Ana içeriğe geç
Sözlük
/
vekillik

vekillik

"vekillik" kelimesinin İngilizcesi: proxy, regency. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelproxy
Genelregency

Tanım

isim: Vekil olma durumu; vekâlet, asalet karşıtı
Birinin yerine iş görme yetkisi
bakanlık

Diğer Dillerde

general agency, express authority to act within commercial trade with effect for the person owning a business (§ 49 HGB) · broad authorization
çekim: çoğul Prokuren · tamlayan Prokuren
köken: Borrowed from Italian procura around 1600.
aile: Prokurist, Einzelprokura, Gesamtprokura, Filialprokura
Das Wahlrecht war beschränkt.Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
Beobachter, die es gut mit Boer meinen, sagen, sie bekomme damit endlich die Prokura, den Laden vollends auf den Kopf zu stellen.
attorney-in-fact, proxy, authorised representative, authorised signatory
çekim: çoğul fondés de pouvoir
Hobbies, tâches de confiance – Vous pouvez aussi indiquer quels sont vos centres d’intérêt.Hobiler, vekillik – İlgi alanlarınızı da belirtebilirsiniz.
guardian (of a person) · agent; manager
çekim: çoğul apoderados
köken: From apoderar + -ado.
Eliminaron cualquier forma de autonomía restante.Kalan milletvekilliklerini bağımsızlar kazandı.
İtalyancadelega, mandatario, misura indiretta, reggenza (dişil) /ˈdɛ.le.ɡa/
proxy · delegation, delegacy
çekim: çoğul deleghe
eş: affidamento, attribuzione, autorizzazione, incarico, licenza, mandato
Pistacchi e noci venivano conservati nelle giare.Aşkale ve Tekman kaymakam vekilliklerinde bulundu.
разг. временное исполнение чьих-либо обязанностей
замещение должностиvekillik staj
ثم تألق مع للأهلي بعدما عاد إليه من فترة الإعارة.Bayar ise önce vekillikten sonra partiden istifa etti.
Azericevəkil /væˈkil/
lawyer · representative · proxy
çekim: çoğul vəkillər · tamlayan vəkilin
köken: Borrowed from Arabic وَكِيل (wakīl).
aile: xalq vəkili
vəkil müharibəsi
verbogen vorm van gevolmachtigd, voltooid deelwoord van volmachtigen
Het kiesrecht werd beperkt.Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
orange (having orange as its color)
çekim: çoğul laranjas
eş: alaranjado
köken: Etymology tree Proto-Austroasiatic *ŋaːmder.? Proto-Dravidian *nāram Proto-Dravidian *kāy Sanskrit नारङ्ग (nāraṅga)bor. Classical Persian نَارَنْگ (nārang)bor. Arabic نَارَنْج (nāranj)bor. Old Galician-Portuguese laranja Portuguese laranja Inherited from Old Galician-Portuguese laranja, from Arabic نَارَنْج (nāranj), from Persian نارنگ (nârang), from Sanskrit नारङ्ग (nāraṅga, “orange tree”),…
aile: alaranjar, cor de laranja, laranja-azeda, laranja-cravo, laranja-da-china, laranja-da-terra, laranja-doce, laranja-lima, laranja-mimosa, laranja-pera
Sua advogada francesa Suzanne Blum assumiu os poderes de procuradora após a morte de Eduardo.Edward'ın ölümünün ardından düşesin Fransız avukatı Suzanne Blum vekillik görevini üstlendi.
As ſobre-mãos ſe manifeſtaõ de principio, como hũa fava; porèm depois vem a creçer, & a fazerſe algũas vezes, como meya laranja.
mediator, conciliator
çekim: çoğul διαμεσολαβητές · tamlayan διαμεσολαβητή
Στις μέχρι τότε εκλογές δικαίωμα ψήφου είχαν μόνο οι άνδρες.Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
Japoncaプロキシ, プロクシ, 代理, 摂政 /pɯ̟ɾo̞kʲi̥ɕi/
a proxy, a proxy server
köken: Clipping of プロキシー (purokishī), in turn from English proxy.
これは制限選挙により投票権をもつ有権者が限られていたことでなりたっていた。Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
Korece대리, 프록시, 프록시 서버 /ˈtɛ(ː)ɾi/
deputy, proxy, substitute · proxy
köken: Sino-Korean word from 代理.
a mandate, a power of attorney
çekim: çoğul fullmakter · tamlayan fullmakts
köken: full + makt, like German Vollmacht
Fritidsintressen, förtroendeuppdrag – Du kan även lyfta fram dina intressen.Hobiler, vekillik – İlgi alanlarınızı da belirtebilirsiniz.
Lehçepełnomocnictwo, pośrednik, regencja (nötr) /pɛw.nɔ.mɔt͡sˈɲi.t͡stfɔ/
power of attorney (legal authorisation of one person to act as the agent of another) · power of attorney, letter of attorney (legal document allowing one person to act as the agent of another)
çekim: çoğul pełnomocnictwa · tamlayan pełnomocnictwa
eş: plenipotencja
köken: Etymology tree Polish pełnomocny Proto-Slavic *-nъ Proto-Indo-European *-eykos Proto-Balto-Slavic *-eikas Proto-Slavic *-ikъ Proto-Slavic *-nikъ Old Polish -nik Polish -nik Polish pełnomocnik Proto-Indo-European *-tusder. Proto-Slavic *-ьstvo Old Polish -stwo Polish -stwo Polish -ctwo Polish pełnomocnictwo From pełnomocnik + -ctwo.
Pomimo tego że SDP wystartowała w wyborach w 1917 to nie udało się jej uzyskać żadnego mandatu.1917 yılındaki seçimlere giren SDP hiç vekillik kazanamaz.
Не грав з 26 серпня до 27 грудня 2014 року з-за проблем зі здоров'ям.Vekillikten 27 Aralık 1920 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle ayrıldı.
agent (one who acts for, or in the place of, another, by authority from him)
çekim: çoğul asiamiehet · tamlayan asiamiehen
köken: asia (“matter, business, concern, issue”) + mies (“man”)
aile: asiamiesposti, elinkeinoasiamies, julkisasiamies, konkurssiasiamies, kuluttaja-asiamies, lapsiasiamies, matkailuasiamies, oikeudenkäyntiasiamies, oikeusasiamies, patenttiasiamies
Edustajalla on kuitenkin rajoitetut äänestysoikeudet.Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
mandate
çekim: çoğul mandáty · tamlayan mandátu
V něm zvítězili zastánci nezávislosti.Kalan milletvekilliklerini bağımsızlar kazandı.
Macarcahelyettes, megbízott /ˈhɛjɛtːɛʃ/
deputy, substitute, acting
çekim: çoğul helyettesek
köken: helyett (“instead of”) + -es (adjective-forming suffix)
aile: helyettesít
İbraniceשָׁלִיחַ
Valgretten var begrænset.Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
Kvinner hadde begrenset stemmerett.Vekillik seçimlerinde oy kullanma hakkı sınırlanmıştı.
Endonezcekabupaten, proksi /kabuˈpatɛn/
regency (the second-level administrative division in Indonesia)
çekim: çoğul kabupaten-kabupaten
köken: Borrowed from Javanese ꦏꦧꦸꦥꦠꦺꦤ꧀ (kabupatén), equivalent to ke- -an + bupati (“regent”). Doublet of kebupatian.
Ia duduk di Komite Industri, Penelitian dan Energi di Parlemen Eropa.İspanya'da Eğitim ve Bilim bakanlığı ve Avrupa Parlamentosu'nda vekillik yapmıştır.
Letoncauzdevums (eril) /uzdɛvums/
task, duty (that which someone is supposed to do, was asked, ordered to do; intended function) · problem, excercise (theoretical or practical activities designed to test and strengthen one's knowledge)
çekim: çoğul uzdevumi · tamlayan uzdevuma
köken: From uzdot (past stem: uzdev-) (“to give a task”) + -ums (with uzdot from uz- + dot (“give”)).
kuģa komandas reisa uzdevumi
bērnu audzināšanas uzdevumi
organizācijas uzdevums
Taycaตัวแทน /tua̯˧.tʰɛːn˧/
agent: one acting on behalf of another, called ตัวการ (dtuua-gaan, “principal”). · agency: the state of being an agent; the office of an agent; the relationship between an agent and the principal. · proxy; representative; replacement; substitute.
köken: From ตัว (dtuua, “body; form; person; self; etc”) + แทน (tɛɛn, “to replace; to substitute; to represent; etc”).

Örnek Cümleler

Kalan milletvekilliklerini bağımsızlar kazandı.
The remaining two seats were won by independents.
2 Ekim 1922 tarihinde vekillik görevinden istifa etti.
On 22 November 1922, he resigned his honorary colonelcy.
1917 yılındaki seçimlere giren SDP hiç vekillik kazanamaz.
In the 1917 elections the SDP was still unable to win any seats.
İhtiyar heyeti: Büyük Ustât’a hem vekillik hem de danışmanlık yapardı.
He made a powerful defence, and was acquitted with a censure and an admonition.
Uluslararası bölgesel parlamento vekillikleri ve temsilcilikler de bu kapsama dahildir.
International and local observers agree on that.
Halk şimdi, bunun sendika temsilcilerinin milletvekilliklerinde de olmasından korkuyor.
The public now fears that could also happen to the union representatives' mandates.
Edward'ın ölümünün ardından düşesin Fransız avukatı Suzanne Blum vekillik görevini üstlendi.
After Edward's death, the Duchess's French lawyer, Suzanne Blum, assumed power of attorney.
vekillik ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
başvekillikdava vekilliğiişveren vekilliğimilletvekilliği
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod