ մամուլ
ազատ մարդ

Etimoloji

By surface analysis, aydın + -la + -t (“causative suffix”)

Örnek Cümleler

Onları aydınlatmak.
That is our objective. Is to just shine a light on it
O boşluğu aydınlatmakta.
It's illuminating the space.
İnsanları aydınlatmak çok kolaydır.
Enlightening the people is very easy.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.
I want to shine a light on slavery.
Şehri aydınlatmak sadece bir başlangıçtı.
Illuminating the city was only the beginning.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.
Only two candles light their way.
Başka insanları dinleyip, kendinizi aydınlatmakta.
Listen to other people, enlighten ourselves.
--Altının işlevi bu, cennetin ışığıyla aydınlatmak.
--illuminated by the light of heaven which is what the gold does
Ve onlar ışığı aşağıyı aydınlatmak için kullanıyorlar.
And they use light to illuminate space down there.
Önemlisi, yolu aydınlatmak için hiçbir şey yapmazlar .
Importantly, they do nothing to light up the road.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.
But they typically use it to light up the screen.
AGA deniz fenerleri bütün Panama Kanalını aydınlatmaktaydı.
AGA Lighthouses covered the entire Panama Canal.
aydınlatmak ile daha fazla örnek cümle →