derme çatma

/deɾ.me t͡ʃatˈma/
adj
TR → EN
"derme çatma" kelimesinin İngilizcesi: makeshift, temporary, ramshackle, shoddy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelmakeshiftadj
Geneltemporaryadj
Genelramshackleadj
Genelshoddyadj

Tanım

•değersiz gereçlerle özensiz olarak yapılmış
•değersiz şey
•gelişigüzel toplanmış, aralarında uygunluk bulunmayan
•Baştan savma yapılmış, dayanıksız, çürük, değersiz gereçlerle özensiz olarak yapılmış
•Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan
•Gelişigüzel toplanmış, aralarında uygunluk bulunmayan

Diğer Dillerde

Almancabillig, minderwertig, Reißwolle, schäbig, schlampig, temporär /ˈbɪlɪç/
appropriate, meet, fair · cheap (low-priced) · cheap (of low quality, mediocre)
çekim: karşılaştırma billiger · üstünlük am billigsten
eş: preiswert, günstig, preisgünstig, wohlfeil, minderwertig
zıt: teuer, hochpreisig, edel, hochwertig
köken: From Middle High German billich, from Old High German billīh (“appropriate”), from a suffixed form of Proto-West Germanic *bil(i) (“merciful, kind, decent, fair”).
aile: spottbillig
Also ging ich zu diesem dunklen, weitläufigen Apartment und sie rief mir von ihrem aus Bett zu. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Die Strafe ist billig und recht.
In Deutschland sind Lebensmittel billiger als in andern europäischen Ländern.
Das Vorgehen der Regierung ist ein billiges Ablenkungsmanöver.
past participle of effilocher
Je me suis donc présenté dans ce sombre appartement de New York, et elle m'a appelé, elle était au lit. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
coarse, rough · crude · rude, uncouth
eş: basto, grosero, tosco, basto, tosco, vil
köken: From Late Latin burdus (“bastard, mule”), probably of Celtic origin.
Es como un refugio improvisado o algo.. — Derme çatma bir sığınağa benziyor.
verdaderos burdos
İtalyancascadente, temporaneo /skaˈdɛn.te/
of poor quality, of low quality, shoddy · poor, low, bad, sleazy
eş: inferiore, inetto, mediocre, di cattiva qualità, di seconda scelta, difettoso
Così mi sono presentato in questo cupo, sconnesso appartamento di New York, e mi ha convocato, ed era a letto. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Rusçaвре́менная рабо́тница, вре́менная сотру́дница, вре́менный, вре́менный рабо́тник, вре́менный сотру́дник, дрянно́й
Ну, когда я закончил, она была похожа на лачугу. — Daha ziyade derme çatma bir kulübe olmuştu bitirdiğimde.
Arapçaمُؤَقَّت
و ذهبت إلى تلك الشقة المظلمة المتزعزعة في نيويورك، — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Farsçaزمانهور
Azericemüvəqqəti, ötəri, ötücü, sürəksiz
temporary
çekim: karşılaştırma daha müvəqqəti · üstünlük ən müvəqqəti
zıt: daimi, sürəkli
köken: From Arabic مُوَقَّت (muwaqqat) + -i.
Kazakçaуақытша
temporary
köken: уақыт (uaqyt) + -ша (-şa).
Felemenkçenagemaakt, tijdelijk
past participle of namaken
Dus dat is het volume waar het ons om gaat. — Derme çatma bir sığınağa benziyor.
Portekizceruim, temporário /ʁuˈĩ/
unpleasant · evil
çekim: karşılaştırma pior · üstünlük o pior
eş: ruinzão
köken: From ruína, or from a Vulgar Latin root *ruīnus, ultimately from Latin ruīna. Compare Galician ruín, Spanish ruin, Catalan roí, French ruine.
aile: coisa-ruim, ruimente, ruimmente, ruindade, sangue ruim
Bem, parecia uma barraca quando acabei. — Daha ziyade derme çatma bir kulübe olmuştu bitirdiğimde.
Que mulher ruim, jogou minhas coisa fora / Disse que em sua cama eu não deito mais não
Yunancaκακής ποιότητας, προσωρινός, φτηνός
temporary, provisional
köken: Composed of προσ- (pros-) + ώρα (óra) + -ινός (-inós).
Εδώ μπορείτε να δείτε τα αυτοσχέδια κρεβάτια, σκεπάσματα και άδειες κονσέρβες φαγητού. — Burada derme çatma bir yatak, battaniye... ...ve boş yemek kutularını görüyorsunuz.
Japonca一時的な, 劣等な, 暫くの, 暫時の, 見掛け倒しの
彼女はベッドの中から私に話しかけました — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Korece일시적인, 재생모, 조잡하다
그를 만나기 위해 어둡고 정신없는 뉴욕의 아파트로 찾아 갔습니다. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
sloppy, careless (careless or imprecise)
çekim: karşılaştırma slarvigare · üstünlük slarvigast
köken: slarv + -ig
Söndag är de boende kom till mig folk psykologi vid vallokalsundersökningarna — Pazar sakinleri bana geldi halkların anketler psikoloji derme çatma kaçtı.
Hon blir alltmer slarvig i sitt arbete
Undersökningen avslöjade slarviga övervakningsförfaranden
Slarviga människor handlar utan tillbörlig omsorg
bad (not good) · synonym of wadliwy · lame
eş: niedobry, marny, niedoskonały, lichy, nie najlepszy, zły
köken: Etymology tree Proto-Slavic *kъpъ Polish kiep Proto-Indo-European *-iskos Proto-Balto-Slavic *-iškas Proto-Slavic *-ьskъ Old Polish -ski Polish -ski Polish kiepski From kiep + -ski.
Cóż, kiedy skończyłem wyglądało jak malutka rozklekotana szopa. — Daha ziyade derme çatma bir kulübe olmuştu bitirdiğimde.
Ukraynacaпли́нний, тимчасо́вий
Hintçeअस्थायी /əs.t̪ʰɑː.jiː/
impermanent, unstable, transient; prone to moving · temporary
zıt: स्थायी, मज़बूत
köken: अ- (a-) + स्थायी (sthāyī).
मैं अस्थायी शिक्षक हूँ इस विद्यालय में।
substandard, base (of inferior quality)
çekim: karşılaştırma ala-arvoisempi · üstünlük ala-arvoisin
köken: ala- + arvoinen
aile: ala-arvoisesti, ala-arvoisuus
Tässä voitte nähdä heidän tilapäis-sängyn, peitot ja tyhjät säilykeruokapurkit. — Burada derme çatma bir yatak, battaniye... ...ve boş yemek kutularını görüyorsunuz.
Çekçedočasný /ˈdot͡ʃasniː/
temporary
çekim: karşılaştırma dočasnější · üstünlük nejdočasnější
eş: provizorní, přechodný
zıt: trvalý
köken: From do- + čas + -ný.
A tak jsem se objevil v temném, rozházeném bytě v New Yorku a ona si mě přivolala, byla v posteli. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Rumenceinterimat, temporar (nötr)
interim
çekim: çoğul interimate · tamlayan interimatului
köken: Borrowed from French intérimat.
Aşa că m-am prezentat în acest apartament întunecat şi întortocheat şi ea m-a strigat, era în pat. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Macarcaátmeneti, ideiglenes /ˈaːtmɛnɛti/
temporary, interim, transient
köken: átmenet + -i (adjective-forming suffix)
aile: átmenetileg, átmenetiség
Nem érdekel, mi a élünk, van egy jó munkát, majd és a professzor a sária A vasárnapi a lakók hozzám népek — Pazar sakinleri bana geldi halkların anketler psikoloji derme çatma kaçtı.
Latincemalefactus, scadens, temporālis, temporārius
harmed
köken: From Proto-Italic *maledfaktos, perfect passive participle of malefaciō.
Dancamidlertidig, skod, vikar /ˈmiðˀlʌˌtiðˀi/
temporary, transitory, interim
köken: From imidlertid + -ig. See imidlertid
aile: midlertidighed
Norveççeslurvet, slurvete
Vietnamcalâm thời, tạm thời /ləm˧˧ tʰəːj˨˩/
provisional, temporary
köken: Sino-Vietnamese word from 臨時.
Và tôi đến nhà vào buổi tối, lang thang đến căn hộ ở New York, và bà ấy gọi tôi, bà đang ở trên giường. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Bulgarcaвре́менен, долнопробен
И така, появих се в този тъмен, разхвърлян нюйоркски апартамент, тя ме извика, беше в леглото. — Böylece o karanlık, derme çatma apartmana gittim ve
Slovencezačasen
Za predprostorom je bila običajno tridelna notranja Cela. — Termal kaynak çevresinde eskiden derme çatma kaplıca yapıları bulunuyordu.

Etimoloji

By surface analysis, der- (“to gather”) + -me + çat- (“to stack, to pile, to prop together”) + -ma, literally “gathered and piled together”.

Örnek Cümleler

Tom derme çatma bir evde yaşıyor.
Tom lives in a hovel.
Derme çatma bir sığınağa benziyor.
It's like a makeshift shelter or something.
Sami derme çatma bir barınakta yaşıyordu.
Sami lived in a makeshift shelter.
Sami, Kahire'de derme çatma bir klinik kurdu.
Sami set up a makeshift clinic in Cairo.
Daha ziyade derme çatma bir kulübe olmuştu bitirdiğimde.
Well it looked like a little shanty shed when I'd finished.
(Onlar) Şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur.
They will be one more army vanquished among the many routed hordes.
Doğrusu, onların ahiret hakkındaki bilgileri derme-çatmadır.
Still less do they comprehend the life to come.
Anne, derme çatma çadırdan evinde yorgun ve bitkin görünüyor.
The mother looks tired and worn in her makeshift tent home.
Başka bir deyişle, derme çatma kalsın ve çok fazla mükemmel olmasın.
In other words, keep it rough, and don't perfect it too much.
Burada derme çatma bir yatak, battaniye... ...ve boş yemek kutularını görüyorsunuz.
Here you can see their makeshift bed, blanket and empty tins of food.
Sadece derme çatma bir cami ve gönüllü doktorların kullandığı bir çadıra dokunulmadı.
Only a makeshift mosque and a tent used by volunteer doctors were left intact.
Derme çatma bir kar barınağı inşa ederek kardeşini kurtarmaya çalışır, ancak Gummi dirilemez.
He attempts to save his brother by building a makeshift snow shelter, but Gummi does not revive.
derme çatma ile daha fazla örnek cümle →