Ana içeriğe geç
Sözlük
/
hayasız

hayasız

"hayasız" kelimesinin İngilizcesi: immodest, abandoned, indecent. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelimmodest
Genelabandoned
Genelindecent

Tanım

sıkılmaz
utanmaz
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymayan, korkmayan

Diğer Dillerde

abandoned, unclaimed: not evidently belonging to anyone
Wir werden diesen schamlosen Mörder zur Rechenschaft ziehen.O hayasız katilden hesap soracağız.
herrenloses Damenfahrrad
Vor dem Eingang des Gebäudes wurde eine verdächtige herrenlose Tasche entdeckt.
Fransızcaabandonné, dévergondé, indécent (eril) /a.bɑ̃.dɔ.ne/
past participle of abandonner
çekim: çoğul abandonnés
aile: abandonnément
İspanyolcaabandonado, desenfrenado, desinhibido /abandoˈnado/
abandoned · dirty, sloppy, negligent
eş: dejado, descuidado, desidioso
köken: From abandonar.
İtalyancaabbandonato (eril) /ab.ban.doˈna.to/
past participle of abbandonare
çekim: çoğul abbandonati
eş: lasciato, trascurato, rifiutato, ripudiato, derelitto, orfano
aile: abbandonatamente
бесстыдный, бессовестный, наглый
ويظلم الشعب بعضهم بعضا والرجل صاحبه. يتمرد الصبي على الشيخ والدنيء على الشريف.İnsan insana, komşu komşuya haksızlık edecek. Genç yaşlıya, Sıradan adam onurlu kişiye Hayasızca davranacak.
subject past participle of atılmaq (“to be thrown”)
köken: From atıl- + -mış.
perverse, of loose morals, degenerate
çekim: karşılaştırma liederlijker · üstünlük liederlijkst
köken: A calque of German liederlich.
aile: liederlijkheid, verliederlijken
Portekizceindecente /ĩ.deˈsẽ.t͡ʃi/
indecent (offensive to good taste)
eş: indecoroso, obsceno
köken: From in- + decente.
Israfil não é nomeado no Qur'an (Corão) diferentemente de Jibrail (Gabriel) e Mikail (Miguel).Kur'an'da zinaya yaklaşılmaması gerektiği belirtilip, zina hayasızlık ve kötü bir yol olarak sayılmıştır.
Yunancaεγκαταλελειμμένος /eŋ.ɡa.ta.le.liˈme.nos/
passive perfect participle of εγκαταλείπω (egkataleípo): abandoned, forsaken, forlorn (deserted)
eş: παρατημένος, έρημος
Japoncaいやらしい
態度・様子が不愉快に感じられるさま。
"백성이 서로 학대하며 각기 이웃을 잔해하며 아이가 노인에게, 비천한 자가 존귀한 자에게 교만할 것이며"İnsan insana, komşu komşuya haksızlık edecek. Genç yaşlıya, Sıradan adam onurlu kişiye Hayasızca davranacak.
İsveççeövergiven
past participle of överge
çekim: karşılaştırma mer övergiven · üstünlük mest övergiven
Lehçenieobyczajny, nieprzyzwoity, opuszczony /ɲɛ.ɔ.bɘˈt͡ʂaj.nɘ/
indecent (not in keeping with conventional moral values)
çekim: karşılaştırma bardziej nieobyczajny · üstünlük najbardziej nieobyczajny
zıt: moralny, obyczajny
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *né Proto-Balto-Slavic *ne Proto-Slavic *ne Old Polish nie Old Polish nie- Polish nie- Proto-Slavic *obyčati Proto-Balto-Slavic *-ēˀjas Proto-Slavic *-ějь Proto-Slavic *obyčajь Polish obyczaj Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Polish -ny Polish obyczajny Polish nieobyczajny From nie- + obyczajny.
aile: nieobyczajność
improper, unsuitable (not considered correct) · improper
zıt: उचित, ठीक, सही
köken: Learned borrowing from Sanskrit अनुचित (anucita).
aile: अनुचितता
अनुचित भिन्न
past passive participle of hylätä
çekim: karşılaştırma hylätympi · üstünlük hylätyin
hylätty kaivos
hylätty laiva
Suljettu kahvila saa paikan tuntumaan hylätyltä.
Çekçeneslušný, nevázaný, opuštěný /ˈnɛsluʃniː/
indecent
çekim: karşılaştırma neslušnější · üstünlük nejneslušnější
köken: From ne- + slušný.
abandoned
köken: Past participle of abandona.
abandoned, neglected
ונגש העם איש באיש ואיש ברעהו ירהבו הנער בזקן והנקלה בנכבד׃İnsan insana, komşu komşuya haksızlık edecek. Genç yaşlıya, Sıradan adam onurlu kişiye Hayasızca davranacak.
discarded, forsaken · abandoned, deserted · bequeathed
köken: Perfect passive participle of dērelinquō.
Nactus es, ex perditis atque ab omnī nōn modo fortūna, vērum etiam spē dērelictīs cōnflātam, improbōrum mānum.
indecent
çekim: karşılaştırma mere uanstændig · üstünlük mest uanstændig
köken: From u- + anstændig. Compare German unanständig.
aile: uanstændighed
Norveççeløssluppen
Vietnamcaphóng đãng, truỵ lạc, trụy lạc /fawŋ͡m˧˦ ʔɗaːŋ˦ˀ˥/
debauched, indulgent, without constraint or discipline
köken: Sino-Vietnamese word from 放蕩.
unbridled, unreined · unimpeded, unbounded, lacking limits (of effect, process) · wild, violent, rampant
çekim: karşılaştırma необузда́ни
köken: не- (ne-, negating particle) + обузда́н (obuzdán, “bridled”)
Slovencenespodoben
Taycaร้าง /raːŋ˦˥/
abandoned; deserted
köken: Cognate with Northern Thai ᩁ᩶ᩣ᩠ᨦ, Khün ᩁ᩶ᩣ᩠ᨦ, Isan ฮ้าง or ฮ่าง, Lao ຮ້າງ (hāng), Lü ᦣᦱᧂᧉ (haang²), Shan ႁၢင်ႉ (hâ̰ang), Ahom 𑜑𑜂𑜫 (haṅ).

Örnek Cümleler

Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.
It is immoral, and an evil way.
Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka.
And live with them honourably.
Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.
The prayer prevents indecencies and evils.
De ki: "Şüphesiz Allah, 'çirkin hayasızlıkları' emretmez.
Say to them: "God never enjoins a conduct that is shameful.
Muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.
The prayer prevents indecencies and evils.
Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.
And do not go near fornication, as it is immoral and an evil way.
Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin.
Live with them with tolerance and justice even if you do not care for them.
[17:32] Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur.
(17:32) Do not approach (the bounds of) adultery.
Sizden kim açık bir hayasızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır.
Whoever of you commits a proven indecency, the punishment for her will be doubled.
Kavmine şöyle demişti: Göz göre göre hala o hayasızlığı yapacak mısınız?
You stoop to the shameful whereas you can see?”
Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor.
Satan threatens you with want, and orders you (to commit) shameful acts.
Çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur.
It is immoral, and an evil way.
hayasız ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod