meraklı

/me.ɾakˈɫɯ/
adj
B2 seviye
TR → EN
"meraklı" kelimesinin İngilizcesi: visionary, wild, amateur, crotchet, curious. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelvisionary
Genelwild
Genelamateur
Genelcrotchet
Genelcurious
Genelfond
Genelinquisitive
Geneljuicy
Genelkeen
Genelparticular
Genelpersnickety
Genelsolicitous
Genelcurious
Genelcurious
Genelconnoisseur
Genelconnoisseur

Görsel

Humboldt penguen su kenarında meraklı portreTekir kedi baş portresi - meraklı bakışlarGri sincap meraklı bakışı - sevimli vahşi yaşamMeraklı yavru kedi portresi - sevimli evcil hayvan

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)meraklılar

Tanım

•bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan
•her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis
•ilginç
•kaygılı
•kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan
•Kaygılı
•Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan kimse
•Titiz

Diğer Dillerde

sophisticated, fastidious · demanding, ambitious, challenging
çekim: karşılaştırma anspruchsvoller · üstünlük am anspruchsvollsten
zıt: anspruchslos
köken: From Anspruch + -s- + voll.
Tom ist neugierig. — Tom meraklıdır.
past participle of déchaîner
Donc restez curieux. — Meraklı kalın.
motherless · unconventional; zany
Así que sigan siendo curiosos. — Meraklı kalın.
wild · untamed · unconstrained, unfettered, unhindered
eş: indomito, libero, selvaggio, selvatico, all’aperto, primitivo
köken: Probably from Latin barbarus. Compare bravo.
Quindi rimanete curiosi. — Meraklı kalın.
Rusçaлюбопытный, любознательный, интересующийся, обеспокоенный, встревоженный
любопытный, любознательный, интересующийся
Спеши узнавать! — Meraklı kalın.
Arapçaبَرِّيّ, خاص, مُتَوَحِّش
special · particular · specific
köken: Derived from the active participle of خَصَّ (ḵaṣṣa, “to favor, to endow, to be characteristic of, to concern”).
هي التي تدفعنا إلى الأمام. لذا فلتبق فضولياً. — Meraklı kalın.
Farsçaدد, وحشی /ˈdad/
wild animal; wild beast
çekim: çoğul ددان
zıt: دام
köken: Inherited from Middle Persian [Book Pahlavi needed] (dt' /⁠dad⁠/), 𐫅𐫅 (dd /⁠dad⁠/).
دی شیخ با چراغ همیگشت گرد شهر کز دیو و دد ملولم و انسانم آرزوست
Azericevəhşi
wild · predatory · savage, barbaric, not civilized
çekim: karşılaştırma daha vəhşi · üstünlük ən vəhşi
zıt: əhli
köken: From Arabic وَحْشِيّ (waḥšiyy).
aile: vəhşiləşmək, vəhşilik
Kazakçaжабайы
simple, ordinary, usual · wild, untamed · primitive
köken: Derived from Classical Persian یابایی (yābāyī, “desertic; wild, untamed, undomesticated; uncultivated”), a Transoxianan variant of یابانی (yābānī /yâbâni). Compare Bashkir ябай (yabay), Kyrgyz жапайы (japayı), Uzbek yovvoyi, Uyghur ياۋايى (yawayi), ياۋا (yawa), Turkmen ýabany, Turkish yabani, etc.
feral, wild · uneducated, uncivilized · difficult to traverse, untraversable, impenetrable
çekim: çoğul bravios
eş: silvestre, brabo, bravo, intransitável, infrutífero, estéril
köken: bravo + -io.
aile: bravia, braviamente, braviozinho, braviozão
Por isso, mantenham-se curiosos. — Meraklı kalın.
undomesticated, untamed, feral, wild · wild, uncultivated · uncouth, unsociable, uncivilised (UK), uncivilized (US)
çekim: karşılaştırma αγριότερος · üstünlük αγριότερος
köken: From Ancient Greek ἄγριος (ágrios).
Παραμείνετε λοιπόν περίεργοι. — Meraklı kalın.
Japonca特別, 特有, 独特, 野生の /to̞kɯ̟be̞t͡sɨ/
special
zıt: 通常, 平常, 普通, 一般
武器は如意鈎。 — Silah meraklısıdır.
Korece길들여지지 않은, 야생의
답이 안나오는 질문들입니다.그래서 호기심을 가지기를 바랍니다. — Meraklı kalın.
İsveççevild
wild · not tame or domesticated
çekim: karşılaştırma vildare · üstünlük vildast
köken: From Old Norse villr (“wild”) and Old Saxon wildi, from Proto-Germanic *wilþijaz.
Jag är inte intresserad. — Meraklı değilim.
Lehçedziki, konkretny, specyficzny /ˈd͡ʑi.ki/
wild, untamed · wild, lacking inhibition or moderation (e.g. a party) · asocial, shut-in, very introverted
çekim: karşılaştırma dzikszy · üstünlük najdzikszy
eş: reg. (Śląsk) dziwoki, psi
köken: Etymology tree Proto-Slavic *dikъ Polish dziki Inherited from Proto-Slavic *dikъ.
aile: dzicz, dzikus, dziczeć, zdziczeć
Bądź więc ciekaw. — Meraklı kalın.
Ukraynacaконкре́тний, окре́мий, особли́вий, прива́тний, специфі́чний, спеціа́льний
Вітраж, гравіровка Фокусник. — Büyüye, fala meraklı.
Hintçeजंगली
jungle · wild, uncivilized · natural, undomesticated, untamed
çekim: çoğul जंगलियों
köken: Etymology tree Sanskrit जङ्गल (jaṅgala) Prakrit जंगल (jaṃgala) Hindi जंगल (jaṅgal) Hindi -ई (-ī) Hindi जंगली From जंगल (jaṅgal) + -ई (-ī).
aile: जंगलीपन
special · specific, particular
köken: eri (“different, separate”) + -tyinen. Akin to Ingrian erityin.
aile: erityisesti, erityisyys, erityisajoneuvo, erityisalue, erityisasema, erityisasiantuntija, erityisavustaja, erityisavustus, erityisestävyys, erityishallintoalue
Hän on kaikkein hauskin! — Çok meraklı biri.
Çekçedivoký /ˈɟɪvokiː/
wild
çekim: karşılaştırma divočejší · üstünlük nejdivočejší
eş: nekonvenční, extravagantní
zıt: krotký
köken: Inherited from Old Czech divoký, from Old Czech diví + -oký, from Proto-Slavic *divьjь.
aile: divočák, divočina, divokost
Takže zůstaňte zvědaví. — Meraklı kalın.
characteristic, particular
köken: Borrowed from French caractéristique. Equivalent to caracter + -istic.
Așa că fii curios! — Meraklı kalın.
Macarcabizonyos, konkrét, vad /ˈbizoɲoʃ/
sure, certain (about something -ban/-ben) · construed with az (a) (“that”): particular, specific, concrete · construed with egy (“a/n”) or with zero article: particular, certain
çekim: karşılaştırma bizonyosabb · üstünlük legbizonyosabb
köken: bizony + -os
aile: bizonyosan, bebizonyosodik, megbizonyosodik, bizonyosság
- Szereti a sebességet? — Hız meraklısı mısınız? Ne?
İbraniceבַּר, פֶּרֶא
שמושכות אותנו קדימה. אז הישארו סקרנים. — Meraklı kalın.
Latincecrudelis, ferōx, ferus, immanis, proprius, saevus /kruːˈdeː.lɪs/
unfeeling, rude · ruthless, cruel, merciless
çekim: karşılaştırma crūdēlior · üstünlük crūdēlissimus
zıt: mītis, misericors, tranquillus, placidus, quietus, clemens
köken: From crūdus.
Norveççebestemt, vill
Nasjonalstatene blir læringsvillige. — Köy halkı eğitime meraklıdır.
Vietnamcahoang dã /hwaːŋ˧˧ zaː˦ˀ˥/
deserted place; wilderness
köken: Sino-Vietnamese word from 荒野.
Cô đang vội đi đâu à? — Hız meraklısı mısınız?
động vật hoang dã
Bulgarcaбуен, взискателен, детайл, див, неистов, необуздан /ˈbuɛn/
stormy, turbulent, tumultuous · tangled, wild (of growth, weeds, etc.) · wild, unruly, boisterous
çekim: karşılaştırma по́-бу́йни · üstünlük на́й-бу́йни
köken: Inherited from Proto-Slavic *bujьnъ.
"Но всичко е любопитен днес. — 'Ama her şey meraklı bugün.
Slovakçadivý /ɟiviː/
wild
çekim: karşılaştırma divší · üstünlük najdivší
köken: Inherited from Old Slovak divý, from Proto-Slavic *divъ (“natural, intact; feral, wild”).
Takže, zostaňte zvedaví. — Meraklı kalın.
Slovencedivji /dìːʋji/
wild (not domesticated or tamed)
çekim: karşılaştırma bȍlj dívji · üstünlük nȁjbolj dívji
köken: From Proto-Slavic *divьjь.
"Toda vse je radoveden danes. — 'Ama her şey meraklı bugün.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish مراقلی (merâklı). By surface analysis, merak (“curiosity”) + -lı.

Örnek Cümleler

Bu meraklı.
This is curious.
Tom meraklı.
Tom is nosey.
O çok meraklı.
He's very curious.
Meraklı mısın?
Are you curious?
Meraklı kalın.
So, stay curious.
Ben meraklıyım.
I'm curious.
Çok meraklıyım.
I am very curious.
O, çok meraklı.
She's very curious.
Tom meraklıdır.
Tom is curious.
Biz meraklıyız.
We're curious.
Çok meraklısın.
You're very curious.
Çok meraklıyız.
We're very curious.
meraklı ile daha fazla örnek cümle →