desolate

3 hece
C2 seviye
EN → TR
"desolate" kelimesinin Türkçesi: terkedilmiş, metruk, tenha, boş, perişan. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelterkedilmiş
Genelmetruk
Geneltenha
Genelboş
Genelperişan
Genelharap
Genelkimsesiz
Genelıssız
Genelkederlendirmek
Genelyalnız. desolately terkedilmiş olarak.
Genelboş bırakmak
Genelharap etmek
Genelviran etmek
Genelperişan etmek
Genelyalnız bırakmak
Genelkimsesiz bırakmak
Genelmeyus etmek.

Görsel

Terkedilmiş saray, yüksek balkonlu pencere detayıRüzgar değirmeni ve terkedilmiş çiftlik sahnesiTerkedilmiş eski buharlı tren lokomotifi demiryolundaEski taş duvarlı terkedilmiş ev penceresi

Tanım

•cause extensive destruction or ruin utterly
•crushed by grief

Diğer Dillerde

Rusçaбезнадёжный, необитаемый, оскуде́вший, поки́нутый, пусты́нный, ску́дный
Farsçaخالی از سکنه
Azericeboş, məskun olmayan, tənha, yalqız
Japonca寂しい, 寂れた, 絶望的な, 荒れた
Ukraynacaбезлюдний, опустілий, спустілий
Latincevastus
Dancafortvivlet, gøre fortvivlet, gøre ulykkelig, hærge, lægge øde, øde
Norveççeforlatt, utrøstelig
Bulgarcaбезлюден, безнадежден, безутешен, необитаван, необитаем, обезлюдявам
Slovenceopustel, pust, zapuščen
Estoncahüljatud, kõle
İzlandacaauðnarlegur, auður, ber, eyðilegur, gróðurlaus, harðindalegur
Ermeniceամայի, անբնակ, անմխիթար, բարձիթողի, թշվառ, լքված
Gürcüceტიალი
Esperantodezerta
Makedoncaопустоши

Etimoloji

From Middle English desolaten (“to desolate”), from desolat(e) (“desolate”), from Latin dēsōlātus, perfect passive participle of dēsōlō (“to leave alone, make lonely, lay waste, desolate”), see -ate (verb-forming suffix) for more.

Kelime Ailesi

desolately
desolateness
desolater
desolatory

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Bakın, eviniz ıssız bırakılacak!
Behold, your house is left to you desolate.
Kasaba selden sonra terkedilmişti.
The town was desolate after the flood.
Bu ıssız yerde senden başkası yok ki !
I can not find any other man in this desolate place !
Bu yüzden bunalıma düştüm, Yüreğim perişan.
Therefore my spirit is overwhelmed within me. My heart within me is desolate.
Yonkers, NY: Mindspark Interactive Network.
"Hints of life on what was thought to be desolate early Earth".
Birinin hobisi yoksa, hayatı harap olabilir.
If one does not have a hobby, his life may be desolate.
Yollarımı saptırdı, paraladı, Mahvetti beni.
He has turned aside my ways, and pulled me in pieces; he has made me desolate.
Şandur Geçidi yılın çoğu zamanı ıssız bir yer.
The Shandur Pass for most of the year is a desolate wilderness.
Kurak ve ıssız yeri doyursun, Ot bitirsin diye?
to satisfy the waste and desolate ground, to cause the tender grass to spring forth?
Halime bak, lütfet bana; Çünkü garip ve mazlumum.
Turn to me, and have mercy on me, for I am desolate and afflicted.
Cok guzel bir film ama her sey issiz, her sey olu.
It's a beautiful piece of filmmaking, but everything is desolate, everything is dead.
Viran olan Siyon Dağının üstünde Çakallar geziyor!
For the mountain of Zion, which is desolate: The foxes walk on it.