aydınlatmak ile cümle
aydınlatmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanları aydınlatmak çok kolaydır.Enlightening the people is very easy.
Karanlık alanları aydınlatmak için bir el feneri kullanırım.I use a flashlight to illuminate dark areas.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Only two candles light their way.
AGA deniz fenerleri bütün Panama Kanalını aydınlatmaktaydı.AGA Lighthouses covered the entire Panama Canal.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.I want to shine a light on slavery.
Aydınlatmak için doğuştan gelen zekasıyla, Bu acı dolu dünyada çok uzun kalamadıWith her inborn intelligence for enlightenment she couldn't stay long in this suffering world
Şehri aydınlatmak sadece bir başlangıçtı.Illuminating the city was only the beginning.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.I've got plenty of power. And I can light up the Nutmeg like a beacon.
Onları aydınlatmak.That is our objective. Is to just shine a light on it
O boşluğu aydınlatmakta.It's illuminating the space.
Ve onlar ışığı aşağıyı aydınlatmak için kullanıyorlar.And they use light to illuminate space down there.
Başka insanları dinleyip, kendinizi aydınlatmakta.Listen to other people, enlighten ourselves.
Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.A powerful shadow military. And it's our job to bring them to light.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.I have come from a place of intense darkness. And that is why I want to illuminate the world.
--Altının işlevi bu, cennetin ışığıyla aydınlatmak.--illuminated by the light of heaven which is what the gold does
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.But they typically use it to light up the screen.
Bu amaç bir yıldızı aydınlatmak veya bir filmi satmak olabilir.It may be to illuminate the star; it may be to sell a film.
Önemlisi, yolu aydınlatmak için hiçbir şey yapmazlar .Importantly, they do nothing to light up the road.
İkincil amaç kedi gözleri ve trafik işaretleri gibi yansıtıcı malzemeleri aydınlatmaktır.A secondary purpose is to illuminate reflective materials such as cat's eyes and traffic signs.
Üçüncü amaç sürücünün önündeki yolu görebilmesi için yolu aydınlatmaktır.A third purpose may be to illuminate the roadway so that the rider can see the way ahead.
Zadar sahilini aydınlatmak için gereken enerjinin yarısını üretir.[1]It produces half of the energy needed for lighting the Zadar waterfront.[1]
Örneğin, telefonun el feneri başlangıçta oyuncunun etrafındaki bir alanı aydınlatmak için yapıldı.For example, the phone's flashlight was initially made to illuminate an area around the player.
Bu daha sonra oyuncunun önündeki alanı aydınlatmak için değiştirildi.This was later changed to illuminate the area in front of the player.
Camiyi üç sıra pencere aydınlatmaktadır.Das Langhaus gliedern drei Fensterachsen.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Seules deux bougies éclairent leur parcours.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Pero sus observaciones y medidas aparentemente fueron tomadas con otros propósitos más que la ley científica.
Herschel'in ana amacı galaksilerin kökeni ve galaksi formasyonunu aydınlatmak üzere gözlemler yapmaktır.La missione di Herschel si concentra principalmente sulle origini delle galassie e sulla formazione galattica.
Etrafındaki yansıma bulutsusu IC 4605'i aydınlatmaktadır.La stella è associata alla nebulosa a riflessione IC 4605.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Hanno due uscite per le due candele.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.ولكن الملاحظات والقياسات كانت على ما يبدو لأغراض أخرى غير القوانين العلمية.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Apenas duas velas iluminam o caminho deles.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Mas suas observações e medições eram feitas por propósito em vez de de ser pelas leis da ciência.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Hun waarnemingen en metingen werden om andere dan wetenschappelijke redenen gedaan.
Billie York'un eski ortağı Detektif Wes Luger (Samuel L. Jackson) ise bu olayı aydınlatmak ister.Szef Narodowej Agencji Bezpieczeństwa, Gibbons (Samuel L. Jackson), chce temu przeszkodzić.
1879 : Brush ark lambaları Cleveland caddelerini aydınlatmak için kullanıldı.1876 — для освітлення вулиць Станіслава встановлено гасові ліхтарі.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Nechá svítit pouze dva stolečky.
AGA deniz fenerleri bütün Panama Kanalını aydınlatmaktaydı.A középső sávon a Panama-csatornát ábrázolták.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Tapi pengamatan dan pengukuran mereka tampaknya dilakukan untuk tujuan selain untuk hukum ilmiah.
Filmde Seita ve Setsuko ateş böceklerini yakalayıp, yaşadıkları bomba sığınağını aydınlatmak için kullanırlar.Seita và Setsuko bắt được rất nhiều đom đóm và dùng chúng để thắp sáng cho cái hầm trú ẩn nơi hai đứa bé sống.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.中心は明るく2個の光点をみる。
Camiyi üç sıra pencere aydınlatmaktadır.創設者は三室戸為光。
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.그러나 그들의 관찰과 시도는 과학적 목적이라기 보다는 다른 목적으로 행해졌다.
Camiyi üç sıra pencere aydınlatmaktadır.Svetište osvjetljavaju tri prozorska otvora.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Aber normalerweise sieht man das eher daran, dass sich der Bildschirm einschaltet.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.C'est utilisé pour éclairer l'écran.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Dan benda ini menggunakannya untuk menyalakan layar.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Dar in mod obisnuit ei il folosesc sa lumineze ecranul.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Jednak zazwyczaj tylko rozjaśniają ekran.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Jellemzően kigyullad a képernyő,
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.어쨌든 화면이 밝아지는 것을 볼 수 있습니다.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Maar ze gebruiken het doorgaans om het scherm op te lichten.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Ma di solito si usa per far accendere lo schermo.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Nhưng thường họ sử dụng nó để làm sáng màn hình.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Normalmente lo utilizar para encender la pantalla.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Αλλά συνήθως το χρησιμοποιούν για να φωτίσουν την οθόνη.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Но ею обычно пользуются для подсветки экрана.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.Но обикновено го използват за осветяване на екрана.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.אבל הם בדרך כלל משתמשים בזה כדי להאיר את המסך.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.ولكنهم يستخدمونها ببساطة لإضاءة الشاشة
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.何ができるか想像してみて下さい 天井に入れられます