kaşımak

verb
TR → EN
"kaşımak" kelimesinin İngilizcesi: scratch, scratch, scratch. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelscratch
Genelscratch
Genelscratch

Çekim Tablosu

Geniş zamankaşır
Geniş (olumsuz)kaşımam
Şimdiki zamankaşımakta
Gelecek zamankaşıyabilecek
Geçmiş zamankaşıdı
Şartkaşısa
Gereklilikkaşımalı
Emirkaşı

Tanım

•Bir olay, çalışma, söz vb.nin sıkıntı verecek yanlarını öne çıkarmak.
•Herhangi bir konuyu yeniden gündeme getirmek.
•Sinirlendirecek söz söylemek.
•Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak.
•Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak
•Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak

Diğer Dillerde

Almancakratzen /ˈkʁat͡sn̩/
to scratch (rub a surface with a sharp, pointy rough object, especially to remove itching) · to produce a noise by scratching · to scratch, to be scratchy or itchy (to cause itching)
çekim: geçmiş kratzte · ortaç gekratzt · şimdiki kratzt · ulaç kratzend
köken: From Middle High German kratzen, from Old High German krazzōn, chrazzōn, from Proto-Germanic *krattōną, from Proto-Indo-European *gred- (“to scrape”); compare Albanian gërresë (“rasp, scraper”).
aile: abkratzen, aufkratzen, die Kurve kratzen, Kratzbaum, Kratzbürste, Kratzer, kratzig, verkratzen, wegkratzen, Wolkenkratzer
Und er nahm eine Scherbe und schabte sich und saß in der Asche. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Eis von der Scheibe kratzen
Die Nadel kratzt über die Schallplatte.
Mein Pullover kratzt.
to cross out, strike through · to cancel, annul
çekim: geçmiş biffé · ortaç biffé · şimdiki biffe · ulaç biffant
eş: effacer, ôter, rayer, raturer
köken: From biffe (“stripe”) + -er.
Et Job prit un tesson pour se gratter et s`assit sur la cendre. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
to scratch
çekim: geçmiş arañé · ortaç arañado · şimdiki araña
köken: Uncertain. Possibly derived from arar (“to plough”), from Latin arāre, with the sense taken from that of making shallow furrows or grooves. Alternatively, linked to araña (“spider”) from Latin arānea, though a semantic link is difficult; perhaps the meaning stemmed from the spider being an aggressive animal, to that of fighting or quarreling, and later a secondary sense of "scratch" developed as…
aile: arañazo
Tomaba un pedazo de tiesto para rascarse con él, y estaba sentado en medio de las cenizas — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
İtalyancagraffiare, graffio, grana, grattamento, grattare, incrinatura /ɡrafˈfja.re/
to scratch · to bite
çekim: geçmiş graffiàto · ortaç graffiàto · şimdiki gràffia · ulaç graffiànte
eş: artigliare, ferire, lacerare, scalfire, scorticare, tagliare
köken: Probably from a Vulgar Latin *graphiāre, from Latin graphium, and influenced by Italian graffa or Lombardic krāpho (“hook”).
Giobbe prese un coccio per grattarsi e stava seduto in mezzo alla cenere — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Rusçaчесать, скрести
И взял он себе черепицу, чтобы скоблить себя ею, и сел в пепел. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Arapçaخَرْبَشَ
فاخذ لنفسه شقفة ليحتك بها وهو جالس في وسط الرماد. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Farsçaخراش, خراشیدن /xa.ˈraːʃ/
scratch
köken: From the present stem form of خراشیدن (xarâšidan, “to scratch”). Related to Northern Luri کلاش (kelāš).
Azericecızıq, cızmaq, qaşımaq /d͡ʒɯrˈɯχ/
line
çekim: çoğul cızıqlar · tamlayan cızığın
köken: From cız- + -ıq.
plural of cent
Job pakte een potscherf om zich mee te krabben en ging in de as zitten. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Portekizceapagar, arranhão, arranhar, coçar, escrevinhar, picar /a.paˈɡa(ʁ)/
to put out; to extinguish (to stop something from burning) · to go out (to stop burning) · to turn off (to deactivate a device)
çekim: geçmiş apaguei · ortaç apagado · şimdiki apaga
köken: From Old Galician-Portuguese, from a Vulgar Latin *appācāre, from Latin ad- + pācāre.
aile: apagador, apagamento
E Jó, tomando um caco para com ele se raspar, sentou-se no meio da cinza. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
graze, abrasion, scratch
çekim: çoğul γρατζουνιές · tamlayan γρατζουνιάς
köken: From γρατζουνάω (gratzounáo, “to scratch”) + -ιά (-iá).
Και ελαβεν εις εαυτον οστρακον, δια να ξυηται με αυτο και εκαθητο εν μεσω της σποδου. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Japonca引っ掻く /çik̚ka̠kɯ̟/
to scratch
çekim: geçmiş 引っ掻いた
Korece긁다, 할퀴다 /kɯk̚t͈a̠/
to scratch, to scrape · to paw · to rake up, to gather up
çekim: geçmiş 긁었다
köken: First attested in the Worin seokbo (月印釋譜 / 월인석보), 1459, as Middle Korean 긁다〮 (Yale: kùlk-tá).
욥이 재 가운데 앉아서 기와 조각을 가져다가 몸을 긁고 있더니 — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
İsveççeklösa, repa, riva, rivsår, stryka /²kløːsa/
to scratch, to claw (scratch with claws or nails)
çekim: geçmiş klöste · ortaç klöst · ulaç klösande
köken: Probably related to klo (“claw”, noun).
Och han tog sig en lerskärva att skrapa sig med, där han satt mitt i askan. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Den arga katten klöste honom
to scratch (to rub a surface with a sharp object) · to scratch (to cause damage to some surface, e.g. one's skin, by sliding something over it) · to scratch, to irritate (to cause or induce displeasure or irritation)
çekim: geçmiş drapano · şimdiki drapie
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *der-der. Proto-Balto-Slavic *dírāˀtei Proto-Slavic *dьrati Proto-Slavic *-pati Proto-Slavic *drāpàti Old Polish drapać Polish drapać Inherited from Old Polish drapać.
aile: drapacz, drapak, drapalnia, draparka, draparnia, drapichrust, obdrapać, obdrapywać, odrapać, odrapywać
Tak, że wziął skorupę, aby się nią skrobał; i siedział w popiele. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Drapie mnie w gardle.
Near-synonyms: grabić, krzywdzić
Ukraynacaдря́пати, дря́пина, подря́пина, чу́хати, шкря́бати
Hintçeनोचना /noːt͡ʃ.nɑː/
to scratch, pinch · to pluck
çekim: geçmiş नोचता · şimdiki नोचता है
köken: Hindi verb set नुचना (nucnā) नोचना (nocnā) नुचवाना (nucvānā) Transitive form of नुचना (nucnā, “is plucked”).
to rub · to massage · to do intensely
çekim: geçmiş hieronut · şimdiki hieroo · ulaç hierova
köken: From Proto-Finnic *hëërodak.
aile: hiera, hierin, hieroja, hieronta, hierta, hieraista, hieroa kauppaa, hieroskella, hierottaa, hieroutua
Ja tämä otti saviastian sirun, sillä kaapiakseen itseänsä, ja istui tuhkaläjään. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
hieroa silmiään
hieroa nenäänsä
hieroa kauppaa
Çekçepoškrabat, škrábanec, škrábat, škrábnout, šrám (eril) /ˈʃkraːbanɛt͡s/
scratch (disruption or mark on a surface)
çekim: çoğul škrábance · tamlayan škrábance
eş: oděrka
köken: From škrábaný + -ec.
Tak že vzal střepinu, aby se jí drbal, usadiv se v popele. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
to scratch (to rub a surface with a sharp object) · to scratch, to itch (rub/scratch to relieve an itch)
çekim: geçmiş scărpinat · ortaç scărpinat · şimdiki scarpină
köken: Inherited from Latin scarpināre.
aile: scărpinare, scărpinat, scărpinătură
Şi Iov a luat un ciob să se scarpine, şi a şezut pe cenuşă. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Macarcafirkál, firkant, kapar, karc, karcol, karcolás /ˈfirkaːl/
to scribble, scrawl
çekim: geçmiş firkáltak
köken: Of debated origin: # A native word from the reduplication irkál-firkál (its first element, irkál, from ír (“to write”) + -kál (frequentative suffix)). # From Latin fricāre with the verb-forming suffix -ál.
aile: firka, firkant, firkálás, firkálgat, firkáló, firkált, firkáltat, firkász, befirkál, belefirkál
És võn egy cserepet, hogy azzal vakarja magát, és így ül vala a hamu közepett. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
İbraniceגֵּרֵד, שָׂרַט, שְׂרִיטָה
ויקח לו חרש להתגרד בו והוא ישב בתוך האפר׃ — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Latinceannullare, scabo, scabō, scalpō
present active infinitive of annūllō
Dancaklø, ridse
to scratch · to itch · the feeling of being tempted (to do something)
çekim: geçmiş kløede · ortaç kløet · ulaç kløende
köken: From Old Norse kleyja.
Og Job tog sig et Potteskår til at skrabe sig med, medens han sad i Askedyngen. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Norveççekløne, klore, skrape
Og han tok sig et potteskår og skrapte sig med, der han satt midt i asken. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Endonezcegaruk
to scratch
köken: Doublet of garu.
aile: bergaruk-garuk, digaruk, digaruk-garuk, digarukkan, garukan, menggaruk, menggaruk-garuk, menggarukkan, penggaruk, tergaruk
Lalu Ayub duduk di dekat timbunan sampah, dan mengambil beling untuk menggaruk-garuk badannya — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Vietnamcagãi, vết cào, vết xước /ɣaːj˦ˀ˥/
to scratch
köken: From Proto-Vietic *-kaːs, from Proto-Mon-Khmer *kais ~ *kis ~ *kiəs (“to scrape, scratch”). Cognate with Khmer កេះ (keh).
Gióp lấy một miếng sành đặng gãi mình, và ngồi trong đống tro. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Bulgarcaдра́скам, драскоти́на, дра́щя, жу́ля, заче́рквам, мангизи /mɐŋˈɡizi/
money, cash.
çekim: çoğul манги́зи
köken: Compare Turkish mangiz.
И той си взе черепка, за да се чеше с нея, и седеше в пепел. — Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.

Etimoloji

From Proto-Turkic *kaĺčï- (“to scrape”).

Örnek Cümleler

Burnumu kaşımak istiyorum.
I want to scratch my nose.
Tom köpeğini kulağının arkasından kaşımak için eğildi.
Tom bent down to scratch the dog behind the ear.
Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
He took for himself a potsherd to scrape himself with, and he sat among the ashes.
kaşımak ile daha fazla örnek cümle →