mahzun
/mahˈzun/
adj
TR → EN
"mahzun" kelimesinin İngilizcesi: sad, downcast, mournful, sad. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsadadj
Geneldowncastadj
Genelmournful
Genelsad
Görsel

Çekim Tablosu
Çoğul (-ler)mahzunuz
Tanım
•sıfat: üzgün
Diğer Dillerde
Almancatraurig /ˈtʁaʊ̯.ʁɪç/
betrübt, niedergeschlagen
çekim: karşılaştırma trauriger · üstünlük am traurigsten
eş: betrübt, kummervoll, niedergeschlagen, trauernd, melancholisch, untröstlich
zıt: fröhlich
köken: From Middle High German trūrec, from Old High German trūrag, from Proto-Germanic *dreuzagaz (“bloody”), from Proto-Indo-European *dʰreus- (“to break, break off, crumble”). By surface analysis, Trauer + -ig. Cognate with Dutch treurig (“sad, gloomy”), Low German trurig (“sad”), Hunsrik traurich (“sad”), English dreary (“grievous, dire, appalling, drab, dark, colourless, cheerless”), Old Norse…
aile: Traurigkeit
Der Goldene Bär ging an Tuyas Hochzeit. — Mahzun anneye düğününde oynamak kısmet omadı.
past participle of affliger
Nul ne fera la corvée" ». — Onlar mahzun da olacak değillerdir."
İspanyolcaamarrido, hacino (desus.), lastimero, luctuoso, lutoso, marrido (desus.)
Melancólico, triste, afligido.
Por ejemplo, veía fotografías e imágenes generalmente de tristeza y sufrimiento. — Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.
İtalyancalamentoso /la.menˈto.zo/
plaintive, mournful
eş: flebile, gemebondo, lacrimoso, lagnoso, lamentevole, piagnucoloso
köken: From Late Latin lamentōsus. By surface analysis, lamento + -oso.
aile: lamentosamente
Non c'è nulla nel gioco nel quale non eccellano. " — Onlar mahzun da olacak değillerdir."
Rusçaгрустный, печальный
На них нельзя обижаться!». — Onlar mahzun da olacak değillerdir."
Arapçaحَزِين, زعلان, مُتْضَايِق, مُحْزِنٌ
in agony, weary · miffed, mad, surly, annoyed, angry, upset
ومن ثم توقفت وادركت انني اصدها .. وشعرت بهذا على وجهها — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
Farsçaدُژَم, دِژَم, غَمْگین
sad, sorrowful
çekim: karşılaştırma daha kədərli · üstünlük ən kədərli
köken: From kədər + -li.
Özbekçegʻamgin, qaygʻuli
Felemenkçerouwig, triest, verdrietig
dat je ergens verdrietig over bent
Maya had iedereen op de bruiloft van haar broer vermoord. — Mahzun anneye düğününde oynamak kısmet omadı.
Portekizcepesaroso /pe.zaˈɾo.zu/
mournful (filled with grief or sadness) · regretful, sorry
köken: From pesar + -oso.
Ou ainda Não julgueis, para não serdes julgados. — Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız.'
Yunancaθλιβερός, θλιμμένος, λυπημένος, λυπηρός, λυπητερός, πένθιμος /θli.veˈɾos/
dismal, dreary, grievous, lamentable, sad, unfortunate
çekim: karşılaştırma θλιβερότερος · üstünlük θλιβερότερος
eş: αξιολύπητος, δυσάρεστος, λυπηρός, οδυνηρός
Για παράδειγμα, είδα φωτογραφίες και εικόνες συχνά θλίψης και πόνου. — Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.
Είναι καιρός να τελειώσει αυτός ο θλιβερός πόλεμος.
Japonca悲しい /ka̠na̠ɕii/
sad, sorrowful · 愛しい: (archaic or dialect) beloved, dear · 愛しい: (archaic, possibly obsolete) deeply moving
köken: ⟨kanasiki₁⟩ → /kanasiki/ → /kanaɕiː/ From Old Japanese 悲し (kanasi-, “emotionally overwhelming: dear, beloved, sad”), ultimately from Proto-Japonic *kanasi- (“beloved, dear”). First attested in the Kojiki of 712 CE. Historically also meant "dear; beloved; lovely", in addition to "sad". The former senses were later taken over by other adjectives such as 愛らしい (airashii), 愛しい (itoshii), and 可愛い…
aile: 悲しむ
がっかりした顔を見せます — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
Çince哀傷 /哀伤, 悲傷 /悲伤, 憂傷 /忧伤
你们不要怕它们,因为它们既不能降祸,也不能赐福。 — Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız.'
to be sad
köken: First attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 슬프다 (Yale: sulphuta). From 슳- (to lament) + -브- (-pu-, adjective-making suffix).
aile: 슬퍼하다, 슬프디슬프다, 슬픈 눈, 슬픔, 슬피
그리고 그녀는 가끔 멈추고 기가 꺾인 듯한 얼굴을 하곤 했습니다 — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
“위로 올라가야지만 그것을 볼 수 있어요”라고 그는 슬프게 말했다.
sorry
çekim: karşılaştırma ledsnare · üstünlük ledsnast
zıt: glad, lycklig, sorglös
köken: From led (“tired, bored”) + -se (compare vilse and others), with later suffixation of -n by analogy with past participles and verbs like liten.
De som hör till staden – och de, som inte gör det." — Bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da olmayacaklardır."
Hans kanin hade just dött, och han var ledsen och grät
Du gör mig ledsen
Blev du ledsen?
unpleasant, distasteful, disagreeable · precipitous, sheer, steep
çekim: karşılaştırma przykrzejszy · üstünlük najprzykrzejszy
eş: irytujący, niemiły, nieprzyjemny, niesympatyczny, bolesny, sprawiający przykrość
köken: Inherited from Proto-Slavic *prikrъ. Cognate with Czech příkrý.
aile: przykrość, przykrzyć
Przystawała z zawiedzionym wyrazem twarzy, jakby mówiła: — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
Ukraynacaсмутни́й, сумни́й
Українська телеведуча відвідала весілля брата. — Mahzun anneye düğününde oynamak kısmet omadı.
sad, depressed · gloomy, melancholy · indifferent, stoic, apathetic
köken: First attested in c. 1503 as Old Hindi उदास/اداس (udās, “indifferent”), a learned borrowing from Sanskrit उदास (udāsa).
aile: उदासी
सोचते सोचते रवि उदास हो गया।
Fincesäälittävä, surkea, surullinen /ˈsæːlitːæʋæ/
pitiful · pathetic
çekim: karşılaştırma säälittävämpi · üstünlük säälittävin
köken: säälittää (“to feel pity”) + -va (present active participle)
aile: säälittävyys, säälittävästi
Usein se pysähtyi tämä pettynyt ilme kasvoillaan: — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
Koira oli niin säälittävä.
Säälittävä yritys!
Çekçesmutný /ˈsmutniː/
sad (in a sad state) · sad (causing sadness)
çekim: karşılaştırma smutnější · üstünlük nejsmutnější
eş: tragický, truchlivý, ponurý, pochmurný, politováníhodný, zasmušilý
zıt: veselý
köken: Inherited from Old Czech smutný, from Proto-Slavic *sъmǫtьnъ.
aile: smutek, smuten, smutnit
A častokrát přestala a udělala ten zkroušený výraz. jako kdyby říkala: — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
downcast · sick
köken: Past participle of abate.
Şi ea se tot oprea cu privirea asta dezamăgită, ca şi când ar fi spus: — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
Macarcaszomorú /ˈsomoruː/
sad, sorrowful, mournful (feeling sorrow) · sad, lamentable, saddening, sorry (causing sorrow) · sad, sorrowful, hard, bitter
çekim: karşılaştırma szomorúbb · üstünlük legszomorúbb
zıt: vidám, jókedvű, derűs
köken: From *szomor + -ú (present participle suffix), from the same root as szomjas, from Proto-Finno-Ugric *śoma-.
aile: szomorúan, szomorúság, szomorújáték
Például gyakran láttunk képeket szomorúságról, szenvedésről. — Mesela gördüğüm o mahzun ve acı çeken yüzlerin resimleri.
İbraniceעָצוּב
ומדי פעם היא הייתה נעצרת עם מבט המדוכדך על פניה — Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
deadly, fatal · mournful, dismal
çekim: karşılaştırma fūnestior · üstünlük fūnestissimus
köken: From fūnus (“funeral, burial; death”) + -tus.
Miserum funestumque spectāmen aspexī
Dancasørgelig, trist
sad, evoking sadness
çekim: karşılaştırma sørgeligere · üstünlük sørgeligst
köken: sørge + -lig
Bedre Græmmelse end Latter, thi er Minerne mørke, har Hjertet det godt. — Üzüntü gülmekten iyidir, Çünkü yüz mahzun olunca yürek sevinir.
Norveççelei seg
Det kalles også hindringsansvar. — "Mahzun baştankara" da denilmektedir.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish محزون (maḥzun, “saddened, grieved, sorry, melancholy”), from Arabic مَحْزُون (maḥzūn), passive participle of حَزَنَ (ḥazana, “to make sad, to sadden”).
Kelime Ailesi
mahzunca
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Öyle mahzun bakma.
Don't look so sad.
Tom mahzun görünüyor.
Tom looks downcast.
Hepimiz mahzun yüzlüyüz.
We're all sad-faced.
Onlar mahzun da olmazlar.
Neither will evil touch them nor regret.
Onların sözü mahzun etmesin seni.
You should not be grieved by what they say.
Onlar mahzun da olacak değillerdir."
Never were idols treated with such scorn. "
Allah'tan çekinin de mahzun etmeyin beni.
"And do not disgrace me. Have some fear of God."
Onlara ne korku vardır, ne de mahzun olurlar.
[See Tafsir Ibn Kathir, Vol. 1, Page 154].
Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız.'
Wrong not and you shall not be wronged.
Sık sık durup mahzun gözlerle şöyle diyordu sanki;
And she would often stop and have this dejected look on her face
Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."
You have no cause to fear, nor shall you grieve.'
Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
On them shall be no fear, nor shall they grieve.
Birleşik Kelimeler
melul mahzun