Ana içeriğe geç
Sözlük
/
atardamar

atardamar

noun
TR → EN
"atardamar" kelimesinin İngilizcesi: artery, artery, artery, artery. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Tıparterynoun
Genelartery
Genelartery
Genelartery

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)atardamarı
Yönelme (-e)atardamara
Bulunma (-de)atardamarda
Çıkma (-den)atardamardan
Tamlayan (-in)atardamarın
Çoğul (-ler)atardamarlar

Tanım

•isim, anatomi: Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar; şiryan, arter

Diğer Dillerde

Almancaarterie (dişil)
artery
çekim: çoğul Arterien · tamlayan Arterien
eş: Pulsader, Schlagader
zıt: Vene
So, hier sind diese Arterien, die roten Röhren. — Öyleyse burada atardamarlar var, kırmızı tüpler.
Fransızcaartère, Artère (dişil) /aʁ.tɛʁ/
artery (“blood vessel”) · arterial, thoroughfare
çekim: çoğul artères
köken: Inherited from Old French artere, artaire, borrowed from Latin artēria, from Ancient Greek ἀρτηρία (artēría).
Donc vous avez ces artères ici, les tubes rouges. — Öyleyse burada atardamarlar var, kırmızı tüpler.
İspanyolcaarteria (dişil) /aɾˈteɾja/
artery
çekim: çoğul arterias
köken: Learned borrowing from Latin artēria, from Ancient Greek ᾰ̓ρτηρῐ́ᾱ (ărtērĭ́ā).
aile: arteria coronaria, arteria renal, arterial, arteriola, arteriología, arterioso
Esas son las arterias. — Onlar atardamar.
Rusçaанат. артерия
С этими двумя контейнерами крови не связаны никакие артерии. — Bu iki sıvı dolu kaba bağlı bir atardamar yok.
Arapçaشِرْيَان
إذا فالشرايين هي الأوعية الدموية القادمة ن القلب — Atardamarlar kaplten şıkan damarlardır kısaca.
artery
çekim: çoğul سرخرگها
Azericearteriya
artery
çekim: çoğul arteriyalar · tamlayan arteriyanın
Kazakçaартерия
Felemenkçeslagader, arterie
Dat zijn slagaders. — Onlar atardamar.
Yunancaαρτηρία (dişil) /aɾ.tiˈɾi.a/
artery (blood vessel) · arterial or main road
çekim: çoğul αρτηρίες · tamlayan αρτηρίας
eş: δρόμος
Είναι η μηριαία αρτηρία, αλλά δεν τη βλέπω. — Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum.
H πόλη έχει τρεις βασικές οδικές αρτηρίες.
Japonca動脈 /do̞ːmʲa̠kɯ̟/
an artery
馳 太(はせ ふとし) 巻之二から登場。 — Ele kan, iki atardamarla (arter) gelir.
Korece동맥 /ˈto̞(ː)ŋmɛk̚/
artery
köken: Sino-Korean word from 動脈, from 動 (“moving”) + 脈 (“pulse”), from an orthographic borrowing from Japanese 動脈 (dōmyaku).
자, 동맥은 심장에서 나오는 혈관입니다. — Atardamarlar kaplten şıkan damarlardır kısaca.
İsveççeartär, pulsåder
artery
çekim: çoğul artärer · tamlayan artärs
zıt: ven
aile: artärbråck
Blodtryck är det cirkulerande blodets tryck på kärlväggarna. — Kan basıncı, dolaşım sistemi atardamarları içindeki kanın basıncıdır.
Lehçetętnica (dişil) /tɛntˈɲi.t͡sa/
artery (blood vessel from the heart)
çekim: çoğul tętnice · tamlayan tętnicy
eş: arteria
köken: Etymology tree Proto-Slavic *tǫtъnati Polish tętnić Proto-Indo-European *-is Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-ih₂ Proto-Balto-Slavic *-kas Proto-Slavic *-ica Old Polish -ica Polish -ica Polish tętnica From tętnić + -ica.
aile: tętniczy
To są tętnice. — Onlar atardamar.
tętnica udowa
Ukraynacaарте́рія
Артерія не приєднується до цих двох контейнерів. — Bu iki sıvı dolu kaba bağlı bir atardamar yok.
Hintçeगलियारा, धमनी (eril) /ɡə.lɪ.jɑː.ɾɑː/
corridor, straight passageway, pathway
çekim: çoğul गलियारे
köken: From गली (galī, “alley”) + -यारा (-yārā).
Fincevaltimo /ˈʋɑltimo/
artery
çekim: çoğul valtimot · tamlayan valtimon
köken: valta- (“main”) + -imo. Coined by Finnish physician and philologist Elias Lönnrot in 1837; already in 1749, valtasuoni (valta + suoni) was used to mean “artery”.
aile: aivovaltimo, kallonpohjavaltimo, karotisvaltimo, kaulavaltimo, keuhkovaltimo, kidusvaltimo, koronaarivaltimo, kyynärvaltimo, munuaisvaltimo, napavaltimo
Markasiitti (FeS2) on sulfidimineraali. — Ele kan, iki atardamarla (arter) gelir.
Çekçetepna (dişil) /ˈtɛpna/
artery
çekim: çoğul tepny · tamlayan tepny
eş: arterie
Je to v hlavní tepně. Ale nevidím to. — Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum.
Rumencearteră (dişil)
artery
çekim: çoğul artere · tamlayan artere
köken: Borrowed from French artère, from Latin artēria, from Ancient Greek ἀρτηρία (artēría).
Este artera femurală. Dar nu pot s-o văd. — Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum.
Macarcaartéria, főútvonal, ütőér, verőér /ˈɒrteːrijɒ/
artery (efferent blood vessel from the heart)
çekim: çoğul artériák
köken: From Latin arteria, from Ancient Greek ἀρτηρία (artēría). With -éria ending.
aile: artériás, lépartéria, tüdőartéria, veseartéria
Szív katéterezésem volt, ahol a belső artériás pulmonális nyomást mérik, aminek 15 és 20 között kéne lennie. — Kalbime anjio yapıldı, akciğer atardamarımın basıncını ölçtüler.
İbraniceעוֹרֶק
הוא נפצע בעורק הירך .אבל אני לא מוצא אותו — Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum.
Latinceartēria
Dancaåre, arterie, pulsåre (nötr) /ˈɒːɒ/
vein (bloodvessel) · vein (e.g. with gold) · grain (in wood)
çekim: çoğul årer · tamlayan åres
köken: From Old Danish athræ, Old Norse ædr, from Proto-Germanic *ēþrǭ (“vein”). Related to German Ader.
Jeg har ikke flere I-V'er. — Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum.
Endonezcearteri, pembuluh nadi /arˈte.ri/
artery, · a major transit corridor
çekim: çoğul arteri-arteri
köken: From Dutch arterie, from Latin artēria (“windpipe, artery”), from Ancient Greek ἀρτηρία (artēría).
aile: arteri karotid, arteri karotis, arteri koroner, arteri primer, arteri pulmonal, arteri renalis, arteri temporal
Jadi arteri pembuluh darah dari jantung. — Atardamarlar kaplten şıkan damarlardır kısaca.
Vietnamcađộng mạch /ʔɗəwŋ͡m˧˨ʔ majk̟̚˧˨ʔ/
an artery (blood vessel from the heart)
zıt: tĩnh mạch, ven
köken: Sino-Vietnamese word from 動脈, composed of 動 (“moving”) and 脈 (“vessel”), from Japanese 動脈 (dōmyaku), so called because arteries pulsate.
aile: động mạch chủ, động mạch phổi, động mạch vành
Bạn có thể thấy các động mạch ngay đây nè, các ống màu đỏ này. — Öyleyse burada atardamarlar var, kırmızı tüpler.
Litvancaarterija (dişil) /ɐrʲˈtʲɛrʲɪjɛ/
artery
çekim: çoğul artèrijos · tamlayan artèrijos
Letoncaartērija (dişil)
artery (blood vessel taking oxygenated blood from the heart to the rest of the body) · one of the main roads
çekim: çoğul artērijas · tamlayan artērijas
köken: Via other European languages, ultimately borrowed from Latin artēria, itself borrowed from Ancient Greek ἀρτηρία (artēría, “windpipe, artery”).
aile: artēriju skleroze
plaušu artērija
deniņu artērija
miega artērija
Estoncaarter

Etimoloji

From atmak ("to throw") + damar (vein).

Örnek Cümleler

Kurşun atardamarı kesti.
The bullet cut through an artery.
Tom atardamarları tıkadı.
Tom has clogged arteries.
Bu iki sıvı dolu kaba bağlı bir atardamar yok.
There is no artery connected to these two tanks of fluid.
Öyleyse burada atardamarlar var, kırmızı tüpler.
So you have these arteries right over here, the red tubes.
Vücudun solunda brakiyosefalik atardamar bulunmaz.
There is no brachiocephalic artery for the left side of the body.
O devirde atardamarın hava taşıdığı düşünülüyordu.
He specified that the coffin would be air-tight.
Onlar atardamar. Ve sonra mavi olanlar da toplardamar.
Those are arteries. and then the blue ones are veins.
Kalbime anjio yapıldı, akciğer atardamarımın basıncını ölçtüler.
I could barely stand up without feeling like I was going to faint.
Bu darbeler, hiçbiri bir atardamara rast gelmediğinden etkili olmadı.
This despite the fact that none of them had played on the recording in question.
İlki dalağına, ikincisi ise göğsüne, ana atardamarlardan birine saplandı.
He top-scored in the first innings and was the second top-score (run out) in the second.
Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.
You'll just have to hold on.
Bu kabarıklıkların birincileri ana atardamar, ikincileri ise akciğer kapakçıkları içindir.
The former are called direct pulses, the latter sideband pulses.
atardamar ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
ana atardamar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod