damar
"damar" kelimesinin İngilizcesi: vein, streak, vein, vein, vein. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Tıpveinnoun
Genelstreak
Genelvein
Genelvein
Genelvein
Tıpblood vesselnoun
Genelblood vessel
Genelblood vessel
Genelblood vessel
Görsel




Çekim Tablosu
Belirtme (-i)damarı
Yönelme (-e)damara
Bulunma (-de)damarda
Çıkma (-den)damardan
Tamlayan (-in)damarın
Çoğul (-ler)damarlar
Tanım
•isim, anatomi: Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal
•Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi
•Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı
•mecaz: Soy, yaradılış
•mecaz: Kuvvetle kendini gösteren huy, tabiat, hâkim özellik
•bitki bilimi: İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru
Atasözü & Deyim
“İnsan çeşit çeşit, yer damar damar”
“Akacak kan damarda durmaz”
“Her damardan kan alınmaz”
Diğer Dillerde
AlmancaAder (dişil) /ˈʔaːdɐ/
blood vessel · a vein of metallic ore that lies within definite boundaries, or within a fissure · gift, disposition
çekim: çoğul Adern · tamlayan Adern
eş: Blutgefäß, Blutbahn, Blattader, Nerv, Blattnerv, Kapillare
köken: From Middle High German āder, from Old High German ādra, from Proto-West Germanic *ādrā. Akin to Saterland Frisian Äddere, Danish åre, Dutch ader, English edder, Middle English edre and Icelandic æð (from Old Norse æðr).
aile: Äderlein, Blutader, Geäder, Pulsader, Schlagader, Spannader
Gefäßpflanzen (92) — Damarsız bitkiler (92)
FransızcaPrénom masculin
Plantes vasculaires (799) — Damarlı bitkiler (799)
İspanyolcacorrer desnudo, filón, geómetra, racha, raya, rayar (eril) /fiˈlon/
lode, vein · gold mine
çekim: çoğul filones
köken: Borrowed from French filon, from Italian filone.
Por lo es una vena. ~Pausa~ — Yani bir damar.
İtalyancastriatura, striscia, venatura (dişil) /stri.aˈtu.ra/
striation · streak · blotch
çekim: çoğul striature
- Queste cose sembrano vene. — -Bu şeyler damar gibi.
vein
çekim: çoğul ве́ны · tamlayan ве́ны
Итак, это вена. — Yani bir damar.
Arapçaعِرْق, وَرِيد
بحيث يتم على المنوال. — Yani bir damar.
Azericedamar, vena /dɑˈmɑr/
vein, blood vessel · character, temperament
çekim: çoğul damarlar · tamlayan damarın
köken: From Proto-Turkic *tamur, *damor.
Kazakçaкөк тамыр
Özbekçetomir, vena tomiri
Felemenkçeader, herfstbremspanner, nerf, streep (dişil) /ˈaː.dər/
vein · any narrow and long passageway essential to a larger networked system such as roads
çekim: çoğul aders
eş: vene
köken: From Middle Dutch ādere, from Old Dutch *āthera, from Proto-West Germanic *ādrā.
aile: aderlaten, aderontsteking, aderslag, aderverkalking, aderverwijding, aderwand, bloedader, geaderd, goudader, hartader
Vaatplanten (799) — Damarlı bitkiler (799)
vein (vein-like salience on a surface)
çekim: çoğul nervuras
Então é uma veia. — Yani bir damar.
nerve · string-like or fiber-like main supporting part of an object · sinew, nervous energy
çekim: çoğul νεύρα · tamlayan νεύρου
köken: From Ancient Greek νεῦρον (neûron).
aile: νεύρα, νευρική ανορεξία, νευρικός, νευρογενής ανορεξία
Μη-αγγειώδη φυτά (92) — Damarsız bitkiler (92)
linear mark; abrasion; scratch; streak
肺から送りだされる酸素の20%と — Bunlar kan damarlarıdır.
Korece정맥 /t͡ɕʌ̹ŋmɛk̚/
vein
zıt: 동맥
köken: Sino-Korean word from 靜脈, from 靜 (“still”) + 脈 (“pulse”), an orthographic borrowing from Japanese 静脈(じょうみゃく) (jōmyaku)
이게 정맥인데 — Yani bir damar.
vein, blood vessel · vein in a leaf · vein, strain of mineral in the ground and in stone
çekim: çoğul ådror · tamlayan åders
köken: From Old Swedish aþra/adher (Old Norse æðr), from Proto-Germanic *ēþrǭ. Cognate with Old English ǣdre, Danish åre, Norwegian åre, German Ader and Dutch ader.
aile: blodåder, guldåder, källåder, portåder, pulsåder, vattenåder, åderbinda, åderbråck, åderförfettning, åderförkalkad
-De här sakerna ser ut som vener. — -Bu şeyler damar gibi.
streak (continuous series of events)
çekim: çoğul passy · tamlayan passy
eş: seria, ciąg
köken: Etymology tree French passebor. Polish passa Borrowed from French passe.
To jest żyła. — Yani bir damar.
Fincejänönvihmamittari, juonne, juova, juovittaa, ketju, laskimo /ˈjuo̯nːeˣ/
vein (stripe or streak of different color or composition in a material) · a line on a (human) face; furrow · seam (thin stratum, especially of an economically viable material such as coal or mineral)
çekim: çoğul juonteet · tamlayan juonteen
köken: juontaa + -e
aile: juonteikas, gneissijuonne, sivujuonne
Ei-putkilokasvit (92) — Damarsız bitkiler (92)
Çekçežíla (dişil) /ˈʒiːla/
vein
çekim: çoğul žíly · tamlayan žíly
eş: véna, tatar
köken: Inherited from Old Czech žíla, from Proto-Slavic *žila.
Obě jsou žíly. — Bu damarlar vardır.
vein, or blood vessel in general · sinew; also muscular or connective tissue of different kinds or in general, such as muscle, cartilage, ligament, tendon, etc. · shank, calf, lower leg (between the knee and ankle)
çekim: çoğul vine · tamlayan vine
köken: Inherited from Latin vēna, of uncertain Proto-Indo-European origin. Doublet of venă, a borrowing.
Deci aceea este o venă. Venă pulmonară — Yani bir damar.
stripe, band
çekim: çoğul csíkok
köken: Uncertain.
aile: csíkos, csíkoz, csíkbogár, fénycsík, földcsík, kondenzcsík, mágnescsík
Ez az érhálózat. — Bunlar kan damarlarıdır.
İbraniceוְרִיד, עוֹרֵק
ועכשיו אנו חוזרים אל הלב. — Yani bir damar.
Latincevēna
Dancavene (nötr)
vein
çekim: çoğul vener · tamlayan venes
köken: Borrowed ultimately from Latin vēna; compare also French veine.
- De her tingester ligner vener. — -Bu şeyler damar gibi.
Norveççeåre, blodåre
Lokal bakgrunn og impulser utenfra. — Damar içi maddeler, damar dışına çıkar.
Endonezcepembuluh balik, pembuluh darah, urat /pəmˌbu.luh ˈba.lik/
vein (a blood vessel transporting blood towards the heart)
köken: Compound of pembuluh (“vessel”) + balik (“to go back; to flip”).
Jadi itu vena. — Yani bir damar.
a vein (blood vessel transporting blood towards the heart)
zıt: động mạch
köken: Sino-Vietnamese word from 靜脈, composed of 靜 (“still”) and 脈 (“vessel”), from Japanese 静脈 (jōmyaku), so called because veins do not pulsate.
aile: tĩnh mạch cửa
Đây là các mạch máu. — Bunlar kan damarlarıdır.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish طمر (damar, “vein”), from Proto-Turkic *tamïr (“vein, root”). Related to damlamak (“to drip”).
Deyimler
damardan girmek
damarı kurusun!
damarlarına işlemek
damarı depreşmek
damarına işlemek
damarları kabarmak
damarı kabarmak
Kelime Ailesi
damar daraltan
halkalı damar
kılcal damar
atardamar
bilek damarı
can damarı
cin damarı
damar görüntüleme
damar sertliği
damar tabaka
damar tıkanıklığı
damarı bozuk
gazel damarı
iletken damarlar
kalp ve damar cerrahisi
maden damarı
orta damar
toplardamar
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Damarıma basma.
Stop busting my balls.
Yani bir damar.
So that's a vein.
Damar hastalığı
Vascular disease
Damarlarla İlgili
Vascular
Kalp-damar sistemi
Cardiovascular system
Bu hak, damar oldu?
This was a vein, right?
Bu damarlar vardır.
These are veins.
Kan damarlarda akar.
Blood flows through the veins.
Şimdi bir damar var.
I'm now in a vein.
Damarlar kalp gidin.
Veins go to the heart.
Bunlar kan damarlarıdır.
This is the blood vessels.
Kanım damarlarımda dondu.
My blood froze in my veins.
Birleşik Kelimeler
damar aktarmadamar damardamardaraltandamargenişletendamar görüntülemedamar sertliğidamar tabakadamar tıkanıklığıatardamarhalkalı damarkalp ve damar cerrahisikılcal damarorta damartoplardamardamarı bozukbilek damarıcan damarıcin damarıgazel damarıkorku damarımaden damarısu damarışah damarıiletken damarlarodunsu damarlarodun damarları