buruk
adj
TR → EN
"buruk" kelimesinin İngilizcesi: acrid, pungent, subacid, tart. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelacridadj
Genelpungentadj
Genelsubacidadj
Geneltart
Çekim Tablosu
Çoğul (-ler)buruğuz
Tanım
•sıfat: Burulmuş olan
•Tadı kekre olan (meyve)
•isim: Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi
•mecaz: Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse)
•isim: çarşaf
•duvak
Diğer Dillerde
present participle of beißen
eş: ätzend, penetrant, scharf, stechend, aggressiv, scharf
Aus deinen Blicken sprach dein Herz. — Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.
Fransızcaacide, Acide, aigre, sur, aigri, revêche, hargneux, aigre, aigri, hargneux, revêche /a.sid/
acid, acidic, sour, tart · acid, acidic
çekim: çoğul acides
köken: Borrowed from Latin acidus (“acid”), from aceō (“to be sour”).
aile: pluie acide
Si tu la regardes dans les yeux, tu es foutue. — Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.
İspanyolcaacerbo, acre, guarra, pelandusca, pungente, punzante /aˈθeɾbo/
acerb (bitter to the taste) · acerbic (sour or bitter) · biting, scathing, acerbic
köken: Borrowed from Latin acerbus.
aile: acerbamente, exacerbar
La película se basa en una historia de amor muy particular. — Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.
İtalyancaacido, aspro, caustico, crostata, donnaccia, mordace /ˈa.t͡ʃi.do/
acid
çekim: çoğul acidi
eş: acidulo, acre, agro, asprigno, aspro, inacidito
köken: From Latin acidus.
aile: acido acetico, acido acetilsalicilico, acido acrilico, acido adipico, acido antranilico, acido arachidonico, acido ascorbico, acido aspartico, acido barbiturico, acido benzoico
Essa era afflitta e innalzò la preghiera al Signore, piangendo amaramente — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
Rusçaблядь, е́дкий, ки́слый, ку́рва, о́стрый, пиро́г /blʲætʲ/
whore, slut, prostitute · bitch, slut, promiscuous person · general-purpose insult; compare shithead, bastard, etc.
çekim: çoğul бля́ди · tamlayan бля́ди
eş: сука, сучка, стерва, стервоза, стервозина, стервозница
köken: Inherited from Old East Slavic блѧдь (blędĭ), from Proto-Slavic *blędь (“error”), from *blęsti (“to talk nonsense, err”).
aile: блядосло́вник, бляду́н, вы́блядок, да блядь, кре́млядь, су́ка блядь
Под их взглядом всё стало загораться. — Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.
ходи́ть по блядя́м
за́сраная блядь
Farsçaتارت, ترش, زست /tu.ˈruʃ/
sour, tart (tasting acidic) · morose, stern · fermented
köken: Ultimately inherited from Proto-Iranian *tr̥fšah.
aile: ترشبا, ترشک, ترشی
Azericeturş
sour
çekim: karşılaştırma daha turş · üstünlük ən turş
köken: From Classical Persian تُرْش (turš).
sharp, able to cut easily · alert, on the ball · clever, intelligent, witty
çekim: karşılaştırma scherper · üstünlük scherpst
zıt: bot, flauw, onscherp, wazig
köken: From Middle Dutch scharp, scherp, from Old Dutch scarp, from Proto-West Germanic *skarp, from Proto-Germanic *skarpaz.
Hanna was vertwijfeld en huilde bittere tranen, terwijl zij tot de HERE bad. — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
sour; acid; sharp; tangy (of a taste) · cold; unfriendly (of a person)
çekim: karşılaştırma mais azedo · üstünlük o mais azedo
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese azedo, from Latin acētum (“vinegar”).
Tem um sabor azedo. — Buruk bir tadı vardır.
sharp, tart, tangy (taste, odour)
Και αυτη ητο καταπικραμενη την ψυχην και προσηυχετο εις τον Κυριον, κλαιουσα καθ' υπερβολην. — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
Japoncaタルト /ta̠ɾɯ̟to̞/
tart
köken: From French tarte.
よく見ると体が角張っている。 — Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.
Korece타르트
한나가 마음이 괴로와서 여호와께 기도하고 통곡하며 — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
a whore (prostitute) · a whore (promiscuous person, slut) · a whore (person offering themselves in some non-sexual capacity in a way perceived as indicating a lack of self-respect)
çekim: çoğul horor · tamlayan horas
köken: From Old Swedish hōra, from Old Norse hóra, from Proto-Germanic *hōrǭ, from Proto-Indo-European *kéh₂ros (“dear, loved”). Compare Danish hore, English whore, Dutch hoer, German Hure. Doublet of kär.
aile: horbock, horkarl, horklut, horunge, svennehora
och i sin djupa bedrövelse begynte bedja till HERREN under bitter gråt. — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
Han verkar hora ut sig till vilka tveksamma sponsorer som helst
Lehçecierpki, gryzący, kłujący, ostry, zgryźliwy, zjadliwy /ˈt͡ɕɛrp.ki/
acrid, sharp, tangy · acerbic, acrid, sharp · distressing, painful
çekim: karşılaştırma bardziej cierpki · üstünlük najbardziej cierpki
eş: przykry, zgryźliwy, złośliwy
köken: Etymology tree Proto-Slavic *tьrpъkъ Polish cierpki Inherited from Proto-Slavic *tьrpъkъ.
aile: cierpkawy, cierpkość
Zobacz, jak wygląda w środku . — Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.
sour, acid in taste · sour, peevish, irritable, grumpy, fretful, ill-tempered · acidic, acid
çekim: karşılaştırma happamampi · üstünlük happamin
köken: From Proto-Finnic *hap'oin (compare Estonian hapu), from Proto-Finno-Permic *šappa (compare Erzya чапамо (čapamo), Moksha шапама (šapama), Eastern Mari шопо (šopo)). The declension has been levelled to a plain m-stem with two variants happama- and happame- (see usage notes below for original dialectal distribution).
aile: hapahko, hapoinen, happamahko, happamaton, happamasti, happamesti, happamuus, happo, hapantua, hapata
Lähtö sujui ilman suurempia ongelmia, ja Hill veti letkaa. — Takımın havası buruktu ve Hill yarış dışı kalmıştı.
hapan mehu
Çekçeběhna, coura, čpavý, dortík, jedovatý, jizlivý (dişil) /ˈbjɛɦna/
tramp, floozie (promiscuous woman)
çekim: çoğul běhny · tamlayan běhny
eş: poběhlice, coura, šlapka, čubka, rajda, děvka
köken: From běhat + -na.
Má nasládlou chuť. — Buruk bir tadı vardır.
stinging (producing a painful stinging sensation) · pungent · sarcastic
köken: From înțepa + -ător.
Şi Ana se ruga Domnului cu sufletul amărît şi plîngea! — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
Macarcaárvégű, csípős, éles, fanyar, hegyes, prostituált /ˈt͡ʃiːpøːʃ/
biting, stinging (tending to bite or sting) · stinging (tending to cause a stinging sensation) · hot, spicy
çekim: karşılaştırma csípősebb · üstünlük legcsípősebb
köken: csíp (“to sting”) + -ős (adjective-forming suffix)
aile: csípősen, csípősség
És lelkében elkeseredve, könyörge az Úrnak, és igen sír vala. — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
A csípős csalánszőrök irritálják a bőrt.
csípős megjegyzés
Kint csípős volt a levegő.
Latinceacidus /ˈa.kɪ.dʊs/
sour, tart, acid, bitter · harsh, grating, rough, shrill · disagreeable, unpleasant; sharp, keen, pungent; sharp-tongued
çekim: karşılaştırma acidior · üstünlük acidissimus
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂eḱ- Proto-Indo-European *-éh₁ti Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éh₁yeti Proto-Indo-European *h₂eḱéh₁yeti Proto-Italic *akēō Latin aceō Proto-Indo-European *dʰeh₁-der. Proto-Italic *-iðos Latin -idus Latin acidus From aceō (“to be sour”) + -idus.
aile: acidē, aciditās, acidulus, dulcacidus, salmacidus, subacidus
Dancasyrlig
acidic, sour, tangy · acerbic, biting, sarcastic
çekim: karşılaştırma syrligere · üstünlük syrligst
köken: From sur or syre + -lig.
aile: syrlighed
"God dårlig smag". — Buruk bir tadı vardır.
Norveççehore, prostituert, tøs
og i sin hjertesorg bad hun til Herren og gråt sårt. — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
Endonezcetar /ˈtar/
alternative spelling of tir (chess pieces)
çekim: çoğul tar-tar
köken: Unknown.
Kepalanya masih terasa sedikit pusing. — Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.
to scold, to chide
An-ne lấy_làm sầu khổ trong lòng , vừa cầu_khẩn Ðức_Giê - hô-va , vừa tuôn tràn giọt lệ . — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
ngọt gắt
sour, vinegary (for taste) · pickled (for substance, product) · sulky, scowling
çekim: karşılaştırma по́-ки́сели · üstünlük на́й-ки́сели
köken: From Proto-Slavic *kysělъ, from an earlier *kypsělъ or from *kytsělъ.
aile: ки́селец, окисля́вам, киселе́я, ки́сели кра́ставички, киселина́, ки́село мля́ко, киселя́
Тя, прочее, преогорчена в духа си, се молеше Господу, и плачеше твърде много. — Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
axle (pin or spindle around which something, e.g. a wheel, rotates) · axis (a line with certain important properties)
çekim: çoğul asis · tamlayan asu
köken: From Proto-Balto-Slavic *aśís, from Proto-Indo-European *h₂eḱs-. Originally an i/n-stem, it became an i-stem in Baltic.
ratu ass
vagona ass
motocikla pakaļējā riteņa ass
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish بوروق (buruk); equivalent to bur- (“to twist, wring”) + -uk.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Buruk bir tadı vardır.
It leaves a bad taste.
Köksapı buruk ve acıdır.
I'm so bad and nasty.
Bu çikolatanın buruk bir tadı var.
This chocolate has a bittersweet taste.
Ve yüzler vardır o gün, asık/buruk,
And how many faces on that Day will be woe-begone
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.
She kept staring in silence.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.
The film involved a love story with a mystery.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardı
She was in bitterness of soul, and prayed to Yahweh, and wept bitterly.
Bürük[1] veya bilimsel adıyla Calystegia silvatica (syn.
The morning glory Calystegia silvatica (syn.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.
I look back on it and I'm fairly uncomfortable.
Bu da iki arkadaş arasında herkesin bildiği buruk bir uzaklaşmaya neden oldu.
He then became embroiled in a miserable quarrel between two ladies he knew.
Oda sıcaklığında, saydam açık sarı renge sahip bir sıvıdır ve buruk bir kokuya sahiptir.
At room temperature, it is a clear light yellow color liquid with an acrid odor.
Birleşik Kelimeler
buruk buruk