can damarı
TR → EN
Tanım
•(mecaz) en önemli veya hassas nokta, bir şeyin yaşaması için en önemli araç
•En önemli veya hassas nokta, bir şeyin yaşaması için en önemli araç
Örnek Cümleler
Piyonlar oyunun can damarıdır.
Pawns are the lifeblood of the game.
Sonra onun can damarını keserdik.
Then cut off his aorta,
Sonra onun can damarını elbette keserdik.
Then cut off his aorta,
Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
Then cut off his aorta,
Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık).
Then cut off his aorta,
Daha az para ise, Bu sistem dışında can damarı emme gibi.
If there's less money, it's like sucking the lifeblood out of the system.
Depremde ülkenin can damarı sanayi tesisleri de büyük hasar gördü.
The Haitian art world also suffered great losses.
Castiglione'nin can damarı olan antik Prile Gölü'nden geriye pek bir şey kalmamıştır.
Nothing much remains of the ancient lake Prile that used to be Castiglione's lifeblood.