fresh

/fɹɛʃ/1 hece
A2 seviye
EN → TR
"fresh" kelimesinin Türkçesi: taze, dinlenmiş, taravetli, acemi, (A.B.D). Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltaze
Geneldinlenmiş
Geneltaravetli
Genelacemi
Genel(A.B.D)
Geneltemiz
Genelcüretkâr
Geneldirilik
Geneltaravet
Genelacemilik.
Genelkörpelik
Genelyeni
Genelcanlı
Geneltaze
Genelserinlik. fresh air camp açık hava kampı. fresh breeze serin ve orta hızda rüzgâr. fresh complexion tazelik
Geneltatlı (su)
Genelserin (hava)
Genel(k.dili.) küstah
Genelyeniden süt vermeye başlayan (inek)
Geneltaze taze
Geneltaravet. freshwater tatlı suya ait
Geneltatlı suda yaşayan
Genel(A.B.D) tanınmayan. begin a fresh chapter yeniden başlamak
Genelyeni bir sayfa açmak. break fresh ground önemli bir hamlede bulunmak. fresh out of (k.dili.) yeni tükenmiş. freshly taze olarak
Geneldipdiri. freshness tazelik

Görsel

Taze domatesi taze domatesli makarna tabağı - sağlıklı İtalyan yemeğiBalık tezgahında taze uskumruEvde Taze Makarna Yapımı: Şık Krem Rengi Makarna Makinesi ve Taze FettucineAvokado dilimleriyle taze kahvaltı tabağı

Tanım

•improperly forward or bold
•very recently

Atasözü & Deyim

“Taze bardağın suyu soğuk olur”

Diğer Dillerde

Almancafrech, frisch
Rusçaгру́бый, на́глый, наха́льный, пре́сный, све́жий
Arapçaطَازَة, طَازَج, طَرِيّ, عَذْب
Azericetəzə
Kazakçaжаңа, таза
Özbekçetoza
Japonca新鮮な
Korece신선한
İsveççefärsk, färsk-, fräsch
Ukraynacaсві́жий
Hintçeताज़ा
Rumenceproaspăt
İbraniceחצוף, טרי, טָרִי, מְרַעֲנֵן, מתוק
Latincemustus, recēns
Dancafersk, forfriskende, fræk, frisk, ny
Endonezcesegar
Vietnamcamới, tươi

Etimoloji

Possibly an Americanized form of German Frisch.

Kelime Ailesi

afresh
box-fresh
breath of fresh air
crescent fresh
fresh air
fresh as a daisy
fresh as a rose
fresh as paint
fresh bean
fresh blood
fresh breeze
fresh cheese
Fresh Coast
fresh country egg
fresh country eggs
fresh cut
fresh eyes
fresh fish

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Bu taze.
This is fresh.
Ekmek taze.
The bread is fresh.
Pasta taze.
The pie is fresh.
Islak boya.
Fresh paint.
Bu çok taze.
This is very fresh.
Bunlar taze.
These are fresh.
O tecrübesiz.
He's fresh off the boat.
- With stars.
Go inside you deserved some fresh chocolate cookies.
Bu mısır taze.
This corn is fresh.
Tom lise 1'de.
Tom is a freshman in high school.
Taze SabahName
Fresh Morning
O bir acemidir.
He's a freshman.

İlgili / Bileşik Terimler

Geneltemiz hava
Geneltatlı su