decent

/ˈdiːsənt/2 hece
B1 seviye
EN → TR
"decent" kelimesinin Türkçesi: terbiyeli, nazik, nezih, temiz, uygun. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelterbiyeli
Genelnazik
Genelnezih
Geneltemiz
Geneluygun
Genelonat
Genelyeteri kadar.
Geneliyi. decently terbiye ölçüsünde
Genelnezih bir şekilde

Tanım

•in the right manner; correctly; suitably
•meeting requirements

Diğer Dillerde

Almanca(ganz) anständig, anständig, anständig bekleidet, bist du angezogen?, hast du was an?, sittsam
İspanyolcadecente
İtalyancaperbene, presentabile
Rusçaблагоприли́чный, благопристо́йный, значи́тельный, неплохо́й, оде́тый, подходя́щий
Portekizcedigno, razoável
İsveççehyfsad, sedesam
Ukraynacaпристо́йний
Çekçeslušný
Macarcaderék, elfogadható, ildomos, illedelmes, illendő, illő
İbraniceהגון, יָשָׁר
Norveççeanstendig, bra nok, brukbar, helt greit
Endonezcebaik
Bulgarcaблагоприли́чен, значи́телен, прие́млив, прили́чен, присто́ен
Slovencedostojen, spodoben
İrlandacagnaíúil
İzlandacaviðeigandi
Belarusçaпрысто́йны
Makedoncaпристоен

Kelime Ailesi

decentish
decentness
do the decent thing
half-decent
halfway decent
jolly D
semidecent
undecent

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

İyi numara.
Decent number.
Yiyecek iyiydi.
The food was decent.
Düzgün bir iş mi?
Is it a decent one?
Bu iyi bir kasaba.
This is a decent town.
Mary, uygun musun?
Mary, are you decent?
Ne nazik bir genç!
What a decent fellow he is!
Mary, müsait misin?
Mary, are you decent?
Bu a noktası olsun.
least decently good. OK.
Kazançları iyiymiş.
Both made a decent living.
İyi bir yemek yedim.
I had a decent meal.
Mary, giyinik misin?
Mary, are you decent?
İyi bir gelirim var.
I have a decent income.