bleak
/bliːk/1 hece
C1 seviye
EN → TR
"bleak" kelimesinin Türkçesi: açık, sıkıcı, akkefal, kasvetli, soğuk. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelaçık
Genelsıkıcı
Genelakkefal
Genelkasvetli
Genelsoğuk
Genelçıplak
Genelsoluk
Genelrenksiz
Genelsolgun
Genelısınması güç
Genelgökçe balığı
Genel(zool.) Alburnus
Genelsolgun. bleakly rüzgara açık bir sekilde. bleakness rüzgara açık oluş.
Genelinci balığı
Genelrüzgâra maruz
Genel(zool.) Alburnus mento.
Görsel




Tanım
•unpleasantly cold and damp
Atasözü & Deyim
“Yersen kap açık, yemezsen kapı açık”
“Açık ağız aç kalmaz”
“Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır”
“Acıkan ne yemez, acıyan ne demez”
“Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur”
Diğer Dillerde
Almancaausgeblichen, bleich, desolat, düster, farblos, freudlos
İspanyolcaalbur, alburno, amargado, desolado, pálido, sin alegría
Rusçaбезра́достный, бесцве́тный, бле́дный, го́лый, мра́чный, незащищённый
Kazakçaжабырқаңқы, көңілсіз, құлазыған, сүреңсіз
Portekizcealburnete, desanimado
Yunancaάθλιος, άχαρος, άχρωμος, έρημος, θλιβερός, σίρκο
Lehçeukleja
Ukraynacaбліди́й, верхово́дка
Çekçebezútěšný, bledý, nehostinný, neradostný, neutěšený, ouklej obecná
Macarcaküsz, sneci, szélhajtó küsz
Latincealbica, alburnus
Dancableg
Bulgarcaбезрадостен, безцветен, блед, блескач, гол, мрачен
Letoncavīķe
Estoncakaame, kahvatu, plass, viidikas
Arnavutçacime, cironkë, gjuhcë, korobace
Ermeniceդժգույն
Gürcüceდაუცველი, მოტიტვლებული, უფერული, ფერმკრთალი, ღია
LüksemburgcaAalbes
Etimoloji
From Middle English bleke (“small river fish, bleak, blay”), perhaps an alteration (due to Old English blǣc (“bright”) or Old Norse bleikja) of Old English blǣġe (“bleak, blay, gudgeon”); or perhaps from a diminutive of Middle English *bleye (“blay”), equivalent to blay + -ock or blay + -kin. See blay.
Kelime Ailesi
bleaken
bleakish
bleakly
bleakness
bleakonomics
bleaksome
unbleak
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Görünüm kasvetli.
The outlook is bleak.
Gelecek kasvetlidir.
The future is bleak.
Benim prognozum kötü.
My prognosis is bleak.
Bayağı kasvetli olmalı.
It's pretty bleak.
Dickens'in Kasvetli Ev kitabı.
This is "Bleak House" by Dickens.
Ekonomik durum çok iç karartıcı.
The economic situation is very bleak.
Karadağ ekonomisi için zor günler
Bleak times for Montenegro's economy
Ekonominin genel görünümü kasvetli.
Overall, the economic outlook is somewhat bleak.
Görünümü heybetli ve korku vericidir.
On the one hand, it really is bleak and scary.
Leyla'nın geleceği kasvetli görünüyordu.
Layla's future looked bleak.
Parlak, ve mavi-soğuk közler, arkadaşım,
"No wonder of it. Shine, and blue-bleak embers, my dear,
Onlar için gelecek pek aydınlık görünmüyor.
And it's a bleak future for them.