telaşlı

/te.ɫaʃˈɫɯ/
adj
C2 seviye
TR → EN
"telaşlı" kelimesinin İngilizcesi: nervous, excited, anxious, hecticical, awhirl. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelnervousadj
Genelexcitedadj
Genelanxiousadj
Genelhecticical
Genelawhirl
Geneluptight
Genelfeverish

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)telaşlılar

Tanım

•aceleci
•telâş eden, telâşa düşen
•telaş eden, telaşa düşen, pürtelaş
•Telaş eden, telaşa düşen
•Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi

Diğer Dillerde

Almancahektisch
hectic
çekim: karşılaştırma hektischer · üstünlük am hektischsten
eş: fieberhaft, aufgeregt, betriebsam, ruhelos, eilig, wild
köken: Via Old French from Late Latin hecticus (“febrile”), from Ancient Greek ἑκτικός (hektikós, “habitual”).
Glauben Sie mir, ich machte mir Sorgen, weil ich gegen die Regeln verstieß. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
past participle of enthousiasmer
Dit le lapin dans une voix basse et précipitée. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
İspanyolcaemocionado, entusiasmado, excitado, nervioso /emoθjoˈnado/
excited, enthused, moved · agog
Créanme que estaba preocupado porque estaba incumpliendo las reglas. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
İtalyancaagitato, eccitato, entusiasta, nervoso (eril) /a.d͡ʒiˈta.to/
past participle of agitare
çekim: üstünlük agitatissimo
eş: mosso, scosso, scrollato, squassato, eccitato, inquieto
'Disse il Coniglio in un tono basso e in fretta. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
Rusçabut see возбуждённый, в восторге, взбудораженный, взволно́ванный, возбуждённый, не́рвный /vzbʊdɐˈraʐɨn(ː)ɨj/
past passive perfective participle of взбудора́жить (vzbudorážitʹ)
eş: взволнованный, встревоженный, растревоженный
Поверьте, я беспокоился, ведь я нарушал правила. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Arapçaعَصَبِيّ, مُتَحَمِّس, مُتَهَيِّج
صدقوني كنت قلقا لأنني كنت أخرق القواعد. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Farsçaسرحال, هیجان زده /sa.ri ˈhaːl/
happy, amused, in a good mood
Azericehəyəcanlı /hæjæd͡ʒanˈɫɯ/
excited · exciting · nervous
çekim: karşılaştırma daha həyəcanlı · üstünlük ən həyəcanlı
köken: From həyacan + -lı.
Felemenkçeaangeslagen, gespannen, nerveus, opgetogen, opgewonden /ˈaːn.ɣəˌslaː.ɣə(n)/
shaken, affected · excited, in a higher state of energy
çekim: karşılaştırma aangeslagener · üstünlük aangeslagenst
eş: bedampt, ontdaan, ontsteld, ontzet
Geloof me dat ik ermee inzat, want ik overtrad de regels. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Portekizceanimado, empolgado /a.niˈma.du/
cheerful; joyful; vivacious (noticeably happy and optimistic) · lively; vigorous (endowed with life) · animated (in the format of an animated cartoon)
çekim: karşılaştırma mais animado · üstünlük o mais animado
köken: Borrowed from Latin animātus, perfect participle of animō.
Acreditem-me, eu estava preocupado porque estava a infringir as normas. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
stressed
köken: Perfect participle of αγχώνομαι (anchónomai), passive voice of αγχώνω (“make anxious, stress”).
Πιστέψτε με, ήμουν αγχωμένος επειδή έσπαγα τους κανόνες. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Japoncaそわそわ, 励起する, 神経の, 興奮する /so̞β̞a̠so̞β̞a̠/
nervous; uneasy; fidgety
çekim: geçmiş そわそわした
私がルールを破ったのですから 私がしているのは — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
そわそわと落ち着かない
Korece신나다, 흥분된, 흥분하다 /ɕʰinna̠da̠/
to feel elated, to be thrilled, to be excited
çekim: geçmiş 신났다
köken: 신 (sin) + 나다 (nada).
정말로 걱정스러웠습니다. 왜냐하면 저는 규칙을 어기고 있었기 때문이지요. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
나는 해외에서 근무한다는 기대로 정말 신난다.
İsveççeexciterad, upphetsad, upprymd
aroused · agitated, heated · excited
çekim: karşılaştırma mer upphetsad · üstünlük mest upphetsad
Sa Kanin i en låg, skyndade ton. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
Jag är så upphetsad
Den upphetsade folksamlingen började kasta glasflaskor
en upphetsad stämning
Lehçenerwowy /nɛrˈvɔ.vɘ/
nervous (relating to or affecting the nerves) · nervous (anxious, easily agitated or irritated, not relaxed and calm)
çekim: karşılaştırma bardziej nerwowy · üstünlük najbardziej nerwowy
köken: Etymology tree Polish nerw Proto-Indo-European *-usder. Proto-Indo-European *-osder. Proto-Slavic *-ovъ Old Polish -owy Polish -owy Polish nerwowy From nerw + -owy.
aile: autonomiczny układ nerwowy, nerwowość, obwodowy układ nerwowy, układ nerwowy
"Powiedział Królik w niskim tonem pospiesznie. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
Ukraynacaзбу́джений, на емоціях, нерво́вий, схвильо́ваний
"Сказав Кролик в низьких, поспішив тон. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
excitement, furore
çekim: çoğul उत्तेजनाएँ
köken: Borrowed from Sanskrit उत्तेजना (uttejanā).
Fincehermo-, hermostunut, innoissaan, innostunut, kiihtynyt, täpinöissään /ˈhermostunut/
nervous, jumpy, tense, unnerved
çekim: karşılaştırma hermostuneempi · üstünlük hermostunein
aile: hermostuneesti, hermostuneisuus
Hush! ", Sanoi Kani matalalla, kiireisiä sävy. — Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
Çekçeexcitovaný, nabuzený, nervový, nervózní, vzrušený /ˈɛkst͡sɪtovaniː/
excited
Věřte mi, dělal jsem si starosti, protože jsem porušoval pravidla. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
emotional (moved, overcome with emotion) · nervous, afflicted with anxiety about one’s performance
köken: From emoționa + -at.
Rabbit pe un ton scăzut, grăbit. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
Macarcaaggódik, feszült, gerjesztett, ideg-, ideges, idegi /ˈɒɡːoːdik/
to worry about something, to be anxious about something or for somebody (-ért)
çekim: geçmiş aggódtak
köken: From the obsolete verb aggik (“to care about something”) + -ódik (reflexive or passive verb-forming suffix), where the verb is of disputed origin: either from Proto-Finno-Ugric *aŋke (“tight, depressed, distress, become tight”), or with a semantic blend and split related to agg (“very old”). A connection with Proto-Finno-Ugric *šoŋkɜ (“squeeze; narrow”) is considered unlikely.
aile: aggodalom, aggódás, aggódó
Higgyék el nekem, aggódtam, mert megszegtem a szabályokat. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Aggódom a fiamért.
İbraniceמִתְרַגֵּשׁ, נִסעָר, נִרְגָּשׁ
האמינו לי, דאגתי מאוד מפני שהפרתי את החוקים. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Latinceexcitātus, trepidus /ˈtrɛ.pɪ.dʊs/
nervous, jumpy, agitated · perilous, alarming · fearful, trepidatious
köken: From Proto-Indo-European *trep- (“to tremble”) + -idus. Cognate with Russian трепа́ть (trepátʹ).
aile: intrepidus, trepidō
Dancaeksalteret, nerve-, nervesvag, nervøs, ophidset, spændt /næɐ̯ˈvøˀs/
nervous
köken: From French nerveux, from Latin nervōsus.
aile: dødnervøs, nervøsitet, smånervøs
"Sagde kanin i en lav, skyndte tone. — 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.
Norveççespent
Vietnamcabị kích thích, hồi hộp /hoj˨˩ hop̚˧˨ʔ/
nervous; anxiously excited
köken: Compare bồi hồi.
Tin tôi đi, tôi đã rất lo lắng bởi vì tôi đang làm trái quy định. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Bulgarcaвъзбуден, на нервите, нервен, не́рвен, нервничещ, развълнуван /vɐzˈbudɛn/
excited, stimulated, lively, restless · horny, sexually aroused
çekim: karşılaştırma по́-възбу́дени · üstünlük на́й-възбу́дени
Повярвайте ми, бях разтревожен защото нарушавах правилата. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.
Slovakçanervózny /ˈnɛrvɔːzni/
nervous (anxious)
çekim: karşılaştırma nervóznejší · üstünlük najnervóznejší
zıt: pokojný
aile: nervózne, nervóznosť
Verte mi, mal som obavy, lebo som porušoval predpisy. — İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.

Etimoloji

From telaş (“hurry, excitement, nervousness, panic, commotion”) + -lı.

Örnek Cümleler

O telaşlı.
It's disconcerting.
O telaşlıydı.
That was disconcerting.
Bugün telaşlı.
Today is hectic.
Tom çok telaşlı.
Tom's very fussy.
Biz telaşlı değiliz.
We're not fussy.
Tom oldukça telaşlı.
Tom is quite fussy.
İşler biraz telaşlı.
Things got a bit hectic.
Telaşlısın, değil mi?
You're fussy, aren't you?
Tom telaşlı görünüyor.
Tom seems flustered.
Tom telaşlı, değil mi?
Tom's fussy, isn't he?
Tom telaşlı bir bebekti.
Tom was a fussy baby.
Tom hiç telaşlı değildi.
Tom never was fussy.
telaşlı ile daha fazla örnek cümle →