sapıklık

noun
C2 seviye
TR → EN
"sapıklık" kelimesinin İngilizcesi: perversion, aberration, anomaly, perversion, wrong. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelperversionnoun
Genelaberration
Genelanomaly
Genelperversion
Genelwrong

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)sapıklığı
Yönelme (-e)sapıklığa
Bulunma (-de)sapıklıkta
Çıkma (-den)sapıklıktan
Tamlayan (-in)sapıklığın
Çoğul (-ler)sapıklıklar

Tanım

•Sapık olma durumu veya sapıkça davranış
•Sapık olma durumu
•Sapıkça davranış

Diğer Dillerde

anomaly
çekim: çoğul Anomalien · tamlayan Anomalien
eş: Abweichung, Asymmetrie, Abnormität, Ausnahme, Unregelmäßigkeit, Regelwidrigkeit
Es ist eine Art von Stalking mit Erlaubnis. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
Fransızcaanomalie, avoir tort, crime, dans l'erreur, erroné, fautif (dişil) /a.nɔ.ma.li/
anomaly
çekim: çoğul anomalies
köken: Ultimately a borrowing from Ancient Greek ἀνωμαλία (anōmalía).
C'est en quelque sorte du harcèlement autorisé. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
to abuse, to betray · to misuse · to get clever, to get smart, to wise up
çekim: geçmiş abusé · ortaç abusado · şimdiki abusa
eş: aprovecharse, atropellar, caribear, forzar, maltratar, violar
köken: From abuso + -ar.
aile: abusador, abusar de
Es como acechar con permiso. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
anomaly · abnormality · quirk
çekim: çoğul anomalie
eş: aberrazione, anormalità, bizzarria, deviazione, difformità, eccezione
Sono uno stalker autorizzato praticamente — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
Rusçaненормальность, помешательство (dişil) /nʲɪnɐrˈmalʲnəsʲtʲ/
abnormality, irregularity · insanity
çekim: çoğul ненорма́льности · tamlayan ненорма́льности
köken: ненорма́льный (nenormálʹnyj) + -ость (-ostʹ)
Это похоже на преследование, только мы получали предварительное согласие. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
Arapçaخَاطِئ, خَطَأ, شُذُوذ, ظَلَمَ, عَيْب خِلْقِيّ, مُخْطِئ
هذا أشبه ما يكون بترصد مع إذن. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
Farsçaبیهنجاری, غلط, ناهنجاری /ɣa.ˈlat/
wrong · incorrect · mistaken
çekim: çoğul غلطها
köken: Etymology tree Arabic غَلَط (ḡalaṭ)bor. Persian غلط Borrowed from Arabic غَلَط (ḡalaṭ).
aile: غلطانیدن, غلتانیدن, غلطان, غلتان, غلطک, غلتک, غلتنگ, غلطبان
Azericesəhv, yanlış /sæf/
error, mistake
çekim: çoğul səhvlər · tamlayan səhvin
köken: From Arabic سَهْو (sahw).
aile: səhv salmaq, səhv-sühv
səhv buraxmaq
Böyük səhv elədin.
Kazakçaауытқушылық, теріс
wrong, incorrect, erroneous · negative · perverse
zıt: оң
köken: From Proto-Turkic *ters (“adverse; opposite; wrong; north”). Cognate with Old Uyghur [script needed] (ters, “adverse; difficult”), Kyrgyz тескей (teskey, “northern slope”), Southern Altai терс (ters, “opposite”), Uzbek terskay (“northern slope; opposite”), Azerbaijani tərs, Turkish ters, etc.
Felemenkçeabnormaliteit, afwijking, benadelen, fout, foutief, kwaad (dişil) /ˌɑp.nɔr.maː.liˈtɛi̯t/
abnormality
eş: abnormiteit
köken: From abnormaal + -iteit.
Het is een soort stalken met toestemmming. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
the inside of an item of clothing
çekim: çoğul avessos
köken: Inherited from Latin āversus.
aile: ao avesso, do avesso, às avessas
É como seguir alguém com autorização. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
offence (UK), offense (US) (unjust or illegal act)
çekim: çoğul αδικήματα · tamlayan αδικήματος
Η διεστραμμενη καρδια θελει αποβληθη απ' εμου τον πονηρον δεν θελω γνωριζει. — Uzak olsun benden sapıklık, Tanımak istemem kötülüğü.
Japoncaよくない, 不適切な, 不適当な, 例外, 具合が悪くて, 悪い /ɾe̞ːɡa̠i/
exception
私達はこれらを 最初の質問の為に行いました — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
'그르다'의 관형사형.
허가 받고 스토킹하는 것 같아요. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
İsveççeanomali, avvikelse, fel, felaktig, inkorrekt /anʊmaˈliː/
an anomaly
çekim: çoğul anomalier · tamlayan anomalis
Det är lite som att förfölja någon med tillåtelse. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
wrong, erroneous, incorrect, mistaken, false (being mistaken or containing mistakes) · distracted (characteristic of a person who is tired, sick, or confused) · synonym of nieprzytomny
çekim: karşılaştırma bardziej błędny · üstünlük najbardziej błędny
eş: niepoprawny, niewłaściwy
zıt: bezbłędny, poprawny, arastny, arcydobry, ach i och, ambrozyjski
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰlendʰ-der. Proto-Balto-Slavic *blandás Proto-Slavic *blǫdъ Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Proto-Slavic *blǫdьnъ Old Polish błędny Polish błędny Inherited from Old Polish błędny. By surface analysis, błąd + -ny.
aile: bezbłędny, błędnawy, błędne koło, błędnodruk, błędność, błędny ognik, błędny rycerz, nerw błędny, chodzić jak błędna owca
To było coś w rodzaju prześladowania za ich przyzwoleniem. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
błędny wzrok
błędne spojrzenie
Ukraynacaанома́лія, ненорма́льність, непра́вильний
Hintçeअनुचित, अनैतिक, अन्याय, अन्यायपूर्वक, अशुद्ध, असंगति /ə.nʊ.t͡ʃɪt̪/
improper, unsuitable (not considered correct) · improper
zıt: उचित, ठीक, सही
köken: Learned borrowing from Sanskrit अनुचित (anucita).
aile: अनुचितता
अनुचित भिन्न
deformity, malformation
çekim: çoğul epämuodostumat · tamlayan epämuodostuman
köken: epä- + muodostua + -ma
aile: epämuodostumaoppi, valtimo-laskimoepämuodostuma
Nurja sydän väistyköön minusta; pahasta minä en tahdo tietää. — Uzak olsun benden sapıklık, Tanımak istemem kötülüğü.
anomaly (deviation from norm)
çekim: çoğul anomálií · tamlayan anomálií
eş: odchylka, abnormalita
Srdce převrácené odstoupí ode mne, zlého nebudu oblibovati. — Uzak olsun benden sapıklık, Tanımak istemem kötülüğü.
wrong
köken: Past participle of greși.
aile: negreșit
E un fel de urmărire cu permisiune. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
Macarcaanomália, árt, becstelenség, belső, belül lévő, belülre való /ˈɒnomaːlijɒ/
anomaly
çekim: çoğul anomáliák
köken: From Latin anomalia, from Ancient Greek ἀνωμαλία (anōmalía, “anomaly”), from ἀνώμαλος (anṓmalos, “uneven, irregular”), from ἀν- (an-, “not”) + ὠμαλος (ōmalos, “even”).
Ez egy fajta engedélyezett követés. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
İbraniceלא נכון
זה כמו לעקוב עם רשות. — Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
Latinceabnōrmālitās, abnōrmitās, anōmalia, erroneus, falsus, irrēgulāritās /ɛrˈroː.ne.ʊs/
wandering, straying, vagrant · wrong, erroneous
köken: Etymology tree Latin errō Latin -eus Latin errōneus From errō (“wanderer, vagabond”) + -eus.
Dancaforkert /fɔˈkeːˀrd/
wrong
köken: From the past participle to the archaic forkere (“change, turn, distort”), from Middle Low German vorkēren (“to turn in a wrong direction”), from Old Saxon far- + kerian (“to turn”), compare German verkehren (“to interact, turn in a wrong direction”) and verkehrt (“wrong”).
Han var også frimurer (se nedenfor). — Şii meşrebini sapıklık olarak görmüştür.
Norveççefeil, gal, galt, uriktig, vrang
Et falskt hjerte skal vike fra mig, den onde vil jeg ikke vite av. — Uzak olsun benden sapıklık, Tanımak istemem kötülüğü.
Endonezcekeliru, salah /ˈsalah/
false: · based on factually incorrect premises · not well founded; not firm or trustworthy; erroneous
çekim: karşılaştırma lebih salah · üstünlük paling salah
zıt: benar, betul
köken: Etymology tree Malay salah Indonesian salah Inherited from Malay salah, from Proto-Malayic *salah, from Proto-Malayo-Polynesian *salaq.
aile: bersalah, bersalah-salahan, bersalahan, kesalahan, mempersalah, mempersalahkan, menyalah, menyalahi, menyalahkan, salah-salah
Aku tak mau berlaku curang dan tak mau terlibat dalam kejahatan — Uzak olsun benden sapıklık, Tanımak istemem kötülüğü.
Vietnamcakhông đúng, không tốt, sai, sự bất thường, xấu /saːj˧˧/
not right, correct or proper; wrong, incorrect, improper, inaccurate, imprecise, erroneous, etc.
zıt: đúng
köken: Sino-Vietnamese word from 差 (“difference; discrepancy”).
Lòng gian tà sẽ lìa khỏi tôi; Tôi sẽ chẳng biết sự ác. — Uzak olsun benden sapıklık, Tanımak istemem kötülüğü.
làm sai
Làm sai thì phải nhận.
Tao (làm) sai hai câu.

Etimoloji

From sapık + -lık.

Örnek Cümleler

İşte bu uzak sapıklıktır.
This is the farthest limit of going astray.
Sapıklık falan yok bende.
I am not in error.
İşte derin sapıklık budur!
This is the farthest limit of going astray.
İşte derin sapıklık budur.
That is the limit of going astray.
İşte besbelli sapıklık budur.
That is the limit of going astray.
Onlar açık bir sapıklıktadır.
They wander (astray) in clear error.
İşte asıl uzak sapıklık budur.
This is the farthest limit of going astray.
İşte bu, en uzak bir sapıklıktır.
That is the limit of going astray.
Bir nevi izinli sapıklık yapıyoruz.
It's kind of like stalking with permission.
"Eşcinsellik bir sapıklık değildir.
"Homosexuality is not a perversion.
Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
They wander (astray) in clear error.
Şii meşrebini sapıklık olarak görmüştür.
For He has regarded the lowly state of His maidservant.”
sapıklık ile daha fazla örnek cümle →